POMAKÇA

A

a: işte (a) Bazı cümlelerin başında kullanılır. “siga, asiga” “tova, atova”

a: ve, ya, yoksa (a) “A vie kak ste?: Ya siz nasılsınız?” vurgu için kullanılır.

a li?: öyle mi?

aba (kaka): abla

abà, aboa (aba): aba

abacîye (e), abaciyka (d), abacii (ç) (abaciya): abacı

abdés, aptés (aptes): abdest

abe ! (abe !): abe !

Abibe: öa. Habibe

abihóşdom (bt) (obhojdam): gezmek, seyahat etmek, yolculuk etmek

abiyskavom (bt) (poseştavam): aramak,

àbla, àblo (kàka): abla

abre (): a bre!

àcaba, àceba, àjeba (vsıştnost): acaba

acamalık (neopitennost): acemilik

acayîp, aceyîp (stranen, strahotno): acaip

acelé, ajelé, ajelá (bırzo, bırzina): acele

Aceliyuvi: Pomak soy ismi

acemîye (e), acemiyka (d) (acemiya- acemiyka): acemi

acemiyski, -a, -u (acemiyski, -a, -o): aceminin, acemiye ait, acemi şeyi

Acemuvi: Pomak soy ismi

acı, aci, acîye (1.lyut, gorçif, 2.bolka, mıka): acı

açigôz, açigôs (otrakan): açıkgöz

açik (otvoren, yasen): açık

açiklık, açiklok, açikloak (): açıklık, açık alan

açinki: göz

açîsten (mrısen, kirliv): kirli

adadisvam, adadîsa (posveştavam, otdavam): adamak

adàk (obet, kletva): adak

adalét (pravosıdie): adalet

adàm (mıj): adam

adamlık, adamlok, adamloak (çestnost): adamlık

adarles: bak adrales

Adarmanski: Pomak soy ismi

adàş (sıimennik): adaş

adayà (staya): oda

adbávem (bt): yok etmek, tahrip etmek

Adém, Demya, Demo: öa. Adem

adét (broy): adet, tane

adét (obiçay): âdet, gelenek

adglanâvom (bt): açlık çekmek

adgóre (bt) (otgore): yukarıdan, üstten

adî, adîye (loş): adi, kötü, fena

adî, adîye (obiknoven): adi, sıradan, bayağı, alışılmış

Adîl, Adîla: öa. Adil

Adilinka: Adilecik

adin (edin): bir, tek (rusça odin yazılır, adin okunur, yunanca a, bir tane: ena)

adin pa adin, adin po adin (edin po edin): birer birer

adin, anna, anno (e,d,n) (edin, edna, edno): bir

adiniyas (): birisi, bir tanesi

Adlina, Adilina, Delya, Lôna, Leyka: öa. Adile

admáhom (bt) (otmahvam) : defetmek, dağıtmak, bırakmak; bak utmaham

adna, adno (edna, edno): bir, bak: adin

adnoj, adnoş: bir kere, bak: annoaş

adrales, adarles (gergiovden): hıdrellez

Adramanovo konaçe: Adramanların konağı

adrés (adres): adres

adudól (bt) (otdol): altından, alttan, bak ududol

advón (bt) (otvın): dışından, dışarıdan bak: utvan

adya (batko): ağabey

afçár (bt) (ovçar): çoban bak: ofçar

afçîlnitsa (bt) (restorant): lokanta

àfferim (bravo): aferin

affetmek (izvinyavam, proştavam): af etmek

afif (lek): hafif

afiliye (e), afilinka (d) (pokazen) : çalımlı

Afiliyski: Pomak soy ismi

afkat, avokát (advokat): avukat

afta (bt) (sedmitsa): hafta, bak haftà

aftsá (bt) (ovtsa): koyun, bak ofsa

afûz, afûzin (e), afuzka (d) (afuz, afuzka): hafız

aga (aga): ağa, bey

Aga İsin Paşufsi: Pomak soy ismi

Aga Paşufsi: Pomak soy ismi

aga pòdeş (kogato ideş): ne zaman gidersen, gittiğin zaman, gittiğinde

agà, agi (kogato):   -diği zaman, o zaman ki, olduğu takdirde, ise, iken

agàle agàle (poleka leka): yavaş yavaş

agalok (agalık): ağalık

agarlok, agarloak (): ağırlık, başlık parası

agatu (kogato): -diği zaman, o zaman ki, olduğu takdirde, ise, iken

age (batko): ağabey, bak ago

aglafná: dizgin

aglak, aglok, agloak (aglok): havlu (yağlık kelimesinden)

aglôvam sa (oglejdam se): bakınmak

àgo, àga, age (bate): ağabey

agol, agoal (koşara): ağıl

agosko, agusku: ağabeyinin

agup, aguptin (e), agupka (d), agupti (ç) (agup, agupka, agupti): çingene, kıpti-kopt kelimesinden

agupsku pàle (agupsko pale): çingene çocuğu

agurt: a. bak ugurt

ah ! (ah !): ah !

ahalîye (naselenie): ahali

ahçi, ahçiye (e), ahçiyka (d), ahçii (ç) (ahçiya, ahçiyka, ahçii): aşçı

ahçiyski, -a, -u (ahçiyski, -a, -o): ahçının, ahçıya ait, ahçı şeyi

ahel (zimorka): yılan balığı

ahır, ahor, ahoar, ahore(ç) (obor): ahır

ahlamo (): yağlama, yağcı, yalaka

ahlék, ahleak (moral): ahlak

ahleklı (moralen): ahlaklı

ahleksız, ahleksızin (nemoralen): ahlaksız

ahleksızlık (nemoralnost): ahlaksızlık

ahmàk (glupak): ahmak

Ahmedovi portitsi: Ahmetlerin kapıları

Ahmét, Amét, Amo: öa. Ahmet

Ahmetû (Ahmetyu): Ahmetçiğim!

ahpap, ahpàpin, abàp (priyatel): ahbap

ahren, ahrenin (e), ahrenka (d), ahréni (ç) (ahryani): ahren, Rodop Pomaklarına ait tanım.

ahrenkove, ahrenkuve (ç): ahrenler, ahriyanlar, pomaklar

ahrenska ruba (ahryanska ruba): ahren kıyafeti, Pomak kıyafeti

ahrentişta, ahrenişte (ahryantişta, pomaçişta): ahren, pomak

ahrét (zadgroben jivot): ahiret

ahretlık, aratlık, aretlık ():ahretlik

ahşàp, ahşeap (dırven): ahşap

ajdarà, ajdaroa (drakon, zmey): ejderha

ajónen (bt) (jenen): evli

aka (bt) (oko, oçi (ç)): göz

akalliye (e), akalliyka (d), akallîyi (ç) (umen): akıllı

akıl, akoal (um): akıl

aklét ():atlet, iç giysi

akrabà, akraboa, akrabi (ç) (rodnina): akraba

akran, akranin, akrani (ç) (raven): akran

aksîye (e), aksiyka (d) (nerven): aksi, ters, öfkeli, huysuz

akşám, akşeam, ahşeam, aşeam, aşém (veçer): akşam

akşamlayin, akşeamlayin, akşémlen, aşémlen (prez veçerta): akşamleyin

akşemna namaz: akşam namazı

aktar, aktàrin (e), aktarka (d), aktare (ç) (bilkar): aktar, baharatçı

akù (akò): eğer, ise

àku (àko): öyle mi? demek öyle, olsun

al, ali, dali (dali): yoksa

ala, ale, lelé (lelya, sestra na baştata): hala, babanın kız kardeşi

alaca, alacoa, alacea / alaja, alajoa, alajea (pıstır, şaren): alaca

Alagvi: Pomak soy ismi

Aláh kabul esam: dy. Allah kabul etsin

Alah rahmét éleye (saboleznovaniya): dy. Allah rahmet eylesin.

alalém: bak elalem

alamànin (golemanin): kocaman, iri, babayiğit

alâmét, alemiet (znak): 1.alamet, iş, işaret, belirti; 2.kocaman, büyük

Alásmaladık (pozdravi): Allaha ısmarladık

alaşik (sviknal): alışık

alaşkın (sviknal): alışkın

alaşmiş (sviknal): alışmış

alaştisvam, alaştisam, alaştisva, alaştisa (svikvam, privikvam): alışmak

alaşveriş (pokupki): alışveriş

alay ():alay (askerî)

alay (podigravka): alay, alaycılık

alay (svatbeno şestvie): düğün alayı

alay pravem (podigravam se): alay etmek

alçeak, alçek (nisık): alçak

alçi, alçiye (glis): alçı

alehulô (zagubenyak): kendini kaybetmiş, aklı yerinde olmayan

alekà, alekoa (vrızka, otnoşenie): alaka

alekadar (svırzan): alakadar

alekasız(bezotnoşenie): alakasız

além (svyat): alem

àlen (alen, çerven): al renkli, kırmızı renkli

alen fes (alen fes): al fes, kırmızı fes

aleno poyasçe (aleno poyasçe): kırmızı renkli kuşakçık

aleno: al renkli

alét, aleté (ç) (ured, aparat): alet

Alevîye: Alevi

alfabé (azbuka): alfabe

Alibotvi: Pomak soy ismi

Alime: öa. Halime

Aliminki: Halimenin

Alimovi: Pomak soy ismi

Alina, Alinka: öa. Aliye

Alişna: Ali’nin

Aliya, Alisa: öa. Ali

Aliyu: Ali ! (hitap)

alka (zılva): görümce

alkış pravem, alkış prave (aplodiram): alkışlamak

Allah (bog): Allah, Tanrı

Allah bàşlasın: Allah bağışlasın

Allah kabul elesın: Allah kabul eylesin

Allah razôsun: Allah razı olsun

Allah zdrave da mu dava: Allah sağlık versin

Allahbir (absolyutno): kesinlikle

Allahiçin, Alayçin (zaradi Allah): Allah için

alotsi: koçun çan asılan tasması

altınçek, altonçek ():altın, altıncık

altoam, alton, altone (ç) (zlato): altın

alton fustan koprinen (): ipekli altın fistan

Alukvalar: Pomak soy ismi

am beki: ama belki

ama (bedro): uyluk

àma (kakıv): amma da (büyük vs)

ama (no, obaçe): ama

amaliyat (opreatsiya): ameliyat

amàn (): aman

amél (diariya): amel, ishal

amelé, amelöa (rabotnik): amele

ameníe (bt) (obuvki): ayakkabı, bak: yemeni

Amét: öa, bak Ahmet

Ametvisa: Ahmet’in karısı

ami, am (ami): ama, fakat, madem, o zaman

amîn (amin): amin

Amîn: öa. Emin

Aminusa: Emin’in karısı

Aminuski: Pomak soy ismi

amitzé (bt): amca, bak: miju

amítzov (bt): amcaoğlu, kuzen

Amo: öa, bak Ahmet

amùja (çiço): amca, bak: mîju

amut (nadejda): umut

anadef, anadeva: orada

anadınmı, anadınmu: anladın mı?

Anadol (Anadol): Anadolu

Anadolski (Anadolski): Anadolunun, Anadoluya ait, Anadolu şeyi

Anadolski Manafe (Anadolski Manave): Anadolu Manavları, Türkler

anahtár, inahtar (klyuç): anahtar, bak klûç

anay, anoy, anıy (onaya): böyle

anayka (svekırva): kaynana

andavaliye (glupav): andavallı, aptal

andaze: a. bak: endeze

Angalivalar: Pomak soy ismi

angariya (angariya: angarya

anıç, anaç (vednıj): aniden, birdenbire

anıy: bak anay ?

anîşta (kaleko): enişte, bak kaleku

anjak, anjek, anjeak (samo): ancak

anka (bàba): nine

annakvóf (bt): özdeş, aynı cins, bak ednakvo

annıy: bir keresinde

annîçka, -u (edinstven): biricik

anno (edno): bir

anno drugu (edno-drugo): şunu bunu

anno panno, anno pu anno (edno po edno): birer birer

annoan (edin, nyakoy): birisi

annoaş (ednaj): birden, bir seferde

annoaş dıvaş (ednıj dıvaj): bir iki defa

annògu (ednogo): biri

annòmu (ednomu): birine

anolak, anolka, anolku: o kadar

anoy, anay, anoya (onzi): onu

ansazlan, ansızdan, antsuzdan (vednıj): ansızdan

anteriye (anteriya): entari

antîka (antika): antika

anvà (onova): bu, işte bu

anva, anvi (ç) (onova, onezi (ç)): o, onlar   (onzi-onezi?)

apàp, apàpin (apap, priyatel): ahbap

apartuman (apartament): apartman

apáşka (bt) (opaşka): kuyruk, bak upaşka

apínom (bt): çekmek, bak upinam

aprak, apratsi (ç): sarma

aptàl (glupak): aptal

aptezlik (mivka, umivalnik): abdetslik, lavabo

apustàvom (bt) (opustyavam): ıssızlaşmak

apzát (bt) (otzad): arkasında, bak utzad

ara, arite: Zmeitsa köyünde hitap biçimi

arabaciye, arabajiye (kolar): arabacı

arabitsa, arabîsa (arabitsa, kola): araba

arabo, araboa, arabi (ç) (kola): araba

Arabvi: Pomak soy ismi

aracîye (posrednik): aracı

aradisvam, aradisva (tırsya): aramak

arálo, uralu (oralo): pulluk

aram (haram): haram

arap, arapin (e), arapka (d), arape (ç) (arap, arapin, arapka, arape): arap, araplar

arapka (tsarevitsa): mısır, darı

arapsaçi: arap saçı, yenilen bir bitki türü

arapski (arapski): arapça, arapa ait, arapın, arap şeyi

arapski ezik (arapski ezik): arap dili

araştisvam (tırsya, izsledvam): araştırmak

aratlık, aretlık (aratlık, priyatel): ahretlik, arkadaş

arazîye (mestnost): arazi

Ardaşli dere (Arda reka): Arda deresi

Ardenski (Ardenski) : Arda’nın, Arda’lı

ardıç (ela): ardıç, çalı bitkisi

Arfo: öa. bak Arife

argalâ (stan, tkaç): dokuma tezgahı

argat, argatin (e), argatka (d), argati (ç) (argat, argatin, argatka, argati): ırgat

argatki (ç): kadın ırgatlar

argatski (argatski): ırgata ait, ırgatın, ırgat şeyi

arıza (povreda): arıza

arızalandisvam (povredam): arızalanmak

Arifé, Arifîna, Arfina, Arifo, Arfo: öa, Arife

Arifîna, Arfina: öa, bak Arife

Arifinka: Arifecik

Arifisa, Arifitsa: Arif’in karısı

Arifo: bak Arife

ariföa den: arife günü

arkadàş, arkadaşin (priyatel): arkadaş

arkumiçka (harkomiçka): metal sıvı kabı, bak harkome

arliok (sopol): sümük, bak harlô

armagan (podarık): armağan, hediye

Arnaut, Arnautin (e), Arnautka (d), Arnaute (ç) (Albanets): Arnavut, Arnavutlar

Arnautinovi: Pomak soy ismi

Arnautluk (Albaniya): Arnavutluk

arnavutski, -a, -u (arnautski): arnavutun, arnavuta ait

arnisa: yağmur dinmek

arnisam: ?

arno sam (dobre sım): iyiyim

arpa, arpo, arpoa (eçemik): arpa

arpacik, arpajik (muşka): arpacık

arsà, arsoa (partsel): arsa, parsel

arsız, arsızin (bezsramen): arsız, utanmaz

arşin (arşin): arşın

art, ırt: ?

artalık (ostatık): artık, artan

artık, artok (ostatık): artık

artisvam, artisva (ostava): geriye kalmak, artmak

artosvam sa (prigotvyam se): hazırlamak

aruplan (samolet): uçak, aeroplane kelimesinden

asabiye (nerven): asabi

asadev / asadef (y/o), asadeva: civarında

Asan, Asanço, Asanka, Sànô, Sanço, Sanka: aö. Hasan

asay, asoy (): bu

asıl (istinski, originalen): asıl, gerçek, orijinal

asır (tıkana slamena gorozka): bak hasır

asır (vek): asır, yüzyıl

asıy: böyle

asiga (sega): şimdi

Asina, Asine, Asineyka: öa. Asiye

askér (voynik): asker

askerçe (voyniçek): askercik

askerlik (voyniklık) : askerlik

askerska buriye (): asker borusu

askiye (zakaçalka): askı

asolak, asolka, asolku (): bu kadar

asoy den, say den (dnes): bugün

asoy dene, saydini, seydene: bugünlerde

asoy denski: bugünkü

asoy: bu

asoyka (): kuzeydeki güneş almayan yer

aspirin (aspirin): aspirin

asred: bak hasret

astáem, astávem (bt) (ostavyam): bırakmak, ayrılmak, terk etmek

astar: bak hastar

astarâvom (bt) (ostaryavam): yaşlanmak bak: ustarèyem

astarel (ostaryal): ihtiyarlamış, ihtiyar

astavil (ostavil): kalmış, bırakmış

asùtek (): şu kadarcık, küçücük

asvà, yasuva (tova): bu, işte bu

aşalık (malotsenen): aşağılık

aşam (veçer): akşam

aşea yukarı (nagore nadolu): aşağı yukarı

aşeamlen, aşemlan, aşemlay (prez noştta, prez veçerta): akşamleyin

aşik (aşik): aşık kemiği

aşîk (vlyuben): âşık

aşîye (vaksina): aşı

àşk (lyubov): aşk

aşkayo, aşkayoa (razboynik): eşkıya

Aşko, Ayşka, Şeyka, Suna, Sunka: öa. Ayşe

Aşko: öa. bak Ayşe

aşkusun: aşk olsun

aşladisvam, aşladisva (vaksiniram): aşılamak

aşpek (): kendini beğenmiş zengin

aşuré (aşure): aşure

at (bt) (ot): -den

àt (kon): at

atam (e tam, ey tam): işte orada, orada

atay, ataya: bak tay

atıl (skrito mesto na tavana): tavandaki gizli yer

atidam, atida (bt)(otivam): gitmek, bak otivam

atkole (otdavna): ne zamandır, epeydir

atkray (otkray): kenardan, dışardan

atolak, atolka, atolku (tolkova): şu kadar

atoy, atoya: bak toy

atpláden (sled obyad): öğleden sonra

atsîye (): yatsı, bak yatsiye

atugà (togava): o zaman, ya o zaman

atuka (ey tuka): burası, burada

atuva (ey tova): burası, buraya

atvà (ey tova): işte o, şu, (ey tva)-işte bu

atvóren (otvoren): bak utvoren

atya (zlato): altın

av (lov): av

avà (pole): ova

avanàk (glupak): avanak

avanta (avanta): avanta

avastos (avgust): ağustos

avciye, avjiye (lovets): avcı

Avça: öa. bak Havà, Havva

ave li (nali): değil mi?

avel (predi, pırvo): evvel

avelsko (predi, pırvo): evvelin, eskiye ait

avelzamansko (starinen): evvel zamana ait

Avka: öa. bak Havà, Havva

avladisvam (lovuvam): avlamak

avlét, avleat (rojba): evlat

avléto, avlétu, avleatu (): evladım

avluye, avliye, avliya (dvor): avlu

Avoa: öa. bak Havà, Havva

avokát: bak afkat, avukat

ayàn, ayènin (e), ayèni (ç) (ayan, ayani): ayan, derebeyi

Ayanovi: Pomak soy ismi

ayar, ayear (nastroyvane): ayar

ayarladisvam (sveryavam): ayarlamak

ayaz (mraz): ayaz

aydeze: bak: endeze

ayet (): ayet, Kuran ayeti

aygır, aygırin (jrebets): aygır

aygıt, haygot (aparat): aygıt

ayıpladisvam (obvinyavam): ayıplamak

ayip (): ayıp

ayla, ayloa (pasbişte): yayla

aylak, ayleak (bezdelnik): aylak

aylakçilık (bezdelie): aylakçılık, aylaklık, işsizlik

aylakçiye (bezdelnik): aylakçı

aylé, ayile (semeystvo): aile

aylık, aylok, ayloak (meseçen): aylık, ayda bir, her ay

aylık, aylok, ayloak (meseçna zaplata): aylık maaş

aynıy: öyle, böyle, bak: anıy

ayni (ednakıv, sışt, sıştiya): aynı

ayràn, ayrean (ayran, ayryan): ayran

aysıy: böyle, bak: asıy

aysoya: bu, bak: asoy

aysuzí (bt): o adam

Ayşka: öa. bak Ayşe

aytám (bt) (ey tam): orada, bak: atam

aytuf (ey tova): burada, bak: atuf

aytúz (bt): burada

ayvan, ayvane (ç) (jivotno): bak hayvan

azam (posle, sled): sonra

azàp (bolka, mıka): azap

azar (mımrene, ukor): azar

azarladisvam (mımrya): azarlamak

azgé (sega): şimdi, bak: asiga

azgın, azgınin (pohotliv, buen): azgın

azik (ezik): dil, bak: ezik

azim (reşitelnost, tvırdost): azim

azim pravem (reşavam): azmetmek

azimliye (reşen, reşitelen): azimli

azmak (moçurişte): azmak, bataklık

Azmina, Azminka: öa. Azime

Azminço: Azime ismi küçültme biçimi

Azrayil, Ezrayil: Azrail

azulku: ?

B

bàba (bàba): nine, yaşlı kadın

babacàn, babacean (baştinski): babacan

babaçko (mnogo edro): çok iri

babanka (edır): iri, babayiğit, kocaman

babayît (yunak, hrabrets): babayiğit

Babintsi (Babintsi): Babyaklılar

babitsa dni (babitsa dni): yaşlılar günleri, martenitsa dilek tutma töreninin yapıldığı mart ayının son üç günü

bàbitsa, bàbisa (babitsa): ninecik, yaşlı kadıncık

babski (babeşko, starçesko): ninelik, yaşlılara uygun

babu, boba (başta): baba

babul (vızglavnitsa): yastık

babulka (buboleçka): böcek, bak: bobulka

babustar (dyado): dede

babuşka (): şifalı bir bitki türü

babuta (): mısır unu eklenmiş ekmek türü

bacàk / baceak, bajàk / bajeak (krak): bacak

bacoa / bajoa, bajô, bajé (ç) (komin): baca, bak: kumin (yunanca kaminada)

baçdarnitsa (piatsa za taksita): taksi durağı

Badalovi: Pomak soy ismi

bàdana, badanoa (bàdana): badana

badanosvam, badanosam (badanosvam, badanosam): badanalamak, badana yapmak

badanosvane (badanosvane): badanacılık, badana yapımı

bàde, boade (bıda): olmak

badel: bak budil

badém: bak padém

bademcik: bak pademcik

badeva (bezplatno): bedava

badnoş, bodnaj (ponyakoga): bazen, bak bunnoş

bagàç (bagaj): bagaj

bagdàş kurdisvam: bağdaş kurmak

bagrem (boyadisvam, şarya, otsvetyavam): boyamak, renklendirmek

bàh (loze): bağ

bahça, bahçoa (gradina): bahçe

bahçuvan (gradinar): bahçıvan

Bahrina: öa. Bahriye

bahriyeliye (e), bahriyeliyka (k), bahriyeliyi (ç) (moryak): bahriyeli

baht (kısmet, sıdba, ştastie): baht, talih

bahtam, bahtà (biya) : dövmek, dayak atmak

bahtanitsa, bahtanisa (boy): dayak

bahtiç (poboynik): dayak atan, dayakçı

bajàk, bajeak (krak): bak: bacàk

bajdar: ?

bajé (ç): bak bacoa

bajiyka (sestra): bacı, kızkardeş

bajô, bajoa: bak bacoa

bakàl (bakaliya): bakkal

bakal, bakıl, bıkıl (dırvena bıklitsa): ahşap su teknesi

bakalski (bakalski): bakkalın, bakkala ait

Bakaluvi: Pomak soy ismi

bakıciye (e), bakıciyka (d), bakıcii (ç): bakıcı

bakıl: bak bakal, ahşap su teknesi

bakır, bakoar (bakır, med): bakır

bakırciye (e), bakırciyka (d), bakırciyi (ç) (bakırciya, mednikar): bakırcı

bakırciyski, -a, -u (bakırciyski, -a, -o): bakırcının, bakırcıya ait, bakırcı şeyi

bakırena / bakoarena çiniye (bakırena çiniya): bakır çanak

bakırena, bakoarena (bakırena): bakırdan yapılmış, bakırlı

baklà, bakloa, bakli (ç) (bakla): bakla

baklavà, baklavoa (baklava): baklava

bakşiş (bakşiş): bahşiş

baktisvam (gledam): bakmak

Balabanski: Pomak soy ismi

baladisvam (svirzam): bağlamak

balamosvam (balamosvam): bağlama çekmek, yalan söylemek, aldatmak

balamurnik (glupak): aptal

balçik (balçik): balçık

baldir (prasets): uyluk

baldisvam (omrızva): rahatsız olmak, bayılmak

bàle (bala): balya

balıkçiye (e), balıkçiyka (d), balıkçîyi (ç) (ribar, ribarka, ribari): balıkçı

balın (mıçen): zor

balkan, balkanite (ç) (balkan, balkanite): balkan, sık çalılık arazi

balkanat (balkanat): balkanlık, çalılık arazi

balkanciye (e), balkanciyka (e) (balkanciya, balkanciyka): balkancı

balkanciyski, -a, -u (balkanciyski, -a, -o): balkancının, balkancıya ait

balkanski, -a, -u (balkanski, -a, -o): balkana ait, balkanın, balkan şeyi

balkon, balkone (ç) (balkon): balkon

balniçko (balniçko): hastalık, dert, sızı

balnu (balno): dert, tasa, sıkıntı

balon, balòne (ç) (balon): balon

balònan (balonen): balonlu

balovam (preça): inat etmek

baltà, baltoa (bradva, baltiya): balta, bak: bradva

baltak (bradva): balta

baltamiş (): temiz olmayan kişi yada hayvan

baltosvam (baltosvam, tsepya): baltalamak

bàmba (bomba): bomba

bàmbaşka (sıvsem drug): bambaşka

bamye (bamya): bamya

banbona, bonboni (ç) (bonbon): bonbon şekeri

bandak (bala): saman balyası, para destesi

bandardisvam (potapyam): bandırmak

bandarmoa, bandarmi (ç): bandırma

bàndu (banda): bando

Bane / Banya, Bança: öa. Şaban

banganòt (banknota): banknot, kağıt para, bak: panganot

bango, bangu (peyka): banko

bànka, banki (ç) (banka): banka

bànkaciye (e), bankaciyka (d), bankaciyi (ç) (banker): bankacı

bànyo, bàni (ç) (banya): banyo

baraban biya (baraban biya): davul çalmak

barabar (zaedno): beraber

barabonka (mehurçe): davul

barabonka (mehurçe): kese

baràçani, -a, -u (mrısen): kirli

baràçi, baràçu: kirli, pis, bulaşık

baràka (baraka): baraka

baram (pipam): dokunmak

baravi (bezmisleni): manasız boş konuşmalar

barboy (kartof): patates

barbun (barbun): barbunya

barbun fasul (barbun): barbunya, bak: çerven fasul

barbun, bırbun (brımbar): yaban arısı, böcek

barbutsam (gazya vav voda): suda zorlukla yürümek

barbutsat (giznat): ?

barçina (vrıh): tepe, barçın kelimesinden

barçinka (bilo): dövücü, çırpıcı şey, çalkalayıcı

bardak, bardasi (ç) (çaşa): bardak

bardak, bardeka (ç) (bardak): po. kötü kadın, bg genelev

bardokva, bardokvi (ç) (zele): lahana

bàre, bàrem, bàrek (pone): bari, en azından, hiç olmazsa

barját (bırz): hızlı

barkadar (kaçamak): kaçamak, mısır unundan yapılan yiyecek

barkalka (): bir çalkamalık miktar, bir çalkalamalık miktar tereyağ

barkanitsa, bırkanitsa (ayran): çalkama ayran

barlôk (): çok ısınmış su

barnuda (): ?

baròt, baròtin (barut): barut

barotnitsi (): barut yapılan yer, barut kutusu

barsàk (çerva): bağırsak

baruga (): küçük göl, su birikintisi

barujki (): ?

basamak (stıpalo): basamak

basbaya (napılno): basbayağı

basilkava (): ?

basma ingliz yaglıçka (): basma ingiliz havlusu

basmà, basmoa, basmi (ç) (basma): basma

basta (bas): bahis

bastisvam, bastisam (stıpvam): basmak

bastòn, bastòne (ç) (bastun): baston

baş (glava, glaven, pırvi): 1.baş, kafa, 2.baştaki, birinci, ilk

baş komita (baş komita): baş komitacı

başardisvam, başardisva (zavırşvam, uspeya): başarmak

başhekim, bàşekim (glaven lekar): baş hekim

başibuzuk (başibozuk): başıbozuk, osmanlı zamanında milis gücü

başka (drug, razliçen): başka

başkalok (razlika, razliçie): başkalık, oda

başlık (): a. başlık, başlık parası

baştin, -a, -o (baştin, -a, -o): babanın, babasının

baştinski (baştinski): babanın

batàk (blato): batak

batakçiye (e), batakçiyka (d), batakçiyki (ç) (): batakçı

batàles, batalest (edı, ogromenr): battal, çok iri

batanîye (odelyalo): battaniye

batardisvam, batardisa (potapyam): batırmak

batarno (): kötü iş

battisvam, battisa (potıvam): batmak, iflas etmek

bàvem sa, bàve sa (bavya se): gecikmek

bàvem, bàve (bavya): geciktirmek

bayà, bae (dosta, bae): bayağı, epey, oldukça

bayaldisvam (bayaldisvam, priloşavam): bayılmak

bayàt, bayeat (bayat, star): bayat

bayatladisva (): bayatlamak

baygın, baygınevo (priloşavane, prizlyavane): baygın, “baygın mi stana: baygınlık geldi”

bayhuk (glupak): budala

bayir (bair): bayır

bayirçe (): bayırcık

bayko (başta): baba, bak bobayko

baylamo (): bağlama

baylamò tsonkam: bağlama çalmak, bağlama tıngırdatmak

bayràk, bayreak (zname): bayrak

bayraktàrin (e), bayraktarka (d), bayraktari (ç) (znamenosets): bayraktar, bayrak taşıyan

bayram, bayrem, bayream, baream (praznik): bayram

bayramlık, bayramlok, bayramloak (prazniçen): bayramlık

bayramosvam, bayramovam, bayramova (): bayramını kutlamak, bayramlaşmak

bayramova (): bayramın, bayrama ait

bayramski, -a, -u (bayramski, -a, -o): bayramın, bayrama ait

bayramsko tropane (): bayram davulu (çalınması)

Bayramuf: Pomak soy ismi

Bayrem, Baream: öa. Bayram

baytàr, baytàrin (e), baytarka (d), baytare (ç) (veterinar): baytar

baytarski, -a, -u: baytarın, baytara ait, baytar şeyi

bayturanen: ?

bazar (bazar): pazar

be (be): ü. be !

bèbçe, bebeçe (bebçe): bebekçik

bebèk (bebe) : bebek

bebeşka: bebeğin, bebeğe ait, bebek şeyi

beceriklîye (srıçen): becerikli, bak: poargavu

beceriksîzin (nelep): beceriksiz

bedavà (bezplaten): bedava, parasız, ücretsiz

bègam (byagam): kaçmak

beglika, biglika (beğlika): beğlik

beglikçie (): beylikçi, osmanlı döneminde koyun-keçi vergisi toplayan kişi

behrà, behroa (vik, volıp): feryat, çığlık

bejeştim (bejeştim, probyagayki): kaçıp giden

bekar, bekarin (e), bekarka (d) (neojenen): bekar

bekçilik pravem: bekçilik yapmak

bekçilik: bekçilik

bekçiye (bekçiya, pazaç): bekçi

béki, béiki, belkim (moje bi): belki

Bektaşevi: Pomak soy ismi

bektaşiye (e), bektaşiyka (d), bektaşii (ç): bektaşi

Bektaşovi: Pomak soy ismi

Bekurivitsi: Pomak soy ismi

bel (absolyutno): kesinlikle

bel luk (çesın): sarımsak

bel mıj (): höşmerim tatlısı

bèl, béla, bélu, béli (ç)(byal, -a, -o): beyaz

belà da iskaram () : bela çıkarmak

bel-çerven trendafil (rosa): kırmızı beyaz gül

bélçeta, byalçeta (byalka): sansar, küçük bir yırtıcı hayvan türü

belé, belà, belea, belöa (belya): bela

belediye (sıvet): belediye

belehçá (grivna): bilezik

belehçòsan (okovan vıv verigi): elleri kelepçeli, zincire vurulmuş

bélem (bt) (izbelvam, belya): beyazlatmak

belemurdi (ç): uzun yaşamış ve bilgili kimseler

belen veter (byalen vetrets): ak rüzgar, bak belveter

beleniga (visok): uzun boylu

belevitsa (çervena borovinka): kırmızı yaban mersini

belezik (grivna): bilezik

beliçest (): beyaz saç, beyaz kıl

beliçkana camiya: beyaz cami, Ak cami

Beligaşkovi: Pomak soy ismi

belka (bilka): baharat, şifalı otlar

belkim, belkiti (moje bi): belki

belko (byalka): sansar

belli (yasno): belli

belo litse (belo litse): beyaz yüz, ak çehre

Belomorsko (Belomorsko): Ege denizinin, Ege denizine ait, Ege denizi şeyi

Belovi: Pomak soy ismi

Bélu Safini: Pomak soy ismi

belûk (stado): a. sürü

Beluski: Pomak soy ismi

belvèter (byal vetrets): rüzgar

bendisvam, bendisa (haresvam): beğenmek

benim bubayko: benim babam, babacığım

benka, benki (ç) (benka): benler, benekler

bent, benk (vodna pregrada): bent, su engeli

benzin (benzin): benzin

bera, berè (bera): toplamak

beràt (opravdanie): beraat, mahkemede aklanma

beràt ettisvam (opravdavam): beraat etmek

berbaski: ?

berbat (uniştojen): berbat

berber, berberin (e), berberka(ç) (brısnar): berber

berbérka (frizior): kuaför

berden (ryazko, izvednıj): birden, aniden

berekèt, berekiyet (bereket): bereket

bereketisvam: teşekkür etmek, bereket dilemek

bereketlîye (blajen, izobilen): bereketli

bereketversin: bereket versin, teşekkür ederim.

bereledisvam (natırtvam se): berelemek

beruga (lokva): ?

bès (byas): kuduz

bèsen, besna, besnu (bèsen, byasna,-o): kuduz, kudurmuş halde

besmele çektisvam, besmele çektisa: besmele çekmek

besmelè, besmelöa: besmele

besneyè (besneya): kudurmak

bèsnu (byasno): kudurmuş

beşè (bèşe): idi (olmak fiili di’li geçmiş zaman)

beşik (lyulka): beşik

beşlik: beşibiryerde altın

betèr, betier, bitér (po-loş): beter

betnu (loşo, mrısno, grozno): bet, kötü, çirkin, pis

beton (beton): beton

betonan (betonen): betonlu

betonladisvam, betonosvam: betonlamak

bey (bey): bey

beyhutin: beyhude, boşuna gezen

Beyiski: Pomak soy ismi

beylekçi: ?

beylitski: beyliğin, bey’in

bez (plat): bez

bezergéne: ergen olmamış, buluğa erişmemiş

bezirganin (e), bezirganka (d), bezirgani (ç) : tüccar, düzenbaz, fazla açıkgöz

bıçakladisvam (pronizvam): bıçaklamak

bıçkîye, (biçkiya, trion): bıçkı

bıhta, bahta (biya): dövmek

bıjetsi, bajetsi (bedra): ?

bıkıl: bak bakal, ahşap su teknesi

bıktırdisvam: bıktırmak

bıraktisvam, bıraktisa (izostavyam): bırakmak

bırçina, bırçinka: tepe, bak barçina, barçinka

bırje, bırjko (bırzo, bırziçko): zr. acele, çabuk

bırkanisa (bırkanitsa): ayran, bak barkanitsa

bırkuş, barkuş: karışım

bırne, bırni (ustni): dudaklar, bak boarni

bızgun (srıdlô): ?

bızunikam (brımça): vızıldamak

bızya sa (draznya se, sırdya se): darılmak, küsmek

bi şte (şte stane): olacak

bicàme: a. pijama

bîçaroa: s. biçare

biçim, bîçime (ç) (vidove, obraztsi, marki): biçim, biçimler

bijiklik (nadstroyka): büyütme, uzatma, yükseltme, ekleme

bijurkam (tırkalyam): yuvarlamak

bikaran, -a, -u: aç gözlü, acıkmış

bil, -a, -o (bil, -a, -o): imiş (olmak fiili miş’li geçmiş zaman)

bildisvam (znam): bilmek

bilèt, biliet, bileti (ç) (bilet): bilet

biletçiye (e), biletçiyka (d), biletçii (ç): biletçi

bilgiliye /e), bilgiliyka (d): bilgili

bilka, bilki (ç) (bilka): şifalı ot

billayi: billahi, bak: vallayi billayi

bilûk: bak bulûk

bimbaşiye, binbaşiya (polkovnik): binbaşı

Bimiya: öa. İbrahim

Bimo: öa. İbrahim

bin (hilyada): bin

binà, binoa (sgrada): bina

birbak (vir voda): kaynak

biredèr (brat): birader

birhoş: bir hoş

birikintiye (natrupvane): birikinti

birikiyat (blagodarya): teşekkür

biriktisvam (natrupvam se): birikmek

Birina: öa. Sabriye

birinciye (e), birinciyka (d), birincii (ç) (pırvi, prıv): birinci, ilkönce

biska (mleçna jleza): süt sağma aleti

biskarnik (sutien): memelik, sütyen

biski (bozka): meme

bistar, bistra, -u (bistır, bistra, -o): berrak, billur

bistro (bistro): açık şekilde, berrak halde

bişté, biştya (poştya): ?

biva si mi (vse mi e taya): hepsi bana aynı, farketmez

bivam (bivam): olmak, “kakvo biva: ne oluyor?”

bîye (strahuvam se): kokmak

bíyem (ubivam): öldürmek

bîyem, biye (mirişa): kokmak

bîyenu (): kokulu

biyk (): tosun

bizeya (bozaya): emmek

bizke (tsitsa): meme

bizkiya, biskiya (bozka, jenska gırda): göğüs, meme

Bizofkalar: Pomak soy ismi

bizôk (sukalçe): süt kuzusu

blaçko (sladiçko): sevimli, tatlıcık

blag, -a, -u (blag, -a, -o): tatlı

blaga duşa medena: bal gibi talı can

blaga pita (kek): tatlı pide, kek

blagato, blagatko (ştastliv, radosten): sevinçli, mutlu

blàgu ( blàgo): tatlı şekilde

blagun (glog): alıç, bir çeşit çalı bitkisi

blagunesto (sladko): tatlı şekilde

blàtan, -a, -u (blaten, -a, -o): bataklığın, bataklığa ait

blatèsa (blatyasvam, blatyasam): bataklaşmak

blàtu (blato): batak, bataklık

bleasam, blèsna (blyasvam, blesna): parlamak

bléskam (blyaskam): ışık saçmak, parlamak

bléskav, -a, -u (blyaskav, -a, -o): parlak

bléskavu (blyaskavo): parlak şekilde

blestunka (svetulka): ateş böceği

blija, lija (blija): yalamak

blîtak: sığ şekilde

blizçak (blizçık): yakıncacık

blize: yakın, bak blizu

blizka rodninka: yakın akraba

bliznak (bliznak): ikiz

bliznakuski (): ikizlere ait, ikizlerin

Bliznakuski: Pomak soy ismi

blizu(blizo): yakın

boahtene, bahtene, bohtene: dövüş

boanıç, boanaç (nyakoga): asla, hiç bir zaman

boarca, -u, -i (brız, bırz,-a, -o): çabuk, hızlı

boarni, boarnu, boarnü (muden): somurtkan, dudaklarını sallamış

bob (bob): fasulya

boba (başta): baba

bôba, buba, beba (dyado): büyükbaba, dede

bobaleza, bobalyaza, bubalyaza (pılzya, hodeşt na çetiri kraka) : elleri ve ayakları üzerinde emeklemek

bobamòlu, bubamòlu (brate): babamoğlu, kardeşim

bobayko, bubayku (başta): baba

bobko, bobku (tatko): babacığım

bobo, bobu (baştà): baba

bobot, bobut (tıten): büyük gürültü, ses

bobotanka (domaşno rakiya): ev rakısı

bobotkam sa (vturvam se): acele etmek

bobu, babu (başta): baba

bobulka, bubulka (buboleçka): böcek

bodel: bak budil

Bodurov: Pomak soy ismi

bohça, buhça (bohça): bohça

bohçaciye (e), bohçaciyka (d), bohçacii (ç): bohçacı,

bohtam (biya): dövmek, bak bahtam

bokal (çaşa): kadeh

bokladisvam: boklamak

bol (mnogo): bol

bolan, bolna, bolno (bolen, bolna, bolnu): hasta

bolaşik, bulaşik (pribori, mrısen): bulaşık, kirli

bolesçintsi : ?

bolezlivo (bolen): hastalıklı

bolha, boalha (bılha): pire

bólka (bolka): ağrı

bolluk (izobilie): bolluk

bolniçka: hasta

bolvem, boalvem (bılvam): kusmak

bombok: bombok

Bonkufsi: Pomak soy ismi

borajiye, boraciya: koç vs hayvanları buran, kimse, bir çeşit baytar

boraney (boraniya): boranı yemeği, bak buraniya

borba, borbun (brımbar, zemna pçela): böcek, yaban arısı

borç, borçôve (ç) (dılg): borç

bórem sa, bore sa (borya se): güreşmek, bak: bori sa

bórenye (borba): güreş

borika: bak buriki

borina: a. meşale bak: burna

bôrja, biorja (fasul): fasulya

borje, boarce (bırje): çabuk

borjem, boarcem (bırzam): acele etmek, hızlı hareket etmek

borjo, borju, boarcu (bırzo): çabuk, acele, hızlı şekilde

borkam, boarkam (bırkam): karıştırmak, çalkalamak, şaşırmak

borna, boarna (ustna): dudak

bòrna, boarna, burnà, burnoa (bòrina): çıra

bornie (ustni): bak boarni

bornitsa: meşale

bors: hayvan beslemek için ağaç dalı, burç kelimesinden

borsuk (yazovets): porsuk

bortse, bırtse: tarım alanı, ekili alan

borun: tepe, büyük tepe, büyük çayır, burun kelimesinden

bos (bos): yalınayak

bosilek: bak busilek

boşlaf (malovajno): boş laf, önemsiz şey

Boşnakovi: Pomak soy ismi

boy (boy): dayak, kötek

boyaciye (e), boyaciyka (d), boyacii (ç)(boyaciya): boyacı

boydan boya, buydan buya (otkray dokray): boydan boya

boyurladísavom: çağırmak, buyur etmek

bòza (boza): boza

bozbartse (): yukarı, daha yukarda

bozgun (mayski brımbar): mayıs böceği

bozineav, bozinyav (rus): boz renkli

boznak ():   ?

bozuvaçka (): ?

börülce (byal bob): börülce (ö harfi vurgulu)

brabonka (mehurçe, topçitsa, zırno, saçma): kabarcık, topçuk, tohum, saçma, yuvarlak şeyler

bràda (bradà): sakal

bradva (bradva): balta

Brahim, Brahom, Brahoam, Bimo, Bimiya, İbro: öa. İbrahim

Brahomisa: İbrahim’in karısı

braktisvam, braktisa (pometna, izostavyam): bırakmak, terk etmek

brakunek: mısır unundan yapılma yemek

bralu, bralo: kaynak ?

branda: branda

brano mléko (tsedeno mleko): katık, yağı alınmış yoğurt, ayran

brantiye (propadnala jena): düşük kadın, kötü yola düşmüş kadın

braşnan, -a, -u (braşnen, -a, -o): unlu, undan yapılmış

braşnu (braşno): un

brat (brat): birader, erkek kardeş

bratçe (bratçe): küçük kardeş, kardeşçik

bratéla: kardeş

bratuşka, bratuşki: yeğen, kuzen

bratuvçe (bratovçed): kuzen

brav, brave, bravi (ç) (ovtsa): koyun

brav: küme, grup, sürü

bre, brey (bre, brey): bre! brey!

breh breh: breh breh!

Brestankatı: Pomak soy ismi

Breznişki halva: Breznitsa helvası, mısır ve buğday unu karışık

brisaçka (kırpa za bırsane): havlu, peşkir

brisaçka, brisaçke, brisaçkya (brisalka, partsal za poçistavne): temizlik bezi

brisam, brişa (bırşa): paspaslamak

briskam (tiçam bırzo, udryam şamar): hızlı koşmak, şamar vurmak

brişa sa (bırşa se): paspaslanmak

brişim, brişîme: ibrişim, renkli ipek yada pamuk ipliği

brişimen piskûl: ibrişimli püskül

brişimen: ibrişimli

briz (bez): -siz,-sız

briz fikir (bez misıl): fikirsiz

briz insaf (bezskrupulen): insafsız, bak: insafsızin

brizakoal (bezumen): akılsız

brizbrad (bezbrad): sakalsız

brizbubayku (bez başta): babasız

brizpari (bezpariçen): parasız

brizperde (): perdesiz, terbiyesiz, ahlaksız

brizràbuta (bezraboten): işsiz

brizrogve (bezrog): boynuzsuz

brizsram (bezsram): utanmaz

broy (broy): sayı, tane, adet

broyan, broyna, -u (broen, broyna, -o): sayılı, sayılmış

broyem, broye (broya): saymak

bruçka (brıçka): buruşuk

brûki (pantalani): bürük, pantalon, şalvar

brunka (tekna, izblikna): ?

brus (toçilo): kosa bileyicisi, kosa bilemek için uzun taş parçası

brusé, brusya (brulya): silkelemek

brusé, brusya (udryam, zamervam): vurmak

brusi: ileri geri konuşmak

brusnitsa, brosnika, brusniga (çervenata borovinka): yaban mersini

brusova: aptalca konuşan

bubamaliye, bubamaliya: en büyük kardeş, ağabey (baba malı)

bubayku, bobayko (tatko) : babacığım

bubòta (tutmanik): ?

bubotkam (zaslivam, hvırlyam): fırlatmak, kaktırmak

bubrek (bıbrek): böbrek

bubresnitsa: kadınlarla dolu

bubulka: böcek, bak bobulka

buburak: mitolojik varlık, bir tür hortlak, kara suratlı pis adam

bubútenie, búbat: gürültü

bucak, bucakan, buceak, bujak, bujeak: bucak

bucak, bujek (loje, leglo): yatak

buçuk (polovina): buçuk, bak: pulvina

budàk, budatsi, budàsi (klon): budak, dal

budalà, budaloa (glupak): budala

budalev, budalíf, budaleaf, budalyav: budala, saf

budallok (glupost): budalalık

budaltîna: budala kimse

bùdan, budna, -u (buden, budna, -o): uyanık

bude (budya): uyandırmak

bude sa (budya se): uyanmak

budil, bodel, badel (bodil): diken

budlif (bodliv): dikenli

budnému, budnyamu (nyakomu, na nyakoy): birisine, herhangi birine

budnoj: bak bunnoş, bunnoaş

budnok, bunnok (ponyakoga): bazen

budnu, budno, bunno (nyakoy): biri, birisi, herhangi bir kimse

buganskite dni: İgnajden’den Yordanovden’e kadar süren günler, karanlık güçlerin günleri

bugantsi: kötü mitolojik güçler

bugdà (pşenitsa): buğday

Bugutski: Bugutvu’lu, Bogutevo’lu, Bugutvu’nun

Bugutvu: Bogutevo köyü

buhavitsa (kaşlitsa): öksürük

buhlato, -u: şişirilmiş, sık ağaçlık ve çalılık

buhlestu (debel): tombul, şişman

buka (breza): kayın ağacı

bukadar, bukadır: bu kadar çok, bu kadar fazla

bukalki (şişarki): kayın ağacı kozalağı

bukay, bukae (okovi): atgözlüğü

búkin, bugin (dnes): bugün

bukuvak (bukova gora): kayın ormanı

Bukvalar: Pomak soy ismi

bùla (kàka): abla

buladisvam (ovalvam): bulamak

bulamaç (): bulamaç

bulandisvam (razmıtvam se): bulanmak

bulaşik (pribori, mrısen): bulaşık

bulaştisvam (zatsapvam, zamırsyavam): bulaşmak

bulçe: ?

bulgarçe, balgarçe (bılgarçe): Bulgarcık

bulgari, bulgare (ç) (bılgari): Bulgarlar

bulgarin, balgarin (bılgarin): Bulgar erkek

bulgarka, balgarka (bılgarka): Bulgar kadın

bulgarski, bulgarska (bılgarski, -a): Bulgarın, Bulgara ait

bulgur (bulgur): bulgur

buliye, bulé (bolya): ağrımak (bolya se ?)

bulka (bulka): gelin

bulko: ablacığım

bûlûk (delenie): bölük

bûlûkbaşiye, bûlûkpaşa: bölükbaşı

bumbarek (vid larva): bir çeşit böcek larvası

bunadisvam (izkufyavam): bunamak

bunar (kladenets): kuyu, pınar

bunca (tolkova): bunca

bunca zaman: bunca zaman

buncuk (mınisto): boncuk, atın pulluğu çekmesi için bağlandığı boncuklu kayışlar

bundalest, bandalest (s debeli kraka): iri bacaklı

bundi (bedra): uyluklar, bacaklar

bunela (vilitsa): çatal

bunelka (vilitsa): çatalcık

bungarie, bulgarie: Rodopların arkaik, telli müzik aleti

bunişte (bokluk): çöplük

bunluk (): fazla

bunnoş, bunnoaş, budnoj (ponyakoga): bazen

buraniya (boraniya): Lahana ve fasulya ile yapılan bir çeşit rodop yemeği, boranı

burazan (trıba): borazan

burçeak: burçak

burçlu (dlıjnik): borçlu

burgiye (burgiya): burgu

burguciye: burgucu

burika (bor, borika): çam ağacı

burilka (borilka): süt, ayran çalkalamak için yayık

burilo, burîlu: yayık karıştırma aleti

buriya, buriye, buru (trıba): boru

burma, burmo, burmoa, burmi (ç) (zavırtane, burma,): vida, burma

burmosan: burmalı

burmosankine rojkove: burmalı boynuzlar

burnoa, burna (borina): meşale

burun, borun (vrıh): tepe, dağın uzanmış kısmı; burun

buruncik: bürümcük, dokuma cinsi

buruncikavi rıkave: buruncuklu kollar

burusuk, brusuk (brıçki): buruşuk suratlı, suratı asık

busilâk, busilek (bosilek): fesleğen

bustan (bostan): bostan

bustanciye (e), bustanciyka (d), bustancii (ç) (bostanciya, -ka): bostancı

bustanciyski, -a, -u (bostanciyski, -a, -o): bostancının, bostancıya ait

Buşnak, Buşnàsi (ç): Boşnak

butam sa, butna sa (butam se, butna se): itişmek

bùtam, butna (butvam, butna): itmek

butíle: şişe, bak butilka

Butryovi: Pomak soy ismi

buya (boya): boya

buyadisam (boyadisam): boyamak

buynuz (rog): boynuz

buyuk (mustak): bıyık, bak mustaki

buyun (şiya): boyun

bùza, buzi (ç) (buza): yanak

buzdisvam (razvalyam): bozmak

buzdulap (hladilnik): buzdolabı

buzgunciye (porajenets): bozguncu

buzuk (razvalen): bozuk

buzukluk (defekt): bozukluk

buzuldisvam (razvalyam se): bozulmak

bübrèk: bak bubrek

bücek, büjek: böcek, bak: bobulka

bürek: börek, bak: klin

büyü (magiya): büyü

büyü pravem: büyü yapmak

büyüciye (e), büyüciyka (d), büyücii (ç) (magiosnik, magiosnitsa): büyücü

C

ca balvém (şte povırna): atacağım, fırlatacağım. şte kelimesinin ca şeklinde olduğu şive.

caba (bezplatno): caba, ücretsiz verilen ilave şey

cabala (vryava): yaygara, telaş, karışıklık

cacik (tarator): cacık

cadîye, cadiyka (e) (veşter, veştitsa(d)): cadı

Cafovi: Pomak soy ismi

caga, cega (golyam trion): iki kollu büyük destere

cahil, cahilin (neznaeşt, neopiten): cahil

Cahrufci: Pomak soy ismi

Cakufci: Pomak soy ismi

cam, ceam (cam, prozorets): cam, pencere

cam, pencera (prozorets): pencere, cam

camadan (camadan): camadan

cambaz, cambazin (e), cambazka (d), cambazi (ç): cambaz

camcîye (e), camciyka (d), camcii (ç) (camciya, stıklar): camcı

camekan (vitrina): camekan, vitrin

camîye, camii (ç) (camiya): cami

càn, cean (duşa): can

canabétin (prokletnik): bak janabétin

cànam, cànım: canım!

canavar, canavarin, canavarka (d) (hiştnik, zvyar): canavar

candar, candare (ç): jandarma

candem, cendem, cahandem, cehendem, jehendem (ad): cehennem, bak cendem

canki (sliva): erik, can erik

cansız, cansızin: cansız

capar (bosonog): yalınayak, cabbar kelimesinden

Carnivalar: Pomak soy ismi

caskam (dırpam): çekmek

caskam (udryam, vnezapno): aniden vurmak, hızla vurmak

Catvalar: Pomak soy ismi

Cebrayil (Gabriel): Cebrail

cebré se, cebrya se (ligavya se): saçmalamak

cefà, cefo, cefoa (beda): cefa

cefakârin, cefekérin (mıçenik): cefakar

céga (trion): bak caga

celat, celétin, celyatin (palaç) : cellat

celatovam (mıka, izmıçvam, tormozya): işkence etmek, taciz etmek

cemaat, jemaat: cemaat

Cemal, Malô, Cemka: öa. Cemal

Cemilina: öa.Cemile

Cemilinka: öa.Cemile

Cemilitse: Cemilecik

Cemka: öa. Cemal

cenezè, cenezo (pokoynik): cenaze

cenezöana namaz: cenaze namazı

cenk (bitka, borba): cenk, savaş

cennet, cenniet (raya): cennet

cép, jép, ciep, jiep, coaba, joaba (cob): cep

cepanelık, jepanalık: cephanelik

cepanô, cepanöa, jepanöa: cephane

Cépe: öa. Recep

cepô, cepöa (front): cephe

Cepo: öa. Recep

ceremé, ceremô, ceremöa (cereme): cereme

ceserét, ceseriet, jeseret, jüserét (smelost): cesaret

ceseretlîye, jeseretliye (smel): cesaretli

cesurin, jesurin (smel): cesur

cevap, jevap (otgovor): cevap

ceylan, ceylian, ceylén, jeylean (gazela): ceylan

cezà, cezô, cezoa / jezà, jezo, jezoa (nakazanie): ceza

cézve, jezve (cezve): cezve

cibindirik, jibindirik (): cibinlik

cice (lelya): teyze

ciddiye, jiddiye (seriozen, seriozno): ciddi

ciger, jiger (drob): ciğer

cigıl, cigla (razgolen ot krısta na dolu): belden aşağı çıplak

cigut: ?

cilâ, cilea / jilea (lak): cila

cilalı, jilalı (poliran, lakiran): cilâlı (a harfi kısa telaffuz edilir)

cimriye, jimri (stisnat): cimri

cin, jin (cin, demon) : cin

cinayét, cineyét (prestıplenie): cinayet

cinciye, cinciya: cinci, muska yazan hoca

cins, jins (vid, rod): cins, tür

conga (tsitsina): topak

Cufka: öa. Yusuf

cugal (ledena visulka): buz sarkıtları

Cugutvi: Pomak soy ismi

cuka (ustna): dudak

cumà, cumoa (petık): Cuma

Cumoana namaz: cuma namazı

Cuna, Juna: öa. Cemile

Cunini: Pomak soy ismi

cunupin, jünüpin: cünüp

cüce, jüje (cüce): cüce

cümert, jümert (ştedır): cömert

cümle, jümle (izreçenie): cümle (dilbilgisi)

cümle, jümle (tsyal):. tüm, bütün, cümle, hepsi

Cümlina /Jümlina, Cemilina /Jemilina, Cemilinka / Jemilinka, Cuna / Juna: öa. Cemile

cüppe, jüppe (roba, odejda): cüppe

cüzdan, juzdan (portfeil): cüzdan

cvaçka (dıvka): sakız

cvakam, cova (dıvça): ağızda çiğnemek

Ç

çabujak, çébujak (bırzo): çabucak

çabuk (bırzo ): çabuk

çabuk! (bırzay): çabuk ol!

çadır, çador, çadoar (palatka): çadır (çadır bg. şemsiye)

çafta (çovırkam, bırnikam): işi becerememek

çair trevitsa: çayır çimenleri

çak, çeak, çék (çak): ta, dek, oraya kadar

çakacek, çakajék (vodeno): su, şeker ve sirke ile yapılan ateş düşürücü ilaç

Çakacive: Pomak soy ismi

çakaciye, çakajiye: çakıcı, eşkıya

çàkam, çèkam, çeakam (çàkam): beklemek

çakı, çakiye: çakı

çakır (çakır): çakır

çakmak (zapalka): çakmak

çaknitko (palaviçko): ?

çâkom (bt) (çakam): beklemek

çal (zaoblen vrıh): yuvarlak tepe

çalaşkan, çalışkanin (trudolyubiv): çalışkan

çalaştisvam (rabotya): çalışmak

çalaştisvane ():çalışma, işkolik olma, işten zevk alma

çaldisvam (1.krada, 2.zvınya, 3.hlopam na vrata, 4. svirya na instrument): 1.çalmak, hırsızlık yapmak, 2. çan, zil çalmak, 3. kapı çalmak, 4. çalgı aleti çalmak, 5. güneş çalmak (güneş yakmak)

çalgaciye (e), çalgaciyka (d), çalgacii (ç) (çalgaci): çalgıcı

çalım (metod, payanta): çalım, yöntem, yol

çalım sattisvam: çalım satmak

çalmà, çalmoa, çalmi (ç) (çalma): çalma, örtü

çamaşir (prane): çamaşır

çamparo (leka jena): hafif kadın

çamur, çemur (1.kal, 2.mrısotiya): 1.çamur, 2.çamur atma, iftira atma

Çamurvi: Pomak soy ismi

çan, çén (hlopka, kambana, zvınets): çan

çanak (çiniya, paniçka): çanak

çangal: doğarken ölmüş kuzu

çánta, çanti (ç) (çanta): çanta

çap, çeap, çép (diametır, kalibır): çap

çapà, çapoa (motika, çapa): çapa

çapak (karakuda, platika): çapak

çapaladisvam: çapalamak

Çapalarski: Pomak soy ismi

çapkın, çepkın (çepkın): çapkın

çapraşik, çepraşık, çerpeşik (mrısen): çapraşık, karışık, girift

çapràzi (toka, pafti): kadınların gümüş kemer tokası

çaput (dreb): çaput

çardak (çardak): çardak

çàre, çarò, çaroa, çehra: çare

çarkam (drasvam, ştrakvam): ?

çarkinev (nezdrav): sağlıksız

çarptisvam (udryam): çarpmak

çarptisvam sa (udryam se): çarpılmak, kendini çarpmak

çarşàf, çarşeaf (çarşaf, postilka): çarşaf

çarşîye (çarşiya): çarşı

çarşiyski, -a, -u (çarşiyski, -a, -o): çarşının, çarşıya ait

çaska, çasko, çeska (doveçera, priveçer): akşamleyin, bu akşam

çastok (gısta gora): sık orman

çatal (vilitsa): çatal

çatiye (pokriv): çatı

çatkalò (praşka, jilka): sapan, damar, “çatkılı” kelimesinden

çatlàk, çatlok, çatloak (plyaskane, puknatina): çatlak

çatorkam (prıştam): çatırdamak

çatorkat (praştyat): çatırdayan, çatırdamış

çatuna (elovi klonki, çape): meşe dalı

çatvàrtak, çatvoartak, çetvortak (çetvırtık): Çarşamba

çatvarti, çatvoarti (çetvırti): dördüncü

çauş (çauş ): çavuş

çavdàr (rıj): çavdar, bak roaş

çay, çàya (çay, malka reka): çay, dere

çay, çèy (çay): çay (içilen çay)

çaydanlık (çaynik): çaydanlık

çayir, çair, çeyir, çeir (çair, livada, pasişte): çayır, otlak

çaynik (çaynik): çaydanlık

çeçno kàzano: Çeç bölgesi deyimi, Çeç telaffuzu, Çeç aksanı

çedo (dete): çocuk

çefte (rovi se): deşmek

çeftelio (igriv): oynak, çifteli

çehrâ: bak çare

çehrô, çehrio, çehröa (litse): çehre, yüz, surat

çeir, çeire (ç) (çair, livada): bak çayir

çekantii (ç) (dırveni izrezki): ağaç talaşı, yonga, “çıkıntı” kelimesinden

çekét (yake): ceket

çekiye: çeki, tartı

çeklas (fosil): fosil

çekmecè (çekmece): çekmece

çekna (dırpam): çekmek

çekrık, çıkrık (çekrık): çıkrık

Çelebiev: Pomak soy ismi

çèlen, çelna, -u (çelen, çelna, -o): alına ait

çeleşta: ?

çelik, çilik (stomana): çelik, çocuk oyunu: çelik çomak

çeliye (bodliv hrast): dikenli çalı

çelniçi (çernitsa): dut

çèlu (çelo): alın

çelyad (detsa): çocuklar

çember, çimber (çember): çember

çémer : ?

çemşir porti: şimşir kapı

çené, çenöa, çinô: çene

çengale: kuzuları ölmüş yada satılmış koyun

çengel (çengel, kuka): çengel

çenitsa (çene): çene

çenítsa: buğday bak pşinitsa

çentráfel (roza): gül

çep, çepè (ç) (klon, kloni): dal, küçük dallar, budak

çepé sa (prevzemam se): yakalanmak

çeperiş (kateriş): tırmanış

çepla (koyato se prevzema): yakalayan

çèra (vçera): dün

çèra duplannina (vçera obyad): dün öğle

çèra utre (vçera sutrin): dün sabah

çèra vèçer (vçera veçer): dün gece

çèraf, çeravu (ot vçera): dünkü

çerannoaş (vçera noşt): dün akşam

çerçeve, çerçevöa, çerçevî (ç) (çerçeve): çerçeve

çèren, çerna, çernu, çerni (ç) / çoaran, çoarna, çoarnu, çoarni (ç) (çeren, çerna, çerno, çerni): siyah

çerkva (tsırkva): kilise

çerneyè, çoarneyè (çerneya): kararmak

çerniçki (divi çereşi): yabani kiraz

çernîsa (çernitsa): karadut

çerno, çorno, çoarnu (çerno): siyah renkli

çernòk, çernotsi (ç) (çeren bor): karaçam

çernoka: kara gözlü

çernooçkono momiçe: karagözlü kız

çerşiya, çerşiyka: çarşı, bak çarşiye

çerven fasul (barbun): barbunya

çerven karamfil: kırmızı karanfil

çerven, -a, -u (çerven, -a, -o): kırmızı

çerveneyè (çerveneya): kızarmak

çerveninà (çervenina): kırmızılık, kızıllık

çervenuşki (rijiyki, vid gıba): kırmızı mantar, çıntar

çervilu (çervilo): allık

çervitsa (brodirana kırpa): çevre, ince işlemeli ipekli yada pamuklu örtü

çérvo, çerva (ç) (çervo, çerva): bağırsaklar

çestok (gısta dırvesna rastilnot): sık ağaçlık alan

çeşam: nakış işlemek

çèşem (reşa): karar vermek

çeşit, çişit (vid, sort): çeşit

çeşmà, çeşmöa (çeşma): çeşme

çeşmecîye (çeşmeciya): çeşmeci

çeşmitsa: çeşmecik

çetal: bak çatal

çète (çeta): çete

çeteciye: çeteci

çètene: sayı saydırma oyunu

çetkarnik (malko koviorçe s jobi): çekmece türünden küçük eşyaların konduğu dolap

çetli: hayvan sahibi ile çoban arasındaki hesabın yazıldığı iki tahta parçası

çetri (çetiri): dört (rusça çitiri, yunanca tesseris, farsça çahar)

çetrideset (çetirideset): kırk, 40

çetrideseti (çetirideseti): kırkıncı, 40.

çetristotin (çetiristotin): dörtyüz, 400

çetuna (kloni ot smırç): kurutma kulübesi yapımında kullanılan köknar dalları

çetvoritsa:

çetvórtak: Perşembe, bak çatvartak

çevermè, çevermöa, çivirmô (çeverme): çevirme, şiş kebap, kuzu yada oğlak çevirme, içine resilka denen pilav ve ciğer vs. karışımı konur.

çevrè, çevröa (kırpa): çevre, örtü, mendil

çèye (kapya): damlamak

çeyiz (çeiz): çeyiz

çeyne (çelyusti): bak çene

çeyrek (edna çetvırtnika): çeyrek

çeyretsi, çayretsi (çetvırtinki): bir bütünün çeyreği

çez (doveçera): bu akşam

çıkrık: bak çekrık

çıngırak (zvınets): çıngırak

çırupka (prıjka): ?

çi, çim (çe): ki, çünkü

çiban, çuban (tsirey): çıban

çibuk (1.prıçitsa, 2.tsigare): 1. çubuk, ince dal, 2. tütün çubuğu, sigara

çiça: teyze, yaşlı kadınlara hitap

çiçurka (teçenie): akıntı

çiçurkam (teçe): akmak

çifçiye, çifçiyka, çifçiyi (ç) (çifçiya, -ka) : çiftçi

çifkio, çifkô: bak çiftöa

çiflik, çiflikan (çiflik): çiftlik

çift (çift): çift

çifté, çiftöa, çiftio, çifkio, çiftà (ç) (çifte): çifte, çifte tüfek

çifteliya (neposluşnik): laf dinlemez

çiftosvam: f. çiftleşmek, çiftleşmek

çiftosvane: çiftleşme

çifutin (evrein): çıfıt, yahudi

çikur, çikura (rov, dupka): çukur

çikurluk: çukurluk

çikut (prıçka): çubuk, değnek, sopa

çile, çilöa: çile, ip demeti

çileak, çilek, çûlâk, çilyak, çulyak (çovek): adam, insan (arkaik slavca)

çiléşka / çilyaşka, çiléşta/çilyaşta (çoveşka): insani, insana mahsus, insanlık hali, insan gibi

çilingir (klyuçar): çilingir

çim (ami): ama, iyi ama

çim (çe): ki

çimber (obrıç): çember

çimentu (tsiment): çimento

çimutlak (absolutno): ki mutlaka

çin (sin): mavi, çini rengi

çin sabah (mnogo rano sutrin): sabah çok erkenden

çinar, çinaran (çinar): çınar

çinçe (dırvena şeyna): ahşap kızak

çinçiplak (çisto gol): çırılçıplak

çinîsa (pçenitsa): buğday

çiniya, çiniye (çiniya): çanak

çînki (zaştoto): çünkü

çinô: bak çene

Çinurufsi: Pomak soy ismi

çipar (çovek s çip, nos, zakaçalka): kanca burunlu adam, askı

çipçiplak (gol-goleniçık): çırılçıplak

çiraçe (çirak): çırak, küçük çırak

çirag: çıra, çerağ kelimesinden

çirak (çirak): çırak

çiren: ?

çirep (metalen kapak) : tava yada sini kapağı

çirépka (ustata-jena): dudak

çirèş, çirèşe (çereşa): kiraz, bak: kerez

çireşnik: kirazlık, bak: çireşve, çireşvu

çireşvu (çereşovo): kirazlık, kiraz bahçesi

çiş (ako): ise, eğer, çünkü

çit (ograda): çit

Çitak, Çitatsi (ç): Çitak, Çitaklar

Çitaşka (çitaşka): Çitak’ın, Çitak’a ait, Çitak şeyi

çivi, çiviye, çiviya, çuviya (klin, piron): çivi

çivicîye (e), çiviciyka (d), çivicii(ç) (): çivici

çiviciyski, -a, -u (): çiviciye ait, çivicinin, çivici (şeyi)

çivorsto (gısto): kalın, yoğun

çiy, çîye, çîyetu, çiytu (ç) (çiyto, çiyato, çieto, çiyto (ç)): kimin?, hangisinin ?

çiyan (stonojka): çıyan

çiyansko (çiye): kimin ?

çizme, çizmöa, çizmi (ç): çizme

çoarne (çernya): karartmak

çoçav (roşav): kabarık, kaba tüylü

çoçka (perçem): perçem

çoço: ?

çoha: bak çuha

çoheno eleçe: çuha yelek, çuha kumaşından yelek

çoka volna (çepka vılna): yün yığını

çokur (suho dırvo): kuru ağaç

Çolakovi, Çulakuvi: Pomak soy ismi

çombra (şamiya): örtü, başörtüsü

çop (jrebiy): ?

çop, çôp, çiope, çopie (klon): 1. çöp, 2. küçük dal

çopluk (bokluk): çöplük

çopna (hvana): yakalamak

Çopurvi: Pomak soy ismi

çorabe, çorape (çorapi): çorap

çóran (çeren): siyah

çóran luk: soğan

çòran, çòrna, çòrnu / çoaran, çoarna, -u (çer, çerna, -o): siyah, kara

çòrba, çuorba (çorba): çorba

çorbaciyski, -a, -u: çorbacıların, çorbacılara ait

çorka ma (predizvikva me): uygunsuz sözler söylemek

çorkva (tsırkva): kilise

çorlav (roşav): kabarık

çornevitsa (çerna borovinka): siyah yaban mersini

çôrni garvane (çerni garvan): karakarga

çorni kahore (ç): kara kahır

çorni oçi (çerni oçi): siyah gözler, kara gözler

çoruk: bak çuruk

çorv, çôrf, çörf, çriov, çorve (ç) , (çervey): solucan

çost, çosta, çostu / çoast, -a, -u (gıst, çest): koyu, yoğun

çosta kàşa, çoasta kàşa: koyu un çorbası

çostana gora zelena: yeşil sık orman

çostiş (çesto): sık sık

çosto (gısto): bak çost

çotra (bıklitsa, ploska): ahşap tekne

çotura (glava, kosa): baş, kafa

çöpçiye (metaç, çistaç, boklukçiya): çöpçü

çuban, çubanin (ovçar): çoban

çubritsa (çubritsa): çubritsa, nanegillerden bir bitki.

çubuk, çibuka: çubuk

çubukli kaftan: çubuklu kumaşından yapılmış kaftan

çubuklu, çibuklu: çubuklu kumaş cinsi

çucuk (deté): çocuk

çuçur, çüçür (çuçur): kaynak, akar oluk, çeşme

çùdo (çudo): mucize

çuflitski (çiflikçiyski): çiftçinin, çiftçiye ait

çufteliya (pakostnik): yaramaz, laf dinlemez çocuk

çuha, çoha (sukna): çuha kumaş

çuhal (malka sova): baykuş

Çukaloski: Pomak soy ismi

çukalu (çukalo): havan, çekiç

çùkam (çukam): vurmak, dövmek

çùkam na rakoa: el çırpmak

çukan, -a, -u (çukan, -a, -o): dövülmüş, ezilmiş

çuknat (smahnat, lud): deli

çûkom (bt): vurmak, bak çukam

çukulata (şokolad): çikolata

çukundur (tvırdoglav): dikkafalı, inatçı

çukvam sa (razbiram si greşkata): “hatamı anlıyorum” anlamında deyim

çukvam sa, çukna sa (çukvam se, çukna se): dövünmek

çukvam, çukna (çukvam, çukna): arasıra vurmak

çul (çul): çul, hayvan örtüsü

çulàk (çolak): çolak

Çulakvi: Pomak soy ismi

çumak (çomak): çomak

çunkim (zaştoto): çünkü

çûnom (bt): f. dinlenmek

çurap, çuràpe (ç) / juràp, juràpe (ç) (çorap): çorap

çurén, çirén (drıjka): sap, bıçak sapı

çurépka: ?

çurésam, çurésa (izginvam): çürümek

çurilka: ?

çurilo (tsitsina): yumru, topak, şişlik

çurùk, çoruk, çiruk (gnil, izgnil): çürük

çurukliv (gnil): çürük, çürümüş, çürüklü

çurup: ? “pekla sam pita pod çurup”

çuşka, çuşki (ç) (çuşka): biber cinsi

çuval, çuvàli (ç) (çuval): çuval

çuvaldız (guberka): çuvaldız

çuvam (pazya): dikkat etmek, gözetmek

çuvay sa (pazi se): dikkat etmek, özen göstermek

çuvik (tsvik): (yoğurt, peynir vs) suyunu süzdürmek

çuviya, çuvu (klin): a. çivi

çuvorstu (gısto): kalın, koyu

çùyem, çùye (çuvam, çuya): duymak, işitmek

çuzd, -a, -u, çuzdi (ç) (çujd, -a, -o, çujdi): yabancı

çuzdi lûdişta: yabancı kimseler

çuzdisa (çujditsa): po. yabancı kimseler; bg. yabancı kelime

çüçüre (çuçurya): hafifçe akmak

çüde sa (çudya se): po. düşünmek; bg. hayrette kalmak

çüden, çudna, -u (çuden, çudna, -o): düşündürücü; bg. tuhaf, garip

çükelek: çökelek

çümen (treva): çimen

çümlek (gırne): çömlek

çümlekçiye (e), çümlekçiyka (d), çümlekçii (ç): çömlekçi

çüplük (bokluk): çöplük

çürek (pitka): çörek

çürekutu, çürekotu: çörek otu

Çürenski: Pomak soy ismi

çvırst, tsvırst (çevrıst): çevik, açıkgöz

D

dà (da): Po. “olur, peki”, bg. “evet”

dà béşe (da béşe): olsaydı

dabànca (pistolet): tabanca

Dabevi: Pomak soy ismi

dabika, dıbika (dıb): meşe

dagma: ?

dàh (planina): dağ

 

dahódem (bt): gelmek

dakáravom bálno (bt): üzüntü çekmek

daktór (bt): doktor

dalèçe (daleçe): uzak

dalgo, dalgoa (vılna): dalga

dalî (dali): acaba

dàm (pokriv): dam, çatı, hayvan ahırı

dàma (dama): dama

damat (bt): domates

damazlok (razplod, pokolenie): damızlık

damgo, damgoa (beleg): damga

damgosvam (belyazvam): damgalamak

damilyava mi, dumiléva mi (jal mi e, mıçno mi e): – için üzülüyorum

damla (paraliza): felç, inme, damla inmesi

danásem (bt): getirmek

Dandufsi: Pomak soy ismi

dano, dono (dano): olsaydı, keşki

dans (tants): dans

dans pravem (tantsuvam): dans etmek

dantela (dantela): a. dantel (yunanca dantela)

dapiram sas rıka: eli ile tutmak

dapiram, dapira: tutmak, eline almak

dar, dara, darve (ç), darove (ç) (podarık): hediye, hediyeler

dara daram, dara odarem: hediye vermek

daràk, daràsi (ç): tarak, yün tarama aleti

Darakçievi: Pomak soy ismi

dare da styagam: hediye vermek

darglo (greblo): tırmık

dargun (slab, mırşav): zayıf

darı (tsarevitsa): darı

Darıderskine hekime: Darıdere’nin hekimi

Darıdertsi: Darıdereliler, Zlatograd’lılar

darmadàn (razprısnat, razpadat): darmadağınık, dağınık, yerle bir olmuş

darmon (reşetka): kalbur

darogazitsa, darógaziça (svraka): saksağan kuşu

dartofelnik, dırtofelnik: ?

darva sepem, dırva tsepyam (tsepya dırva): odun kırmak

darva, dérvo (dırva): odun

darvalnik, dırvalnik: odunluk

darvuşat (razniştvat, razkısvat, nahapvat): ısırılmış, koparılmış

darzalka: iddiacı, tartışmacı, kavgacı kimse

daskal, dáskalie (uçitel) : öğretmen

daştarinka (): kızcağızım

daşteru (dışterya): kızım, kızcağızım

Daut : öa. Davut

Daute (Dautya): Davut!

dava, davoa: dava

davaciye (e), davaciyka (d), davacii (ç): davacı

dàvam, dam (davam, dam): vermek

davèt (pokana): davet

davô: dava

dávom (bt): vermek

dávom rábata (bt): iş vermek

davrandisvam (ozdravyavam se): iyileşmek

davrandisvam sa (sıvzemam se): iyileşmek, kendine gelmek

davul (tıpan, baraban): davul

dayadisvam (podpora): dayamak

dayak (podpora, opora): dayama aleti, destek

dayandisvam (izdırjam): dayanmak

dayiçu (vuyço): dayı

dáyma (bt) (vinagi): her zaman

dazát (bt) (zad): arkasında

dè (kıde): nerede, nereye, neresi,“kade” kısa biçimi

de sa e çulo videlo: nerede duyulmuş görülmüş

de zna (ne znam): kimbilir? , bilmemki

de!, döa!: ü. de!

debélo (debel): şişman

deçinki (detsa): çocuklar

deçîsa (deçitsa): çocukcağız

dedeko (pradyado): büyük dede

dédko, deadko, dyadko (pradyado): dedenin babası

dèdo, dèdu (dyado): dede

dèdvu (dyadvo): dedenin, dedeye ait

def (lamya): ?

definöa (sıkrovişte): define

deka (kıde): nerede, nereye

deké/ dekya (dete): çocuk

dekeník: sopa, baston

dél (dyal): pay, hisse

delé (delya): bölmek

deles (vid, tip): çeşit, tür

delibuzuk: delibozuk

delikanliya, delikanliye (mladej): delikanlı

deliponta: akciğer hastalığı, punta hastalığı

deliye, deliyu (lud): deli

Delya, Dele:­ öa. bak Adlina

demek (znaçi): demek, yani, manasında

demet (snop): demet

demir (jelyazo): demir

demiran, demirna, -u (jelyazno): demirli, demirden

demirciya, demirciyka, demircii (kovaç): demirci

Demo, Demya: öa. bak Adem

den (den): gün

denas (dnes): bugün (asoy den)

denaska (dneşen, dneşna, -o): bugünkü

dençek: ?

deniz, denis (more): deniz

denizciye (moryak): denizci

denk (raven): denk

denkelö (): gündüz gibi

denna (ot kıde da znam): nereden bileyim

denu (deno): o yer, -diği yer

dèpu (sklad): depo

derè (dera): yırtmak, parçalamak

derebey (feodali): derebeyi

derebeyski, -a, -u (feodalski): derebeyine ait, derebeyinin

dèrece, dereco, derecöa (1. temperatura, 2. stepen, gradus): derece

derin (dılbok): derin, çok fazla, çok ileri

deriye, deriya (koja): deri

derlogazitsa (vrana): karga

derman (lekarstvo, sila) : derman, ilaç, kuvvet

dermançek: derman

dermansızin (bez sila, bez lekarstvo): dermansız, ilaçsız, kuvvetsiz

dermanyu, dermanû: derman

dermenciya (e), dermenciyka (d), dermencii (ç) (vodeniçar): değirmenci

derô, darô (reka): dere

derogızitsa, derogazisa (soyka): alakarga kuşu

ders (urok): ders

ders pravem: ders yapmak

dersenöa (klas): dersane

dert, dertôve(ç) (stradanie, bolka): dert

dertliye (e), dertliyka (d), dertlii (ç): dertli

derviş (derviş): derviş

dervişki, -a, -o: dervişin

desan, desna, -u (desen, desna, -o): sağ, sağ taraf

dèset (deset): on, 10

desna rıka: sağ el

désne (bt) (prav): doğru

despot (despot): despot

destan (epiçeski): destan

deste, destöa (teste, paluba): deste

destur (otpuska): destur, izin

dète, detsà (ç) (detè, detsa): çocuk

detel (kılvaç): ağaçkakan

dètentse, detense (detentse): çocukcağız

detko, dédko (pradyado): büyük dede

detska gradina (detska gradina): çocuk bahçesi

detski, -a, -u (detski): çocuğun, çocuğa ait

dètu (deto): nerede ki, -nin olduğu yerde, ki orada, nerede

detûvna: çocuk bekleyen hamile kadın

dev, def (div): dev

devè, devöa (kamila): deve

deverû, deveryu (priyatelyu): arkadaşım

dèvet (devet): dokuz, 9

devir (1. era, period, 2. rotatsiya, vırtene): devir, dönem, döngü, çevrim

devlet (dırjava): devlet

devô, devio: dizisinin en büyük çanı, deve çanı

devoyçe, devèçe (devoyçe): küçük kız

devoyka, devoyki (ç) (devoyka): genç kız

devriye (patrul): devriye

devşirme, devşirmöa: devşirme

deygidi, dégidi: hey gidi

dèzna (ne znam dali): bilmem ki öyle mi, kimbilir

dıfka, doafka (dıvka): sakız

dışta, doaşte (tepavitsa): dolgun

dıvaş, dvaş (dvaj): iki kere

dibela, dübéla, dübeli (ç) (debel): şişman

dibidûs (çisto, napılno): düpedüz

digna (digna): kaldırmak

diha (duşa): can

dikan (dikan): döven, başaktan buğdayı ayıran tarım aleti

dikkat (vnimanie): dikkat

dikkatliye (vnimatelen): dikkatli

dilav, dilaf (jelyazna prıçka): maşa, soba maşası

dilber, dülber (krasavitsa): dilber

dilberçe: dilbercik, küçük güzel kız

dilenciye (e), dilenciyka (d), dilencii (ç) (prosyak): dilenci

dime (şalvari): şalvar

Dimilivi: Pomak soy ismi

Dimirvi: Pomak soy ismi

Dimitruske (Oktomvri): Ekim ayı

din (religia): din

dînaman (): birbiri ardına

dinamit (dinamit): a. dinamit

dingil (dılıg): dingil

dip (dıno): dip

dipçik (biç, puşka zadnika): dipçik

diplo (dvoyno): çift, ikiz

diploma (diploma): diploma

direk (stılb): direk

direm (drahma): dirhem (yunanca drahmi)

dîrka (sleda): iz, ayak izi

dişçiye (e), dişçiyka (d), dişçii (ç) (zıbolekar, -ka): dişçi

dişirlok (çujdenets): tuhaf, garip adam, ucube kimse (dışarlık, taşralık kelimesinden)

diva krùşa (diva kruşa): aşısız armut, yabani armut

divan (divan): divan

divanöa, divanio (zagubenyak): divane

divit (mastilnitsa): mürekkep hokkası

divo kote (por): sansar, kokarca

dîvu (div, diva, divo): vahşi, yabani [isfine divu: yabani domuz]

divu (divo prase): yaban domuzu

diyil (ne): değil

diyur, diyurka (svat, svatya): ezmek vurup ezmek

dizgin, dizginçek (yuzda): dizgin

diziya, diziye (red, reditsa): dizi, 12 çanlık bir dizi

dlibok, -a, -u (dılbok, -a, -o): derin

dlôgo (dılgo): uzun, bak düleagu

do ga (dokato): olduğu sürece

dô: de!, be!

doafça (dıfça): f. çiğnemek

doafka, dıfka (dıvka): sakız, bak dıfka

doan, doana, -u (dın, -a, -o): dip

doarje (dırja): tutmak

doarji (drıj): tut (tutmaktan emir)

doarpam (dırpam): çekmek

doarvu, darvu, darvi (ç) (dırvo): ağaç

doaska, doaski (ç) (dıska): tahta

doaş letiye (valî dıjd): yağmur yağmak

doaş, dajdoan (dıjd): yağmur

doaştere, daştare (dışterya): kız evlat (farsça dohtar, rusça doçer)

dodyavam, dudévam (omrızvam, dosajdam): bıktırmak

dohnal (dıhnal): ?

dohnuva (ponamirisva): ?

dohodam, duhodam (idvam): gitmek, bak duhodam

dokaçe (za segna se): dokunmak

dokazne (prikazka): masal, hikaye, efsane, söylence

dokulébat (domıknat, bavyat): gecikmiş, yavaşlamış, sürüncemede kalmış

dokundisam, dokondisvam (obijdam, zasyagam): dokunmak, birine zarar vermek, rahatsız etmek

dôkuni (igraçki, liçni veşti): oyuncak, kişisel eşyalar

dokús, dukùs (devet): dokuz, 9

dokuzdisan (obiden, zasegnat): etkilenen, kırgın, bak dokundisam

dòlan, dolna, -u (dolen, dolna,-o): aşağı, alt

Dolaştarsko poesçe: Dolaştar’ın kuşağı

dòle (dole): aşağı, alt

dôle, dôlya: ilkbaharda kuzulama zamanı, döl zamanı

dòlişte (dolişte): yokuş aşağı

dolnana mahala (dolnata mahala): aşağı mahalle

dolniçka: aşağı, aşağıdaki

dólnik (yug): güney

dòlu, dòle (dolu, dole): aşağıya

dom (dom): ev

domàkine (domakinya): ev sahibi

domuzluk: mandıra içinde kanal

don: don, iç don

dono (dano): umarım, dilerim

donota Allah: inşaallah

dopadam: düşmek

dopadnal: düşmüş, gelmiş

Dopçuvi: Pomak soy ismi

doplûska: beklenmeden gelen, davetsiz misafir, damlayıp gelen

dorane, dòren (trevni çimove): çim, çimen

dorde, dorede, durde (dokato): süresince, -diği sürece, o zamana kadar ki

dòrfam (bt) (uhapvam): ısırmak

dorja (dırja): tutma

dorjevo, dırjevo: lider, koruyucu

dórjom (bt): tutmak, desteklemek

dórvo (bt): ahşap, tahta

Dospat: Dospat, Batı Rodoplarda yer ve dağ adı

dost, dostove (ç) (priyatel): dost

dostluk (priyatelstvo): dostluk

dostuyan (pribırzan, sprihav, neobmisleno): aceleci, çabuk parlar, düşüncesiz

dosurna, dusurna (domıkna): ?

dosya (dosie, papka): dosya

doşterku: kızcağızım

doşterû: kızım, kızcağızım

doştim (şte doydem): geleceğim

dovadam, dohadam (idvam): gelmek

dovidam (dovejdam): getirmek

doyde hubavko: iyi geldi.

dört, düört: dört, 4

draçko (veselo, priyatno): eğlenceli, memnun, sevinçli. “men mi e draçko: sevinçliyim”

draga (dragi): sevimli, sayın

draglets (trıglets): tırmık

drago, dràgu (drago): po. sevinç, bg. sevgili, değerli

dragova: sevinç, mutluluk

dragovam (haresvam, obiçam): sevmek

dragovane, dragóvanie (lyubene, obiçane): sevinç, sevgi, aşk

dragovnik, dragovnitsa (lyubovnik, lyubovnitsa): sevgili

dragovnitsa (lyubene, obiçane): sevgi, aşk

drakus (prizrak): hortlak, yaramaz çocuk, ejderha

Dramenskine hakime: Dramen’in hekimleri

dranduli, drınduli (nakiti, drınkulki): takılar, süsler

drapam (katerya se): karıştırmak

draşte (draştya): kaşımak, tırmalamak

dravnik (drıvnik): odun kırmak için konan kütük

dreban, drebna, -u, -i (dreben, drebna, -o): ufak, küçük, kırıntı, birkaç, biraz, az miktarda

drebni pari (drebni pari): bozuk para

drebnu, drebno (karantiya): kırıntı

drebnu, drebno (şkembe, drob): işkembe, ciğer vs, sakatat

dreboşak (drebolii, sitnej): esinti, öteberi

drème (dremya): uyuklamak, süzgün durmak

dren, drenki (ç) (dryan): kızılcık

drenvu (dryanova): kızılcıklık

drınkam (svirya): (müzik aleti) çalmak

dribak: küçük ve sık ağaçlardan oluşan orman

drincam (obikalyam, pıtuvam) : koşuşturmak, sürekli yol almak

dripal (partsalivnik, skitnik): yırtık pırtık, serseri kılıklı, dilenci kılıklı

drîpi (drehi): Po. elbise, bg. bez, çaput

drob: bir çeşit rodop yemeği, papara yemeği.

dròbe (drobya): doğramak

droben (butsa, kısçe hlyab): bir parça, doğranmış ekmek

droben, -a, -u (droben, -a, -o): doğranmış, ufalanmış

droben, drobin (butsa, kıs ot neşto razdrabeno): kesik, kesik kısım

drobençe, drobinçe (buçka, kısçe): topak, yumru, çıkıntı, parça

drobin (): çim ?

dronkam, droankam (drınkam): çalmak, vurmak

drozgul (drozd): ardıç kuşu

druçka bosilekova: druçka fesleğeni

druçki (drugi): başkaları

drug, -a, -u (drug, -a, -o): başka

drugar (drugar): arkadaş

drugarke: arkadaşım (bayan için)

drugiden (drugiden): başka gün

drugimu (drugimu): başkasına

drugiyan, drugiyas: diğerleri, başkaları

drugoçeşna( ednovremenna): aynızamanda, birzamanlı

drugoş, druguş (drug pıt): başka sefer

drukade (drugade): başka yerde

drulenki: ?

drulnat (razpasan): gevşemiş, gevşek

drulô (): gevşek, dağınık kimse

drulya, drule: gevşemek

drum, druma (pıt): yol, anayol

druşka (drujka): kız arkadaş

du (do): -ye, -ya, -e kadar, -nin yanına

du denas (do dnes): bugüne kadar

du utre (do utre): yarına kadar

du vèçera (do veçera): akşam vakti, akşama doğru

dua (molitva): dua

dua pravem (molitvam): dua etmek

dubalnem, dubolne (dobılnyam): hastalanmak

dubarosvam dubarosva (lıje): dubara yapmak, yalan söylemek

dûbek (horosan): dibek

dubîtak (dobitık): büyük baş hayvanlar

duboarnam (dobırnam): değdirmek

dubre (dobre): iyi, hoş, iyi ki

duçàkam (doçakvam): beklemek

duçùvam, duçùyem, duçùye (doçuvam, doçuya): işitmek

dudè (dode): nereye, oraya dek, -ye kadar

dudévam, dodévam (dodyavam): inat etmek

dudévane: inatçılık etme, bıktırış

dudlû (sopoliv): sümüklü, sümüklerini tutamayan

dudnik (tutmanik): ?

dudulayka: yağmur dansı yapan kız, kelebek dansı yapan kız

due (lıje): yalan

dugan (grabliva ptitsa): doğan, yırtıcı kuş

dugudîna (dogodina): gelecek yıl

duhòdam, dohodam (dohojdam): gelmek

dukadè (du kıdeto): nereye kadar

dukàram (dokaram): getirmek, götürmek

dukàtu (dokato): iken, etmekteyken, -inceye kadar

dûkmô (): dökme kelimesinden altın para

dukolku (dokolko): ne kadar?

dukolkutu (dokolkoto): mümkün olduğunca

dukray (dokray): sonuna kadar

duksan (devetdeset): doksan, 90

duktòr, dòktur (doktor, lekar): doktor

dukudisvam: dokumak, bak: tıkaye

dukugà (dokoga): ne zamana kadar

dukuma (tıkane): dokuma

dukumacılık (tıkaçestvo): dokumacılık

dukumaciye (e), dukumaciyka (d), dukumacii (ç) (tıkaç): dokumacı

dukundisam, dukundisa (dokosvam, dopiram): dokunmak, hasta etmek

dukuz (devet): dokuz, 9

duladisvam (obgrıştam, uvivam): dolamak

dulama: dolama, abadan yapılmış erkek üst kıyafeti

dulandırıciye (e), dulandırıciyka (d), dulandırıcii (ç) (izmamnik): dolandırıcı

dulap, dulapve (ç) (dolap, şkaf): dolap

dulaşık: dolaşık

dûlben: tülbent

dûlber yaşmak, dülber yaşmak: dilber yaşmağı, tülbent örtü

dûlber: dilber

dûle (dyulya): ayva

duléçe (bt) (daleçe): uzak

dulepè (dolepya): yapıştırmak

dulmoa (pılneno): dolma

dulmoa kalem (stilo): dolma kalem

dulmoa puşka (pılnene puşka): dolma tüfek

dulmuş (napılnena, minibus): dolmuş, minibüs

Dulufsi: Pomak soy ismi

dùma (duma): söz, kelime

dumam, dùma (govorya): konuşmak (bg. söz, kelime)

dumatvu (domat): domates

dûmbelin (mırzeliv çovek): tembel

dumboa (bivol): dombay, şişman

dúmenye(bt), dûmane: konuşma

dumiçka (dumiçka): sözcük

dundurmoa (sladoled): dondurma

dùne (dunya): ayva

dunèkade (donyakıde): bir yere kadar

dunèsam, dunèsa (donasyam, donesa): getirmek

dupça (dupça): delmek

dúpçem (bt): delik açmak

dúpenye (bt): israf

dupka (dupka): delik

duplannina (obyad, dopladne): öğle vakti, öğle yemeği

duplannina setna (sled obed) : öğleden sonra

dupnisa (dupnitsa): delik yer, mağara

dur (stoy): dur ! (emir)

dur, durde (dokato): o zaman ki, -diği zaman

dûr, dûrka (svat, svatya): ?

durî (dori): hatta, bile

durmil (lakomnik): açgözlü, iştahla yiyen

dûs (raven): düz

dusiga (dosega): şimdiye kadar

duskòru (doskoro): yakın zamana kadar

dusna: ?

dudurna: çevirmek

dùşa (duşa): can, ruh

dùşa berà: can vermek, can çekişmek

duşa davam: can vermek

duşa şeker: şeker canım

dùşi (duşi): kişi

duşîye (doşiya): dikmek

dûşkûn padnam: düşkün olmak, güçten düşmek

dûşkûn: düşkün

duşman, duşmanin (duşman, vrag): düşman

duşmanski (duşmanski): düşmanın, düşmana ait

dutàm (dotam): oraya kadar

dutugàva (dotogava): o zamana kadar

dutuk, dutuka (dotuk, dotuka): buraya kadar

duvar (stena): duvar

duvéda, duvedè (doveda): göndermek, getirmek, götürmek

duvîdene (dovijdane): görüşmek üzere. “duvîdeme skoru: yakında görüşelim”

duvîsa, duvitsa (vdovitsa): dul kadın

dùye ( doya): süt sağmak

dùye (duham, poslıgvam, preuveliçavam): esmek, üfürmek, abartmak

dúyem (bt): darbe vurmak

duykam sa (hvırlyam se): fırlatılmak

duyna (doen, doyna, doyno): sağmal, süt sağılan

duynam kandilen, duyna kandilen: kandile üflemek

duyne (vyatır): esinti, rüzgar

dûzdisal (napravil, oformil): düzmüş, yapmış, şekillendirmiş

dûzdisvam, dûzdisa (popravyam): düzmek, düzenlemek, sıralamak

dûzen, ç; dûzenne (instrumenti): düzen, alet, araç, aygıt

dûziye, dûziya (dyuziya, seriya): çan dizisi,12-15 çandan oluşur,

dübèla, dübeli (ç) (debel, -a, -o): kalın, şişman

düdük (dyuduk): düdük

düdük isfiram (svirya): düdük öttürmek

dügme (kopçe): düğme

dükân, dukean (dyukyan): dükkan

dülaven (maşa, kleşti): maşa

dülger, dülgerin (stroitel, maystor): dülger, inşaat ustası

dülgerlik pravem: dülgerlik yapmak

dülöag, dülöaga, dülöagu, dülöagi (ç) (dılgo): uzun

dümbek: dümbelek

dümbelek (hlopka, zvınets): çan, zil, bak tümbelek

dünüm (dekara): dönüm

dünyoa, dinyoa, dinio (svyat): dünya

düşék (dyuşek): döşek

düşeme, dûşemô, dûşamô (dyuşeme): döşeme

düvak (): patates

düven (yunitsa): düven

dva, düvè, dıvè, dıvà (dva, dve): iki (rusça dva, yunanca dio, farsça do)

dvadam (idvam): gelmek

dvaj, dvaş (dvaj): iki kere

dvajkoş (dva pıti): iki kere, iki defa

dvamîna (dvamà, dvamina): iki kişi

dvamka, dvaminka: ikisi, ikimiz

dvar (stena): taş duvar

dvor: bodrum

dzarka (protsep, proluka): yarık, boşluk, uçurum

Dzenini: Pomak soy ismi

dzınkalka (drınkalka): çıngırak

dzınkam (drınkam): çarpmak, vurmak, müzik aleti çalmak

dzingal (canka): ?

dzipam (ritam): ayak diremek

dzof (dreben, hilav): cılız, küçük

dzviska: iki yıllık koyun

E

eçko: çok, bak yatse

edep (blagopriliçie): edep

edepsizin (mrısen): edepsiz

Edirne, Edrine (Odrin): Edirne

ednaj, annoaş (ednıj): bir kere

ednakvu (ednakvo): aynı, benzeri

ednojçek: bir kerecik

Edrinska: Edirnenin

edûl (svatben oven): ödül, düğün koçu

efè, eföa: efe

efendi, efendiye: efendi

efendim, efendin (): efendim!

eftin, yeftin (evtin): ucuz

egâne (yadene): yemek, yiyecek

egne (agne): koyun

egrek: ?

eh (eh): eh!

ejak, ejek (taralej): kirpi, bak yejak

ejuvina (taralejova koja): kirpi derisi

elalém: elalem

eleçe: küçük yelek

elena (elena): geyik

elentrik: elektrik

Eliezofsi: Pomak soy ismi

elifbà, elifboa: elifba

elitsa (elitsa): küçük köknar ağacı

elovitsa (): çamur, verimsiz toprak

emanèt (doverie): emanet

emeklîye (pensioner): emekli

emektàrin (veteran): emektar

émen (nezabavno): hemen

 

Emen: Yemen, ülke adı

Emercvalar: Pomak soy ismi

Eminefendiyski: Pomak soy ismi

emir (zapoved): emir

emlakçiye: emlakçı

emniyet (sigurnost): emniyet

emniyet pravem: emniyet etmek; emniyet nipravem: emniyet etmemek

en (nay): en (en büyük, enaz)

en (şirina): en, genişlik

endeze (): endaze, ölçü birimi, 1 endaze = 65 cm

enezô (pusiya): pusu

engé, engya, engô, ingöa, ingô (lelya): yenge

enginar (artişok): enginar

enkas (na enkas): şakacıktan, bak zayenkas

enkız (istina): doğru, gerçek

entari: bak anteriye

epacak, yapacak (nyama şto): sadece

erbàp, erbàpin: erbap

Eridertsi: Eğridereliler

erkiç (kozelıt): sürü öncüsü erkeç

ernék: örnek, bak yürnek

esas (osnova): esas

esen, esin, podzima (esen): sonbahar

esir, yesir, yasire (rob): esir, köle

eskiciye (e), eskiciyka (d), eskicii (ç): eskici

esnaf, esnafin (e), esnafka (d), esnafi (ç): esnaf

esni şalvare: ?

esoya (toya): bak asoy

estafîrullah: estağfirullah!

estık (vızglavnitsa): yastık

estie (yastie): yemek, yiyecek

esvá: o, bak asva

eşinda (neşto staro, avelsko): eski şey, evvel zamanın

eşkele (razgele, dobre çe): iyi ki

eşkiya (bandit): bak aşkayoa

eşmak (kırpa): yaşmak

eşyà, eşyoa (veşt): eşya

etat (etat): orman kesim alanı

etse (yatse): çok, bak yése, yatse

etuva (tuk): burası, burada, bak atuva

ev, éf (kışta): ev

evél (predi, pırvo): bak avel

evelsko: bak avelsko

evelzaman: evvel zaman

evlatço (): evladım!

evlek (çado): evlek

evlètin (dete): evlat

evliya, evliyoa (svetets): evliya

evru (opak): ?

ey (az): ben, bak ya

ey (ey): ey!

eyer (sedlo): eyer

eynava, eynuva, eynva (onova): bak anva

eynıy, eyni (taka): öyle, bak anoy

eynolkuv (tolkova): o kadar, bak anolka

eynoya (onzi ): bak anoy

eyse (sega): şimdi, bak asiga

eysey (taka): böyle

eysva (tova): bak asva

eytay: o, bak atay

eytûva (eto tuk): burası, burada, bak atva

ezik, azik, izik (ezik): dil (rusça yazık)

Ezrayil: bak Azrayil

F

fadnoş (zaedno): beraber, birlikte

faf, fıf (v, vıv): içinde, -de, -da, -leyin

fafçèra, çèra (vçera): dün

fafla (vafla): gofret, waffle

faflizam, faflèze, flèze (vlizam, vlyaza): girmek

fafsèkade (vsyakıde): her yerde

faftàsem (vtacvam, vtasam): mayalanıp kabarmak, olgunlaşmak

faftòri (vtori): ikinci

faftornik, tornik (vtornik): Salı

fafvatre, favàtre, favoatre (vıv vıtre): içerinde, içinde

Fahrîna: öa. Fahriye

Fahrinka (): Fahriyecik

fakir, fakîrin, fakire (ç) (beden, bednyak): fakir, yoksul

fakirçek (bedniyak): fakircik

falciye (e), falciyka (d), falcii (ç) : falcı, bak vraçka

fàle (hvala): övgü

fàle sa (hvalya se): övünmek

fàlem (hvalya): övmek

fanèla (fanela): fanila

fark (razlika): fark

farkulitsa, fırkulitsa (): kaşıklık

farmasône (mason): farmason

farnen (hvırlyan): atılmış, fırlatılmış

farz (): farz

farzena namaz: farz namazı

fasaríye (bt) (şum): gürültü

fasik (omagiosan krıg): fasit, kısırdöngü, boşuna

fasul (fasul): fasulya

fasulkina (bobovina): ?

fasulôvitsa, fasulûvitsa (dılga prıçka): fasulya sırığı

fasulûvitsa: iri fasulya cinsi

fatam (hvaştam): tutmak, yakalamak

fàtam sa, fàte sa (hvaştam se): yakalanmak, tutulmak, işe başlanmak

fàtam, fàte, fátom (bt) (hvaştam): yakalamak, tutmak, işe başlamak

fate sa parçnisa (): ishale tutulmak

fatiha (): fatiha

fatki (): tutamak, sıcak kapları tutmak için bez parçası

Fatmina, Fatmino, Fatminka, Fadimina, Fatmo, Minka Vatne, Meyka: öa. Fatma

favedam (bt) (zanasyam, otnasyam): götürmek

favrika (fabrika): fabrika

favunétu, favunyato (vmirisano): kokmuş, kokuşmuş

favuneye (mirişa, vonya): kokmak

favuneye sa (vonya se): kokuşmak

fayda, faydoa (polza, izgoda): fayda

faydalı (polezen): yararlı

fayiz (lihva): faiz

Faynı Koynaristsi: ?

fayro: meyhane kapanış uyarısı

fayton (fayton): bak payton

fazlà, fazlo, fazloa (izlişen): fazla, çok, gereksiz

fazlalık, fazlalok (izlişık): fazlalık

fçéra (vçera): dün

fedekârin (): fedakar

felek (): felek, dünya, talih, kader

felekét (bedstvie): felaket

fena, fenoa (loş): fena

fener (fener): fener, yunanca fanos

fenerçe (fenerçe): fenercik

ferah (prostoren): ferah

fèrece (ferece): ferace, kadın giysisi

ferman (ferman): ferman

fermar (tsip): fermuar

feryat (vik): feryat

fes (fes): fes

fesàtin (zlo): fesat

fesçe (fesçe): fesçik, küçük fes

fesçe aleno: al fes, kırmızı fes

fesçe s altone: altınlı fes

Feskuski: Pomak soy ismi

feslikan (bosilek): fesleğen

Fetîna: öa. Fethiye

Feyzo, Zulyö: öa. Feyzi

fıçiye (bıçva): fıçı

fıfdiga, fıfdigna (vdigam, vdigna): kaldırmak

fıfdigam sa, fıfdigna sa (vdigam se, vdigna se): kalkmak

fıfdoaham, fıfdoahna (vdıhvam, vdıhna): nefes almak

fıfduham, fıfduhna (vduhvam, vduham, vduhna): üflemek

fıfzîma, zîma (vzemam, bzimam, vzema): almak

fırçoa (çetka): fırça

fırkam (hvırça): taşınmak

fırlen, foarlen (hvırlen): fırlatılmış, atılmış, terk edilmiş

fırlyam, farlem (hvırlyam): fırlatmak, atmak

fırsat, fursat (vızmojnost): fırsat

fırsatçiye (oportyunist): fırsatçı

fırtuna (vielitsa): kar fırtınası

fıstık (fıstık): fıstık

fışkiya (ekskrement): fışkı, hayvan dışkısı

fışkul (prişka): kabarcık, deride yanma ve haşlanma sonucu oluşan şişiklik

fidan (fidan): fidan

fidançe (fidançe): fidancık, fide

fidanka ((fidanka): fidan gibi kız

figô, figio (zidana peçka): tuğla fırın

fikir, fiker (ideya, misıl): fikir

fikirsîzin (neobmislen): fikirsiz, bak; briz fikir

Fikrina: öa. Fikriye

fil (slon): fil

fîla (filiya): dilim

filankişiya, filankişiye (nyakoy si): filan kişi

filcan, filjan (filcan): fincan

fildiş (slonova kost): fildişi

filicançek (kafentse): fincancık

filiz (filiz): filiz

filka (filiyka): dilimcik

film (film): film

firem, firè (firya, gonya): kovalamak, takip etmek

fîrkom (bt): çalıştırmak

fistan, fustan (fistan): fistan

fişek, fişéka (patron): fişek

fişeklik (patrondaş): fişeklik

fit (): fit

fitil (fitil): fitil

fitilli rizka (): fitilli elbise

fitne, fitnöa (bunt): fitne

fitneciye (podbuditel): fitneci

fitra (): fitre

fkáravanie (bt) (vnos): ithalat

fkîsnat (bt) (vkisnat): ekşimiş, köpürmüş, kızgın

fkusvam, fkoasne (vkusvam, vkusya): tatmak, tadına bakmak

flûtnat, flyutnat, -a, -u (vlyutnat): bozulmuş, ekşimiş

fmahva (): hızlı yürümek, gitmek

fmíşom (bt): karıştırmak

fnel, vnel (vnesıl): getirmiş

foarnem sa, foarne sa (hvırlyam se, hvırlya se): atılmak, fırlatılmak

foarnem, fórnem, foarne (hvırlyam, hvırlya): atmak, fırlatmak

fôn soleno (silno presoleno): çok tuzlu

forkam, forkna / foarkam, foarkna (hvırkvam, hvırkna): uçmak

forkat / foarkat, -a, -u (hvırkat, -a, -o): uçan, uçucu

forle, forlya (hvırlya): fırlatmak, atmak

forlen, foarlen, fırlen (hvırlen): terk edilmiş, ihmal edilmiş

foro (danık): vergi

fors (vimpel): fors

forsliye: forslu

fortomar (): ?

fortuma, fortoma (vıje): urgan, halat

fortumuşki (intrigi): entrika

fovna (): koku, pis koku

foyna (hvoyna): ardıç

Foynuski, -a, -u (Hvoynenski, -a, -o): Foyna (Hvoina)’ya ait, Foyna’lı, Foyna’nın

Foynuski: Pomak soy ismi, Hvoynalı

fpíranie (bt): varış

fpregam (lıja): yalan söylemek

frot, frut, vrut, vrit (vsiçki): hepsi, bütün, tümü

ftásan (vtasan: olgun

ftásavanyie (bt): söz

ftasuvam, ftásavam (bt) (obeştavam): çok konuşmak, söz söylemek

ftesva: hayvan yabancı araziye girmek

ftikam sa (butam sa mejdu): araya sıkıştırmak, tıkıştırmak

fuda (duha): nefes

fudanisa, vodenisa (vodanitsa): su değirmeni

fudayà, fudayoa, fudaye (staya): oda

fudilka (malko obredno hlyabçe): küçük tören ekmeği

fudul, fudùlin (): fodul

fudulçitsa (): fodul, fodulcuk

fujgam (plamvam): alevlemek, yakmak, ateşlemek

fukarà, fukaroa, fukarô (bednyak): fukara

fukaralok, fukarlok (bednotiya): fukaralık

fuknal (hvırlil): atılmış, fırlatılmış

fukvam (hvırlyam, maham): atmak, fırlatmak, defetmek

funduk (elhiçka): küçük ağaç, çalı

funiye (funiya): huni

furçá (çetka): fırça

furka (prıçka): çubuk, yün kabartmak için değnek

furmà, furmoa (furma): hurma

furnik, furnit (hlyab ot furna): fırın dolusu

furnitarka (haraniya): mandırada süt kaynatma kazanı

furtùna (furtuna): fırtına

furune (furna, peşt): fırın

furunjiye (e), furunjiyka (d), furuncii (ç): fırıncı

fuska (kojna pıpka): sivilce, fiske

fustan (fistan, roklya): fistan

fustançek: fistancık

fuşkul (mazol): isilik, yüksek ateş sonucu oluşan deri döküntüsü

fuşnô, fuşnio (bezzvuçno prıdnya): sessiz osuruk

futa (futa): futa, önlük

futugraf (fotograf): fotoğraf

fuzuliye: fuzuli, gereksiz

Fülbe (Plovdiv): Filibe

G

gà (): eğer, ise, olduğu takdirde, ne zaman ki, -diği zaman

ga (ştom): çünkü

gabardeasal (): kabarmış

gàbre (gabıri): gürgen ağaç cinsi

gacuk ():kesik kuyruklu köpek

gacul (): kancalı sopa

gaç: ot, saman çekmek için kancalı sopa

gaçka (vıditsa): tığ, örgü şişi, olta iğnesi

gadap: yaklaşan fırtına

gaflét (neznanie): gaflet

gagul (kuka) : çengel, kanca, bak gacul

galagonki (nezreli plodove): ermemiş yeşil meyveler

galagunka (glog): alıç, bir çeşit ağaç meyvesi

galagunki (canki, zeleni slivi): can erik

galbéha, galbyaha (): kazıma, oyma, törpüleme

galça (sılza ot smola): reçine akıntısı

galça, galçoa (govorya): yüksek sesle konuşmak, dedikodu etmek

galém (golyam): büyük, bak guleam, golem

galem, gale (galya, obiçam): po. sevmek, bg. okşamak

galen, galena, galenu (galen, galena, galeno): sevimli, nazlı

gálenie (bt) (lyubov): aşk, sevgi

galgun: kuşburnu toplamak için ağaç alet

galiba (moje bi, veroyatno): galiba

galimatsiya: kalabalık (golematsiya: büyük kalabalık)

galka (glıtka): yudum

galôvnik (lyubovnik): sevgili (erkek), bak galovnitsa

galôvnisa, galôvnitsa: samimi (kız) arkadaş

galtok, gıltok (glıtka): yudum

gam (grij): gam

gamo: s.kmek (yunanca’dan sövme)

gamsızin (bezgrijen): gamsız

ganimet (plyaçka): ganimet

Ganufsi: Pomak soy ismi

garaguy (grabliva ptitsa): avlanmış kuş

garamudét sa: boğuşmak, seks yapmak

garbà, garbò, garboa (grıb): sırt

garbanato (): fırında ekmek çekmek için sopa

garbîsa (gırbitsa): kambur

garçelivo (gorçivo): acı

garçíf (gorçiv): acı, bak gurçif

garçuman (grıklyan): boğaz, gırtlak

gardare (sobstvenitsi na ovtse): sürü içindeki koyun sahipleri

gardé, gardi (kuçe rımjene): köpek hırlaması

garez, karez (omraza): garaz, kin, düşmanlık

garguç, gırguç (): çocuğu sırtta taşıma

garip (çuden, stranen): garip

garkine, gırkinya: yunanlı kadın

garkino, gırkino: yunan kızı / kadını

garklan (grıklyan): gırtlak

garluşka( zelena sliva, canka): yeşil erik, can erik

garmadà (kamıni): döşenmiş taşlar

garmej za letej: yağmur sesi, gökgürültüsü

garmidol (gırmidol): yüksek sesli kimse

Garmidoli: Pomak soy ismi

garmust (): ?

gasenisa (gısenitsa): tırtıl

gaşte, gaşti (ç) (gaşte): don, iç don

gaştnik (): düşük donlu adam

gavas, gavazin (telohranitel): bekçi, korucu

gavur (gyaur): bak kàvurin

gaybiya (glupak): aptal

gayda (ç) (gayda): gayda

gaydaciye (gaydar): gaydacı

gaydunitsa: gaydanın seslerin çıktığı delikli kemik borusu

gayganô: gaygana yemeği

gayret, kayret, kayrat (usilie, stremej): gayret

gayretliye (usırden): gayretli

gazèta (gazeta): gazete

gàzi: gazi

gazka (gıska): kaz

gazoan, gazîna, gazoa, goas (gıs): kıç

gazòz(): gazoz

gebé, geböa (bremennen): gebe

geç, geçku (kısno): geç

gega (): çoban değneği, gagalı sopa

Gelibol: Gelibolu

gelina (bulka): gelin

gelino: gelin !

gem (yuzda): gem

gemijiye (e), gemicii (ç) (lodkari, moryatsi): gemici

gemiye (korab): gemi

gepka: ?

gerdan (gerdan, guşa): gerdan

gerdançe, gerdançek (gerdançe): gerdancık, kolye

gergioske (noemvri): kasım ayı

gergövden, gergüden (Gergiovden): hıdrellez, 6 mayıs günü

gérme: çoban barınağı, gölgelik, gergi

germen dedu: yağmur yağdırma ritüeli (peperuda)

geveze, gevezöa (glezio): geveze

gevezem sa (glezya se): gevezelik etmek

gevrèk (gevrek): gevrek (yiyecek)

gevşèk, geveşek (otpusnat): gevşek

gezè, gezöa (): gelin çeyizi almak

gezmôvom (bt): gezmek, seyahat etmek

gıcık (reşetka): gıcık

gıcık fate (): gıcık tutmak

gılgaçam (zakaçam, draznya): takılmak, birisini kızdırmak

gıltok, goaltok (glıtka): ?

gırbàç (kamşik): kırbaç

Gırçotiya (Gırtsite): Yunanlılar

gırdene (prıhtene, koteşko mırkane): at kişnemesi, kedi hırlaması

gi (gi): onları

gibek: süzülmüş taze ve tuzsuz peynir

gîbem (dvijenie): hareket

gibrilnik (torişte): gübrelik

gibrô, gibroa (kraveşka tor): hayvan gübresi

giçindisvam, giçindisa (preodolyava, peçelya): geçinmek

gidi: gidi, heygidi

gilgô, gilgöa (syanka): gölge

ginger: eşek dikeni, eşek dikeni gibi (günger)

gingerlok: eşek dikeni yetişmiş alan

ginlûk, gillûk (dnevna): günlük ücret, gündelik

ginlûkçiye, -a: gündelikçi

giöl, güöl, gôl (ezero): göl

giras (bokluk, mrısen, neopryaten çovek): pislik, yaramaz adam

girésam, giryasvam (karam): birisine kızmak

girésavam, giryasavam (izmamya se): aldanmak, birine kapılmak

girlûk (): gürlük, otların vs. gürleşmiş olduğu yer

gitirûm (osakaten): kötürüm, sakat

givdio (tyalo, tors, snaga): gövde, bak: güvde

givindiye, -a (razvalena jena): pasaklı, dağınık

gizdav, gizdava, gizdavu (gizdav, gizdava, gizdavo): süslü, güzel, renkli

gizdi, gizdilna (gizdav): süslü

gizdilna premena: süslü kıyafetler, süslü giysiler

gizdilo, gizdilu (gerdan, ogırlitsa): gerdan, boyun

gizlio, gizlöa: sürülerin yaz sonunda rodoplardan ovaya taze ot için indirilmesi

gizlûk, gizlúki, gizlûtsi, güzlüsi (ç) (oçila): gözlük

glá (mıgla): sis, duman, bulut

glad (glad): açlık

gladan, gladna, gladnu (gladen, gladna, gladno): aç, acıkmış

glamav (nenormalen): anormal, normal olmayan

glas (glas): ses

glasina (): ağız ?

glatuş (zmieguşter): yılan ebesi, bir kertenkele türü

glava (glava): baş, kafa

glave sa (glavya se): başgöz etmek, evlendirmek

glavenik (e), glavenitsa (d) (godenik (e), godenitsa (d)): nişanlı oğlan, nişanlı kız

glavenski gizdila (godejni oblekla): baş süsü

glavenu (godenik, godenitsa): nişanlı

glezdunka (ogrizka ot plod): meyve artıkları

glibók (dılbok): derin

glôdam, glöadam (gledam): bakmak, görmek

gluh, glùha, glùhu, gluhi (ç) (gluh, gluha, gluho): sağır

glupav, glupava, glupavu (glupav, glupava, glupavo): budala, aptal

gneaf (gnyav): öfke

gneafan, gneafna, gneafnu (gneven, gnevna, gnevno): öfkeli

gnevé (gneve): öfkelendirmek

gnevé sa( gneve se): öfkelenmek

gnevgu (gnev): kin, öfke

gnevóvom (bt): nefret etmek

gnezdu,gnâzda (gnezdo): yuva

gnil, gnilu (gnil): çürük, çürümüş

gnilok (izgnili): çürük, çürümüş

gnîye (gniya): çürümek

gnoy (gnoy): irin

gnusen (mrısen): iğrenç, bak ugnus

gô, gio, göa: hayde !

goarçu (gırçene): kıvranma, sancı

goarlu (gırlo): boğaz

goarne (): çömlek

goas (gız): kıç

goavnu (): boklu

godeş (ritualen oven za svatbata): düğünlerdeki süslenmiş koç

gôja: kuru fasulya ve mısırdan yapılan bir Rodop yemeği

golem (golyam): büyük

golem bayrem: bak gulem bayrem

golemka, golûmka: büyücek

goli golatsi: çırılçıplak olanlar

golintar(oskıdno obleçena dama): açık giyinmiş kadın

goltaşki: ?

gòlu (gol): çıplak, bütünüyle

gòlu bèlu (): bembeyaz

gòlu gròpolu: çırıl çıplak, bak sgoropaleno

gòlubos (): yalınayak çıplak

gôpka, giopka: yavaş kimse

Gôpsa: Struma nehri (yerel şivede)

Gopsaliya: Struma nehri yanından gelen

gòra (gorà): po. dağ, bg. orman.

góram: meşe ağacı

gòran, gorna, gornu (goren, gorna, gorno): yukarıdaki, üstteki, yukarı, üst

gorb (gırb): sırt, geri

gòrbel (pregırben): kambur

gorçé sa (): kıvranmak, sancılanmak, bir yeri ağrımak

gorçel, gurçel (krotuşka): bir balık türü

gòre (gore): yukarı, üst

górem (bt): yanık

goritsa: küçük orman, koru, koruluk

gorjav, gırjav (slab, iztınyal): ince, sıska, zayıf

górlo (gırlo): boğaz, bak goarlu

gornana mahala: yukarı mahalle

gorne (petno): benek

górnik: kuzey

gorski (gorski): dağlı

goru (gora): orman

gosçitsa: misafir

gòsku: misafirlik

gôstavitsa, giostavitsa (neokastrena toyaga): büyük değnek

gôsteritsa, giosteritsa: değnek, sopa

gôtere, giotere: çok

govna (govno): bok

govnenik (kaçulat siniger): sorguçlu baştankara kuşu

gôykim, gioykim: herbir, bunun gibi

goz (gıs): kıç, bak goas

gôzbajilok: gözbağcılık, yalancılık

gôzbajiya, giozbajiye (lıjets): yalancı, gözbağcı, illuzyoncu

gôzbi, giozbi (lıje): yalan

gôzum, güozum, giozum (cocen): nane

gön, güön, gôn (gyon): gön, kösele

gös, güös, giös: göz

gràbe (grabya, prişporvam kon): atı mahmuzlamak

grabe, grabne (grabya, grabna): kapmak, ele geçirmek

grabene (kradene na moma): kız kaçırma

grablif (grabliv): yakalayıcı, yırtıcı, kapıp götürücü, tutup kaldıran

graçe: karga graklamak

graçka (igraçka): oyuncak

grad (grad): şehir

gradem, gràde (gradya): inşa etmek

gradina, gradinka (gradina): bahçe

gradya, grade (zidam, pravya): yapmak

grak, grık (grıtski): yunanlı

gram (gram): gram

gratsmul (grıklyan): ?

Grazdufsi: Pomak soy ismi

grebe, grebna (grebà, grebna): tırmıklamak

grében (greben): tarak

grebenîtsa: tarama, tırmıklama, kazıma (altı yanmış sütü kazımak)

gréda, greada, gryada (greda): kiriş

gredúşka (graduşka): dolu

gréh, greah (gryah): günah

gréhotka: zavallı

grèye (greya): ısıtmak

greykam sa (vlizam): içeri dalmak

gribaç (greblo): gelberi, çamur vs. kazımak için araç

gribiye (): güldürmek

grişka: kadın ceketi

grobe (grob): mezar

grobişte (grobişte): mezarlık

grobot (grobıt): mezar

gróbye: mezarlık

groça sa (mrıştya se): kaşlarını çatmak

groçka: alnı kırışık, kaşları çatık

groçuvét, groçuvyat (gorotsvet): şifalı bir bitki türü

groizlesto, grouzlesto (neestetiçno, grozotiya): çirkin, uyumsuz

grom (grım, grımotevitsa): gökgürültüsü, (rusça grom)

gropal, -a, -u (gol): çıplak

gropalak (bednyak): çıplak (fakir anlamında)

gropalnik: malzemesi ve katmanı az börek

grôpka: koyun, keçi, tavşan gübresi

Groşarovi: Pomak soy ismi

grozan, grozna, groznu (grozen, grozna, grozno): çirkin

grozde (grozde): üzüm

gruş, groş, groşove (ç)(groş): kuruş

gu (go): onu, ona

guberka (guberka): çuvaldız

gucuk (gucuk): kısa kuyruklu köpek

gucuk, gujuk (gojuh): gocuk, deri palto

gude (svinya, prase): domuz

gudi (gode): her ne kadar (kolku gudi=nereye kadar?)

gudina, godina (godina): yıl, sene

gugla (kalpak): kalpak, şapka

gugutka (gılbo): güvercin

guguvam: guguklamak

guja (guşa): boğaz uru, guatr

guléema kavgo: büyük kavga, büyük savaş

gulém bayrém, golem bayrém, guleam bayrém (): büyük bayram, ramazan bayramı

gulém, golem, guleam (golyam): büyük

gulemanusta (): büyük ağızlı

gulemeyè (golemeya): büyümek

gulemeyè sa (golemeya se): büyüklenmek

gulemina (Yanuari): Ocak ayı

gulemisa (): kibirli, büyüklenen

Gulemiya mor, Golemiya mor: Büyük veba salgını, “1725/1726 yıllarında Rodopları etkileyen veba salgını.”

gûlle (çerupka, kurşum): gülle, mermi, kurşun

gûm, güüm (gyum): güğüm

gûmbe (peçka): ocak

gumenitsi (): lastik ayakkabı

Gûmûrjine: Gümülcine (şehir)

Gûmurjinskinen ayéni: Gümülcine âyanları

gûmûşliya, gûmûşliye (srebren): gümüşlü

gûmûşluno kûsteçe (): gümüşlü köstek

gûnah (gryah): günah

gunyak (dıjdovnik): semender, bir kertenkele türü

guraşta, guraştu (goreşt, goreşta, goreşto): sıcak

gurbet (gurbet): gurbet

gurbetçiye (): gurbetçi, gurbete gitmiş olanlar

gurbète (gurbetçiya): Çingene

gurbetka (tsiganka): Çingene kadın

gurça (gorça): acı gelmek

gurçif, gurçiva, gurçivu (gorçiv, gorçiva, gorçivo): acı

gûrdan, gûrdançe (guşa): gerdan

gurelif (gureliv): gözü çapaklı

gûreş (borba): güreş

gurîye (gorya): yanmak, tutuşmak

gûrlûk (burenak): gürlük

guroşnitsi (goreştnitsi): Temmuz ortasındaki sıcak günler

gurtal, gurtale, gurtalivi (slabi, nedohraneni, izmırşavyali): zayıf, yetersiz beslenmiş

gûrûltiya (karanitsa): gürültü, kavga, patırtı

guruş, guroş (groş): kuruş

gûs (gırdi, grıd): göğüs, bak: güüs

guşka: küçük boynuzlu koyun

guştarisa (guşter): kertenkele

gutav (nekadıren, baven): eli yavaş, beceriksiz

guvaçka (): anaç kuş

guvèda (govedo): sığır

guvedar (govedar): sığırtmaç

gûvendiye (razvratnik, razvratnitsa): çapkın, zampara

guvéne (govyane): oruç tutma

guvèye (goveya): oruç tutmak

guyka (guika): ?

gûzlitsi, gûzlûtsi (oçila): bak gizlük

guzuva (): ad, nam

gübek (pıp): göbek

güçmén, güçmien (imigrant): göçmen

gülay (bt): büyük

Gülçe, Gûla: Gül

Gülsümçe: Gülsümcük

Gülsüme, Gülsümka Gisim: Gülsüm

gümlek (riza): gömlek

gümü (pogrebenie): gömü

gümüş, gûmûş: gümüş

gümüşan, gümüşna, -u (srebren): gümüşlü

günah, künah: bak: gréh

güüs/ güvûs, gûs: göğüs “güüses me buli: göğsüm ağrıyor”

güvde (tyalo): gövde, bak: givdio

güvürjína (gılıb): güvercin

güzlük (oçila): gözlük, bak: gizlûk

H

ha siktir (): defol!

ha, ho, hoa (da): evet, ha, hı “evet, olur” anlamında

habé (): heybe

haber po haber (): haber üstüne haber

habèr, habèreve (ç) (novina, vest): haber

haberçek (): habercik

haburca (bırzo): hemen, çabuk

Hacievi: Pomak soy ismi

hacilık, haciloak, hajilık, hajiloak (): hacılık

Hacitska, Haciyska: Hacının karısı

Hacitski, Haciyski: Hacılar, Hacıların

hacîye (e), haciyka (e) / hajiye, hajiyka (haciya, haciyka): hacı

haç (krıst): haç

hadayá (bt) (staya): oda

hademöa (): hademe

hadet (navik): adet, gelenek, alışkanlık, huy, davranış

haftà, hafto, haftoa (sedmitsa): hafta

hafuz(e), hafuzka (d) (afuz, -ka): hafız, bak afuz

hahorkam sa (smeya se): gülmek, kıkırdamak

hahorvam, hahorna (padam, padna): büyük gürültüyle düşmek, yıkılmak

hàir (ne): hayır (olumsuzluk)

hajivat-karagiös (): hacivat karagöz

hak (pravo): hak

hakere (naprazno): boşuna, boş yere (nahak yere kelimesinden)

hakikat (pravda, istina): hakikat

hàkim (sıdiya): hakim

hakliye (prav, pravilen): haklı

hal (polojenie): hal (l harfi kalın)

halal (halal): helal (l harfleri kalın)

hàlam, hàla (zakaçam, bezpokoya): ellemek, rahatsız etmek, taciz etmek

halentse (): küçük halı

hàlişta (halişte): kilim, kalın battaniye

halîye (kilim): halı

halkà, halkoa (halka, krıg): halka

halô, halöa (toaletna): hela

halvà, halvo, halvoa (halva): helva

halvaciye (e), halvaciyka (d), halvacii (ç) (halvaciya): helvacı

halvaciyski, -a, -u (halvaciyski, -a, -o): helvacıya ait, helvacının

Halvaciyski: Pomak soy ismi

halven, -a, -u (halven, -a, -o): helvanın, helvalı, helva (şeyi)

hamam (banya): hamam

hambàlin, hambalè (ç) (hamalin): hamal

hambalski, -a, -u (hambalski, -a, -o): hamalın, hamala ait, hamal (şeyi

hambar (hambar): ambar

hamen, hémen (poçti): hemen

Hamidovi: Pomak soy ismi

Hamîtusa, Hamitvisa: Hamit’in karısı

hamut (homot): hamut, koşumu

han (han): han

hanay (): hanay, büyük ev

hanciye (e), hanciyka (d), hancii (ç) (hanciye): hancı

hanciyski, -a,-u: hancının, hancıya ait, hancı şeyi

hané, hanöa (kışta): hane

hanıma (hanıma): hanım

hanımka (hanımka): hanımcık

hanımski, -a, -u (hanımski, -a, -o): hanımın, hanıma ait, hanım (şeyi)

Hânifa, Hanifinka, Feyka, Felya: öa. Hanife

Hankinovi: Pomak soy ismi

hanski (hanski): hana ait, hanın, han (şeyi)

hap (hap, hapçe): hap

hapanka, hapka, hapki (ç) (zahapka): ısırık

hàpe (hapya): ısırmak, dişlemek

hapus (zatvor): hapishane

hapusça (osıden): mahpus, hapsedilmiş, hapiste olan

haraçére (hora koito sbirat danıtsi): haraççılar, haraç, vergi toplayan görevliler

haralô (posmeşişte): maskara, harala gürele yapan, gülünç şeyler yapan

haram (zabranen): haram

haraniya (golyama harkuma): haranı, büyük bakır kazan

harcadisvam, harcadîsam (harça): harcamak

harç (): harç

hardal (sinap, gorçitsa): hardal

harem, hareman (harem): evin içi, harem

harema (): at damı, hayvan damı

harf (bukva): harf

harhanô (razvalina): enkaz, yıkıntı, “harabe hane”

harita (karta): harita

harizam, harijam (harizvam): vermek, hediye etmek, bağışlamak

harkoma, harkome, harkuma (bakıren sıd): bakır tas, kap, kazan

harlivnik (solopanko): sümüklü

harlô, harlö, hırlö (solopanko): sümüklü

harlûk (solopanko): sümüklü

harman, harmàne (vırşitba): harman

harmanciye (e), harmanciyka (d), harmancii (ç) (vırşaç): harmancı

harmanciyski, -a, -u (harmanciyski, -a, -o): harmancının, harmancıya ait, harmancı (şeyi)

harp (voyna): harp

harzuval (molba): dilekçe, arzıhal

hàs (naistina): has, gerçek, doğru

hasabi (izçislyavam) : hesap etmek, düşünmek, planlamak

haset pravem (): haset etmek

hasetçiye (e), hasetçiyka (d), hasetçii (ç) (revniv): hasetçi, kıskanç

hasétin (revniv): hasetçi, kıskanç

hasır (tıkana slamena gorozka): hasır

hasret ustanem (): hasret kalmak

hasrét, asrét (kopnej): hasret

hastà, hastoa: hasta, bak: bolan, bolna

hastar (hastar): astar

haşim (grım): yıldırım

hatır, hator, hatoar (hatır): hatır

hatırsızin (): hatırsız kimse

hatırsızişte (): hatırsız kimse

Haticîna, Cinka, Gina, Ceyka, Tiçka: öa. Hatice

hàtim (hatim): hatim

Hatinski: Pomak soy ismi

Hatipovi: Pomak soy ismi

hatte (hayde): haydi!

Hatuncevi: Pomak soy ismi

Havà, Avoa, Avka, Avça: öa. Havva

havà, havoa (1. vreme, 2. vızduh): hava (1. hava durumu, 2. solunan hava)

havadîs (vest, novina): havadis

havaé (): havai, aklı havada

havàn, havoan (havan): havan

havaya, havayasto (naprazno): havaya, boşu boşuna, faydasız

haves (strast): heves

havliye (havliya): havlu

havo (vreme): hava, iklim, hava durumu

hayde (hayde): haydi, bak: hatte

haydùtin, haydute (e), haydutka (d), hayduti (ç) (haydutin): haydut

haygor (jrebets): aygır

haygot (pribor): aygıt, duvarcı aleti

haygotnitsa (): aygıt, alet çantası

hayırliye (e), hayırliyka (ç), hayırlii (ç) (dobrojelatelen): hayırlı

hayırsızin ( negodnik): hayırsız, iyiliksiz

hayir, hair (dobrina, dobrota): hayır, iyilik

haylazin, haylèzin (haylazin, bezdelnik): haylaz

haymana (haymana, skitnik): haymana, serseri

hayrét (uçudvane, çudno): hayret

Hayrina, Hayruşka: öa. Hayriye

hayta (razboynik): hayta

hayvan, hayvànin, hayvankove (ç) (jivotno): hayvan

hazır (gotovo): hazır

hazırladísavom (bt) (prigotvyam): hazırlamak

hazinöa (sıkrobişte): hazine

hazmak (blatisto myasto): bataklık yer, bak azmak

hediye, hediyöa (podarık): hediye

helbet, elbet (razbira se): elbet

hèle, èle (pone): hele

hem (hem): hem

hemşeriye (e), hemşeriyka (d), hemşerii (ç) (sıgrajdanin): hemşeri

hendek, handek (okop, trap, rov): hendek, çukur

hepten (iztsyalo): hepten

hergelô, hargelô, hergelöa (stado kone, muleta): hergele (at, eşek ve katır sürüsü), farsça kökenli kelime

herni riza: işlemeli gömlek

hesap, hasap (smetka): hesap

hesapladisvam (izçislyavam): hesaplamak

hesapsızin, hasapsızin (neizbroim): hesapsız

heybetliye (veliçestven, veliçav): heybetli, görkemli

hınzır, hınzırin, hanzır, hanzırin (skitnik): hınzır

hırs (alçnost): hırs

hırs pràve (): hırs yapmak

hırsızin (kradets): hırsız

hırsliye (): hırslı

hırst (sıs zloba, s omraza): kin ile, nefretle, öfkeyle

hi: onu, ona

hiç, hii (nişto, vıobşte): hiç

hikayöa (razkaz): hikaye

hikmet (mıdrost): hikmet

hilal (polumesets): hilal

Hilbô (Plovdiv): öa. Filibe

hiledi (hilyadi): binlerce

hilyada (hilyada): bin, 1000

hilyàden, -dna, -dnu (hilyàden, -dna, -dno): bininci

him (im): onların

him: bak hem

hinayét (predatel): hain

hiner (lekomisleno): gayrıciddi, düşük akıllı

hinkam, hinka (hilya se): sırıtmak

hisse, hissöa (çast, dyal): hisse

hitar, hitra, -u (hitır, hitra, -o): kurnaz, açıkgöz

hitreye (hitreya): kurnazlık etmek

hitrina (hitrina): kurnazlık

hîtru (hitro): kurnazlıkla

hitruvam: kurnazlık etmek

hizmét (slujba): hizmet

hizmet pravem: hizmet etmek

hizmetçiye (e), hizmetçiyka (d), hizmetçii (ç) (sluga): hizmetçi

hlatsam (tryaskam): denemek, aptalca konuşmak

hlatskane (): deneme, aptalca konuşma

hlepavitsa (kişa, ryadka kal): eriyen çamurlu kar

hlepe (tsapa): leke, boya lekesi

hlepki, hlapki (çehli): terlikler

hleptam sa, hlepta sa (smeya se): gülmek

hleptane (isteriçen smyah): isterik gülüş, kendini tutamadan gülmek

hlev, hlevove (ç) (obor): ahır

hlevoust (tsapnat v ustata): düşünmeden konuşan, dangalak

hlônza (hlençi): sızlanan, mızmızlanan

hlônzam (plaça): ağlamak

hlòpe (tropa): hoplamak, zıplamak

hlopnato (): zıplamış

hlupka (pohlupka): kapak

hoalma (hvoyna): ardıç

hoarkam (hırkam): horlamak

hòca, hòja, hòje (ç): hoca (farsça hàce)

hod (hod): hareket, gidiş

hòde (hodya): yürümek, gitmek, dolaşmak

hòdem (hodvam): arasıra gitmek

hojemnem (): hocalara

hokka (mastilnitsa, çaşka): hokka

holan (vızryazvane): ulan!

holbam (sırbam): desteklemek

hondal (slabovat, nemoşten): zayıf, güçsüz

hoppala: çocuk zıplatma salıncağı

hòra (hòra): insanlar

hóreh (bt) (oreh): ceviz

hôrgöntsko (bt): günlük, hergünkü

horimak (selska krıçma): köy meyhanesi

horle, harle, hırle, hoarle, horlya (sopoli): sümükler

hòro (horo): hora oyunu, horon

horovodets (horovodets): horo başı

hortladisvam: hortlamak

hortlak, hurtlak (prizrak): hortlak

hoşbeş (razgovor): hoşbeş

hotte borje (haydete bırzo): haydi çabuk!, bak hatte

hrana (hrana): yemek, yiyecek, gıda, besin

hrànem sa, hràne sa (hranya se): beslenmek, yemek

hrànem, hràne (hranya): yedirmek, beslemek

hrànenik (osinoveno): besleme çocuk, evlatlık

hraneno (hraneno): iyi beslenmiş

hrantutnik (gotovi yade): hazırcı, hazır yiyici, tembel

hrèma (hrema): nezle

hremaf, hremava, -u (hremav, -a, -o): nezleli

hripe (svisti): ıslık, düdük

hristiyanin (e), hristiyanka (d), hristiyani (ç) (hristiyanin): hristiyan

hùbaf, hùbava, -u (hubav, -a, -o): po. iyi, bg güzel, yakışıklı (farsça hub: iyi)

hubaviçku (hubaviçko): iyice, güzelce

hubavisa (hubavitsa): güzel kadın

hubavu (hubavo): iyice, güzelce, adamakıllı

húbe, húbave (bt) (hubava): iyi

hudut (granitsa): hudut

hulav (şturav): çatlak, aptal

hûlbetska (Plovdivsko): Filibenin

humàda (vid detska igra): çelik çomak oyunu

huniye: huni bak: funiye

hurdoa (skrap): hurda

huri, huriyka: huri

Hurîna, Hurinka: öa. Huriye

hurtum (hobot, markuç): hortum

Husenisa: Hüseyin’in karısı

Huskovi: Pomak soy ismi

Huso, Hùsu, Hüsén, Uska, Usya, Use, Senyo, Usinço: öa. Hüseyin

hususiye (liçno, spetsialni): hususi

huşàf, huşeaf (kompot): hoşaf

hutbe (): hutbe

huy (nrav): huy, davranış

huysuzin: huysuz

huzur: huzur

hükümat: hükümet

Hülbe, Hilbô, Fülbe (Plovdiv): öa. Filibe

hünerliye (srıçen): hünerli

hürmet (poçit, uvajenie): hürmet

Hüsén: öa. Hüseyin

hvaligôzo (samohvalko): kendisini öven

hvorkam (letya): uçmak

I

ırgàtin (rabotnik): ırgat

ıskàkal (skakalets): çekirge

ıskaye (tıka): dokumak

ıspanàyak (spanak): ıspanak

ıstar, ıstàra, ıstàru (star, -a, -o): yaşlı, eski, bak star

ıstàrisa (staritsa): yaşlı kadın

ıstàru (staro): ihtiyar

ıstàrutu, stàrutu (staroto): eskisi, yaşlı olanı

ıstıpalu (stıpalo): taban

ıstoalba (stılba): merdiven

ıstoapisam sa (stıpisvam se, stıpisam se): durmak, duraklamak, şaşırıp kalmak

ıstoapka (stıpka): adım

ıstoapkam, ıstoapça (stıpkvam, stıpça): ayakla basmak, basmak, çiğnemek, ezmek

ıstoapvam, ıstoape (stıpvam, stıpya): 1. ayakla basmak, basmak, 2.yürümek, adım atmak, 3. gitmek, uğramak, 4. yaşına basmak

ızdrave (zdrave): sağlık

ızdràvu (zdrav, zdrava, zdravo): sağlam, sağlıklı

ızgara (ıskara): ızgara

ızmoaglem, ızmoagla (zamıglyavam, zamıglya): sisle kaplanmak, sis inmek

ızmoarzam, ızmoarzna (zamrızvam, zamrızna): donmak, buz kesmek

ıznoyva (znoy): po. ter, bg. boğucu sıcak

İ

i (i): ve, hem de

ibadèt pravem (): ibadet yapmak

İbişuski: Pomak soy ismi

ibret (çudo, neşto nevijdano): ibret, görülmemiş şey

ibrik (kana): ibrik

İbrinkavska: Pomak soy ismi

İbro: öa. İbrahim

iç (nişto): hiç

içomen (eçemik): arpa

idàm (ekzekutsiya): idam

idare, idaro, idaroa (upravlenie): idare

ide mi ot raki: elinden gelmek

ídom (bt) (idvam): gelmek

iftar pravem (): iftar yapmak

iftira, iftiroa (kleveta): iftira

igla, igli (ç) (igla): iğne

iglanu (iglen, iglena, igleno): iğnenin, iğneye ait

iglestu (iglest, iglesta, iglesto): iğneli

igra (igra): oyun

îgrane, igránie (bt) (tants, igra): dans, oyun

igràye (igraya): oynamak

igrif, igrîva, igrîvu (igriv, igriva, igrivo): oynak

ígrom (bt): oynamak

ihsedihme (): çamaşır asmak

ihtibar, itibar (poçit, uvajenie): saygı, itibar

ihtiyaç (nujda): ihtiyaç

ijet (red, podredba): sıra, dizi

ikindiyana namaz: ikindi namazı

ikindîye (): ikindi

ikindiyski (): İkindinin

ikman (obuçenie): idman, idman vermek: kovalamak

ikram (leçenie, tretira): ikram

ikram pravem (tretiram): ikram etmek

ilaç pîyem (): ilaç içmek

ilaç, iléç (lekarstvo): ilaç

ilahi pèyem (): ilahi okumak

ilestik (guma): lastik

ili (ili): veya, yahut, yada, yoksa

îlik (usluga, dobrina): iyilik

illet (bolest): illet

ilûmçek (nay-tsennoto): ölüm, “ilümçek izberi: ölüm toplasın”

imam, imami (ç) (imam): imam

imam: var olmak

İmamovi: Pomak soy ismi

iman (vyara): iman, inanç

imane (imane): varlık, zenginlik

imansız (bezvernik, jestok): imansız, acımasız

imanyer, imanyeri (ç): defineci

imdat (pomoşt): imdat

imece: bak mejé

imene, iménka: eşya, servet

imeten, imetna, -o (sposoben, sposobna, -o): yetenekli

ímom (bt): var olmak

imza (podpis): imza

in (nıy): en

inak (inak): başka türlü, aksi takdirde

ínakvof (bt): farklı

inar (nar): nar

inat, inatin (inat): inat

inatçiye (e), inatçiyka (d), inatçii (ç): inatçı

incé, incie (tınık): ince

İncufsi: Pomak soy ismi

inge, ingöa (jena na po golyam brat): yenge

ingélin (tvırdo glav, kelyav çovek): ters adam, aksi herif, engel adam

ingiliz puşka: ingiliz tüfeği

inkér, inkear, inkyar (otriçane): inkar

insaf (spravedlivost): insaf

insafliye (e), insafliyka (d), insaflii (ç) (spravedliv): insaflı

insafsızin (bezskrupulen): insafsız bak: briz insaf

insan, insanin (çovek): insan

insançek: insancık

insanlık (çoveçestvo, çoveştina): insanlık

inşàt (stroej): inşaat

inşàt pravem (sgrada): inşaat yapmak

intizar (proklyatie): intizar, beddua

iplık (): erkek üreme organı

iram (vid nosiya): ihram, dış kıyafet örtüsü

irmi (dvadeset): yirmi

isa (sega): şimdi

isdávom (bt): ihanet etmek

İsein, İseine: öa. Hüseyin

isfîne (svinya): domuz

isfîram, isvîra (izsvirvam, izsvirya): ıslık çalmak, öttürmek, müzik aleti çalmak

isfîrem, isfirna (svirvam, svirna): ıslık çalmak, öttürmek, müzik aleti çalmak

îsik (lipsa): eksik

iskaçem sa, iskaçe sa (izkaçvam se, izkaça se): çıkmak, binmek

iskaçem, iskaçe (izkaçvam, izkaça): yukarı kaldırmak, yukarı çıkmak

iskalapé sa (): dürmek, kalıplamak (iskalapèsah: kalıpladım, dürdüm)

iskalapeye (izkalıpvam): kalıplamak

İskam (iskam): istemek

iskáravanye (bt): ihracat

iskáravom: çizmek, hayatını kazanmak, gelir elde etmek

iskarvam, iskaram (izkarvam, izkaram): çıkarmak

iskaşlem, iskaşle (izkaşlyam, izkaşlya): öksürmek

iskat (): iskat, düşürme, ölünün ardından yapılan bir işlem

iskele, skelya (pristanişte): iskele

iskemle, skemle (stol): iskemle

iskîpem, iskipna (izkipyavam, izkipna): kaynamak, taşmak

iskîsam, iskîsna (izkisvam, izkisna): suya koymak, suda ıslatmak

iskoarpem, iskoarpe (izkırpvam, izkırpya): yamalamak

iskoasam (izkosyavam, izkosya): kosalamak, tamamıyle biçmek

iskoasem (izkısvam, izkısam): yırtmak, parçalamak

iskòlem, iskòle (izkolvam, izkolya): hepsini kesmek

İskra (iskra): kıvılcım

iskrivam sa, iskriye sa (skrivam se, skriya se): saklanmak, gizlenmek, örtülmek, batmak

iskrîvam, iskriye (skrivam, skriya): saklamak, gizlemek, örtmek /inkar etmek

iskupayem (izkopavam, izkopaya): kazmak

iskùpem (bt) (): büyütmek

islàm, isleam (islyam): islam

İslamovi: Pomak soy ismi

isleam stanam: islam olmak

isledilu (izledilo): buzlanmak

ismeneavam, ismenem, ismene (smenyavam, smenyam, smenya): değiştirmek, yerine geçmek

ismènem sa, ismene sa (smenyam se, smenya se): değişmek, değiştirilmek

ismeye sa (smeya se): gülmek, alay etmek

ismidal (smidal): tatlı bir yemek ismi

isneak letiye (vali snyag): kar yağmak

isoahvam, isoahna (izsıhvam, izsıhna): kurumak

İsovi: Pomak soy ismi

ispàdam, ispadna (izpadam, izpadna): düşmek, dökülmek

ispadnalu (izpadnal, izpadnala, izpadnalo): düşmüş

ispàrem, ispàre (izparvam, izparya): haşlamak, yakmak

ispasem (izpasvam, izpasa): otlamak

ispè (spya): uyumak

ispeçènu (izpeçen, izpeçena, izpeçeno): pişkin

ispékan: pişmiş

ispèyem, ispeye (izpeya ): okumak

ispirtu (): po. kibrit, bg. ispirto

ispiyem, ispiye (spya, zaspivam): uyumak

isram (sramuvam se): utanmak

İsrefka: Hüsrev’in karısı

istafidi (): üzüm (yunanca stafilia)

istanem, istane (stava): kalkmak

istavros (istavros, krıst): istavroz, haç (yunanca stavros)

istègnatu (stegnat, stegnata, stegnato): sıkı, dar

istesnenu (stesnen, stesnena, stesneno): sıkıştırılmış, sıkışmış, daraltılmış

istesnèvam sa, istesne sa (stesnyavam se, stesnya se): büzülmek, sıkılmak, çekinmek

istesnèvam, istèsne (stesnyavam, stesnya): sıkıştırmak, sıkmak

istiçam sa, isteka sa (stiçam se, steka se): akmak, dökülmek

istîga (stiga): yeter, yeterki, kafi

istîgam, istigna (stigam, stigna): yetişmek, yanaşmak

İstina (istina): gerçek

istîna (istivam, izstina): soğumak

istina (svırşvam): bitmek, tükenmek

istiska (stiska): avuç, tutam

istiskam (stiskam): sıkmak, sıkıştırmak, bastırmak

istiskam uçite si (): gözünü yummak

istisnatu (stisnat, -a, -o): cimri

istisvam, istisna (stisvam, stisna): sıkmak, sıkıştırmak

istòrem, istòre (storvam, storya): yapmak, etmek, sebep olmak, bitirmek, tamamlamak

istòri mi sa (stori mi se): gibi gelmek, gibi görünmek, zannetmek

istoríye (bt): hikaye

istrahvam (strahuvam se): korkmak

istraşnu (straşno): korkunç

İstrugli: ?

istûn, istyun (visş): üstün

İsuf: öa. Yusuf

isvàlem, svàle (svalya, svalya): indirmek, çıkarmak, düşürmek, devirmek

isvàrem, isvàre (svaryavam, svarya): kaynatmak

isvaren, isvarena, isvarenu (svaren, -a, -o): haşlanmış

isvetè (svetya): aydınlık vermek, ışık saçmak, parlamak

isvètem sa, isvetna sa (svetvam se, svetna se): aydın olmak, aydınlatmak

isvètem, isvetna (svetvam, svetna): ışık vermek, parlamak

isvèten (sveten): po. aydınlık, bg. kutsal

isvikvam, isvikam (svikvam, svikam): çağırmak, toplamak

isvîre (svirya): çalgı, ıslık

isvirka (svirka): düdük

isvîvam sa, isvîye sa (svivam se, sviya se): 1. bükülmek, katlanmak, sarılmak, 2. sıkılmak, utanmak, eğilmek

isvîvam, isvîye (svivam, sviya): büzmek, katlamak, sarmak, sapmak, dolamak

isvoarşe sa, isvoarşe sa (svırşvam se, svırşa se): sona ermek, bitmek, tükenmek

isvoarşem, isvoarşe (svırşvam, svırşa): sona erdirmek, bitirmek, tüketmek, tamamlamak

isyan (bunt): isyan

isyankar (buntar): isyankar

işarét, işerét (znak): işaret

işitírie (bilet): bilet

işkembè, işkemböa (şkembe): işkembe

işkitiya (pustinnik): ?

iştah (apetit): iştah

iştahliye (): iştahlı

iştahsızin (bez apetit): iştahsız

iştam (şta, iskam): istemek

iştipalka (): çimdikleyen

iştîpam, iştipna (ştipvam, ştipna): çimdiklemek

iştipè (ştipya): çimdiklemek

íştom (bt) (şta, iskam): istemek, bak iştam

işúpavom (bt): devirmek

itám (bt) (tam): orada, bak atam

itikat (vyara): itikat

itîy (bt): bu nedenle

itúy(bt): burada

ivertse (gruzintsi): ?

iz (iz): -den, -dan / -de, -da / -ye, -ya

izan, ezan (ezan): ezan

izarávom (bt): pullukla çift sürmek

izbahta (): dövüşmek

izbarabévam (sravnyavam, izravnyavam): aynı düzeye getirmek

izbégam (izbyagvam, izbyagam): kaçmak

izbégna (izbyagvam, izbyagna): çekinmek, kaçınmak

izberbetil (padnal): düşmüş, berbat olmuş

izbîram (izbiram, izbera): seçmek, ayırmak

izbizûmvam sa (izplaştam se): ödenmek

izbôrsna (izbrısna): traş etmek

izbôrsna sa (izbrısna se): traş olmak

izçelastram (izritam): tekmelemek

izçelastri (izritay): ?

izçimuşil (poludyal): çıldırmış

izçipam (pıçya se): ?

izdèlem (delya, razdelyam): bölmek

izdigam sa, izdigna sa (izdigam se, izdigna se): yükselmek, yukarı çıkmak

izdigam, izdigna (izdigam, izdigna): kaldırmak, yükseltmek, dikmek

izdiram, izdera (izdiram, izdera): yırtmak

izdoafça (dıvça): çiğnemek

izdoan (izdın): derinden

izdoanu (izdıno): derin bir biçimde

izdôhna (izdıhvam, izdıhna): son nefesini vermek, ölmek

izdôrjem (izdırjam): tahammül etmek, dayanmak

izdraskam, izdraşte (izdraskam, izdraştya): tırmalamak, kaşımak

izdrobem (): parlamak

izduham (izduham): üflemek

izdùmam (izdumam): söylemek, demek

izdumuvam (nagovaryam, ogovaryam): konuşturmak

izdupça (izdupça): delik açmak

izdùye (izduvam, izduya): şişirmek

izdùyem, izdùye (izdoyavam, izdoya): süt sağmak, süt sağmayı bitirmek

izèdem (izyajdam, izyadam): hepsini yemek, yiyip bitirmek, yemek

izèdenu (izyadeno): yenilmiş, yenilen şey, yiyecek

izét, iziyet (mıka, zor): eziyet

izfaşkûli sa (izprişti se): tüyleri diken diken olmak

izfoarlene, izfırlyane (izhvırlyan): fırlatılmış

izgaga (stomaşni kiselini): mide ekşimesi

izgárem (bt) (harça): harcamak

izgasem, izgase (izgasyavam, izgasya): söndürmek

izgasna (isgasvam, izgasna): sönmek

izgnîl, izgnîla, izgnîlu ( izgnil, -a, -o): çürümüş

izgràdem, izgràde (izgrajdam, izgradya): kurmak, yapmak, inşa etmek

izgùbem sa, izgubeye sa (izgubvam se, izgubya se): kaybolmak

izgùbem, izgubeye (izgubvam, izgubya): kaybetmek

izgudena (izgoden): barışık, uyumlu

izgudeye (izgodya): barışmak, uyum sağlamak

izgurél, izguréla, izgurélu (izgoryal, -a, -o): yanmış, yanık

izguren, -a, -u (izgoren, -a, -o): yanmış, yanık

izguriye (izgorya): yanmak

izhodem, izhode (izhodya): dolaşmak

izîçe (eziçe): dilcik

izik (ezik): dil, bak: ezik

iziyet (mıka, stradanie): eziyet

izkapem, izkapna (kapya, izkapya, izkapna): damlamak

izkarvam, izkaram (izkarvam, izkaram): çıkarmak, bitirmek, defetmek, kazanmak

izkonadi (izmıkna, iztrıgna): aşırı yormak, üzmek, işkence etmek

izkupavam (izkopavam): kazmak

izkupûçil (izhaytil): kopuk olmuş, serseri olmuş,

izkutem (otglejdam): büyütmek, gözetmek, çocuk bakmak

izkuten (otgledan): bakılmış, büyütülmüş

izkutil (otgledal, izhranil): bakılmış, beslenmiş

izlázenie (bt): çıkış

izlivam sa, izleye sa (izlivam se, izleya se): 1. dökülmek, akmak, 2. yığılmak

izlivam, izleye (izlivam, izleya): 1. dökmek, akıtmak, boşaltmak, 2. yığmak

izlîzam, izleaza (izlizam, izlyaza): dışarı çıkmak

izloagam sa, izloaja sa (izlıgvam se, izlıja se): aldanmak

izloagam, izloaja (izlıgvam, izlıja): aldatmak, yalan söylemek

izlôpatvam (izrabotvam, izmamvam): dolandırmak, aldatmak

izmayutkal (podvel, izmamil): aldatılmış, yanıltılmış

izmenén (bt): soluk

izmet (slujba): hizmet

izmetkérin, izmekér, izmekear, izmikérin (sluga, rabotnik): hizmetkar, hizmetçi

izmetovam (obslujvam): hizmet etmek

izmiçam (dırpam, izvajdam): çekmek, çıkarmak

izmîye (zmiya): yılan

izmoakna (izmıkvam, izmıkna): po. yolmak, bg. çekip çıkarmak

izmoarzam, izmoarzna (izmırzvam, izmırzna): donmak, üşümek

izmraznik: soğuk sevmeyen sıcakta duran kimse

iznetre (otvıtre): içinde

iznik (izgrev): gün doğumu, doğu

izníknom: büyümek, filizlenmek

iznîsat sa (iznasyat se): ihraç edilmek, çıkarılmak, uzaktan duyulma

iznoyvam (potya se): terlemek

izoryam (): toprağı sürmek

izpadem, izpàde (izpıdya): kovmak, kovalamak

izpaltûkvam (padam): düşmek

izpatkal (): aniden yanmış, bozulmuş, patlamış

izpazdil (iztufenyal): ?

izpeka (izpiçam, izpeka): pişirmek

izpèyem, izpeye (izpyavam, izpeya): şarkı söylemek

izpîsam, izpîşa (izpisvam, izpişa): yazmak

izpisan, izpisana, izpîsanu (izpisan, -a, -o): yazılmış

izpiyem, izpîye (izpivam, izpiya): içmek

izplakam, isplaçe (izplakvam, izplaça): çok ağlamak

izplaştem, izplàte (izplaştam, izplatya): ödemek

izplitam, izplèta (izplitam, izpleta): örmek

izplüyem, izplüye (izplyuvam, izplyuya): tükürmek

izpoaden (izgonen): kovulmuş, sınırdışı edilmiş

izpoalem, ispoalnem, ispoalne (izpılvam, izpılnyam, izpılnya): doldurmak

izpoşkvam sa (vızdişam tejko): iç çekmek

izpöana (izpıvam, izpına): asmak, germek, uzatmak

izpöana sa (): asılmak, gerilmek, kasılmak, uzanmak

izpöanam (izpına): uzamak

izpraştem, izprate (izpraştam, izpratya): göndermek, yollamak

izpravem sa, isprave sa (izpravam se, izpravya se): dikilmek, doğrulmak

izpràvem, isprave (izpravam, izpravya): kaldırmak, dikmek, düzeltmek, doğrultmak

izpràzem, izprazneye (izprazvam, izpraznya): boşaltmak

izpulém sa (izpulyam se, skarvam se): haşlanmak, kavrulmak

izpuskam, ispusna (izpuskam, izpusna): salıvermek, koyuvermek, düşürmek

izrastem, izrasna (izrastvam, izrasna): büyümek

izrevè (izreva): ağlamak

izrèzem, izrèje (izrazvam, izreja): kesmek, doğramak

izritam (izritvam, izritam): tekmelemek

izropçena (obezobrazena): biçimsizleşmiş, çirkinleşmiş

izrukam, izruka (izvika): bağırmak

izrupça (produpçvam, probivam): delik açmak, delmek

izsetnina (vposledsvie): sonradan

izsurka (iznasya): taşınma

izsuşem, izşûşa (izsuşavam, izsuşa): kurutmak

iztalaçken (izdıljen, porasıl mnogo): uzamış, çok boylanmış

iztapànil (izpravil se gordo): şişinmek, gururlanmak

iztefenil (izlegnal): yatmış

iztervam (doglejdam): ?

iztırsak: ailenin son doğan çocuğu, tekne kazıntısı

iztîça (iztiçam, izteka): akmak

iztoape (iztıpyavam, iztıpya): körletmek

iztrepam, istrepe (iztrepvam, iztrepya): hepsini tepelemek, hepsini öldürmek

iztumnyava, iztumnéva / iztöavneye, iztöavne (izfiryava, razvalya se): kararmak, bozulmak, niteliğini kaybetmek

izturşeni (iztroşeni): kırılmış

izturşiye (iztroşavam, iztroşa): kırmak

izustànalu (izostanal, -a, -o): bırakılmış

izustàvem, izustàve (izostavyam, izostavya): bırakmak, terk etmek

izustavenu (izostaven, -a, -o): bırakılmış, terk edilmiş

izustuden, -a, -u, -i (ç): soğutulmuş

izvàdem, izvade (izvajdam, izvadya): çıkartmak, sökmek, koparmak

izvèdam, izveda (izvejdam, izveda): dışarıya çıkarmak, çıkarmak, götürmek

izveyan, izvét (otnesen, zaguben, razseyan): dalgın, şaşkın, kendini kaybetmiş

izvila (): müthiş, korkunç

izvîra (izvirya, izvrya): yerden çıkmak, yerden kaynamak

izvivam sa, izviye sa (izvivam se, izviya se): bükülmek, kıvrılmak, çevrilmek /aniden ortaya çıkmak

izvîvam, izvîye (izvivam, izviya): bükmek, kıvırmak /sarmak, dolamak /sıkıp suyunu çıkarmak /burkmak / çevirmek

izvoarşem sa, izvoarşe sa (izvırşvam se, izvırşa se): yapılmak, işlenmek, yerine getirilmek

izvoarşem, izvoarşe (izvırşvam, izvırşa): yapmak, bitirmek, tamamlamak

izvoarzam (izvırzvam): bağlamak

izvoran, izvorna, izvornu (izvoren, izvorna, -o): kaynağın, kaynağa ait

izvorvem/ izvorvyam, (vırvya, prevalyam): gitmek

izvraştam sa, izvoarna sa (izvrıştam se, izvırna se) dönmek, çevrilmek

izvraştam, izvoarna (izvrıştam, izvırna): çevirmek, döndürmek

izvratil (preobırnal): çevrilmiş, devrilmiş, devrik, altüst olmuş

izvur (izvor): kaynak

izvurçe (izvorçe): kaynakçık

izyasnem, izyasna (obyasnyavam, razyasnyavam): açıklamak, ortaya dökmek

izyasnil (obyasnil): açıklanmış, açığa çıkmış, belli olmuş

J

jàba (jaba): kurbağa

jaden, jadna, jdnu (jaden, -dna, -dno): susamış

jàga (golyam trion): ağaç yarmak için keski

jalem: acımak, haline üzülmek

jalni haber: acı haber

jalost, jalus: yazık

jalva (kostenurka): kaplumbağa

janà, jeni (ç) (jena): kadın

jàna, joana (jına): biçmek

janabet, jenabetin (prokletnik): cenabet

jandarmô, jandarmoa: jandarma

janken: kukuletalı kısa elbise, yağmurluk

janlatem: ?

jar (jar): kor, ateş közü

jarda, jırda, jerda (dılga, tınka dırvena greda): uzun ve ince sırık

jardalka (): sırık

jatva (jıtva): orak

jatvar (jıtvar): orakçı, (jatvarene): orakçılar

jaygari: karda yürümek için dallardan yapılmış hedik

jdrebe (konçe, jrebçe): tay, küçük at

jedno (jadno): susuz, susamış

jega: çok sıcak

jegnova (napiça): ?

jelade: mısır lapası

jelatovam: bak celatovam

jeleznu (jelyazna, jelyazno): demirden

jelèzu (jelyazo): demir

jeliazvo: metal, demir

jelka (kopriva): ısırgan

jelya (parya): yakmak

jelya sa (parya se): yanmak

Jemilé, Jemilû: öa. Cemile

jemka (domaşna flanela): ?

jenabetin: bak janabet

jenen, jenena, jenenu (jenen, -a, -o): evli

jenen, jeneni (ç): evlenmiş, evli

jenfezenki: ?

jenfezeno: can fesli

jengal (slabiçko): çengel, çok zayıf kimse

jenişte (jenişte): kadın

jenkar: zampara, kadın düşkünü

jenski, -a, -u (jenski, -a, -o): kadının

jensku (jensko): kız

jensku dete (jensko dete): kız çocuğu

jenum (dragi): canım, bak cànam

jénuman: sana göre değil anlamında

jenûpin (proklet): cünüp

jepanöa (boepripasi: cepane

jerviz (sok): ?

jif, jiva, jivu (jiv, -a, -o): sağ, diri, canlı

jilét, jiliet, jilit, cilit (brısnarsko nojçe): jilet

Jilevi: Pomak soy ismi

jîli (vena): damar

jilka (praşka): ?

jin (cin): cin

jins (rod, vid): cins, soy, tür

jip (cip): cip, jeep

jitko, jitku (ryadko): seyrek, nadir

jîtu (jito): buğday

jivèye, jüvéye (jiveya): yaşamak

jivot (jivot): hayat

jivu (jivo): canlı bir şekilde

joaba (cob): cep

joalt, -a, -u (jılt, -a, -o): sarı

jôkat (piyat zdravo): sağlığa içmek

jolt (bled svyat): soluk rengi

joltana jotva (): sarı ekin

jolteyè (jolteya): sararmak

jólto, joltu, joaltu: sarı

jolva (kostenurka): kamlumbağa

jomenka (jmiçka-detska igra): bir çocuk oyunu

jónem (bt), ujénem sa (ojenvam se): evlenmek

jónenye (bt): evlilik

jorapi, jurapi (ç): çorap, bak kalsune, kaltsune

jorda (dılıg prıt): ?

joştel (dıb): ?

juhan (narod): cihan, millet

jujul: bir tür iri böcek

jukvam (produmvam, progovaryam): ?

jumadançe (eleçe): küçük camadan, küçük yelek

Jumayá: Cuma

Jumba: cep

jumert (şedır): cömert

junka (lyuspa): ?

jûpi: mısır ve fasulya ayıklamak

jupka (lyuspa, pie): ?

jupkar: ?

jurape: bak jorapi, jurapi, kaltsune

jurçè (jurça): vızıldamak

jurkal: ağustos böceği

jurkalçek (şturçe): çekirgecik

jurkavitsa (dılga tınka): ?

jurulekuk (vryava): ?

juşna na grobe: mezara koymak

jümbüş, cümbüş, jûmbûş, cumbûş (smyah, maytap): cümbüş, eğlence

K

kaba, kabav (podut, podpuhnal): kabarık, şişkin

kabà, kaboa (kaba, grub): kaba

kabadaliye (naperen, izvesten): ?

kabàdayilık, kabadaylok (kabadayilık): kabadayılık

kabadayîye (kabadayiya): kabadayı

kabahat pravem (): kabahat etmek

kabahat, kabaet (vina): kabahat

kabak (oven bez roga): boynuzsuz koç

kabardîsam (kabardisvam, kabardisam): kabarmak

Kabé, Kàböa, Kebò, Keboa: Kabe

kabgà, kavgoa (kavga): kavga

kabir (grobe): kabir

kablitsa (vedro): ağaç kova

kaçàk, kaçék, kaçeak (beglets): kaçak, firari

kaçamàk (kaçamak): kaçamak (yemek cinsi)

Kaçangarovi: Pomak soy ismi

kàçem sa (kaçvam se, kaça se): yükseğe çıkmak, tırmanmak, binmek, yükselmek

kàçem, kàçe (kaçvam, kaça): yükseğe çıkarmak, yükseltmek, bindirmek, yükletmek, tırmanmak

kaçen, kuçan (koçan): koçan

kaçka: küçük kasa

kaçokvam (navzemam, otçupvam): ?

kaçul: sorguç, başlığa takılan tüy vs süs

kaçúlka: davlumbaz, şemsiye

kadáh, kadaf (çaşka): kadeh

kadayif (kadaif): kadayıf

kadè, dè (kıde): nerede, nereye

kademliye, -a: kademli, uğurlu, kıdemli

kader (sıdba): kader

kaderliye (obreçen): kaderli

kadersiz, kadersîzin: kadersiz

kàdeş, kàdiş (puşek): ?

kadètu (kıdeto): neredeki, nereye ki

kadga (kato çe li): ?

kadınge, kadange: teyzenin kayın validesi

kadıno, kadòna (jena): kadın

kadife (kadife): kadife

kadifènu (kadifen, -a, -o): kadifeli, kadifeden

kàdir noaş, kadir noşt: kadir gecesi

Kadirçu: Kadircik, küçük Kadir

kadísavam (bt): katılmak

kadîye (kadiya): kadı

Kadoankuski: Pomak soy ismi

Kadrina, Kadirina: öa. Kadriye

kadurka (dırven sıd podoben na katsa): kasaya benzer ahşap nesne

kaduşka (zılva): elti

kafadar (glavatar): kafadar

kafecîye (e), kafeciyka (d), kafecii (ç) (kafedjiya): kahveci

kafes (kletka): kafes

kafezlino penjure: kafesli pencere

kafîr, kafîrin (nevernik): kafir

kâfirska voyska: kafir ordusu

kafitsa: kahvecik

kaftàn (kaftan): kaftan

kaftançe (kaftançe): kaftan, kaftancık

kaftançe mekazliyçe: ?

kahór, kahoar, kahore (kahır, griji, pritesneniya): kahır

kahorana, kahorni: kahırlı

kahore sa (kahırya se): kahırlanmak

kahpè, kahpöa (kuçka): kahpe

kahvâ, kavé, kafé (kafe): kahve

kaik (lodka): kayık

kail (sıglasen): kabul etmek, aynı fikirde olmak

kail sam (sıglasen sım): aynı fikirde olmak

kaiş (kaiş): kayış

kak (kak): nasıl?

kak (zaplata): maaş, aylık

kakaf, kaf / kakof, kof (kakıv): ne, nasıl, bak kakoaf

kakaluşka (kostilka): çekirdek

kakarco, kakarjo (slab, mırşav): zayıf

kakavànin (nehranimayko): yaramaz herif, serseri

kakoaf, kakva, kakvo (kakıv, kakva, kakvo): hangi, ne gibi, nasıl ki, ne, ne biçim

kakoaftu, kakvàtu, kakvòtu, kakvîtu (kakıvto, kakvato, kakvoto, kakvito): -dığı gibi, nasıl ki

kaksa, kaksu (kakto): nasıl, nasıl ki

kaktu (kakto): gibi, -diği gibi, olduğu şekilde, nasıl ki

kakvo, kakò (kakvo): ne?

kakvòtu (kakvoto): ne ki, her ne, her nasıl, ne

kakvotu takvo: nasılsa öyle, ne ki öyle

kal (kal): çamur

kalabalık, kalabalok, kalabaloak (tılpa): kalabalık

kalak: israf etmek

kalak: küçük börek

kalakanderitsi (godini): yıllar

kalakoncur: buz sarkıtı

kalam (dırvena tıba): dokuma tezgâhında iplik dolanan tahta boru

kaláno, koliáno, kulénu (kolyanu): diz

kalaydisano: kalaylanmış, kalaylı

kalaydisvam: kalaylamak

kalçùne, kalsune (kaltsun): çorap, aba çorap

kalèku (kaleko): enişte

kàlem (kalyam): çamurlamak

kalem (moliv): kalem

kàlem sa (kalyam se): çamurlanmak

kalem: aşı kalemi

kàlen, kalna, kalnu (kalen, kalna, kalno): çamurlu, topraktan

kalendérin: kalender

kalésam, kalyasam (): ?

kalesvam (kanya): davet etmek, çağırmak

kalfà, kalfoa: kalfa

kalıp, kalop, kaloap (kalıp): kalıp

kalimanka, kalmanka (nevestulka): gelincik böceği, uğur böceği

kalina (bt): nar

kalitsa (drıjka): çömlek sapı, kulp

kalkatini: dar ve kıvrımlı yol

kalkatitsa (zavoy): dönüş

kalmana (kuma): ?

kalnà sa (kılna se): yemin etmek

kàlna, koalna (kılna): lanet etmek, yemin etmek

kalô, kalöa (krepost): kale

kaloanats (klyuçalka): kilit

kalpak (kalpak): kalpak

kalpazanin (pakostnik): kalpazan

kaltata (kum): ?

kaltatu (kaleko ): enişte

kaltsalo, kıltsalo: T biçimli, geniş ağızlı bıçak

kaltse, kaltsi (pleteni terlitsi): işlenmiş terlikler

kaluşka (kapka): damla

kalvun (pridırpvane na seno): ?

kalvun, kılvun (çovka): gaga

kalvun: otu yığmak için ortaya konan direk

kalvune petela: horoz ibiği ?

kamà, kamoa (kama): kama

kamantiya (uragan): fırtına

kamaten / kamatan, -tna, -tnu / kámaton (bt) (krasiv, hubav): güzel, yakışıklı (yunanca)

kamatnino (krasavitsa): güzellik

kamburin (gırbitsa, gırbuşka): kambur

kàmen, kamin (kamık): taş, kaya, (rusça: kamen)

kamençata (çerni borovinki): yaban mersini

kamenen, kamena, kamenu (kamenen, kamenna, kamenno): taştan, taşlı

kamfuzya (karam se): azarlamak

kamınatsi: taşlık yer

kamış (trıstika): kamış

Kâmilina, Kemilina, Kimile, Kimi: öa. Kamile

kamina, kamita (kamina): şömine (Yunancadan)

kaminçeta (çerna borovinka): siyah yaban mersini

kamşiya, kamşik (kamşik): kamçı

kamyon (kamion): kamyon

kanà, kanò, kinà (kakvo): ne

kanal, kanàla (kanal): kanal

kanat, kanatsi (ç) (krilo): kanat

kanca (): kaltak

kanca (kandja): kanca

kancel (kuka): çengel, kanca

kandardisvam (ubejdavam): kandırmak

kandil, kandila (kandilo): kandil (yunancadan)

kandilçe, kandiltse (kandiltse): kandilcik

kandilkam sa (klatya se, zalitam): yalpalamak, sersemlemek

kandisvam, kandisam (kandisvam, kandisam): kanmak

kandos (katsa): kasa

kanduriçka (sıd): alet, araç

kàne sa (kanya se): çağırılmak, davet edilmek

kànem, kàne (kanya): çağırmak, davet etmek

kanépe (kanape): kanape

Kangyovi: Pomak soy ismi

kaninka, kyaninka (palaçnika): ?

kaniska: ?

kanja (kapan): kapan

kanoasam (kınosvam, kınosam): kınalamak

kanosan (kınosen): kınalı

kanosankine alotsi: kınalı alotsi ?

kanser (rak): kanser

kanserliye (rakov): kanserli

kantar (kantar): kantar

kantarjiye (kantardjiya): kantarcı

kanyan (rijav): kırmızımsı

kap (sıd): kap

kapak, kapatsi (ç), kapàsi (kapak): kapak

kapakliye, kapakliya: kapaklı bakır çanak

kapaluşki (okapali plodove): bolluktan dökülen meyveler

kapan (kapan): kapan

kapçen (sipaniçan): ?

kapçuk (dıjd kanavkata): yağmur oluğu

kàpe (kapya): damlamak, sızmak, dökülmek

kapecik (vrata): kapı, kapıcık

kàpen (kup): küme, demet.

kàpene (kapene): damlama, dökülme

kapıciye (e), kapıciyka (d), kapıcii (ç): kapıcı

kapiçki (zelen fasul): taze fasulye

kapiçnik (suşen zelen fasul): fasulyenin kapçığıyla beraber kurutulmuşu.

kapîna, kapinka (kapina): böğürtlen

kapitan, kapetánin (kapitan): kaptan

kapîye (kapiya): kapı

kapka (kapka, streha): damla, saçak.

kapla: şapka

kaplumba (gurgulitsa): kaplumbağa

kapsızin: kan emici, kan yalayıcı

kaptsílniça: broş

kapula, kıpula (zadnitsa): hayvan terkisi, at eyeri

kapuşka: oluktan akan damla

kaput, kabut (byelo platno): kaput, beyaz kumaş

kâr, kyar (rabota): iş

Karaalilovi: Pomak soy ismi

karaçerçe: koyunlar sağılırken tutan çocuk

karagaşka (ptitsa): karakuş, karga,

karagiös (karagios): karagöz, güzel, iri koç

karaguy (grabliva ptitsa): kartal cinsinden yırtıcı kuş

karakol, karayul (politseyski uçastık): karakol

karakoncul (dyavol): şeytan, efsanevi varlık

karakulak: büyük bıçak

kàram (karam): götürmek, sürmek, taşımak

kàram sa (karam se): kavga etmek, azarlamak

karamànela, karmànela (navalitsa, bahtanitsa): kalabalık, kalabalık dövüş

karamanka (kalinka): uğur böceği

karamfil (karamfil): karanfil

karan (mor, çuma): veba, salgın.

kàran, kàrana, karanu (): bağırgan

kàranca (muravi): karınca, bak: muravi

Karanuski: Pomak soy ismi

karapiper (çéren piper): karabiber

karar (myerka, pretsenka): karar, ölçmek, değerlendirmek, karar vermek

Karasanuvi: Pomak soy ismi

karasevdoa (çerna lyubov): karasevda

karaşık, karaşik (smesitsa): karışık, benzer, birbirine karıştırılabilen

karaşmalık (smutno vreme): karışıklık, kargaşa

karaştisvam (smesvam): karışmak

karavàna: karavana

karayul: karakol

kardô, kardöa (zele, kiselo zele): lahana, lahana turşusu

karez (zloba): garez

karfitsa, kırfitsa (bezopasna igla): ilgiçli iğne

kargiya, kargiye (trıstila): kargı

karış (pedya): karış

karkel, kerkel (navit): kıvrım, kıvrık

karkom (strijba na ovtsete): kırkım, koyunların kırkılması

karkomciye: kırkımcı, hayvanları kırkan kimse

karlak, karlık, karluk (karlik): karlık

karlangèç (lyastovitsa): kırlangıç, bak lestuviçka

karleaş (kırlej): kene

karmilo, kırmilo (): koyun vs hayvanlar için tuzlu yiyecek

karmo (sitno natroşen oriz): kırma, kırık pirinç

karnal (dırvo bez vrıh): tepesiz ağaç

károm (bt): sürmek

karopin (kletnik, siromah): fakir, yoksul

Karpaçevi: Pomak soy ismi

karpuza (dinya): karpuz

karşi, kırşi (sreştu): karşı, karşı karşıya, yüzüne karşı

kartal (orel): kartal

kartıl (pasişte): yabani ot bürümüş otlak

kartone (karton): karton

karue (koriya): ?

kâruvam, kyaruvam (rabotya): işlemek

kasa (bt): saç, bak kosa

kàsa, katsa (kasa): kasa

kàsaba, kasabo, kasaboa (kasaba, grad): kasaba

kasafeta: beni ilgilendirmez anlamında

kasàpin (kasapin): kasap

kasapuvi: Pomak soy ismi

kasavétna (ugrijena, zamislena): kasavetli, kaygılı

kaskanciye (e), kaskanciyka (d), kaskancii (ç) (zavistliv, -ka): kıskanç

kàşa (kaşa): po. kaşa çorbası, bg. lapa

kaşa lûta: ekşi çorba

kaşa misirva: mısır çorbası

kaşevar, kaşevare (ç) (voynişki gotvaç): askeriye aşçısı

kaşlak (koşara): kışlak, koyun ağılı, bak kışlak

kaşlem, kaşle (kaşlyam, kaşlya): öksürmek, soğuk algınlığına tutulmak

kaşlisa (kaşlitsa): öksürük, soğuk algınlığı

kaşmer (podigravka, gavra): oyun eden, alay eden, kaşmer

kaşnik: tatlı kabak böreği

kaşta, koşta, koaşta (kışta): ev

kaştè: nasıl isterse, nasıl olursa. “kakvo işta = kaşte”

kaştelo, kıştélo (kak şte, kak moje): nasıl olacak, nasıl olabilir?

kaştinçovam (domakinstvam): ev sahipliği yapmak

kaştnitsa (domakinya): ev sahibesi, ev hanımı

kat (1. etaj, 2. pıt): 1. kat (ev), 2. defa, kat

kat (bt): duman

kata (vseki, vsyaka): her

kàta den (kata den): hergün

katalésal (silno umoren): çok yorgun, çok yorulmuş, yorgunluktan bitkin düşmüş

katalésvam, katalésa: çok yorulmak, yorgunluktan bitkin düşmek

katànets (katinar): asma kilitçi

katàra (inat): inat, katır inadı

katır (mule): katır

katil (piyanitsa, şegaciya): sarhoş, tuhaf görünümlü kimse, şakacı

katîl, katîlin (katil, katilin, ubiets, mıçitel): katil, öldüren kişi

katmi (): katmer

katralnitsa: ağaç katranı hazırlanan yer, katranlık

katràn, katrànin (katran): katran

katri, katro, kutrí (bt) (koe): kim, hangi, bak kutro

katsa (katsa): kasa

katù, kutu (katò): gibi, olarak, kadar

katuga (kato çe li): ?

kaul (oblog, jenitba): ?

kaulen: ?

kaun (pıpeş): kavun

kavak, kavàtsi (ç) (topola): kavak

kaval, kavàle (ç) (kaval): kaval

kavale (beli gaşti): peştemal altına giyilen bez don

kavanoz (burkan): kavanoz

kavardisvam, kavartisam (kavardisvam, kavardisam): kavurmak

kavarmà, kavarmoa (kavarma): kavurma

kavarò (çovek koyto poslıgva): ?

kavaşmo: kavuşma; kısa yelek, dolama üstüne giyilir. Erkek kıyafeti.

kavát (riza): gömlek

kavè, kafè (kafe): kahve

kavenöana, kafenöana, kahvenâ (kafene): kahvehane

kavgaciye (e), kavgaciyka (d), kavgacii (ç): kavgacı

kavırtisvam (zapırjvam): kavurmak

kàvurin (e), kàvurka (d), kàvure (ç) (gyaur, gyaurka, gyaurin): gavur

kàvurski, kàvurska, kàvursku (gyaurski): gavura ait, gavurca, gavurun

kavuş (kauş): koğuş

kayasiye (kaysiya): kayısı

kaydisvam (izçezvam, izbyagvam): kaymak, kaçmak

kayip, kayiptin, kaipta, kayipta (beglets): kayıp, kaçak

kaymàk (kaymak): kaymak

kaynàçe (izvorçe): kaynakçık, küçük kaynak

kayno (kakto): nasıl, nasılki, aynen onun gibi

kazà, kazò, kazoa (katastrofa): kaza

kazàn (kazan): kazan

kazanciye (e), kazanciyka (d), kazancii (ç) (kazandjiya): kazancı

kazanç (peçelya): kazanç

kazandisvam, kazandisva (peçelya): kazanmak / kazandísavom (bt)

kàzanu (kàzan, kàzana, kàzano): söylenmiş

kazep, kızep, kezep (stud): soğuk

kazık (1. kısa prıçka, 2. izmama) : 1. kazık, 2. aldatma, 3. s. pahalı

kazma, kazmo, kazmoa (kirka): kazma

kazvam sa (kazvam se, kaja se): söylenilmek

kazvam si (kazvam si): kendi kendine söylemek

kazvam, kazam, kajem, kafe (kazvam, kaja): söylemek, demek

ke (şte): -ecek (makedonca)

kebapçe (kebapçe): kebap

Keboaska: Kabenin

keçitsa (): keçe

keçô, keçio: sürekli karşı çıkan, keçi inatlı

keçöa (keçe): keçe

kèf (kef): keyif

kefil: kefil

kefíle (bt): kesinlikle

kefin (): kefen

kefinçek (): kefencik

kehaya, keheyöa (kehaya): kahya, çoban

kehyoski, keheyski: kahyaların, kahyalara ait

Kehyoski: Pomak soy ismi

kéka, keaka (kyaka, kiryaka): ?

kekav: çabuk hastalanan zayıf kimse

kel (inat): inat

kel, kelevu, kelevnik (pleşiv): kel

kelaf, kelév (slab, hilav): zayıf, sıska

kelço, kelçöa (inat çovek): inatçı kimse

kelebeçiva (grıdobolna): sırt ağrısı

kelebek (peperuda): kelebek

kelebek: koyun karaciğerinde parazit hastalığı

kélement: anma

kelemen-tevhid: kelime-i tevhid

kelevnik (pleşiv): kel

kèlevu (kelavo, pleşiv): kel

kellöa (glava): kelle

kemené, kemenöa (kemane): kemane

kemer: deri para kesesi

Kemo: öa. Kemal

kenar (kray): kenar

kenàran, kenàrena, kenàrenu (kenaren): kenarlı

kendisvam (vzemam): almak

kené, kenöa (kırlej): kene

kenéf, kinef, kenief (toaletna): tuvalet, hela, kenef

kéninka, keaninka, kyaninka (palaçinka): krep

kepço (çirpak): kepçe, bak kipçöa

kèpe, kepô, kepio (kepe): kepe, başlık

kepenék, kepeniek: kepenek

kérata (obuvalka): kerata

keréç (var): bak kireç

keremît (keremida): kiremit

keréz (çireş): kiraz, bak: çireş

Kerezof: Pomak soy ismi

kerpender (kleşti): kerpeten

kerpiç, kirpiç (kirpiç): kerpiç

kesat (nedostig ): kesat, noksan, eksiklik

kesene: ters gitme, gerektiği gibi gitmeme

kesim yahvam: kesim binmek ?

kesitsa (kesiya): kesecik

kesîye, kesöa (kesiya): kese

kestené (kesten): kestane

kestermô, kestermio (napryako): kestirmeden, kısa yoldan

Kestisvam (umoryavam se): kesilmek, yorulmak

keşkek: keşkek

keşki, keşkim, keşkiti, teşkiti (da beşe): keşki

ketap (kniga): kitap

kétip, ketîp, ketîpin (çinovnik, pisar): katip, yazıcı

kevgir: kevgir

Keya: öa. Atike

keyafet (dostolepie, velikolepie): saygınlık, heybet, azamet, büyüklük

keyinat, kehinat (kosmos): kainat

kezém, kezyam (merya se): ölçülmek

kıble, kıblöa: kıble

kılçe (glezen): ayak bileği

kılıç, kalıç (sabya): kılıç

kına çervéna, kàna çervéna: kırmızı kına

kına, kınoa, kàna, kanoa (kına): kına

kır (na vın): kır, dışarı

kırçil, kraçil (çovek s loş pogled): kötü bakışlı kimse

kırgınin, karganin (razboynik): haydut, eşkiya, kırgın kelimesinden

kırıntiye, , karantiye, karantiya (trohi): kırıntı

kırk (çetirideset): kırk, 40

kırkmo, kırkmoa: kırkma saç

kırmo, kırmoa: kırma (tüfek)

kırpa Madanska: Madan örtüsü

kırşena: ?

kırtos, kırtosom (): bağdaş kurarak oturmak

kırtsikam (skırtsam): gıcırdamak, çatırdamak

kısà, kıso, kısoa (kıs): kısa

kısak, kasak (kıso jensko eleçe): kısa kadın korsesi, üst elbise

kısmet, kasmet (kısmet): kısmet

kısvam: bak koasvam

kışla, kışlo, kışloa (kazarma): kışla

kışlak, kışlok, kışloak, kaşlak kışlatsi (ç): kışlak

kışta da gradyam: ev inşa etmek

kıtà, kıto, kıtoa (kontinent): kıta

kıvrak, kıvratsi (ç): kıvrak, kadın üst giysisi, bir çeşit manto

kıyafet, kayafet (dreha): kıyafet

kıyamet, kayamet, kayamek (kraya na sveta): kıyamet, çok zor şey

kıymà, kıymoa (kayma): kıyma

kıymet, kaymet (stoynost, tsena) : kıymet, değer

kızdisvam (yadosvam): kızmak, öfkelenmek

kızgınin (yadosan, nagoreşten): kızgın

kibàrin (blagoroden, iziskan): kibar

kibarova: kibarca, kibar kimseler gibi

kibirliye(e), kibirliyka (d), kibirlii (ç) (visokomeren): kibirli

kibrît (kibrit): kibrit

kibritliya, kibritliye: çabuk öfkelenen, öfkeli

kiçare (snop çereşi, vişni): demet, kiraz veya vişne demeti

kiçeari: bol meyveli ağaç

kîçem (kiçam): süslemek

kiçem sa (kiça se): süslenmek

kiçilka, kiçilki (ç) (piskyul): püskül

kiçilo (runo na ovtsa, koza): yapağı, koyun, keçi yapağısı

kiçitsa: çiçek, süslük, süsleme

kiçok (repey): dulavrat otu

kikîmora: gülünç şekilde süslenmiş kadın

kilim (kilim): kilim

kilimçek (kilimçek): kilimcik

kilîse (tsırkva): kilise

kilit (klyuçalka): kilit

kilo, kîlu, kila (ç) (kilo): kilo

kiltomoz (ıgıl): köşe

kiman, kimna, kimni (zagrijen): kaygılı, endişeli

kîmat: bak kıymet

kimbe (peçka): fırın, bak gömbe

kiminjo: gadulka türü yaylı bir çalgı

kimniçka (umislena, zagrijena): düşünceli, kaygılı

kina, kino, kana (kakvo): ne, ne kadar

Kina: öa. Şükriye

kinato: neyi, neyi ki

kindré sa, kindrya sa (kontya se): süslü giyinmek, züppelik etmek

kindruşa (jena, koyato obiça da se konti): güzel giyinmeyi seven kadın, süslü kadın

kiniga: bak kniga

kîpam, kîpna (kipvam, kipna): kaynamak

kipçöa, kipço (çerpak): kepçe

kipra (hubava, gizdava): güzel, süslü

kipriçka (mostçe): köprücük

kirà, kiroa, kirîye (naem): kira

kiracîye (e), kiraciyka (d), kiracii (ç) (kiradjiya): kiracı

kireç, keréç (var): kireç

kiréçef kamen: kireçtaşı

kireçnitsa (varnitsa): kireçlik, kireç ocağı

kirli sabé (rıjdyasala sabya): paslanmış kılıç

kirlif, kirlîva, kirlîvu (kirliv, kirliva, kirlivo): kirli

kirlîye (kirliv): kirli

kirpijiya (tsiganin): serseri, evsiz

kisel (kiselets): ekşi kuzukulağı bitkisi

kisèl, kisela, kiselu/ kislu (kisel, kisela, kiselo): ekşi

kíselka: ekşi elma

kismô/ kismio (zdrava zemya): sağlıklı yer

kisna (kisna): ıslatmak, suda tutmak

kisne: ayaklarına kara sular inmek, çok yorulmak

kisô, kisio (portmone): kese, bak kesiye

kispô, kispio (kyuspe): küspe

kistermô, kistermio (mnogo strımno mesto): kestirme, çok dik yer

kişe, kişka: köşe, bak kişô, küşe

kişi (çovek): kişi

kişo, kişöa (ıgıl): köşe bak küşe, kişo

kit: a. ağaç dallarında kalmış kar

kitap (kniga): kitap

kitapçîye (e), kitapçiyka (d), kitapçii (ç): kitapçı

kitçitse: çiçeğim

kitka (kitka, tsvete): po. çiçek, bg. demet

Kitkarski: Pomak soy ismi

kitük (pın): kütük

kiulsé (tsırkva): kilise

Klabuç: Orta Rodoplarda bir yer adı

klabuçkam (tırkalyam, preobrıştam): yuvarlanmak

klada (klada): başlamak, işe girişmek

klàda (klada): odun yığını

kladam (pravya): yapmak

kladè (kladà): odun yığmak, ateş yakmak

kladençe (kladenets): kuyucuk

kladne (kladnya, kopa syano): kuru ot yığını, ot demeti

klànem sa (klanyam se): po. namaz kılmak, bg. başını eğmek, tapmak

klanem sabahna namaz: sabah namazı kılmak

klanem üglénen namaz: öğlen namazı kılmak

klas (klas): başak (l kalın telaffuz edilir)

klaseye (klasya): başaklanmak

klavam (slagam): koymak

klávom (bt): bak klavam

klavu (kılbo): yumak

kléçe (bedniyat, kletiyat, siromaha): sefil, yoksul

kleçka (kleçka): çöp, ince odun parçası

Klejeniti: Pomak soy ismi

klékam, klekna (klyakam, klekna): çömelmek

klep (klyuka): dedikodu

klepaç (klyukar): dedikoducu

klepaçi (ç) (terlitsi, pantofi): terlikler

klèpam, klepna (klepvam, klepna): sarkmak, gözünü kırpmak

klepçiye (e), klepçiyka (d), klepçii (ç) (klyukar, klyukarka ): dedikoducu

klepé, klepya (migam, nabejdavam): göz kırpmak

klepka (klepaç): göz kapağı

klepka (migla): kirpik

klet (kiler): kiler

klikam (vikam, kazvam): söylemek

klin (klin): po. börek, bg. çivi

klin (mlin): börek

klobo (kılbo): küre

klokne (da zavri): kaymaya başlamak, az kaynamak

klôt (kadıren, mojeşt): gücü yeter, yapabilir

klûç, klüç (klyuç): anahtar

klûçem, klüçem (zaklyuçvam): kilitlemek

klûntsa (dyalka neşto na drebno ): ?

klyuçar (klyuçar): anahtarcı

kniga (kniga): po. kağıt, bg. kitap

knijçitsa: kağıtçık, kağıt sayfası

ko (koy): kim, “koy” kısa biçimi

ko va: kimi?

koalka: bacak

koarpa, karpa (kırpa): örtü, başörtüsü

koarpe (kırpya): yamalamak

koarst, koarstan (krıst): bel, vücudun bel kısmı

koarvişta: ?

koasvem, koasnem, koasna (kısvam, kısna): tatmak, yemek

koaşli, kışli: ahşap kulübe, barınak

koaşta, koşta, kaşta (kışta): ev

koca: koca, bak kujea, kuja

koçen (tseveklo): pancar koçanı

koçendura (koçen, alabaş): büyük koçan, lahana koçanı

koçenûva çorba: Koçan çorbası.

koçur: ağılda dana bölümü

kodki (ledohodki): buzda yürümek için çivili ayakkabı

kòfa, kòfana (kofa): kova

kògu (kògo): kimi

koîlo: bir ot türü

kòja (kodja): deri, cilt, post

kòjan, kòjna, kòjnu (kojen, kojna, kojno): deriye ait, derinin

kojel: düğün bayrağı

kojuvlénka (kojuvlyanka): bir çiçek türü

kokal, kokle (ç) (kokal, kokali (ç)): kemik

kòkalçe (kokalçe): kemikçik

kokaz (borovinka): yaban mersini

kòke, kokya (kotka): kedi

koklestu (kokalest, kokalesta, kokalesto): iri kemikli

kôkna ma, kiokna ma (skimna mi, reşih izvednıj): aniden karar verdim.

kokomar (gıba): mantar

kokòna: kokona, modayı seven kadın

kokoşka, kukoşka (kokoşka): tavuk

kòla (kolà): araba

kolaçkuve (ç) (malki kolatsi, kolaçeta): küçük krepler

kolak (testena pitka): pide

kolak, kolka, kolku, kolki (ç) (kolko): ne kadar

kolançe, kulançe: kemercik

kolandisvam (izpolzvam): kullanmak

kolandisvam (sıhranyavam, pazya, zapazvam): kollamak, saklamak, korumak

kolandre, kolandrya (opravyam, otnasyam se): ?

kolar (kolar): arabacı

kolarski (kolarski): arabacının

kolatsa, kolatsi (ç) (palaçinki): krep, pide

kòlçeniçka: düğüne gelenlere hediye edilen işlemeli örtü veya havlu.

kolçiş, kolçşi, kolçişte (kolçav, -a, -o, kolko): ne kadarcık?

kólçka: ayak bileği

kòle (kolya): boğazlamak, kesmek

kolem kurban: kurban kesmek

kólem: katliam

koliba, kuliba, kulibi (ç) (koliba): kulübe

kólka (dekara): dönüm

kolkaf, kolkava, kolkavu (kolkav, kolkava, kolkava): ne kadar büyük

kolku gudi (kolko gode): hiç olmazsa, az çok

kolkutu (kolkoto): ne kadar ki, -diği kadar

kolôvo, kolivo: aşure benzeri bir yiyecek türü.

kòltsnava (kolkoto): ne kadar, nasıl da,

Komar (komar): sivrisinek

kombarnik: patatesli börek

komitaciyski: komitacıların

komiti, kumiti (ç): komitacılar

komitski: komitacı

kompir, kompar (kartof): patates

komşiye / kumşiye (e), komşiyka / kumşiyka (d), komşii / kumşii (ç): komşu

komşiyski, kumşiyski: komşunun, komşuyaait, komşu şeyi

komşuluk, kumşuluk (dobrosısedtvo): komşuluk

kòmu (komu): kime

kon, kone (ç): at

kòna: -nin benzeri, onun gibi

konak ugradem: konak inşa etmek

konç: konç

konçe (konçe): tay, küçük at

kondalka (): ?

kònen, kònan (konen): atın, ata ait

kòni (kone): çok sayıda

konopal (konoplişte): kenevir ekili alan

konski (konski): atın, ata ait

konte (konte): iyi giyimli, züppe

kontoş (gorna jenska dreha): üst bayan giysisi

konts: iplik

kontse: ?

konusaviden: görüldüğü gibi

konuştisvam sa, konuştisva sa (govorya se): konuşmak

kòpa (): yığın, toplanmış kuru ot yığını

kopaç (motika): çapa

kopan, kopın (tupalka za prane): çamaşır tokmağı

kopanya (korito): tepsi, tabla

koparan/ kuparan: erkek üst elbisesi

kopartma/ kupartmoa (bezdelnik ): işsiz güçsüz, serseri

kopçe / kòpça: kopça

kopelçe (momçe, yunak): genç

kopeldaçetişte (momçetişte ): genç, gençeğiz

kòpele (momık, kopele): po. genç, delikanlı, bg. piç

kopen (kup): yığın

kopka (kopçe): kopça

kopno (suho): kuru, karla örtülmemiş

koprineno (koprineno): ipekli

kôr/ kior, kiör (kior, slyap): kör

koraçe (çukçe): küçük çekiç

kôraf, kôrava, kôravu / kioraf, kiorava, kioravu (kiorav, kiorava, kioravo): kör

koráf, kuraf (korav): sert

korak (çuk): çekiç

kôram sa, kioram sa: kör olmak, iyi görmemek

kord, korda, kordane, kordi (ç) (kordon): kordon, ince ve güçlü ip

kordé, kordya (narejdam, protoçvam): ?

kòrdele (pandelka): kurdele

korem: bak kurem

koremas razporvam: karnı ağrımak, midesi yanmak

kòren, koreni (ç) (koren): kök

korenè sa (korenya se): köklenmek

korf teçé, koarf teçe (kırvya): kan akmak

korf, koarf, kôrve (ç) (krıv): kan

kori: güneşte kurutulmuş yufka

korm: dansöz

kormé, kormya: hayvanlara tuz yedirmek

kormesta (bremenna): hamile

kormini (ç)(çerva): bağırsaklar

korpa (kırpa): örtü

korsak: hayvandan alınan peynir mayası

korsçe: ?

korst (krıst): çapraz

korşena: sarılmış, kucaklanmış

koruba (hpalupa): oyuk

korujiya (pıdarin): korucu, kır bekçisi, bak kuruciye

kòsa (kosa): kosa, tırpan

kòsa (kosa): saç

kosajiya (kosaç): kosacı

kòsam (kosım): kıl, tüy

kosatnik (jenska plitka): kadın saç örgüsü

kòsen: kosa zamanı, yazın kosa yapıldığı vakit

kôsendrek, kiosendrek (izpraznenie): ?

koser (seçivo): keser

kòsilo (drıjka na kosa, ezik na zmiya): kosa tutma yeri, yılan tıslaması

kositsa:?

koskocamiti: koskoca

kosnuvam (hapvam): yemek

kosvam, koasvam (yam, hranya se): yemek, karnını doyurmak

koş (roklya): elbise

koşak, koşek, kuşék, koşeka (ç) (poyas, kolan): kuşak

koşak: duvar içindeki tahta dolap

koşçe (koşçe): sepetçik

kôşk, kiöşk, kôşkove (ç) (kioşk): köşk

koşnitsa, koşnisa (koş): sepet

koşum kaişi: koşum kayışı

kotara, kotarka: ahırda her bir hayvan grubu için ayrılmış bölüm

kòte (kote): po. kedi, bg. kedi eniği.

kotelka (malka kofa): küçük kova

kòtense (kotentse): kedicik

kotera (pirostiya): saçayak, üçayak

kotka (kotka): kedi

kotlomoz: çatının kenarı

kotmaç: bak kutmaç

kotoh: turşu suyu üzerinde oluşan beyaz leke tabakası

kots (koçina, svinarnik): domuz ağılı

koy, koya, koe (koy, koya, koe): kim

koyno (koy): kim, kim ki

koytu (koyto): o ki, ki o, her kim ki

koyumjiye, kuyumjie (zlatar): kuyumcu

kòza (koza): keçi

kòzan, kòzana, kòzenu (kozen, kozena, kozeno): keçi kılından

kozar (kozar): keçi çobanı

kozarski (kozarski): keçi çobanının, keçi çobanına ait

kozek: keçi kılından dokunmuş battaniye

kozel (kozel): teke

kozeye sa (kozya se): oğlaklamak

kòzina (kozina): keçi kılı

koznik (koznik): keçilik

köraf, körava, -u (): kör, bak kôraf

kraçe (kraça): adım atmak

kraçka (kraçka): adım

krada, kradoa, krádem/ krádom (bt) (kradà): çalmak

kràdan, kradena, kradenu (kraden, kradena, kradeno): çalınmış

kràdem: bak krada

kradena moma: kaçırılmış kız

kradíç (kradets): hırsız

kradna (kradna): çalmak

krafça (telitsa): dana, küçük inek

kràk, krakà (ç) (krak): ayak

kràkam, kraka (kraça): adımlamak, ayak atmak

kral (kral): kral

králka (kralitsa): kraliçe

kràmula, kramola (karanitsa): kavga, bak kramula

krapandél (kıs çovek) : kısa boylu adam

krasat (osvejavaşt, leko kisel): ferahlatıcı, hafif ekşi

krasatko: ekşimtrak tatlı (meyve suyu), mayhoş

krastafulka (krastavitsa): salatalık, hıyar

krastavitsa (krastavitsa): salatalık

kraşnik (kraeşnik): ekmek ucu

kràtak, kratka, kratku (kratık, kratka, kratko): kısa, sessiz, sakin

kràtam, kràta (svırşvam): bitmek, tükenmek

kratan (svırşvane): bitik, bitmiş olan, tükenmiş

kratil (svırşil): bitmiş

kratitel (grivna): bilezik

kratku (kratko): kısaca

kratoh (kartof): patates

kratùna (kratuna): su kabağı

kràva (krava): inek

kràva maldoçna, kravi maldoçni (ç): genç inekler

kraven (debel, ohranen): şişman, beslenmiş

kravéna: kırmızı, taze, parlak renkli

krávinka (hlebarka): hamamböceği

kravitsa, kravisa (kravitsa): inekçik, dana

kray (kray): uç, kenar, yan, son

kray, krayişte (kray, krayişta): memleket, ülke, bölge, yöre, yurt

krayen, krayna, kraynu (kraen, krayna, krayno): sonuncu, kenardaki, son derece, aşırı biçimde

krayişte (krayişte): uzak yer, kenar, uç, civar

kreakam, kreaka (kryakam): bağırmak

kremen (kremık): çakmak taşı

krepen (zapazen, zdrav): sağlam, sağlıklı, bakımlı, iyi korunmuş

kreşçina (kreho meso): yağsız et

krevát, krivat (leglo): kerevet, yatak

krıp, krıpa, krop (kıs, kıso): kısa, alçak boylu, bak kroapu

krif, kriva, krivu (kriv, kriva, krivo): eğri, yamuk

kriltsa (kriltsa): kanatçık

krîlu, krila (ç) (krilo): kanat

krîye (kriya): saklamak, gizlemek

kriye sa (kriya se): saklanmak, gizlenmek

krog: börek vs çevirmek için tahta alet

krohto nasmivam: sessizce gülmek

krohto smeene: sessiz gülüş

krokaleh: ?

krop, kroapu (krıp): kısa, bak krıp

kropandel (neporasıl): büyümemiş, kısa kalmış

kropka (krıpka): kısa, bak kroapka

kropka, kroapka (krıpka): yama

krosnu (krosno): dokuma tezgahında dolama silindiri

krotak, krotka, krotku (krotık, krotka, krotko): uslu, sakin

krotem, krotya (vik): feryat etmek

krotet, krotyat (krtyat, izkırtvat): çatlak ses çıkarmak, bağırarak şarkı söylemek

krotku (krotko): yavaş, sakin, uslu / yavaşça, sakince

kroy: tasarlamak, biçmek

kroyam riza: elbise biçmek

krupka, krupçitsi (ç): Yayıkta biriken tereyağ

krùşa, kruşi (ç) (kruşa): armut

kruşvu (kruşevo): armutluk

ku (ako): eğer, ako kısa biçimi

kubîla (kobila): kısrak

kùça (kuçe): köpek

kuçén, kuçean: koçan

kùçeşti (kuçeşki): köpeğin, köpeğe ait

kuçka (kuçka): dişi köpek, kaltak

kude (kıde): nereye, nerede

kudvam, kude (kudya, tseluvam): öpmek

kudya (galya): okşamak

kufaritsa (glava): baş, kafa

kufína (koşnitsa): küfe, sepet

kugà (koga): ne zaman, o zaman ki

kugàtu (kogato): ne zaman ki, -diği zaman

kujà, kujea, kuca (kodja, golyam): koca

kujar, kujear (kojar): derici

kujeakar, kucàkarı (bàba): kocakarı

kujeman, kucaman (golyam, edır): kocaman

kuka, kukna (klyakam): çömelmek

kukal, kukalçitsi (ç) (kuka, kukiçki) : ağaç dalından kesilmiş çengel, kanca

kukalka (zabit gaç): Hayvanları bağlamak için kullanılan halkalı kazık

kukar (kromid luk): kırmızı soğan

kukarco (çeren por): kokarca, bir hayvan türü

kuke (kışta): ev

kukeri: maskaralık, Rodoplarda tuhaf kıyafetler giyilerek yapılan şaman festivali

kukılka, kukulka (): bacanın üstüne konan düz taş

kukla (kuklen): kukla, bez bebek

kuknu, kukni (ç) (kukno): çökük

kukónçe: kazık tavuk

kuku, kukîye (miris): koku

kukuçka (topliyka): budak

kukuda (kukuda): yumruk

kukul (ekskrement): dışkı

kukuleda: kışlık yünlü kıyafet

Kukul-Pomaşki bog: ?

kukumeafka (kukumyavka): kukumav kuşu

kûkûn (tûtûn): tütün

Kukurakovi: Pomak soy ismi

kukurega (şişarka): kozalak

kukurej: kokoreç

kukuviçku (kukuvitsa): guguk kuşu

kukvam (klyakam): çömelmek

kulak (rodopska mekitsa): kek, Rodop keki

kulan (kolan): kemer

kulançe (kolançe): kemercik

kulav (sakat): sakat

kulay (lesno): kolay

kûleaf (kûlyaf): külah, aldatma

kulénu, kuleanu (kolyano): diz

kuljiye, kûljie: işçilerin başında işi denetleyen kimse, işçi başı

kulkut: bir avuç kadar

kulle, kule (kula): kule

kulne (kulnya, kula, nablyudatelnitsa): gözetleme kulesi

kultuk (kreslo): koltuk

kultutsi (ç) (novi izdınki): kesilmiş ağaçtan yeni sürgün dallar

kumanda (komanda): kumanda

Kumanivsiti: Pomak soy ismi

kumàra (komar): kumar

kumarbàzin (komardjiya): kumarbaz

kumaş (kaçestveno): nitelik, nitelikli, kaliteli

kûmbet (peçka): fırın, kümbet kelimesinden

kumin (komin): baca (Yunancadan)

kumita, kumiti(ç) (komita): komita

kumitaciye (e), kumitaciyka (d), kumitacii (ç) (komitadjiya): komitacı

kumitaciyski (komitadjiyski): komitacının, komitacıya ait

Kumpir (kompir): patates

kumpòsta (kompot): komposto

kumrîye (gılıb): kumru

kumşîye: bak komşiye

kumşiyski: bak komşiyski

kumşuluk: bak komşuluk

kumu (): eğer, ise

kumunist (komunist): komunist

kumutan (komandir): komutan

kuna (ikona): ikona

kunaçe (konaçe): konakçık

kunàdi (izmıçva): ?

kunak (konak): konak

kundàk (lepeni): kundak

kundak (malka jenska zabradka): küçük kadın örtüsü

kundisvam: konmak

kundo (drebno, kıso): perakende, az sayıda, kısa

kundô, kundio (drebosık): minik, cüce, minyon tipli

kundordisal (sednal): kondurmuş

kundordisam (): kondurmak

kundri (ç) (obuvki): kundura, ayakkabı

kundri leskati: parlak ayakkabı

kundupal, kunduple (drebosıçe): ufaklık, minik

kundure: yüksek kışlık ayakkabı

kûnek (kyunyak, kyunets): baca, soba borusu

kunser (kontsert): konser

kunserve (konserviran): konserve

kuntrol (kontrol): kontrol

kunuşkan (prikazliv): konuşkan

kunuştisvam (govorya): konuşmak

kup (kupçina): yığın, demet

kùpa, kupi (ç) (çàşa): kupa, bardak

kupalnik (kupçina): yığın yapmak için ortaya konan kazık

kupardisvam (kısam, otkısvam): koparmak

kupartmo, kuparkmo (skitnik): serseri, bak kopartma

kupàye (kopaya): kazmak

kùpem, kùpe (kupuvam, kupya): satın almak

kupén (kopa): saman yığını

kupen storya: yığın yapmak, ot yığmak

kupi: bulaşık yıkamak

kupisa: kupa, küçük bardak

kupişte (ploştad): kare

kupon (kupon): makbuz, fiş

kupóvam (bt): satın almak, bak kupem

kupratif (kooperatsiya): kooperatif

kuprina (koprina): ipek

kuprînen, kuprînena, kuprînenu (koprinen, koprinena, koprineno): ipekli, ipekten

kûpriya (vodopad): çağlayan, şelale

kuptisvam (otkısva se): kopmak

kupuk (goltak, nehranimayko): kopuk, serseri

kur: erkeklik organı

kuraf, kurava, kuravu (kurav, korava, koravo): sert, katı, kuru

kuráik (çuk): çekiç

Kuran (Koran): Kur’an

kuraşka (ptiçe layno): tavuk pisliği

kuraşnitsa (kokoşeto): tavuk

kùrba (jaba): kurbağa

kurbàn (kurban): kurban

kurban obrekla: kurban adamak

kurdisvam sa (pıça se, hvalya se): kurulmak, kurumlanmak (kendini övmek)

kurdisvam, kurdîsam (kurdisvam, kurdisam): kurmak

kurdon (kordon): kordon

kûrek (lopata): kürek

kurem, kurèma (korem): karın

kurèman, kuremna, kuremnu (koremen, koremna, koremno): karına ait, karının, karınsal

kurèmestu (koremesto): göbekli

kureşnitsa (kureşka): martı gübresi

kureşnitsa (moje, taka): belki, bu yüzden

kurina: erkek üreme organı

kûrk (kûrk): kürk

kurkak (strahlivets): korkak

kurkmaç, kutmaç, kotmaç: kurmaç yemeği

kurkmaçovo sirene: kurkmaç peyniri

kurktisvam (strahuvam se): korkmak

kurmitava: a. kurutulmuş yufkadan yapılan yemek türü

kurna, kurnoa (çüçür): kurna, çeşme kurnası

kurnaz, kurnàzin (smel, kurajliya): kurnaz

kursak (guşa): kursak

kûrsiyu: bir elbise cinsi

kurşum, kurşume (ç) (kurşum): kurşun

kurtulisvam sa, kurtulisa sa / kortulisvam sa, kortuli sa (spasyavam se, otırvavam se): kurtulmak

kurtuluş bayram, kortuluş bayram: kurtuluş bayramı. “29.12.1989 tarihinde Sofya’da Pomakların düzenlediği ve Bulgaristanda demirperde düzeninin sonunu getiren mitingin ardından kutlanmaya başladı.”

kurtuluş, kortuluş (spasenie): kurtuluş

kuruciye, korujiye, kurciya (padar, pazaç): korucu, bekçi

kuruk (grozdov): koruk

kùsam, kusna (kusvam, kusna): tatmak

kusera (kosa): tırpan

kûskiya, küskiye: küskü

kûstek, küstek: köstek

kusur (kusur, defekt): kusur

kusurliye (defekten): kusurlu

kuşak (jenski poyas): kadın kuşağı

kuşeçe: ? za kuşeçe sam

kuşiya (nabyagvane): koşu

kûşkûl (metalna çaşa s drıjka): saplı metal kupa, tas, keşkül

kuşulya (riza): gömlek

kuşùma, kuşum (konski vpryagove): koşum, at koşumu

kûtam (traya): ?

kutel (buhalka): tokmak

kutga (togava): o zaman, o zaman ki

kutîye (kutiya): kutu

kutiyka (kutiyka): kutucuk

kûtkam (udryam): tokmaklamak

kutkav (kolko): az sayıda şeyler için “ne kadar”

kutlem, zakutlem (kutlyam): kırmızı baş örtüsü bağlamak, örtünmek

kutlove: bakır bakraç

kutlumoz (krayat na izda): saçak altı

kutmaç, kotmaç, kurkmaç: koyunların sütü azaldığı zamanki sütten uzun süre kaynatılarak yapılan yiyecek

kutra, kutro, kutri (koy, koya, koe): hangisi (Standart Bulgarcada yoktur. Onun yerine koy: kim kullanılır)

kutrem (kutryam, otglejdam): tüylenmek

kutsak (kuka na samara): semer ve eyer kancası

kùtsam (kutsam): topallamak

kutsu, kùsu (kutsu): topal

kuvaladisvam: kovalamak

kuvan (koşer): kovan

kuvdisvam (progonvam, gonya): kovmak

kuvérta (odeyalo): battaniye

kuvét (sila): kuvvet, güç

kuyecek (kuyecek, çaşka, pribori): bardaklık, koyacak, raf

kuyruk (opaşka): kuyruk

kuyu (gıst): koyu

kuyu (kladenets): kuyu

kuyum şalvare: kuyum şalvarı

kuz (usoyno myasto): rutubetli yer

kuzne (kuznya, kovaçnitsa): demirci atelyesi

kuzum: kuzum!

küçèk (kyuçek): köçek

küfte (kyufte): köfte

kümes (kurnik, kokoşarnik): kümes

kümür, kûmûr (vıglişta): kömür

küp (kyup): küp

küpek (kuçe): köpek

küpriye, kûpriya, küprü (most): köprü

kürük (duhalo, myah): körük

küsè (kiose): köse

küsele (gyon): kösele

küstebék: köstebek

küşè (kioşe): köşe

kütü (loşo): kötü

kvas (kvas): ekmek mayası

kvàsan, kvasna, kvasnu (kvasen, kvasna, kvasno): mayalı, mayalanmış

kvàse (kvasya): ıslatmak, suya bandırmak, sulamak

kvàse (kvasya): mayalamak

kvàse sa (kvasya se): ıslanmak

kvaseno mléko (kiselo mlyako): yoğurt

L

la, le, lô: e. le (sözü vurgulamak için söylenir)

Labadovi: Pomak soy ismi

laf (duma, prikazka): laf

lafçiye (prikazliv): lafçı

lafem (govorya): laf etmek, konuşmak, söylemek

lahmajûne: lahmacun

làhna, làhana (zele): lahana

lahni (lohni): serin

laht (bt), lahtek (lakıt): dirsek

lahume (bombi, dinamit): bomba, dinamit, dinamit lokumu

lahut (nahut): nohut

lajánie (bt) (lıja): yalan

lajîsa (lıjitsa): kaşık

lajişnik, laiçnik: kaşıklık, koca kafalı adam

lajnák (bt) (lıjets): yalancı

laka (lıka): dere yatağı

lakardiya (akordeon): akordion

lakardiye, lakardii (ç) (smeşni sluçki, dumi): gülünç sözler, lakırdı

Lakavski: Lakàvitsalı

lakomat (lakom): açgözlü

lalajie (bıbriv, prikazliv): boş konuşan

lamarina (lamarina): lamarina

lamba (lamba): lamba

langazovam (skitosvam): amaçsızca gezinmek, serserilik etmek

langida, lingidka (malka pırjena pitka): küçük kızarmış ekmek, pide

langur, longur (skiştato kuçe): sokak köpeği

langur, longur, langurin, langurka (bezdelnik): amaçsızca dolaşan kimse, serseri

langûr: ekşi içecek

langurosvam / longurosvam, langurovam (skitosvam): amaçsızca dolaşmak, serserilik etmek

lanî (lani): geçen yıl

lániata (bt), láynita, lanti (ç) (buza): yanak

lanski,-u / lanskô, lanişno (lanski): geçen yılki

lanti (ç): yanaklar, bak laniata

làpa (kaşa): lapa

lapáta maça: ?

lápavitsa: dolu

lapçine (jenski domaşni çehli): kadın ev terliği

laşté (lıştya, protyagam): germek

laştya se, lıştya se ( protyagam se): gerinmek, kendini germek, kendini esnetmek

làye, lay (laya): havlamak

lazım (tryabva): lazım

le (le): bak la

leamba: bak lamba

leap, lâp, hleap, ıhlap (hlyab): ekmek

leapçe (hlebçe): küçük ekmek

leasnik (leşnik): fındık

leatan, leatna, leatnu (leten, lyatna, lyatno): yaza ait, yazlık

leate, léte (lete): yazın, yaz mevsiminde

leatu, létu (lyato): yaz

leatus, létus (lyatos): geçen yaz

leatuska, létuska (prez lyatoto): yaz mevsimindeki, yaz mevsimine ait

leav (obor): ahır

leavu, lévu (lyav, lyava, lyavo): sol

leavu, lévu (lyavo): sola, solda

léban / leaban, -bna, -bnu (hleben, -bna, -bno): ekmeğe ait, ekmeğin, ekmek (şeyi)

léd dajdoa: dolu yağmak

léd dajdoan: dolu yağışı

lèd, let (led): buz

ledoan, ledna, lednu (leden, ledna, ledno): buzlu

ledunka (ledena visulka): ?

lefter, leftèra, -u, lefteri (ç): evlenmemiş genç, bekar, (yunancadan)

lègam, legna (lyagam, lehna): yatmak

légnat (legnat): yaslanmış, yatmış

lehen, lihen, legen, ligen (legen): leğen

lèje (leja): yatma

lek: bak “löak”

lekè, leköa (leke, petno): leke

lékim, leykim (no, samo): lakin

lekove (ç): ilaçlar

lelçim sa: oynuyorum, ayrılıyorum

lelçinko: ?

lèle (lele): zavallı

lele (lelya): hala, teyze

lelinka: görümce

lélka, lealka, lélıka (kratuna): su kabağı

lelô (otveyan): ?

léney, leaney: tüy değiştiren hayvanlar

lentif, lentô, lentio (leniv): tembel, rahat, haylaz kimse

lepçinki: kopçalı çocuk terliği

lepè (lepya): yapıştırmak

lepè sa, lepî sa (lepya se): yapışmak

lèpem, lepna (lepvam, lepna): yapıştırmak, vurmak

lépem: boyamak

lepida, lepidka (tınka filiyka ot neşto): (ekmek vs) küçük bir şey parçası

lepka: yırtık pırtık

lèpna sa (lepna): yapışmak

lesitsa, lesisa (lisitsa): tilki

leska se (svyatka se): ışıldamak, aydınlanmak

leskati (lyaskati): parlak, cilalı

leskavitsa (svetkavitsa): ışık aleti, flaş, parlayan ışık

lestik, ilestik (lastik): lastik

lestuviçka (lastoviçka): kırlangıç

lèş (leş): leş

leşeni: leş derisinden yapılmış

leşnikarka, leşnikarke: Göknar kargası kuş türü

létaf (horizontalen): yatay

leteşlivo vreme (valejno, dışdovno): yağmurlu hava, yağışlı hava

letiye, letè (valya): yağmur

letni pliçkove (ç): uçan kuşlar

letni, -a, -u: yaza ait, yazın, yazlık

letnine pesni: yaz şarkıları

letu: bak leatu

létuska, leatuska, lyatuska (prez lyatoto): yazın, yaz mevsiminde

letva (letva): çıta

letve (napryako): çaprazlama, enine

letve (nastrani): uzakta

leva strana: sol taraf

lèva: sol

levana rıka: sol el

leveni (ç): leventler

levestar (mlada klonka): genç dal, küçük dal

levoa (tabelka, ploçka): levha

levotiya (kaprizen çovek): kaprisli kimse, laf dinlemez, sahtekar, yaramaz kimse

levòtô: sahtekar kimse, ters adam

levust (intrigant): entrikacı

levuzya se (ligavya se): salyası akmak, ağzının suyu akmak

ley tey (toçno taka): aynen öyle

ley: ?

Leyka: öa. bak Adlina

Leyka: öa. Naile

Nazifina, Nazifinka, Nazifinko: öa. Nazife

leylek, lelek, lilek (ştırkel): leylek

lezét (vkus): lezzet, tad

lıgunka (neşto sladko za zalıgvane na glada): açlık bastıracak şey, lokma

lıjnik, lajnik (lıjest): yalancı

lıştya se (protyagam se): ?

li (li): -mi, -mı

liçvam (plisvam): su vs fırlatmak

ligen (): leğen, bak lehen

lih (buen, loş): kötü, fena

liho: dikbaşlı, dik başlı şekilde

lihu: alnında beyaz işaret olan

lije (lija): yalamak

lilekan: ?

lilô, lilio (smotan çovek): sevimsiz kimse, yaramaz adam

liman (pristanişte): liman

Limanovi: Pomak soy ismi

limon, limone (ç): limon

linkam (hodya): gitmek

lipsa (lipsa): eksik

lipsalu (lipsalo): eksilmiş, eksik

lîra, lîri (ç) (lira): lira

lisan (ezik): lisan, dil

liské (liskya, listo): yaprak, sayfa

listnalu (listnalo): yapraklanmış

lísto (bt) (listo): yaprak

liti dıjd (vali dıjd): yağmur yağmak

litkam (lıja nyakogo): birine yalan söylemek

lítse (litse): yüz

livada, luvada, livadi (ç) (livada): çayır

livanto (odekolon): kolonya, lavanta

livor (revolver): revolver, tabanca

lizgar (lopata): kürek

loaja, làja (lıja): yalan

loaja, làja, lajè (lıja): yalan söylemek

loakat (lakıt, izvivka): dirsek

lôcak (svetkavitsa): flaş, parlayan ışık

loçka (lokva): su birikintisi

logun (hranitelni ostatıtsi): yemek artıkları, yiyecek kalıntıları

lôhna, loahna (lıhvam, lıhna): hafifçe rüzgar esmek

lomene: pide yada böreği parçalamak

Lôna: öa. bak Adlina

lòpam, lopna / loapam, loapna (hlopvam, hlopam): zıplamak, hoplamak

lopatka / lupatka: spatula, küçük kürek, gözleme vs. çevirme aleti

lopuh: Dere kenarında yetişen çadır biçimli yaprakları olan bir bitki türü

lord (lord): lord

Lorduski: Pomak soy ismi

lôska sa (svetva): parlamak

lóskanie (bt) (leskavitsa, grım): yıldırım

lôsno (lesno): kolay, kolayca, bak leasnu

loş, lòşa, lòşu (loş, loşa, loşo): kötü, fena, huysuz

Loşku (April): Nisan

lôşti sa (iztyaga sr, protyaga se): gerilmek, yayılmak

lòşu (loşo): fena şekilde

lôy: le, hemen

lòze (loze): bağ, üzüm bağı

loznik, luznik: Rodop yemek türü.

lö asiga (sega): hemen simdi

lö, lô: sadece, gibi, nasılsa, hemen

löak, -a, -u (lek, -a, -o): hafif

löasan, löasna, löasnu / leasan, leasna, leasnu (lesen, lesna, lesno): kolay

löaska, lioska, leaska (svetkavitsa): şimşek, parlak şey, bak lösak, liosak

löasnu, leasnu (lesno): kolayca

löaşta (leşta): mercimek

lösak, löasak, liosak (svetkavitsa): şimşek

lû (samo, kakto): yalnız, nasılsa

lûbe, lübe (libe): sevgili

lûbe, lübe (lyubya): öpmek

lûbem, lübem (tseluvam, obiçam): öpmek, sevmek

lûbenie (tseluvka): öpücük

lûbenka, lûbenki (ç): sevimli, sevilesi, sevimli şeyler

lubut (boy): dayak, dövme

lûbvane, lûbene (lyubvane, tseluvka, tseluvane): öpücük, öpme

lud, luda, ludu (lud, -a, -o): deli

lùdata (ludata): delicesine

lûde, lûdi (ç) (lyude, hora, narod): halk, insanlar, toplum, millet

luden, ludna, ludno (): delicesine

lùdeşti (ludeşki): delicesine, delinin

ludeşti akoal: deli aklı

ludeyè (ludeya): delice davranmak

ludnitsa, ludnisa (ludnitsa): akıl hastanesi

ludo mlado, ludu mladu: delikanlı genç

ludos, ludost (ludost): delilik

lùdu (ludo): delice

ludùyem (luduvam): delirmek

luk (luk): soğan

lukanta (lokanta): lokanta

lukmoa, lukmà, lukmi (ç): lokma

lukum, lukume (ç) (lokum): lokum

lûleye, lülèye (lyuleya): sallamak

lûlka (lyulka): salıncak

lunca (skitosvam): ?

lùpam sa, lùpna sa (lyupvam se, lyupna se): devrilmek

lùpam, lupna (lupvam, lupna): vurmak, düşmek

lupàta (lupata): kürek

lupavitsa (riba kefal): kefal balığı

lupka (kapak): kapak

lûs (vıv): içinde, -de

lustro: parlak cilalı ayakkabı, lostra kelimesinden

lût, lûta, lûtu (lyut, lyuta, lyuto): po. ekşi, bg. acı

lùta çuşka: acı biber

lùteleş: ekşi kuzukulağı bitkisi

lûto oriz: ekşi pilav, şifalı ekşi otlardan hazırlanan şurup pilavın üzerine dökülür.

lûto: mayalanmış ekşi içecek

lûtse: kuru meyvelerden yapılan ekşi içecek

luvada: bak livada

luznitsa, luznisa (luznitsa): asma, asmalık

lübe (lyubya): po. öpmek, bg. sevmek

lüküs (luks): lüks

lülke (lyulka): bak lûlka

M

ma (me): beni

maalçiştinka (tsareviçen koçan): mısır koçanı

maalka: mısır koçanı, bak mahalka

macar (brava, reze): kapı kilit mandalı

Macarovi, Majarovi: Pomak soy ismi

macùn: macun

màça: bak moaçem

maçkano patato: patates püresi, soğan ve kırmızı biberle kızartılmış soslu

madan, madèn (mina): maden

magàre (magare): 1- eşek, 2- odun kesmek için alta konulan kütük, 3- şöminede odun kurutmaya yarar metal bölüm

magàrense (magarentse): eşekçik, (Sokolovtsi ve Progled köylerinde) küçük kabak.

magarîsa (magaritsa): dişi eşek

magdanos (magdanoz): maydanoz

magie, magio: bak magöa

magiosam, magôsvam (magiosvam, magiosam): büyülemek, büyü yapmak

magiosnik, magôsnik(e), magôsnitsa (d) (magiosnik, magiosnitsa): büyücü

magiyanitsa, magiyanisa (): büyücü kadın

maglitsa (mugla): bulut

magöa, magô (magiya): büyü, bak magie

maha: gereksiz yere fazla güç harcamak, kendini boşa yormak

mahalà (mahala): mahalle

mahalçetina: sömek, mısır sömeği, darı koçanının ortasındaki sömek

mahalka (tsareviçen koçan): mısır koçanı

mahalki (): taze darı

màham (maham): sallamak

mahanà, mahanoa, mahano (mahana, nedostatık): bahane

mahanaciya, mahanciya: bahaneci

mahanat (osoben): özellik, kişiye özel durum, kişinin özelliği

mahanovam: bahane aramak

mahfazoa (kutiya): mahfaza

mahkemöa (sıd, sıdlişte): mahkeme

mahmurliya (sınliv): mahmur, uykulu

Mahmutevek Hasana: Mahmut’un Hasanı

Mahmutisa: Mahmut’un karısı

mahnat (çuvstvitelen, kaprizen): hassas, kaprisli, kıl insan

mahsumin, maysunin (nevinen): masum, günahsız, suçsuz

mahsus, màksus, moksus (naroçno): mahsus

mahşér, maşér, mahşier: mahşer

mahva, mahna (mahva, mahna): sallamak

mahvam sa, mahna sa (mahvam se, mahna se): çıkıp gitmek, defolmak, savuşmak

màja (): kaçmak

majar sandatsi: marangoz yapımı sandık, majar: neccar, marangoz

majdrevka (): sakız ağacı

majir, majire (ç) (imigrant): muhacir, göçmen

màkara (makara): makara

makarina (makaroni): makarna

makazi (nojitsi za strigane na ovtse): koyun kırkma makası

makbulin (priemliv): makbul

maké, makô (mayka, mayko): anne, anneciğim!

màkina, maikina (bt) (maşina): makine

màkinist (mehanik): makinist

maksul, mahsul (produktsiya): mahsul, ürün

mal (stoka): mal, hayvanlar, servet, varlık, zenginlik

mal saybiye, mal saybiya (stopanin na stoka): mal sahibi

màla (mistriya): mala

màla, màlu (mal, mala, malo): küçük, ufak

malàçe (bivolçe): küçük malak, malakçık

malaçko, malaçku: birazcık

màlak bayrém, malak bayream: küçük bayram, kurban bayramı

màlak, m

àlka, màlku (malık, malka, malko): küçük, ufak, az

malasam (maçkam, razmaçkvam): ezmek, lapa yapmak

màlçem, moalçem, molçem (mılça): susmak

malçi, molçi, moalçi (mlık): sus !

maldoçni: bak mladoçni

màle (mayka): anne, anneciğim!

maleşivi (bavi, izostava): oyalamak, bırakmak, terk etmek

maliçiçko: küçücük

Maliçkovi: Pomak soy ismi

malim (mıka, mıçno): üzüntü, keder, çile

malinki: ?

malinko, malitsinko (mıniçko): küçücük, önemsiz, değersiz

Malkina (Fevruari): Şubat

malkoptépnik (mılkotyapnik): sessizce gizli işler çeviren

malku, malko (malko): küçük, ufak, azcık

Malô: öa. Cemal

maloşina, maleşîna(pomoştnik na ovçar): çoban yardımcısı

Malyô / Màlô: öa. İsmail

mamare, mumare: kıza görücü gitmek

mamulke (mamulkya, neşto uvito, tsigara): sarılı şey, sigara, rulo yapılmış

manaf, manafe (ç) (manaf): manav, Bulgaristanda Türklerinden bir topluluk

manaha (mnogo): çok, fazla

manastir (manastir): manastır

mancûra: Kuru fasulye ve kırık mısırdan yapılan bir yemek türü

Mançu: öa. Süleyman

Mançuvisa, Mançuviçka: Süleyman’ın karısı

manda (poklaştane): bocalamak, yalpalamak, tereddüt etmek

mandà, mandoa mando (bivol): manda

mandahertsa, mındahertsa (mırda, klati, lyulee): kıpırdatmak, sallamak, asıp sallamak

mandàl, mandale, mandalo: mandal, kapı mandalı

mandalîna (mandarina): mandalina

mandalka, mındalka, mandalki (ç) (klyuçalki): kapı mandalı

mandalki, mındalki (klati mındalki): testis, taşak

màndra, mandri (ç) (mandra): mandra

mandrovam (biya): dövmek

mangà, mangoa: manga

mangàl (barbekyu): mangal

Mangırvi: Pomak soy ismi

mangore, mangıri (moneti): mangır, metal para

màni, màne: mani

manifòtra (manifaktuta): manifatura

Manku: öa. Süleyman

mantíl: eşarp, mendil

manuk (kıs, kratık): bodur

mapûs (zatvornik): mahpus

mapusané, mapsanöa, mapuzanâ (zatvor): hapishane

marafet (murafet, izkustvo, umenie): marifet, bilgi, beceri

marafetliye (murafetliya, izkuztven, sposoben): marifetli

marajiye, marajie (imanyari): defineci, hazine arayıcısı (mağaracı)

marangózin, marangòs (dırvodelets): marangoz

marangozliya tavan: oyma dekorasyonlu tavan, zengin işçilikli tavan

maraz (bolest): maraz, hastalık

marazliye (e), marazliyka (d), marazlii (ç) (bolen): hasta

marazo (problem): maraza, sorun

marî (mari): kadınlara hitap

marinka (jılta sliva): sarıerik cinsi

marizev (kaprizen): marazlı, hastalıklı, kaprisli

màrka (marka): marka

marlene (zaplojdane na ovtsete): Koyunlara koça katma, koyunları döllenme için salma.

marlok (kotka): kedi

marmorişnik, marmonişnik (mrınkalo): mızmız, memnuniyetsiz, bir şey beğenmez

marna (leko zatopena): az ısınmış, ılık

marna voda: ılık su

marşavu (mırşav, mırşava, mırşavo): zayıf, cılız

marşeveyè (mırşaveya): zayıflamak

Màrt, Marta: Mart

martalisam, mırtalisam (jivurkam): işi sallamak, sallanmak, bitkin olmak

martatelnik, mırtatelnik (slab, iznomeştyal): zayıf, sıska, bitkin

martenitsa: mart ayının son üç günü yapılan dilek tutma töreni

martitel (mırzelivets): zayıf, sıska, bitkin

martsina (bezpolezno, naprazno): boşuna, faydasız

marudnik, marudnitsi (ç) (rodopska palaçinka): akıtma, hamur işi yiyecek, tava üzerine sıvı hamur akıtılarak yapılan pide

marùla, marule (marulya): marul

marunika: akıtma, bak marudnik

masàl (prikazka): masal

masarîf (razhod): masraf

Masarliev: Pomak sülale ismi

maskarà, maskaroa: maskara

masku déte (masko dete): oğlan çocuk

masku, moasku (masko): erkek cinsi

maslen, maslena, maslenu (maslen, maslena, masleno): yağlı

maslîna, maslini (ç) (maslina): zeytin

maslinka (maslinka): zeytin tanesi

maslôva reşetka: kevgir, ağaçtan oyulmuş, delikli, büyük kaşık

maslu, máslo (maslo): yağ, tereyağı

mastarlîk (maistorstvo): sanat

mâsto (bt) (myasto): alan, yer

masur (masur): masura

maşa, maşoa (maşa): maşa

maşalan (fakel, gorelka): meşale

maşallah, màşşala: maşallah

màştaha, maştiha (maşteha): analık, üvey ana

matan: yağsız koyun sütü

màtara (şmatka, manerka): matara

màtnu: bak moatan, moatnu

matok (neizlyupeno yaytse): ?

mâtom (bt): atmak bak metam

matruna (kruşa): armut

mavzer (mauser): mavzer

may (may): galiba

mayçe, mayço, mayçu: anneciğim

mayçin, mayçina, mayçinu (mayçin, mayçina, mayçino): annenin, annenin ki

mayçina doşterû: annesinin kızı

mayçinka, mayçinku, mayçinki: annesi gibi

mayçisa (mayçitsa): annecik

máyir (bt): aşçı

mayka (mayka): anne

mayko (mayko): anneciğim!

mayna (mayna): ananın (maynatavi: ananızın)

mayno, mayo, mayu (mayno): anneciğim

maysunin: bak mahsumin

mayşık, mayşka, mayşko (malık, malka, malko): küçük, ufak

mayşki detsa (malki detsa): küçük çocuklar

maytapçiye (maytapçiya): maytapçı, şakacı, alaycı

maytapin, maytap, maytape (ç) (maytap): maytap, şaka, alay etme.

maytsi (golôvno): şefkat, sevgi, ilgi

maytsi: anne

màza (maja): sürmek, yağlamak, badana yapmak

màza (maza, magazin): mağaza

mazare (grob): mezar

mazgal (prozorets, vratiçka): mazgal, pencere deliği

mazon, mazontse, mazontsi (ç): tavana asılan çocuk salıncağı halkası

mbâgom (bt): çalıştırmak

meçeşto drago, meçkino dragovane: ayı zevki, bebeği sarsarak, mıncıklayarak sevmek

mèçi, mèça (meçi, meça): ayının, ayıya ait

meçit (malka djamiya): mescid

meçka (meçka): ayı

meçka (mek): yumuşacık

meçka dûşeçka: yumuşak döşek

mèd, mied (med): bal

Méda: öa. Mehmetali

medét (pomoşt): medet

medoan, medèna, medènu (meden, medena, medeno): ballı, baldan yapılmış

medrese, medresô (medrese): medrese

Medufci: Pomak soy ismi

mefki, mefkiye (myasto): mevki

megdan (megdan): meydan

mehanà, mehano, mehanoa (mehana): meyhane

mehanciye (e), mehanciyka (d), mehancii (ç) (krıçmar): meyhaneci

Mehemed: öa. Mehmet

mehlem (mehlem): merhem

mehlemô (razseyan): unutkan kimse

mehmelek (vılnen partsal): yünlü kumaş parçası

mehtep (uçilişte): mektep, okul

mejè, meja, mejoa, mejöa, mejo: imece, yardımlaşma, ortak çalışma

mekazliyçe: ?

mèku (meko): yumuşak, yumuşak şekilde, bak. möaku

meleköa (angel): melaike, melek

melemé (melemya, mırda): budala

melemio, melemô (smotanyak): pislik

Melkuski: Pomak soy ismi

memnun (dovolen): memnûn

mendil, mindil (prestilka): mendil

mène (mene): beni, bana

mentaraciya (lıjets): yalancı

menteheram (motaya se): yalpalamak, boş dolaşmak

menteşô, menteşöa (panta): menteşe

mèra (myara): ölçü

merak (merak, interes): merak

meraklıno fustançe: meraklı fistanı, iyi giyinmeyi seven kızın fistanı

merakliye (merakliya, lyubopiten): meraklı

meram: meram

mérem (bt), merè (merya): ölçmek

meresîm (tseremoniya): merasim

meretsko: tadı kötü olan, meret

Mergele: Nareçen köyünün 1932 yılına kadarki adı.

merjan (koral): mercan

merjaneno (koralov): mercanlı

Merkovi: Pomak soy ismi

mermerúnda: börek,

mermerúnda: israf etmek

mermîye (snaryad): mermi

mertebe, merteböa (nivo, stepen): mertebe

mertelisam (otpadnal sım, bolen sım): düşkün olmak, hastalanmak, keyifsizlenmek

Merzidina: öa. Merzide

mésa (priliça): benzer

mésal (kırpa za hrana): sofra bezi

mésalçe, mesalka: küçük sofra bezi

mèsam (priliça): benzemek

mèsan, mesna, mesnu (mesen, mesna, mesno): etli

mesè (mesya): yoğurmak

mèseçen, mèseçna, mèeçnu (meseçen, meseçna, meseçno): ay, aylık, aya ait, ayın

mèseçina (meseçina): ay

mèsele, meselöa (vıpros, zadaça, problem): mesele, eski zamandaki bir olayın anlatımı

mesets, meses (mesets): ay

mèsets, meses: benzer, denk, gibi

meslék, mesliek (profesiya): meslek

mesnet (podkrepa, poddrıjka): mesnet, destek, dayanak, büyük mevki

mest, meste (ç): mest, ayağa giyilen deri çorap

mestè (mestya): yer değiştirmek

mèsten, mestna, mestnu (mesten, mestna, mestno): yerli, bir yere ait, yerel

mèstu, mestà (ç) (myasto): yer

mèsu, meso (meso): et

meşefeçuf, meşefeçuv, meşafeçav (loş, opasen): tehlikeli, fena, kötü

meşelok (dıbova gora): meşelik

meşin (koja, kojen): meşin, tabaklanmış dana veya koyun derisi

meşkovi (noştvi): ahşap tekne (ekmek yoğurma ve mayalandırmak için)

meşo, meşô, meşöa (dıb): meşe

meşovi (dıbovi): meşelik

meştra: dülgerlerin gizli dili

mètam (meta): süpürmek

mètam sa, metna sa (myatam se, metna se): atılmak, atlamak

mètam, mètna (myatam, metna): atmak, fırlatmak

Metarufsi: Pomak soy ismi

metehara (preçka se): arada kalmak, engellenmek

meteni kori: kurutulmuş yufkadan yapılan yemek türü

métettisvam (pohvalvam): methetmek

Metka, Métu: öa. Mehmet

Metkifsi: Pomak soy ismi

mètla (metla): süpürge

metlitsa: düzgün, pürüzsüz

métru, mitrà (ç) (metır, metra): metre

Metviçini: Pomak soy ismi

Metvisa: Mehmet’in karısı

Metvistki: Pomak soy ismi

meydan, megdan (ploşt, kvadrat): meydan

mezdú (mejdu): arasında

mırkane (çiftosvane pri jivotnite): mırlama, hayvanların çifleşme sesi

mırlôk / marlôk (kotarak): kedi

mırtvi / martvi (jertva): şehit

mışko dete / mıjko detya / masku dete: erkek çocuk

mıtna voda / moatna voda (mıtna voda): bulanık su

mi (mi): bana

mica, miciya (): imece grubu, köyün ortak işlerini yapmak üzere toplanmış insan grubu

mice (dever, po malık brat na sıpruga): kayınbirader, kayınço, eşin küçük erkek kardeşi

micô (veçerya): akşam yemeği

Micukalfuvi: Pomak soy ismi

mîçik (bt), muçek, mutek (malık): küçük

mieçka, miyaçka: temizlik bezi

Mieçofsi: Pomak soy ismi

mielnik, miyalnik (mivka, umivalnik): lavabo

mifko (malık): küçük

mihtar (muhtar, kmet): muhtar

mijavunin: mükemmeliyetçi kimse, titiz

mijdiô, mijdöa, mijgô (dobra novina): müjde

mijo, mijöa, mîju (çiço): amca

mijof, mijuva, -u, mijuvi (ç) (çiçov, -a, -o): amcaya ait, amcanın

mijova Fatma: amcanın Fatması

mîjuski, -a, -u (çiçovski, -a, -o): amcanın, amcaya ait

mijuvi, mijöavi (çiçovi): amcagiller

mikropin, mikrufin (negodnik): mikrop adam, kötü kimse

miktûp, mihtûp (pismo): mektup

mîl, mîla, mîlu, mili (ç) (mil, mila, milo): sevgili (l harfi kalın)

mila mayçinku: sevgili anneciğim

mila: sevgili, canım

milaşte (mlaştya, primilyaskvam): ?

milávanie (bt): okşamak, inme

mile (mileya): sevmek, acımak

milezim: mülazım (Osmanlı subayı)

miliniçko: ?

milinki sas sirene: peynirli yuvarlama poğaça

millet, minlet (narod): millet

milovam (lubya): sevmek

mîlu (milo): sevimli biçimde

milujliv (sıstradatelen, milustiv): merhametli, şefkatli

Miluvçiti: Pomak soy ismi

milvam (milvam): okşamak

Mimboşovi: Pomak soy ismi

Mîna: öa, Emine

minàl, minàla, minàlu (minal, minala, minalo): geçen, geçmiş

mînam, minà (minavam, mina): geçmek

minarè, minaroa (minare): minare

minàvane (minavane): geçme, geçiş

mindal (badem): badem

minder (minder): minder

mindil: bak mendil

Minka, Minke, Mina, Minô, Yemka, Yomka: öa. Emine

Minku: Emineciğim!

mintan (riza): mintan

mintişo: bak menteşô

mintosvam (mitkam se): ?

minzivar, minzuar (slınçogled): ayçiçeği, çiğdem

miras, mirata (nasletsvo): miras

miri: manca içindeki et parçaları

mirísom (bt) (mirisvam): kokmak

mirniçko: sakince, sakin bir şekilde

misafir, misafirin, misafire (ç): misafir, konuk

misal, mesal: yemekten sonra kıvrılıp yatmak

misam (zanimavam se): meşgul olmak, eğlenmek

misir (misir, tsarevitsa): mısır

misirka (misirka, puyka): hindi

misirkina (tsareviçak): mısır sapı

misirûva şuma: mısır yaprakları

misirvina (stıbloto): mısır sapı

miska (muska): muska

miska (odekolon): kolonya, misk kelimesinden

misket (otset): sirke

miskin, miskinin (neposluşno, loşo): laf dinlemez, huysuz, miskin

mislem (mislyam): düşünmek

mislo s oriz (meso s oriz): etli pilav

mismerunnina (): akraba olmak

mismihil: toza toprağa bulanmış

mistekat (otliçno): mükemmel, en iyi, üstün

mişa kalmanka (nevestulka): gelin böceği, uğur böceği

mişdé (bt): müjde

mişka, mîşki (ç) (mişka): fare

miştriko (indrişe): sardunya

mitsa (strinka): teyze

mivlit, mivlüt: mevlid

miyaçka: temizlik bezi, bak mieçka

mîye sa (miya se): yıkanmak

mîyem, mîye (miya): yıkamak

mizar (grobe): mezar

Mizinvi: Pomak soy ismi

mizirlik (vrednost): muzırlık

mlad, mlàda, mlàdu (mlad, mlada, mlado): genç

mladeyè (mladeya): gençleşmek

mladeyè sa (mladeya se): genç gibi davranmak

mladoçni, maldoçni: yeni doğurmuş, çok süt veren inek

mlaşté / mlaştya (mlyaskam): höpürdeterek içmek

mlati (udrya sıs sila): kuvvetle vurmak

mlavi: çiğnemek, yemek

mlèçen, mleçna, mleçnu (mleçen, mleçna, mleçno): sütlü, sütten

mléku, mleaku (mleko): po. ayran, bg. süt

mloçko (malko): küçücük

mlògu, mumlogu, nogu (mnogo): çok

mnoçko (mnogo): birazcık

moaçan, moaçna, moaçnu (mıçen, mıçna, mıçno): güç, zor, zahmetli, yorucu

moaçem, moaça (mıça): po. çabalamak, bg. eziyet vermek

moaçnu (mıçno): zahmetle, zorla, güçlükle

moagla, mogla (mıgla): sis

moaglavu (mıglav, mıglava, mıglavo): sisli

moakna (mıkna): çekmek, sürüklemek

moakna sa (mıkna se): sürüklenmek

moalçem (mılça): susmak, bak: malçi

moalçem (mlıkvam, mlıkna): susmak

moarçka, morçkul (smırçkula): bir mantar türü

moardam (mırdam): kımıldatmak

moardam sa (mırdam se): kımıldanmak

moardam, moardna (mrıdvam, mrıdna): kımıldamak

moarşavu: bak. marşavu

moasku: bak. masku

moaş, màş, maj, majoa, majé (ç) (mıj, mıja, mıje (ç)): erkek, koca

moaşki, maşki (mıjki): erkekçe

moatan, moatna, moatnu (mıten, mıtna, mıtno): bulanık

moate (mıtya): bulandırmak

moate sa (mıtya se): bulanmak

moatneyè (mıtneya): bulanmak

moatnu (mıtno): donuk, bulanık, donuk biçimde, bulanık şekilde

móçem (bt): çabalamak, denemek

môçku, méçko (mekiçko): yumuşacık

moesu (moe): benimki (Orta Rodoplar şivesinde yakın bir şeyden bahsedildiğinde geçerli iyelik zamiri)

mòga (moga): yapabilmek

mogla otona: sis dağılmak

mohabet: bak muhabet

mòja, mòje (moje): olur, olabilir, belki

mokar, mokra, mokru (mokır, mokra, mokro): ıslak

mókar, mokru (mokro): nemli şekilde, ıslak halde

moknam (skubyam, izmıkvam, dırpam): f. ?

mokreye (mokrya): ıslatmak, suya bastıtmak

molavi (dıvçe bavno, predıvka): yavaşça çiğnemek, hafifçe çiğnemek

mòlem (molya): yalvarmak, rica etmek

mòlem sa (molya se): yalvarmak, rica etmek

mólem se (molya): lütfen, rica ederim

molla, mulla, molli (ç): molla

Mollovi: Pomak soy ismi

mòma (moma): genç kız, evlenme çağındaki kız

momçe (momçe): delikanlı, erkek çocuk

momçense (momçentse): küçük oğlan

momeyçe (momiçe): kız

momeyçentse (momiçentse): kızcağız

momiçe, mumiça, mumiçe (momiçe): küçük kız

momiçentse, mumiçentse (momiçentse): kızcağız

momin keftan: kız kaftanı

mòmina (momin, momina, momino): kıza ait, kızın

momitsa (momiça): küçük kız

momrela: görücü gelmiş, söz kesilmiş

momreya: kıza görücü gelmek, kız bakmaya gitmek

mor ferece: mor ferece

moran, morna, mornu, morni: mor renkli

morav (lilav): menekşe

morçkul (smırçkula): bir mantar türü, bak moarçka

môrdam sa, môrdna sa / moardam sa, moardna sa (mrıdvam se, mrıdna se): kımıldanmak

morènu (moryano): mor renkli

mori: bak mari

morkna sa (stımni se): hava kararmak, karanlık olmak, kararmak

morkne, moarkne: güneş batmak

morno ferece: mor ferace

Moruski, Muruski: Pomak sülale ismi

mosko, mosku (mıjko): erkek, bak masku

mòtika, motka ( (motika, kopaçka): çapa

motno: bulanık, bak moatnu

motovilka (prıçka s çatal): ip eğirmek için ucu çatal çubuk

motruh (drehi): elbise, kıyafet, giysi

moy, moya, moye, moyi (ç) (moy, moya, moe, moi): benim

moyan, mıoyana, moyne, moyte (moyto, moyata, moeto moito): benim, benim ki

moyana (moeto): benim ki (Orta Rodoplar şivesinde uzak bir şeyden bahsedildiğinde geçerli iyelik zamiri)

mozga: ağaç kabuğunun altındaki sümüksü madde

möaku, möku, mèku (mek, meka, meko): yumuşak.

möaku, möku, méku (meko): yumuşakça, yumuşak şekilde

mömku (momko): delikanlı

mráçen (mraçen): karanlık

mraçnik (prilep): yarasa

mrav, mrave, mravi (ç) (mravka, mravki(ç)): karınca

mravilnik (mravunyak): karınca yuvası

mraz (mraz): soğuk

mràz, mràza, mràzu (mraz, mraza, mrazo): soğuk

mràze (mrazya): nefret etmek

mràzen, mrazna, mraznu (mrazen, mrazna, mrazno): çok soğuk

mraznitsi (ç): soğuk terler

mrazò (vrajda, kavga): kavga, maraza

mrélem (bt) (ubivam): öldürmek

mrénie (bt) (smırt): ölüm

mrısnak (mrısnik): pis herif, edepsiz

mröm (bt) (umiram): ölmek

mubarèk (çestir, blajen): mübarek

muçak, muçka, muçko (malık, malka, malko): küçük

muçka mominka (malko momiçentse): küçük kız

muçko (malko): küçücük, ufacık

Muglençov: Pomak sülale ismi

mùha, muhi (ç) (muha): sinek

muhabet, mohabet (obiç, razgovor): muhabbet, sevgi, sohbet

mùhal (muhıl): küf

muhalèsam (muhalyasvam, muhalyasam): küflenmek

muhtar (kmet): bak mihtar

mujgalka (pırzalka): ?

mujgam (pırzalyam): ?

mujgam se (pırzalyam se): ?

mukayaten (vnimatelen): mukayyet, işine dikkat eden, özenli

Mulasanuvi: Pomak soy ismi (Molla Hasanovi)

mùle (mule): katır

muliçko (malko): az miktarda

Mulla Farisivi: Pomak soy ismi

Mulla Kadrivi: Pomak soy ismi

mum (sveşt): mum

mumaran, mumarın (svatovnik): görücüye gidilen kız tarafı

mumare, momare (godejari): kız bakmaya giden oğlan tarafı

mumeyè sa (momeya se): genç kız gibi davranmak

mumiça utsurna: kız kaçırmak

mumîça, mumîçe (momiçe): kız

mumîçense (momiçentse): kızcağız

mumiya (kırpa): yaşmak, başörtüsü

munasip (podhodyaşt, toçen): münasip, uygun

mundar, mundarin (mrısen): murdar, pis

Munde: öa. Mustafa

murabô (voyna): muharebe, savaş, çarpışma

murad zastigam, murad zastigna: muradına ermek

murafet: marifet, bilgi, beceri, bak: marafet

murava, muravu: bak mrav

muravilnik: bak mravilnik

mus (riba mryana): ?

musafir: bak misafir

musandra, musandri (ç) (musandra): musandra, gömme dolap

musayît, müsayit (podhodyaşt): müsait, uygun

musi sa (mrıştya se): somurtmak, surat asmak

muskà, musko, muskoa (muska): muska

Musovi: Pomak soy ismi

mustahak (dostoen): müstehak

mustàki, mustekà (ç)(mustak): bıyık (yunanca: moustaki)

mustav (mrısen): pis, kirli

mûstekimen, myustekimen: müstekim, kadı yazıcısı

Mustofko: öa. Mustafa

mûsûlmansko momeyçe: müslüman kızı

muşambo, muşamboa (linıleum): muşamba

muşamo (leçeben kompres): masaj yapmak, yumuşatmak

muşkam (muşkam): sokmak, saplamak

muşkam sa (muşkam se): sokulmak, yanaşmak

muşna (muşvam, muşna): sokmak

muşna sa (muşvam se, muşna se): sokulmak

mûşteriya, mûşteriye, mûşterie (kupuvaç): müşteri, alıcı

muşturak (toaletna): tuvalet, hela

mutafçiye, mutafçie: mutaf, deri eşya ve gereçler yapan zanaatçı

Muté: öa. Mustafa

mutek, mutka, mutku, mutki (ç) (malık, malka, malko): küçük, ufak

mutiçka (mıniçık): küçücük

Mutka: öa. Mustafa

mutlaka (ubezatelno): mutlaka

Muto, Mustofko, Muté, Mutka, Munde: öa. Mustafa

mutolévi (mutolyavi, zabavya): eli yavaş, eli ağır, yavaş iş yapan

mutor (motor): motor

mutska (smuçe): emmek, çekmek, sömürmek, çiğnemeden yutmak

Mutû (Mutyu): öa. Mustafa

mutufak, mutvak (kuhnya): mutfak

Muturantsi: Pomak soy ismi

Mutûvata koaşta (Mutyuvata kışta): Mustafanın evi

Mutûvata mayka (Mutyuvata mayka) : Mustafanın annesi

mutvak: bak mutufak

Mutvisa, Mutvitsa: Mustafa’nın karısı

mûzevirin (klyuka): müzevir, dedikoducu

mûzevirlik: müzevirlik, dedikoduculuk

muzùrin (loş çovek): muzır

müftiye, mûftiya (muftiya): müftü

müftiyski (muftiyski): müftünün, müftüye ait

mühlüz, mihlûz, mühlüzinişta (loş): tembel, fena huylu

müsadè (pozvolenie): müsaade

müsülmànin, müslümànin (e), müsülmànka(d), müslümàne (ç): (mûsûlmanin, mûsûlmanka): Müslüman

müsülmanski, -a, -u (mûsûlmanski, -a, -o): müslümanın, müslümanca

mütayit (predpriemaç): müteaahit

N

na (na): “al !” anlamında

na (na): -ye, -ya, üzerine, üstünde

na enkas (na şega): şakadan, bak zayenkas

na kistermô: yana yatmış, yana oturmuş, yan basmış

na panagòm (bt): eğri şekilde, uygun olmayan

nabàhtam (nabıhtam): bak. naboahtam

nabarbalôkan (napit): içki, içecek

nabesneyè sa (nabesnyavam se, nabesneya se): kudurmak, köpürmek, çok kızmak

nabıyta (nabiya): kakmak, çakmak

nabilîjam, nabilija (nablijavam, nablija): yaklaşmak

nabîram sa, naberè sa (nabiram se, nabera se): toplanmak

nabîram, naberè (nabiram, nabera): toplamak, koparmak

nablîzu (nablizo): yakında

nabohtam, nabohta / naboahtam, naboahta (nabıhtam, nabıhtya): dövmek

naborju / naboarcu, naborje / naboarje, naborji /naboarji (nabırzo, nabırje): çabucak, hızla

naborkam / naboarkam (nabırkvam, nabırkam): karıştırmak

naborkam sa / naboarkam sa (nabırkvam se, nabırkam se): karışmak, müdahale etmek

nabran, nabrana, nabranu (nabran, nabrana, nabrano): toplanmış, biriktirilmiş

nabraşnéyem, nabraşnè (nabraşnyavam, nabraşnya): unlamak

nabròyem, nabròye (nabroyavam, nabroya): parasını vermek

nabruçkam (nabrıçkvam, nabrıçkam): buruşturmak

nabruçkam sa (nabrıçkvam se, nabrıçkam se): buruşmak

nabruçkan, -a, -u (nabrıçkan, -a, -o): kırışık, buruşuk

nabulél, -a, -u / nabuleal, -a, -u (nabolyal, -a, -o): biraz ağrımış, acıklı, elemli

nabulévam / nabuleavam (nabolyavam): hafif ağrımak

nabursuçen, naburusûçen (namrışten): çatık kaşlı, asık suratlı, yüzünü buruşturmuş

nabùtam (nabutvam, nabutam): sokmak, sokuştumak, kaktırmak

nabuzvam (nasilvam): zorlamak

nacàk, najak, najeak, najek (malko bradva): nacak, tırpan

naçeperil (pokateril): tırmanmış

naçerném sa, naçerné sa (naçernyam se, naçernya se): kararmak, lekelenmek

naçerném, naçerné (naçernyam, naçernya): karalamak, siyah boya sürmek, lekelemek

naçerveyem sa, naçervé sa (naçervyavam se, naçervya se): allık sürmek

naçerveyem, naçervé (naçervyavam, naçervya): kırmızılaşmak, kırmızı boya sürmek

naçèsam, naçèşe (naçesvam, naçeşa): kaşınmak

naçistem / nasistem, naçiste (naçistvam, naçistya): temizlemek, paklamak, ayıklamak

naçoka (otçupi, podhvana): kopmak, koparıp almak, koparmak

naçûdem sa, naçûdé sa (naçudvam se, naçudya se): po. düşünmek, düşünceye dalmak, bg. şaşıp kalmak

naçùkam (naçukvam, naçukam): çakmak, kakmak

naçukam raka (rıkoplyaskam): el çırpmak

nadalèçe (nadaleçe): uzakta, uzağa

nadàm sa (nadyavam se): umut etmek

nadàvam, nadàm (nadàvam, nadàm): bol vermek

nadâvom (bt): bak nadàvam

naddavam (naddavam): üstüne vermek, üstüne eklemek, fiyat arttırmak

nadeavam, nadèna (nadyavam, nadyana): takmak, giymek

nadem sa (nadya se): ?

nadèsnu (nadyasno): sağa, sağa tarafa

nadniknam: ?

nadnikyasvam se (nadprevarvam se v rabotata): bir işte önde gitmek

nadol da slézam (nadol da slyazam): aşağı inmek

nadòl, nadòla, nadòlu (nadol, -a, -o): aşağıya doğru

nadolan, nadolna, nadolnu (nadolen, nadolna, nadolno): aşağıdaki

nadolişte: aşağıya doğru

nadônu, nadoanu (na dıno): dibe doğru

Nadrina: Nadire (öa)

nadrûlen (izdokaran): getirilmiş

nadùham (naduhvam, naduham): esmek, çok esmek, üflemek

nadukàrvam, nadukàram (nadokarvam, nadokaram): çok getirmek, hepsini getirmek

nadunèsam, nadunèsa (nadonèsam, nadonèsa): çok getirmek

nadupçam sa, nadupça sa (nadupçvam se, nadupça se): delinmek, delik deşik olmak

nadupçam, nadupça ( nadupçvam, nadupça): delmek, delik deşik etmek

nadûpena patéra, nadûpeno patato: yarım kesilip üstüne pastırma konularak pişirilmiş patates

nadut (podut): şişmiş

naduyem sa, naduye sa (naduvam se, naduya se): şişmek

nadùyem, nadùye (nadoyvam, nadoya): sağmak

nadùyem, nadùye (naduvam, naduya): şişirmek, üflemek

nadve (nadve): ikiye, iki parçaya

nadvila: yıkmış, devirmiş

nadviyem (nadvivam): devirmek, yenmek

nadyavam, nadévam (nahluzvam, obliçam): giymek, üstüne geçirmek

nadzad (nazad): geri, geriye, geride

nafako, nafakoa: nafaka

nafes (dıh): nefes

nafirkan (piyan, silno poçerpen): sarhoş, çok içmiş

naflîzam, naflèza (navlizam, navlyaza): içeri girmek

nafoartolil (nafırtolil, navırtyal, namotal, razbırkal): başı dönmüş, kafası bulanmış, kafası karışmış, şaşırmış

nafrapîlu: buruşmuş

naftie (nokti): çivi

nafunén, nafunean (nafunyan, sırdit): küskün, kızgın

nafus, nafuz, nifus (naselenie, liçna karta): nüfus

naga: bacak, bak: noga

nagàdam sa, nagudeyè sa (nagajdam se, nagodya se): uymak

nagàdam, nagudeyè (nagajdam, nagodya): uydurmak, uygun hale getirmek, ayarlamak

nagarguçil: omuzlamış, sırtlamış

nagarguçvam (zadyavam, slagam na grıb): omuzuna atmak

nagarvanisvam (napadam): saldırmak, baskın yapmak

nagira (nagryava, zatoplya): ısınmak

nagizdam sa, nagizdé sa (nagizdvam se, nagizdya se): süslenmek

nagizdam, nagizdé (nagizdvam, nagizdya): süslemek

naglavka (predna çast ot çorap): çorabın ön kısmı

naglôdam, naglöadam (nagledvam): bakmak, gözetmek

nagnîyem, nagnîye (nagnivam, nagniya): kısmen çürümek

nagnûyem, nagnuye (nagnoyavam, nagnoya): cerahatlanmak

nagodka (vızglavniçka): küçük yastık

nagor: yukarı, bak: nagore

nagoran, nagorna, nagornu (nagoren, nagorna, nagorno): yukarı, yukarıdaki

nagôrbem, nagôrbe / nagoarbem, nagoarbe (nagrıbvam, nagrıbya): sırtlamak

nagôrçem sa, nagôrçe sa / nagoarçem sa, nagoarçe sa (nagırçvam se, nagırça se): buruşmak

nagôrçem, nagôrçe / nagoarçem, nagoarçe (nagırçvam, nagırça): buruşturmak

nagorçil, -a, -u / nagroçil (namusil): asık suratlı

nagòre (nagore): yukarı, yukarıya, daha fazla

nagornişte (vrıh): tepecik

nagràdem duvaran (): duvar örmek

nagrèyem sa, nagrèye sa (nagryavam sa, nagreya sa): ısınmak, kızmak

nagrèyem, nagrèye (nagryavam, nagreya): ısıtmak

nagudem (nagodya): hazırlamak, yaptırmak

nagudi da plaçe (): birini ağlatmak

nagudi dastana luda (): birini deli etmek

nagugûşen (priveden, pregırben): eğilip bükülmüş

nagunnu (sigurno, veroyatno): elbette

nah (kım): -e kadar

nah tuva (tuk): buraya

nah visotse (na gorniya etaj): yukarıya, yukarıya kadar

nah zemé tarnuvam: toprağa dönmek

nahçikal (nabol, nakiçil): süslemek, iliştirmek, iğneli nesneler asmak

nahendril (da popadna na nepodhodyaşto myasto) : uygunsuz yere düşmek

nahlépal sa e (iztsapal se e, napil se e):

nàhlup (po oçi): ?

nahodam, nahódem (namiram): üzerine gitmek, bulmak

nahprej (pred): önden

nahrana, -u, nahrani (ç): doymuş

nahrànem sa, nahràne sa (nahranvam se, nahranya se): doymak

nahrànem, nahràne (nahranvam, nahranya): beslemek, doyurmak, yedirmek

nahránevom (bt): bak nahrànem

nahsıde (nasam, tuk): buraya, burası

nahtam (tam): oraya

nahtuf, nahtuva (tuk): buraya

nahtvıde (natam, tam): oraya, orası

nahuhoreno, nahohoreno (navdignato): dikilmiş, kalkmış, sarsılmış, kabarmış

nahutin leap (nahutin hlyab): nohut ekmeği

nahvoan, nahvoanka / nahvon, nahvonka (navın, navınka): dışarı, dışarıda, dışarıya, dış tarafta

nahvotre, nahvoatre (navıtre): içeri, içeriye

nahzad (nazad): geri, geride, geriye, arkadan

Nailîna, Naylîna, Leyka: Naile (öa)

Nailve: Pomak soy ismi

najak (malka bradva): nacak, tırpan

najija, najiza (peçe silno, jega, najejavane): çok pişmek, sıcaktan akkor olmak, çok sıcak olmak, yanmak

nakàçam, nakaça (nakaçvam, nakaça): çok şey asmak, çok şey bindirmek

nakadè (nakıde): nereye, nerede

nakapvam sa/ nakàpem sa, nakàpe sa (nakapvam se, nakapya se): damlamak, düşmek

nakapvam/ nakàpem, nakàpe (nakapvam, nakapya): damlatmak

nakaşlem sa, nakaşle sa (nakaşlyam se, nakaşlya se): çok öksürmek

nakázavom (bt): bak nakazvam

nakàzvam, nakàje (nakazvam, nakaja): çok söylemek

nakîçem sa, nakiçe sa (nakiçvam se, nakiça se): süslenmek, çiçek takmak

nakîçem, nakiçe (nakiçvam, nakiça): çiçeklerle süslemek, bezemek

nakisèlem, nakisèle (nakiselyavam, nakiselya): ekşimek

nakîsem, nakisna (nakisvam, nakisna): suya batırmak

naklàdem (): kapıyı kapatmak, kilitlemek

naklàdem, naklàde (naklajdam, naklada): ateş yakmak

nakoalvam, nakoalva (nakılvavam, nakılva): gagalamak

nakoasam (nakısvam, nakısam): parçalamak

nakolçvam (polyagam nastrani): uzaktan altına koymak

nakopreno: hemen hemen bitmiş veya tamamlanmış, bitmeye yakın aşamada

nakòrdil (naredil): düzenlemiş, sıralamış

nakòrmotil (preyal, izyal e mnogo): tıka basa doymuş, gereğinden fazla yemiş

nakórşavom (bt): çatlamak

nàkovalo (nakovalniçka): kosacı aleti, kosa keskinleştirme aleti

nakratku (nakratko): kısaca

nakray (nakray): kenarda, ucunda, en sonunda

nakriven: eğik, eğilmiş, yamuk, kıvrılmış

nakrivîyem, nakrivîye (nakrivyavam, nakriviya): eğriltmek

nakrivu (nakrivo): eğri olarak, yanlış ve hatalı olarak

nakup (nakup): yığınla

nakùpem, nakùpe (nakupvam, nakupya): çok şey satın almak

nakusam, nakuse (nakusvam, nakusya): tadına bakmak

nakusvam (nakutsvam): aksamak, topallamak

nakvàsem sa, nakvàse sa (nakvasvam se, nakvase se): ıslanmak

nakvàsem, nakvàse (nakvasvam, nakvasya, namokryam): ıslatmak, suya batırmak

nal (podkova): nal

nalàgam (nalagam, naloja): koymak, basmak

nalàgam sa (nalagam se, naloja se): mecbur olmak, lüzum etmek

nalàya sa (nalayvam se, nalaya se): köpek çok havlamak

nalbant, nalbantin (nalbant, nalbantin): nalbant

nalbantski (nalbantski): nalbantın

naleavu (nalyavo): sola soğru, sola, solda

nalègam, nalegna (nalyagam, nalegna): basmak, bastırmak

nalègvam, nalègam (nalyagvam, nalyagam): yatmak

nalèpam, nalepè (nalepvam, nalepya): yapıştırmak

naloam naloami (ç) (nalım): nalın

nam (nam, na nas): bize (kısa biçimi)

nam (nyam): dilsiz bak neamu

namàhan (natoçen, piyan): bilenmiş, sarhoş

namaleya (namalyavam): azalmak

namàslem, namàsle (namaslyam, namaslya): yağ sürmek, yağlamak

namaz (namaz): namaz

namaz sa kılanem: namaz kılmak

namàzam, namàza (namazvam, namaja): badana etmek, boyamak

namazlok, namazloak: namazlık

naméhnova, nameahnova (namyahnova, priliça): benzer

naméhnovam (priliçam): benzemek

namèrem sa, namerè sa (namiram se, namerya se): bulunmak, olmak

namèrem, namerè (namiram, namerya): bulmak, meydana çıkarmak

namèsam, namèsa (namesvam, namesya): hamur yoğurmak

namesiya (bırkotiya): karışıklık

namestam sa, namesta sa (namestvam se, namestya se): oturmak, yerleşmek

namèstam, namesta (namestvm namestya): yerleştirmek

namèstu (namesto): yerine, yerinde

nàmet (nahvırlyano, nepodredeno): oraya buraya fırlatılmış, çok dağınık

namètam, namètna (namyatam, nametna): sırtına atmak

namigiá (bt): bagaj

namînam, namîna (naminavam, namina): geçmek, uğramak

namislem (namislyam): düşünmek

namisô (na mesto): bir yere

namisvam (razpilyavam, razhvırlyam): dökmek, israf etmek, fırlatıp atmak

namlùye (tsev): namlu

namorzvam (nastivam): üşütmek, nezle olmak

namùs (çest, dostoinstvo): namus

namusil (namrıştil): kaşlarını çatmış, suratını asmış

namusliye (çesten): namuslu

nane, néne, niene (bàba): nine

nanékade, naneakade (nanyakıde): herhangi bir yerde

nanentse: nineciğim, ninecik

nanîkade (nanikıde): hiçbir yerde

nanîzam, nanîja(nanizvam, nanija): dizmek

nanizbarno (nanizbırno, nadolu): aşağıya doğru

nanka (baba): nine

nanno (bt): birlikte, bak navanno

nanno (sigorno): güvenle, emin biçimde, kesinlikle

nanòsem, nanèsa (nanasyam, nanesa): içeri taşımak

naostrem sa, naostre sa (naostryam se, naostrya se): bilenmek, öfkelenmek

naostrem, naostrè (naostryam, naostrya): bilemek, keskinletmek, sivriltmek

naostrèna, -u (naostren, -a, -o): bilenmiş, keskin

napàlem, napàle (napalvam, napayla): yakmak

napalvam sa: bak. napoalvam sa

napalvam: bak. napoalvam, napoalna

napanagôm (na krivo, neudobno):eğri, sakıncalı, yamuk, hatalı

napàrem, napàre (naparvam, naparya): haşlamak

napasem, napàse (napasvam, napasà): otlatmak

napatisano (razbırkano): şaşırmış, karıştırmış

napekam, napekà (napiçam, napeka): ısıtmak, kızdırmak

nàpenalki (sıorıjeniya, neveroyatni smeşni istorii): şaşırtıcı, komik hikayeler

napèrem, naperè (napiram, naperà): çok yıkamak

napin (mıka, tormoz): çekilen sıkıntı, cefa, taciz, azap,

napinam (napıvam): itmek, bastırmak

napinam sa (mıça se): cefa çekmek, çile çekmek, zorluk çekmek

napîsam, napişe (napisvam, napişa): yazmak

napişkvam: söylemek, açığa vurmak, yapılmış bir şeyi söylemek

napîyem, napîye (napivam, napiya): içmek

naplàkam sa, naplàçe sa (naplakvam se, naplaça se): çok ağlamak

naplètem, naplète (naplitam, napleta): çok örmek

naplûyem, naplüye (naplyuvam, naplyuya): tükürmek

napoadem, napoade (napıjdam, napıdya): kovmak

napojordi (izprati na bırzo): çabuk gönder.

napolnu, napoalnu (napılno): tamamen

napôlvam sa, napôlna se / napoalvam sa, napoalna sa (napılvam se, napılnya se): dolmak, tamamlanmak

napôlvam, napôlna / napoalvam, napoalna (napılvam, napılnya): doldurmak, tamamlamak

napomnem, napomne (napomnyam, napomnya): hatırlatmak

napôtem sa, napoté sa / napoatem sa, napoate sa (napıtvam se, napıtya se): yol gösterilmek

napôtem, napoté / napoatem, napoate (napıtvam, napıtya): yol göstermek, öğütlemek

napràvem sa, napràve sa (napravyam se, napravya se): olmak, düzelmek

napràvem, napràve (napravyam, napravya): yapmak, düzeltmek

napràvenu (napraveno): yapılmış, düzeltilmiş, düzenli

napràvu (napravo): doğru, doğrudan

napràzan, napràzna, napràznu (naprazen, naprazna, naprazno): boşa, lüzumsuz, boşuna

napràznu (naprazno): boşa, boş yere

napreş, naprej (napred): önce, öncelikle, baştan

napreşen, napreşna, napreşnu (predişen, predişna, predişno): önceki

napròlet (naprolet): ilkbahara

naprustîram, naprustîra (naprostiram, naprostira): sermek

napuk (napuk): rağmen, -e karşın

napùkam (napukvam, napukam): çatırdamak

napuskam sa, napusna sa (napuska se, napusna se): kendini ihmal etmek

napuskam, napusna (napuskam, napusna): bırakmak, ayrılmak, terk etmek

napusnat, napusnata, napusnatu (napusnat, napusnata, napusnato): bırakılmış, terk edilmiş, boşanmış

napusto (napusto): boş yere

napùşem sa, napùşe sa (napuşvam se, napuşa se): çok tütün içmek

napùşem, napùşe (napuşvam, napuşa): dumana boğmak, dumanlamak

naràbutem sa, naràbute sa (narabotvam se, narabotya se): çok çalışmak

naràbutem, naràbute (narabotvam, narabotya): işlemek, çalışmak

naràdam, narudé (narajdam, narodya): çocuk doğurmak

naràmak (naramık): bir sırtlık, bir omuzluk, bir taşımalık miktarda

naràmem, naramè (naramvam, naramya): omuzlamak, omuzunda taşımak

naràmen (svoenraven çovek): omuzları kalkık, kendine fazla güvenen, havalı

narami (trıgna navın): omuz vurdu, davrandı, dışarı çıktı anlamında deyim

narànen (naranen): yaralanmış

naranévam sa, naranè sa (naranyavam se, naranya se): yaralanmak

naranèvam, naranè (naranyavam, naranya): yaralamak

narastam, narasna, narasta (narastvam, narasna, narasta): büyümek, boy atmak

naràvnu (naravno): eşit olarak, düz olarak, beraberce

narèçem sa, narekà sa (nariçam se, nareka se): denilmek, adlandırmak

narèçem, narekà (nariçam, nareka): isim vermek, adlandırmak, nitelendirmek

narèdam sa, naredè sa (narejdam se, naredya se): sıralanmak, sıraya dizilmek, düzenlenmek

narèdam, naredè (narejdam, naredya): sıralamak, sıraya koymak, düzenlemek

naredka (prikazka): öykü, hikaye, masal

narèdku (naryadko): seyrek olarak

narevèyem sa, narevè sa (narevavam se, nareva se): çok bağırmak, böğürmek

narézam / nareazam, narèje (naryazvam, nareja): kesmek, doğramak

narézam sa / nareazam sa, narèje sa (naryazvam se, nareja se): kesmek, doğramak

nargele (nargile): nargile

naroçen (posoçen, obyaven, pokazan): belirtilen, söylenen, açıklanan

narôd (narod): millet, halk

narudançvam (): gizlice birinin yanında olmak, biriyle rezalet çıkarmak

narusèyem, narusiye (narosyavam, narosya): çiğ yağmak

nas (nas): bizi, bize

nasam (nasam): beri, beride, beriye, buraya, bu tarafa

nasàme (nasame): baş başa, yalnız başına

nasaroasam (narejdam): sıralamak

nasaroasam sa (narejdam se): sıralanmak

nasèdem (nasyadvam, nasyadam): birlikte oturmak

naseka (nasiçam, naseka): kesmek, yarmak, doğramak

nasèlem, naselè (naselvam, naselya): yerleştirmek

naselèn, naselèna, naselènu (naselen, naselena, naseleno): yerleşik, mesken

nasètne (nasetne): sonra, sonradan

nasèyem, nasèye (nasyavam, naseya): tohum ekmek

nasihat (svet): nasihat

nasîlem, nasilîye (nasilvam, nasilya): zorlamak

nasinèyem, nasinèye (nasinyavam, nasineya): mavileşmek

nasip (dyal, kısmet): nasip

nasîpam, nasîpa (nasipvam, nasipya): dökmek, serpmek, doldurmak

nasipan, nasipna, nasipnu (nasipen, nasipna, nasipno): dökülmüş, dağılmış

nasîta (nasita): tokluk, doyma

nasitem sa, nasite sa (nasiştam se, nasitya se): doymak

nasitem, nasite (nasiştam, nasitya): doyurmak

nasiten, nasitena, nasitenu (nasiten, nasitena, nasiteno): tok, doymuş

nasîti (nasiten): tok gözlü, gözü doymuş

nasîtu (nesit, nesita, nesito): tok olmayan, doymuş

naskòru (naskoro): az önce, demin, yakın, zaman önce, yakın zamanda

nasmitam (skarvam se): kavrulmak

nasôdam (): bak nasosvam

nasòlem, nasòle (nasolyavam, nasolya): tuzlamak

nasolzem sa, nasolze sa / nasoalzem sa, nasoalze se (nasılzyavam, nasılzya):gözlerini yaşarmak

nasolzem, nasolze / nasoalzem, nasoalze (nasılzyavam, nasılzya):gözlerini yaşartmak

nasôn, nasône / nasoane, nasoan (nasıne, nasın): rüyada, uykuda

nasoska (pristroyka na kışta): ekleme, ek bina, eklenti

nasosvam, (nasısıkvam): yöneltmek, zorlamak, harekete geçirmek, düzenlemek

nasosvane (nasıskvane): düzenleme, düzene koyma, yöneltme

nasredè (nasred): ortada, ortasında

nasreşta, nasreştu (nasreşta, nasreşto): karşıda, karşıdaki

nasreştan, nasreştna, nasreştnu (nasreşten, nasreştna, nasreştnu): karşıdaki

nasroçen (namrışten): buruşuk, kırışık

nastànem sa, nastane sa (nastanyavam se, nastanya se): yerleşmek

nastànem, nastane (nastanyavam, nastanya): yerleştirmek, koymak

nastanisvam (mırmorya): mırmır etmek, homurdanmak

nastôpem, nastôpe / nastoapem, nastoape (nastıpvam, nastıpya): basmak, üstüne basmak

nastorgalki (nastırgalki): abartılı komik hikayeler

nastorgam (nastırgam): rendelemek

nastorgan (nastırgan): rendelenmiş

nastràna (nastrana): kenarda, dolayında

nastranî (nastrani): bir yana, bir tarafa, kenarda

nastudeyem sa, nastudeye sa (nastudyavam se, nastudya se): üşümek, soğuk almak, donmak

nasûçem sa, nasuça sa (nasukvam se, nasuça se): emmek

nasùsam, nasusa (): eklemek

nasûşem, nasûşe (nasuşavam, nasuşa): kurutmak

nasuştil (napravil bokluk, hvanalo go strah): pislik yapmış, korkutmuş

nasvàrem sa, nasvàre sa (): pişmek

nasvàrem, nasvàre (): pişirmek

nasvarèn, -a, -u: pişmiş

nàş, -a, -u, naşi (ç) (naş,-a, -o,): bizim, bizimki

naşàrem, naşàre (naşarvam, naşarya): alacalamak

nàşenets, nàşentsi (naşenets, naşentsi): hemşeri

naşeno (naş): bizimki

naşenski, naşenska, naşensku (naşenski, naşenska, naşensko) : bizimki, bizimkilere ait

naşensku (naşensko): bizim memleket

naşeso (naş): bizim

nàşın (naşen): bizimki

naşiròku (naşiroko): genişçe, olca

naşise: bizim, bizimki

nàşite (naşite): bizimkiler

naşiyat (naşiyat): bizim

naşîyem, naşîye (naşivam, naşiya): çok dikmek, dikiş dikmek

naştes (veçer): akşam

nàştôrben (nazıben):dişli

nata (baba): nine

natàm (natam): o tarafa, oraya, öteye

natàtık (natatık): öteye, ötede, o tarafta

natègnatu (nategnat, nategnata, nategnato): çekilmiş, gerilmiş, gergin

natésnu / nateasnu (natyasno): darda, zorda

natiçam, nateka (natiçam, nateka): akmak, birikmek

natiska (natisk): baskı

natiskam (natiskam): bastırmak

natisvam, natisna (natisvam, natisna): itmek, bastırmak

natoçam (natoçvam): kenara taşımak

natoptanu, natıptano (natıpkano): sıkış tepiş

natöaglem sa, natöagle sa (nateglyam se, nateglya se): çok çekmek, çok sıkıntı çekmek

natroşem, natroşe (natroşavam, natroşa): ufalamak, kırmak

natùrem, natùre (naturvam, naturya): çok şeyler koymak

natzát (bt)(nazad): arkasında

naùçem sa, nauçe sa (nauçavam se, nauça se): öğrenmek

naùçem, nauçe (nauçavam, nauça): iyice öğrenmek, öğretmek

naupöanam, naupöana (napıvam): gerilmek, asılmak

navàlem sa, navàle sa (navalyam se, navalya se): eğilmek

navalem, navàle (navalyam, navalya): eğmek, aşağı inmek,

navalyam, navàlem (zapalvam): ateş yakmak, tutuşturmak

navannoa (naedno): birlikte

navannoaş (naednıj): bir defada, birdenbire

navannoaş (navednıj, navednaj): birden, bir kerede, bir arada, beraber, aynı zamanda

navàrem, navàre (navaryam, navarya): kaynatmak

navàsem sa (navasyam sa): kaşlarını çatmak, hoş karşılamamak

navàtre: bak. navoatre

navazbarno (nagore): yukarı

navdigam sa, navdigna sa (navdigam se, navdigna se): kalkmak

navdigam se (golemeya se, naduvam se): kendini yükseltmek, büyüklenmek, şişinmek

navdigam, navdigna (navdigam, navdigna): kaldırmak

navèdem sa, navedè sa (navejdam se, navedà se): eğilmek, itaat etmek, boyun eğmek

navèdem, navedè (navejdam, navedà): eğmek, baş eğmek

naveyè (navyavam, naveya): rüzgar esmek

navırvitsa, navırviçka (bırborko): saksağan

navırvyam (dırdorya, bırborya): dır dır etmek, hızlı konuşmak

navîdam sa, navida sa: eğilmek, bak: navedem

navidam, navida: bak. navedem

navîdem, navîde (navijdam, navidya): görmeye gitmek, uğramak

navîkam (navikvam, navikam): azarlamak, çağırmak

navîsam, navisna (navisvam, navisna): asılmak, asılı durmak, eğmek

navisòku (navisoko):pek yüksekte

navîvam sa, navîye sa (navivam se, naviya se): sarılmak, dolanmak

navîvam, navîye (navivam, naviya): yumak yapmak, dolamak, burkmak, burkulmak

navoatre, navotre, navatre (navıtre): içeri, içeride, içeriye

navoaznak, navoznak (): sırt üstü

navonka (navın): dışarı

navorşem, navorşe / navoarşem, navoarşe (navırşvam, navırşa): bitirmek, tamamlamak

navortam sa, navarté sa / navoartam sa, navartè sa (navırtam se, navırtya se): etrafta dolaşmak

navorzam, navorza / navoarzam, navoarza navırzvam (navırja): bağlamak

navôsem sa, navosé sa / navoasem sa, navoase sa (navısvam se, navısya se): surat asmak, yüz ekşitmek

navôsem, navosé / navoasem, navoase (navısvam, navısya): surat asmak

navôsen, navôsena, navôsenu (navısen, navısena, navıseno): asık suratlı, kızgın

navràtem / navratyam (): çevirmek, döndürmek

navratil (obırnal): dönmüş, ardına bakmış, çevrilmiş

navrele (silno izviti): çok eğri, çok dolaşık

navrème (navreme): tam zamanında

navsèkade (navsyakıde): her yerde

navunèye, favunèye (navonyavam, navoneya): kokuşmak, kokmaya başlamak

naya (taya): bu

nayàham se (nayaham se): at binmek

nayasnu (nayasno): açıkça

nayávom (bt): doyurmak

nàyda, nayde (nayda, nameri): bulmak

naydenik, naydenitsa (zavareno dete): bulunmuş çocuk

nay-eçko: en çok, en fazla

nayèdem sa (nayadvam se): karnını doyurmak, yemek yemek

nayéden: tok, yemek yemiş

nayet (namerenie): niyet

nayka (mayka): anne

Naylîna: Naile (öa)

nay-trevno: en çok otlu

nayum, naûm (naum): zihin

nay-zdravo: en sağlıklı

nazar (urok): nazar

nazarloak: nazarlık

nazdràve (nazdrave): sağlığa

nazlandisva sa (dvoumya): nazlanmak, kendini naza çekmek

nazlandisvam (dvoumya se): naz yapmak

nazobem (nazıbvam): dişlemek

ne (ne): hayır

ne (y)e da piyni: içilemez, içilmez

ne (y)e pridupçanu: deliksiz

ne grıtsay (ne gruhti, ne govorya): konuşma!

ne şte bi (nyama da stane): olmayacak

ne şto (ne şta): istemem, bak nişta

ne, nè(y)e, nè sa, ni sa (ç) (ne e, ne sa): değil

ne, ni (ne): olusuzluk edatı, değil, -siz,-sız, -mamış, olmayan

neamu (nyam): dilsiz

nèbe, nèbu, nebà, nebesà (ç) (nebe, nebo): gök

nebesen, nebesna, nebesnu (nebesen, nebesna, nebesno): göğe ait, göğün

nebet (dejurstvo): nöbet, nevbet kelimesinden

nebroen (nebroen): sayısız

nefela (ne sluşa): dinlemez, laf dinlemez

nefelen (ne e dobre): fena, iyi değil

nefelîtu, nefilit (nefelit, -a, -o): po. tembel, bg. takatsiz, işe yaramaz

negaleno: sevilmeyen

nègu, nega (nego): onu, ona

nèguf, nègova, nèguvu (negov, negova, negovo): onun ki, onun

néhi (na neya, neynoto): onun, onun ki (dişil)

nehini drujki: onun arkadaşları

neka duma: konuşsun

neka: olsun, olur

nèkade (nyakıde): her hangi bir kimseye

nèkakıf, nèkakva, nèkakvu (nyakakıv, nyakakva, nyakakvo): herhangi bir, bir takım

nèkogu (nyakogo): birisini, birini

nèkolku (nyakolko): birkaç

nèkomu (nyakomu): bir kimseye, herhangi birisine

nèkoy (nyakoy, nyakoya, nyakoe): birisi

nèkuga, (nyakoga): bir zaman

nelî (nali): değil mi? –mi?

nèma (nyama): yok, değil

némago, nemagu: yok

nèmam (nyamam): sahip olmamak, (bir şeyi) olmamak

nemanka (nemotiya): cimri

nemoy (nedey): sakın yapma, yapma, bak nimoy

nemoy pisuva: sakın yazma

nemrutin (namusen): nemrut

nému, nemo (nemu, na nego, negovoto): ona, onun, onun ki

nenauzdav (nenadeyno): aniden

nené / nenya, nenka (baba): nine

nenguvu (): kendisinin

nénka (nyanka, gırda): meme

nèno (baba): nine

neproştat (neproştat): affetmez

nesa (nesa): taşımak

nesa sa (nesa se): taşınmak

nesetam, neseta / nisétam, niséta: anlamamak, hissetmemek

nésme, nie sme (nie sme): biz

nesvadba (svatba): düğün

neşé, neşô, neşöa (radost): neşe

neşelîye (radosten): neşeli

neşişte (nişeste): nişasta

neşravi (ne şte pravi): yapmayacak

nèştu, neşta (ç) (neşto): hiçbir şey

netrevno (netrevno): otsuz

netryabva da duma: konuşmaya gerek görmemek

nevâsta (nevesta): gelin, bak nivesta

neven oçinki: ?

neven: ?

Nevrokopski: Pomak soy ismi, Nevrekoplu

nèya (neya): ona

neyde, niyde: bir kere daha

neyna (d): onun

neyno: onun, kendisinin (nötr)

nezdravo (nezdravo): sağlıksız

neznayno (neizvesten): bilinmez, bilinmedik

Nezvinku: Nazife’ciğim

nıy (nay): en, en (fazla)

nıy dolu (nay dolu): en altta

nıy dülagu (nay dılgo): en uzun

nıy gore (nay gore): en üstte

nıy guleam (nay golyam): en büyük

nıy malku (nay malko): en küçük

nıy nadolni (nay nadolni): en aşağıya doğru

nıy nagore (nay nagore): en yukarı doğru

nıy napreş: en önce

nıy paratika (nay loşo): en kötü, en fena

nıy setna (nay setna): en sonra

ni: değil, bak ne

nibèlen (nebelen, nebelena, nebeleno): soyulmamış

niblagu (neblago): tatsız

nibran, nibrana, nibranu (nebran, nebrana, nebrano): devşirilmemiş, toplanmamış

niçiyako (nikoy): hiç kimse

niçùvan, niçùvana, niçùvanu (neçuvan, neçuvana, neçuvano): duyulmamış

niçùyenu (neçuvano): bak niçuvan

niçüde (neobmislen): düşüncesiz

nidalèçe (nedaleçe): uzak olmayan

nidèle (sedmitsa): hafta (rusça nedelya) “nidéle sétne: bir hafta sonra”

nidèle, nedéle (bt) (nedelya): Pazar

nidèlen, nidèlna, nidèlnu (nedelen, nedelna, nedelno): Pazar günü, Pazar gününe ait, Pazar günkü

nie, nè (nie): biz

nigàsen, nigàsena, nigàsenu (negasen, negasena, negaseno): söndürülmemiş

nigde (nikıde): nikade, hiçbir yerde

nigori-nidol (nagòre-nadòlu): aşağı yukarı, ileri geri

niguvidelu (): görmemiş

nihlestu (): zayıf

nija (nija): dizmek, sıralamak

nikadè (nigde, nikıde): hiçbir yerde

nîkak (nikak): hiçbir şekilde

nikàkıf, nikakvà, nikakvo (nikakıv, nikakva, nikakvo): hiçbir

niknam (nikna): çıkmak, ortaya çıkmak

nikoga, nikugà (nikoga): hiçbir zaman

nikomu (nikomu): hiç kimse, hiç kimseye

nikoy (nikoy): hiç kimse

nikrata (): bitmez, tükenmez

níkuga (nikoga): asla, hiç bir zaman

Nikultske (Dekemvri): Aralık

niletè (): yağmur dinmek

nimàlak, nimàlka, nimalku (nemalık, nemalka, nemalko): az olmayan, az değil

nimè (nima): acaba, yoksa

nimlògu (nemnogo): çok değil

nimòja (nemoja): becerememek, yapamamak

nimoy, nemoy, nimoyte, nemoyte (nedey, nedeyte): yapma, yapmayınız.

ninahrane: doymamış

ninasîtan, ninasitna, ninasitnu (nenasiten, nenasitna, nenasitno): doymuş değil, aç gözlü, doymaz

ninasitnu (nenasitno): doymak bilmeden, aç gözlülükle

ninayedesa: doymaz

nipîsan, nipîsana, nipîsanu (nepisan, nepisana, nepisano): yazılmamış

nipopràvim, nipopràvima, nipopràvimu (nepopravim, nepopravima, nepopravimo): tamir edilemez

nipràv, nipràva, nipràvu (neprav, neprava, nepravo): doğru olmayan, haklı olmayan

nipràzan, nipràzna, nipràznu (neprazen, neprazna, neprazno): boş olmayan

niprissèlu (): köysüz, yersiz yurtsuz

nipuslùşan, nipuslùşna, nipuslùşnu (neposluşen, neposluşna, neposluşno): dinlemez, itaat etmez

nipusrednu (neposredno): aracısız

nipuzna (nepoznat): bak. nipuznat

nipuznat, nipuznata, nipuznatu (nepoznat, nepoznata, nepoznato): tanınmayan, tanınmadık

nirabutem, nirabutna (): çalışmamak “nirabuti: çalışmıyor, bozuk”

niràven, niravna, niravnu (neraven, neravna, neravno): düz olmayan

nirazdelen, nirazdelna, nirazdelnu (nerazdelen, nerazdelna, nerazdelno): ayrılmaz, bölünmez

nirazdelènu (nerazdeleno): ayrılmaz

nirèden, niredna, nirednu (nerèden, nerèdna, nerèdno): sırasız, düzensiz

nirèdku (neryadko): seyrek olmayan

nîsak, nîska, nîsku (nisık, niska, nisko): kısa, aşağı, düşük

nisbırtse (nadolu): aşağıya doğru

nisèta: anlamaz, hissetmez

nisîçak (nisiçık): alçacık

nisiçko: alçacık

nisistu, niçistu (neçist, neçista, neçisto): temiz olmayan

nisku (nisko): alçaktan

nîsku (nizık, nizka, nizko): alçak

nîsku (nizko): alçak şekilde

nismeyèsanu: gülmez

nistse (dolu): aşağı

nisvarşan, nisvarşana, nisvarşanu (nesvırşen, nesvırşena, nesvırşeno): bitirilmemiş

nisvàrzan, nisvàrzana, nisvàrzanu (nesvırzan, nesvırzana, nesvırzano): bağlanmamış

nisvarzanu, nesvarzanu (nesvırzano): bağlantısız

nişan da fırlya: nişan atmak

nişan davam: nişan vermek

nişe (bt) (nizık): düşük, alçak

nişen (beleg): nişan, işaret, iz

nişen zimam: nişan almak, nişan yapmak

nişèn, nişean (nişan): nişan

niştà (ne şta): istemez, istemiyorum

niştu (nişto): hiçbir şey

nitòçan, nitoçna, nitoçnu (netoçen, netoçna, netoçno): tam olmayan, eksik

nitraen, nitrayna, nitraynu (netraen, netrayna, netrayno): devamsız, devamı olmayan

nitréva (netryabva): gerek yok, gereksiz

nitrèva (netryabva): gerekli olmayan, lazım değil, lüzumsuz

nîtu (nito): hiçbir

niuçakvan, niuçakvana, niuçakvanu (neoçakvan, neoçakvana, neoçakvano): beklenmedik

niulegnal, niulegnala, niulegnalu (neulegnal, neulegnala, neulegnalo): yatışmamış

niumesten, niumestna, niumestnu (neumesten, neumestna, neumestno): yersiz

niumòlim, niumòlima, niumòlimu (neumolim, neumolima, neumolimo): amansız, merhametsiz

niumòren, niumòrena, niumòrenu (neumoren, neumorena, neumoreno): yorulmaz

niumòrnu (neumorno): yorulmaksızın

niupràven, niupràvena, niupràvenu (neopraven, neopravena, neopraveno): düzeltilmemiş

niusètan, niusètna, niusètnu (neuseten, neusetna, neusetno): hissedilmeyen

niusètnu (neusetno): farkına varmadan, hissetmeden

niusvèten, niusvetna, niusvetnu (neosveten): aydınlatılmamış

niutkòle (neotkole): fazla geçmeden, yakın zamanda

nîva (niva): tarla

nivarşi: işe yaramaz

nivèren, nivèrna, nivèrnu (neveren, neverna, neverno): doğru olmayan, güvenilir olmayan

nivesta (nevesta): gelin

nivestin, nivestina, nivestinu (nivestin, nivestina, nivestino): gelinin, geline ait

nivîsa (nivitsa): küçük tarla

nîvişte (nivişte): çorak tarla

niyàsen, niyasna, niyasnu (neyasen, neyasna, neyasno): açık değil, açık olmayan

niyàsnu (neyasno): belirsiz şekilde

niz (nadolu): aşağıya doğru

niz (niz): düşük, alçak, aşağı

nîz, nîza (niz, niza): dizi, sıra

nizabàven, nizabàvna, nizabavnu (nezabaven, nezabavna, nezabavno): gecikmeden

nizabavnu (nezabavno): gecikmeden

nizam (red): nizam, düzen

Nizamuski: Pomak soy ismi, Nizamgiller

nizapàlim, nizapalima, nizapalimu (nezapalim, nezapalima, nezapalimo): tutuşmaz

nizapomnen, nizapomnena, nizapomnena (nezapomnen, nezapomnena, nezapomnena): hatırlanamıyan

nizbortse, nisbırtse (nadolu): aşağı, aşağıya, aşağıya doğru

nizdrav, nizdrava, nizdravu (nezdrav, nezdrava, nezdravo): sağlıksız

niznàen, niznàena, niznàenu (neznaen, neznaena, neznaeno): tanınmamış

nizrél / nizreal, nizreala, nizrealu (nezryal, nezryala, nezryalo): olgunlaşmamış, ermemiş

nof (bt) (nov): yeni

nôfte, niofte (nokti): çivi

nòga, nugoa, nogi (ç) (noga, krak): ayak, bacak

nógof pörst (bt) (prıst na noga): ayak parmağı

noht, nohtek (nokıt): tırnak, bak nokat

nòja, noş (bt) (noj): bıçak

nójaftse, nóitse (bt): makas, bak nujitsa

nojéka (nojitsa): makas, bak nujitsa

nojinka (kraçe): ayakçık

nojinki, nocinki (kraçeta): ayaklar

nòkat, noakat (nokıt): tırnak

nor (izvara): lor

nos, nòsa, nusoa (nos): burun

nòsan, nosna, nosnu (nosen, nosna, nosno): nurunun, burun (şeyi), buruna ait

nòsem (nosya): taşımak gitmek

nòsem sa (nosya se): gitmek, yürümek, taşınmak, yayılmak

nosen, -a: giyilen, taşınan

nosen, nosena, noseno: taşınmış

nosilen: taşınmış

nosiya (nosiya): giyim, kıyafet

nòş, noaş (noşt): gece

nòşçe (nojçe): küçük bıçak

noşkuvi: ekmek yoğurmak için tahta tekne

noşte (noşte): geceleyin

noşten, noşna, noşnu (noşten, noştna, noştno): gecenin, geceye ait, gece (şeyi)

noşton: geceleyin, bak noşten

nov, nòva, nòvu (nov, nova, novo): yeni (farsça nev)

novo (vest): yeni olay, haber

novu, novo (novina): haber

nòvumu (novomu): yenisi, yeni olan

noysi, noytsi, noytse(ç)   (nojitsi): makas

nugàvitsi, nugàvisi (nogavitsi): dizlik

nujar (nojar):bıçakçı

nujarnisa (nojarnitsa): bıçakçı dükkanı

nujitsa, nujîsa (nojitsa): makas

nujnik (toaletna): tuvalet, ihtiyaç görme yeri

nuksan (nedostig, lipsa): noksan

nuksanlık (nedostatık): noksanlık

nuktà, nuktoa (toçka): nokta

nùmara, númera (nomer): numara

Nurina, Nurinka, Nurke: Nuriye (öa)

Nurinka: Nuriyeciğim

Nurke: Nuriye (öa)

nurmal (normal): normal

nurmalen (normalen): normal olarak

nus (nos): burun, bak nos

nübét, nebét (dejurstvo): nöbet

nüzül ustanem (paraliziram): felç olmak

nüzül, nûzûl (paraliza): felç

nva, anva (onova): o

O

obadya /ubade: po. çağırmak, bg. çağırmak, telefon etmek

obarnik, obırnik (palaçnika): akıtma gözlemesinin kalın biçimi

obaryam / ubàrem (tropam, hlopam): tepinmek, zıplamak, hoplama

obçuhnal (poizsıhnal, izprıhnal): ?

obdaryam / obdàrem: hediye vermek

obhapvam /obhàpem: ısırıvermek

obigrava: bak ubigrava

obihod (hodene na bebe): bebek için ziyarete gitmek

obikarva: bak ubikarva

obimàgam (opitvam da se ubedya): ikna etmeye çalışmak

obinisat (raznasyat, razmyatat): elden ele taşımak, birbirine iletmek

obisleda (sledva neolıçno): ?

obiştaram (biya): dövmek, ince değnek ile cezalandırmak, sopa atmak

obitrosva / ubitrôsa (obistryam): aramak

obividat (vodyat se): yetişmek, her yere beraber gitmek

obkrıjena (obkrıjena): çevrilmiş (obkrıjavam fiilinden)

óblak (oblak): bulut

obleştyavam (oslepyavam, zaslepyavam): körleştirmek, kör etmek

oblyubam / oblûbem: öpüvermek

obodlivi dumi: iğneli sözler

oborsvam (obırsvam): traş olmak

obraz, obras (bt) (litse): suret, surat, yüz

obrekla (obriçam): adamak

obrônzan, obronzano (orıfan, orıfano): yıpranmış

obrusé (oçukvam): yontmak

obsuşna (suho bez vlaga): rutubetsiz kuru, rutubet tutmayan yer

obşîva (yàde lakomo): açgözlülükle yemek

ocak (ognişte): ocak

Ocakovi: Pomak soy ismi

òçan, òçna, òçnu (oçen, oçna, oçno): gözün, göze ait, göz (şeyi)

oçigôz oçigioz (operen, probiven): açıkgöz, girişken, bak açigôz

odajie, vodajie: mandraya gelen çoban ve misafirleri ağırlamaya önem veren mandra sahibi

odar (koridor): koridor

odarem: hediye vermek

odayô, odaya (staya): oda

odenitsa (vodenitsa): su değirmeni, bak vudenitsa

oder (balkon): balkon

oder (koja): deri, cilt

odmahnam, odmahna (otmahvam): bak: udmahnam, udmahna

odmahvam (otmahvam): yerinden sökmek, yerinden kaldırmak, bak udmahnam

odragosti (ot radost): sevinçten

odral (udryal): vurmuş

odral ti e kojata (priliça na teb): sana benzemiş, derisini sana vurmuş (deyim)

oduşa, oduşe (pomen): iz, anı

odvrástom (bt) (otvrıştam): cevap vermek

ofsa, ufsè, yofsa, aftsa (oftsa): dişi koyun

ogalit (hubav, krasiv): güzel, sevimli

ògan (ogın): ateş

ogın kladyam: ateş yakmak

ogin: bak ogan

oglav (oglavnik): yular

oglavyavam (slogyavam): yular takmak

oglôdvam sa, ogliodvam sa (otglejdam se): bakınmak, etrafa bakmak

ogluv (yuzda na kon): atın dizgini

ognişte (ognişte): ateşlik, ocak

ogrela (ogryala): ısıtmış

ogribam sa (izmitam se, maham se): süpürmek, kaçmak

ogribka: uzun saplı spatula, katmer vs çevirmek için

ogurt (kiselo mlyako): yoğurt, bak ugurt

ohkam (ohkam): oh çekmek, inlemek

ohléle: oh canım! vay canım vay!, bak olele

ohlepan, uhlepan, oklepen (iztsapan, izmırsen): lekelenmiş, kirlenmiş

ohna i vahna (): ah vah etmek

ohsi beyku (mili boje): aman Allahım!

ohtika (tuberkoloza): verem

ojelvam sa: yanmak

ojelvam: yakmak

ojèna (ojenvam): evlenmek

òjeni (ojenen): evli

òka, òki (ç) (oka): okka

okaçi mi sa (pritesnih se): endişelenmek (okaçvam fiili)

okauşili (arestuvali, zatvorili): tutuklanmış, hapsedilmiş

okézil (utselil, umeril): hedefi ortadan vurmak, uzaktan görmek

okiçvam (okiçvam): süslemek

oklamo, oklama (yarina): kuzunun daha yumuşak ve ince tüyü

oklôsam (ujilya, uhapya): (yılan, akrep, arı) sokmak, ısırmak

òko, òçi (ç) (oko): göz

okumuş (operen, erbap): okumuş, eğitimli, erbap, usta

okuska: ?

olele valele: oy aman, vay aman

olele, ulelî: amanın!

omut (nadejda): umut

onbaşiye (efreytor): onbaşı

oniki mésetsa (dvanayset mesetsa): oniki ay

onsàhat (na momenta): hemen şimdi, “ol saat” deyiminden

opadem: bak. upadem

opanò (smotanyak): pislik

opasla: çevrilmiş, kuşatılmış

opasvam (opasvam): kuşatmak

opçuhvam (poizsıhvam): kurumak, kurutmak

operen (operen): çok çalışkan

opetlal (obırkal): şaşkın

opinam (opıvam, opına): çekmek, asılmak

opisivil (iztsapal sas smola) : reçine ile kirlenmek

opisûvam (nasmolyavam): ufaltmak, küçültmek

opişkal sam se (ubol sım se): kalbim kırıldı

opişkvam (ubojdam): incitmek, kalbini kırmak

opişkvam sa (ubojdam se): incitilmek, kalbi kırılmak

opliçkvam, upliçkvam (opliskvam, izpliskvam): sıçratmak, püskürtmek

opulen (buden): uyanık, açıkgöz

opusnam: bıraktırmak, izin verdirmek

opustyalo / opustélu: ıssızlaşmış

opustyavam / opustévam (opustyavam): ıssız, yalnız kalmak

opuştina (opştina): po. tarla, arazi, bg. Belediye

oraç, ç: oraçi: toprak sürenler

orada (golyam ogan): ayin amaçlı yakılan büyük ateş

òrah, orahi (ç) (oreh): ceviz

orakuş: ?

ordùye (armiya): ordu

ornitsa (tarlo): ekili arazi, tarla

orobiya (izkusen horovodets, igraç): usta horobaşı, güzel danseden, iyi oyuncu

órom (bt) (ora): pulluk ile toprak sürmek

ortak (sıdrujnik): ortak, bak urtak

ortalık (okolnost): ortalık

ortoma (vıje): bak fortuma

ortosen, ortosna, ortosno (sposoben, sposobna, sposobno): yetenekli

òrtosna, òrtusnu (opravna): yapılmış, halledilmiş, tamam, yoluna konmuş

ortosvam (orientiram, opıtvam): yapmak, halletmek, yoluna koymak

ortosvam: doğrulmak, kalkmak

ortuma (zdravo vıje): sağlam halat

orûjem, urûjem: ayarlamak, hazırlanmak, süslemek, güzelleştirmek

osabeno (izhabeno, zatıpeno, iznoseno): aşınmış, körelmiş, yıpranmış

oseka (osiçam, oseka): hepsini kesmek

òsem (osem): sekiz

òsemdeset: seksen

osemdesetgudişan (osemdesetgodişen): seksenyıllık

osemdeseti (osemdeseti): sekseninci

osemnayseti (osemnayseti): onsekizinci

osemstotin (osemstotin): sekizyüz

osıferva sa (sıvzema se): kurtarılmak

osıkni sa (izduhay si nosa): burnunu çek, sümüklerini topla.

osika (trepetlika): titrek kavak, söğütgillerden bir ağaç türü

osiltsa (magaritsa): eşek

oslekna (umrya): (oğlak) ölmek

osménka (osmyanka): hayvanın karın kısmı eti

ôsnova (biya): ?

osta: bak usta

ostanki / ustanki: artıklar, geriye kalanlar

ostàvem (ostavyam): bırakmak, terketmek, bak. ustàvem.

ostopanîl, ustupanîl (pritihnal): susmuş, sessizleşmiş

ostra (ostır): keskin

ostra sabe: keskin kama

ôsuça (izbırşa, zabırşa): silmek

òşte (oşte): daha, hala, henüz

oştenilo (jivotno koeto rodilo): doğum yapmış yavruları olan hayvan

ot tebe: senden

ot: dan, bak ut

otatorka (izgorya): yanmak, çok hızla yürümek, ateşlenmek

otava (seno ot vtora kositba): ikinci kesim ot (rusça: otava)

otava: ikinci kesim ot

otbàven (loş, razvalen): kötü, bozuk

otbavyam: ?

otbien: sütten kesilmiş

otbor: seçme, seçilmiş

otde, otdi (otkıde): nereden, ki oradan

otdu (otide si, izçezna): gitti, gözden kayboldu

otduvam (otletyavam): fırlamak

othahorkvane (): kahkahayla gülmek

othilil (otryazal nesrıçno, netoçno, poryazal se e): beceriksizce kesmek, yanlışlıkla kendini kesmek

otıva (seno ot esenno kositba): güzün kesilen ot

oti (zaşto): neden, niçin, çünkü, o sebebple ki. (Eski yunanca hoti, çağdaş yunancada giati: yati)

otkadè, utkade (otgde): nereden

otkadetu, utkadetu (otkıdeto): nereden ki, -diğinden

otkaram (otkarvam): götürmek, taşımak

otkıtsa: bir şeyden anlamaz kimse, algılaması zayıf

otkòle, otkolya: epey zamandır, ne zamandır, bak utkole

otkraden, ukradan (otkraden): çalınmış

otlava (otgovarya): cevap vermek, karşılık vermek

otmah (ot ryaz, na edin dıh, ot edin pıt): bir nefeste, bir seferde

otnaprej, utnapreş (otnaçalo): baştan, enbaştan

otnesam, utnésam (otnasyam): götürmek

otonam, otona / yutônam, utônam: kaplamak

otparem, otparyam (udrem, yam si apetit, razparyam): vurmak, iştahla yemek, ateşlemek

otpàrem, otparyam: vurmak, iştahla yemek

otpeşil (oduşil): canla başla çalışan, çok çalışan kimse

otpraşam (zaminavam, izçeznam): terk etmek, bırakmak

otreazam, otrèje (otryazvam, otreja): kesmek

otrıki, utraki, utroaki: elinden, ellerinden

otromônem (otgovaryam, predumvam): mırıldanmak

otrovlivi: zehirli

otseçem, otseka (otsiçam, otseka): kesmek, dilimlemek

otsekam: kesmek

otsipam, otsipe (otsipvam, otsipya): biraz boşaltmak

otskaçem, otskaçe (otskaçam, otskoça): sıçramak, atlamak

otsreştna: karşıdaki

otsuvam sa (otdrıpvam se, otkazvam se): vazgeçmek, kendini geri çekmek

otsvetvam (razsvetlili sa prodıljitelno): sürekli aydınlatmak

ôtşol, otişol (otişıl, zaminal): gitmiş, ayrılmış, yola çıkmış

ottuk nagorya: buradan yukarıya

oturi (otvori): aç (kapıyı aç)

otvara (izvara): yöreye göre aşağı yada yukarı anlamında

otvedam (): göndermek

otvode (ot tatık): oradan, oralardan

otvon: dış, dışarı, bak utvan, otvan

otvorem sa, otvore sa (otvaryam se, otvore sa): açılmak

otvòrem, otvore (otvaryam, otvore): açmak

otvorènu (otvoreno): açık

otzvavam sa (obajdam se na novik): çağrı yapmak, çağırmak, aramak

otzvavam sa: çağrılmak, aranmak

ovad (konska muha): büyük at sineği

ovçarçe: küçük çoban

oven, ovni, ovnôve (ç): koç

ovenço: koç, koçum

ovoe (tozi): bu

ovoşki: meyva ağaçları

oy!: oy!

oynurka (ploda na hvoynata): ardıç meyvesi

ozlanítsa (bt) (vızglavnitsa): yastık

Ö

Öko (bt) (oko): göz

öylènen: öğlen

P

paçà (kraçol): paça

paçà, paçea: paça (yemek)

paçâkavom (bt) (pomakvam): beklemek

paçàvra, paçeavra (partsal): paçavra

paçîlen (zaostren, podşilen): keskinleştirilmiş, güçlendirilmiş, keskin

Paçvi: Pomak soy ismi

pàdam sa, padna sa (padam se, padna): isabet etmek, tesadüf etmek. bak: panna

pàdam, pàdna (padam, padna): düşmek

padar (pazaç, ohrana): bekçi

padèm (badèm): badem

padémcik (slivitsa): bademcik

padîna (padina): patika, küçük yol

padişeah (padişah): padişah

pàdnal, padnala, padnalu (padnal, padnal, padnalo): düşmüş

pádom (bt) (padam): düşmek

pae (pee): şarkı söylemek

pagléval, paglyaval (pogledal): bakmış, göz atmış

paglévam, paglyavam (pogledam): bakmak

pagliştam (poglıştam): yutmak

pagrípom (bt): gömmek

pahaliye (skıp): pahalı

paho, paha, pahoa (tsena, stoynost): değer, kıymet, paha, fiyat

paida (kapan): kapan, tuzak

pajna (payak): örümcek

pak (pık): po. yine; bg. ama, fakat, halbuki

pakèt, pakéta (paket): paket

pakul (plikçe): kese, torba

palamarka (): hasat sırasında demetleri tutmak için ahşap tesis

palamida (vid bodliv buren): bir tür dikenli bitki, palamut

paláska (çanta): çanta

paláta (platforma): platform

palavín (bt): yarım, bak pulvina, polovin

Palaz: Palas (Rudozem)

palcak (ohlyov): salyangoz

palçem (plaça): ağlamak

pàle, palitsa (kuçe, kuçka): küçük köpek, av köpeği

Paledélnik: Pazartesi, bak punidelnik, ponedelnik

paléna, palyana (polyana): düzlük

paleşnik (): sabanın metal kısmı

paley (dava zor): zorluk vermek, sıkıntı vermek

palnu: bak. poalnu

palôk (kuçentse): küçük köpek, köpekçik, bak pàle

palşondra, palşeko (golyam ohranen plıh): büyük şişman sıçan

pàltu (palto): palto

pamínom (bt): geçmek (pominuvam ?)

pamólevom (bt) (pomolvam): dilenmek

pampalûga (prıçka, neşto izdıljeno): çubuk, uzayan şey, erkeklik organı

pamparùga (peperuda): kelebek

pamparuga, peperuga, peperuda, pepreruga: yağmur yağdırma ritüeli, kelebek dansı

pamparuşka (peperuda): kelebekçik

pampor (vlak): tren

pamporçe: küçük tren

pamuçna (pamuçna): pamuklu

pamuk (pamuk): pamuk

panagirski kitki (hartieni izkustveni tsvetya): kağıttan yapay çiçekler

panagom (otgore, vırhu): üstten, üstüne

panakuda: ekmek hamurunun pişirilmeden önce konduğu tahta

panayir, panagir (panair): panayır (rumcadan)

Panciluski: Pomak soy ismi

pançuga (dıner): ?

panduf, pandùfi (pantofi): panduf terlikler (arkası kapalı terlik)

pandûk: küçük çocuk

pandumina: kavga, şamata

Panduritsi: Pomak soy ismi

panganot (banknota): banknot

pangulka: ölçülemeyecek kadar küçük

paníça (ploça): plaka

panitsa: kupa, çorba kasesi

panjur (dıner): ?

panki: ?

panna (padna): düşmek. bak. pàdam

pànta, panti (ç) (panta, bezdelnik, haymana): po. kabadayı, eşkıya, bg. menteşe.

pantalòne, pantòle (ç) (pantalon): pantolon

Pantivitsa: Panta’nın karısı

Pantuski: Pomak soy ismi

panukla (partsalivo, dripavo):yırtık

paprat (paprat): eğrelti otu

papratok (myasto obraslo s paprat): eğrelti otu bürümüş yer

papuçnik (krastava jaba): kara kurbağası

papunîsa (mırmori): homurdanan

papunisvam (mırmoryam): homurdanmak

paputse, paputsi (obuvki): pabuç

Papuvitsi: Pomak soy ismi

pàra (para): buhar

pàranik: kaçamak (yemek)

Parapabski: Pomak soy ismi

paràparçô, paramparçoa (na parçeta): paramparça

paratika, paratiko (loşo): kötü, fena [yunanca]

paratil (vrata na koşara): ağıl kapısı

paratir (prozorets): pencere

parçál (bt): paçavra, bak parsal

parçe, parço (parçe): parça

parçinka (parçentse): parçacık

parçnisa (praşnitsa): ishal

parde (prıdnya): osurmak, yellenmek

pàre (parya): haşlamak

pàrek (pak, otnovo): yine, tekrar

pàren (paren, parna, -o): haşlanmış

parenitsa (popara): papara, undan yapılan bir çorba çeşidi

paresnitsa (ostavena, razvedena jena): terkedilmiş, boşanmış kadın

parétiku (loşo): bak paratika

pàri (pari): para

parin (predi malko): biraz önce

Parkoski: Pomak soy ismi

parlif, parlîva, parlîvu (parliv, parliva, parlivo): acı, yakıcı

parliv / parlif (lyut, goreşt): yakıcı, acı

parmak (bt) (prıst): parmak

parmaklotsi (): parmaklıklar

parmatsi (ograda ot daski): parmaklık

parmatsi (prozortsi): pencereler

parsal, partal, parçal (bt) (partsal): paçavra kumaş, bez

parsàlen (partsalen, partsalna, partsalno): paçavradan yapılmış

parsalîfnа / partaliv (partsaliv): yırtık

parsalivnik, partalivnik (partsalivko): yırtık, yırtılmış

parsnik (pryasno mlyako): süt, bak: prasnik

parstá, parsná (prıst): toprak

parşika (pırşika, rımi): ?

partal, partale (pırtsali): bez parçası

partaliv (okısan, dripav): yırtık

partalivnik (partsalivko): yırtık kıyafetli

pàrti, partîye (pırtiya): eşya, pırtı kelimesinden

partikal, partakál (bt): portakal, bak: portukal

partikné (veşti, bezpolezni neşta): eşyalar, gereksiz şeyler

partsutsa, parsusa (domaşna rakiya): ev rakısı

parvu, poarvu (pırvo): 1. ilk, başta, ilkönce; 2. az önce, demin

pâsak (pyasık): kum

pasâvom (bt) (posyavam): tohum ekmek

pasè (pasà): otlamak

pasıbravem (posıbravyam): toplanmak, bir araya gelmek

pasipórta (pasport): pasaport

paski (moltsi, dırvenitsi): kelebekler, böcekler

paspalivo (braşnivo, pepelivo, prahlivo): una, küle, toza bulanmış

pasporsnat (razprısnat): serpiştirilmiş, yayılmış, saçılmış

pasporsvam (razprısvam): serpiştirmek, yaymak, dağıtmak, saçmak

pastarma (bekon): pastırma.

pastarva (pastırva): alabalık

pasulka (molets): güve

pasût (nemarliv, neçistoplıten çovek): özensiz, kirli kişi

pasutev (mrısen): kirli

paşkul (paşkul): koza

Paşmakli: Paşmaklı, Smolyan’ın önceki adı

Paşoski: Pomak soy ismi

pataén, patayén (tih, bezşumen): sessiz

patahsam, patahsa (umirya se, utihsa): sakinleştirmek, yatıştırmak

patak (kartof): patates

patakladisvam (): pataklamak, dövmek

pataklamo (gûrultiya): pataklama, gürültü

patala (kartofi): patates

pataràgi (pateritsi): koltuk değneği

patarlamo (karanitsa): kavga, gürültü

patatnik, patetnik: patatesli rodop yemeği

patato, patatû, pateta, petato, patek, patûk, patala (kartofi) : patates

patatû (kartofi): patates

patávanye (bt): sessizlik

patavrajie (): çok konuşan iş yapmayan, çığırtkan

patek (kartofi): patates

pateka, patika (pıteka): patika, orman yolu

pateta (kartofi): patates

patık, patıtsi (ç): alçak konçlu çizme

patîlu, patila (ç) (patilo): çile, eziyet

patiska (batista): patiska

patitsa (patitsa): kaz

patlàk (pistolet): tabanca

patpírom (bt) (podbiram): seçmek

patro (um): akıl

patron (e), patronka (d), patrone (ç): patron

patûk (kartofi) : patates

pature, potur (potur): potur, aba pantalon

pavur (çaşka za rakiya): rakı bardağı, kadeh

páyek (payak): örümcek

payton (fayton): fayton

pazaplaka, pozaplaka: ağlamak

pazar (pazar): pazar

pazàran, pazarna, pazarnu (pazaren, pazarna, pazarno): pazarın, pazara ait, pazar (şeyi)

pazarè sa (pazarya se): pazarlık etmek

pazàrişte (pazarişte): pazaryeri

pazarska: pazarın, pazara ait

pazarùvam (pazaruvam): alışveriş etmek

pàze (pazya se): korumak

pàze sa (pazya se): korunmak

pazlak (golo kamenisto myasto): taşlık yer, kayalık

paznávam (bt) (poznavam): bilmek

pazuhi (pazva): koyun, bağır

pçèla, pçèli (ç) (pçela): arı

pçelar, pçelarka (d) (pçelar): arıcı

pçèlen mèd (pçelen med). arı balı

pçelen, pçelna, pçelnu (pçelen, pçelna, pçelno): arıya ait, arının

pçelnik (koşer): arı kovanı

pçinîçan leap (pşeniçen hlyab): buğday ekmeği

pçinitsa (pşenitsa, mleçna supa s pşenitsa): buğday, sütlü buğday çorbası

péçem, peçè (peka, izpiçam): kavurmak

peçènu (peçeno): pişmiş, kavrulmuş

peçka (peçka): fırın

peçliva (izgaryaşt): yakıcı

péfka: çam ağacı

pehlivan (borets): pehlivan

pehlivo: ?

pekà (pek, izpiçam): kavurmak, pişirmek

peka sa (peka se): yanmak, pişmek

pekar (pekar): pişirici

peksemet: peksemet

pelinoç (pelin /za vino): pelin (şarap)

pèna (pyana): köpük

pencüra, pencuri (ç) (prozorets, pencuri): pencere

pencürka (): pencerecik

pendara: beşibiryerde altın

penè (penya): köpürmek

penè sa (penya se): köpürmek

penlif, penliva, penlivu (penliv, penliva, penlivo): köpüklü

péntzer (bt): pencere

pènu (peno): köpüklü

pepa (biya): mücadele, dövüşmek

pepel (pepel): kül

pepelif, pepeliva, pepelivu (pepeliv, pepeliva, pepelivo): küllü

pepeloan (): küllük

peperúnda, perperúnda (peperuda): kelebek

peràlan, peralna, peralnu (peralen, peralna, peralno): yıkamaya mahsus

perdasız: terbiyesiz

perdé / perdya, perdi (ç) (stena): duvar, perde

perdé, perda, perdöa (perde): po. perde, haya perdesi, utanma, bg. perde

perè (pera): yıkamak

perendata (piyandeta, alkoholitsi): alkolikler

perendô (borba): kavga

pereselîk (izostavena zemya): terkedilmiş arazi

perkoliasal (sasipan): dökülmüş, tamamen bozulmuş, paramparça olmuş, pert olmuş

pèsen, pesne, pesni (ç) (pesen, pesna): şarkı

pesyak (kuker): maskara

peş, peşt, peştoan (peşt, peşta): fırın

peşkîre (havliya): peşkir

peştemal, piştimal, peşçemal (prestilka): peştemal, önlük

peştura, péştur (peştera): mağara

pet (pet): beş (rusça pyat-pét, yunanca pénte)

peta (peta): topuk

petak: bg. Cuma (po. Cuma, Cumoa)

petala, pètalu (podkova, petalo): nal

petato (kartofi): patates

petdeset (petdeset): elli

petdeseti (petdeseti): ellinci

petél, peteal (petel): horoz

petelçe (petelçe): horozcuk

petelka: düğme deliği, düğme iliği

petgudişen, petgudişna, petgudişnu (petgodişen, petgodişna, petgodişnu): beş yıllık

pèti, pèta, pètu (peti, peta, peto): beşinci

petima (petima): beş kişi

petkam (razhojdam se bosonog): yalınayak yürümek

petlanka (preçka): engel

petmez (petmez): pekmez

petrovlenki: Petrovden zamanında eren elma veya armut

petrujilka, petrojilka(jivovlek): şifalı bir bitki türü

Petruske (Yuli): Temmuz

pevets (e), pevitsa (d) (pevets): şarkıcı

peyè (peya): şarkı söylemek

peykam sa (tiçam po zadaçi): göreve koşmak

peyna: çınlamak

pezivanta (pazvantin): po. kabadayı, bg. kır bekçisi (osmanlıca pazubent)

pezûl (trap, neşto strımno): dik merdiven

pırçilo (): sık sık elbise vs. değiştiren

pırdotin, pırdot ( lakomnik): açgözlü

pırgotina (opırleno, izgoryalo): yanmış

pırpıretka (motor vs): motor, küçük motorlu araç

pırs (pyasık): kum

pırsne (prısne): ?

pırşika (rımi): yağmur çiseleme

pırva gosçitsa: ilk ziyaret

pırvata rojba: ilk doğum, ilk çocuk

pırvni, pırni, pırinke (odeve, predi malko): az önce

pışika, poaşka (vızdişa tejko, pışka): zorlukla nefes almak, bak poaşka

Piçuviti: Pomak soy ismi

piem (piya): içmek

pihtavi (?): zayıf, cılız, tortu

pijame (pijama): pijama

pijcale (podbedritsa): baldır

pikàye, pikam (pikaya): işemek

pîkla, piklo (pikla, piklio): sidikli, çişli

piklif, pikliva, piklivu (pikliv, pikliva, piklivo): sidikli

piknöa (piknya): sidik, çiş

píkom (bt) (pikaya): işemek

pikuç (urina): sidik, idrar

pilaf (): pilav

pîle, pilçkove (ç) (pile): civciv, kuş

pilensi: kuşcağız, yavru kuş

pîleşku (pileşk, pileşka, pileşko): pilicin, piliçe ait

pileşti (pileşko): kuşum

pilinta (noj s tıp vrıh): geniş uçlu bıçak

pilse (piltse): kuşçuk, tavuk, sarma yemeği

pindipaşka (stırçiopaşka, vid ptitsa): kuyruksallayan kuşu

pineno (violetovo): menekşe rengi

pinka sa: işi abartmak, gereksizce fazla yüklenmek

pintîye (pintiya, stisnat): pinti

piper (piper): biber

piperka (piperka): biber tanesi

piperlif (piperliv, piperliva, piperlivo): biberli

piperlik: biberlik

piperova voda: biber suyu

pipon (pıpeş): kavun

pirà, piroa (bılha): pire, bak bolha

pirinç (oriz): pirinç

pirket (briket): briket

piron (bt): çatal

piron (piron): çivi, mıh

pirostô: ateşe kazan yerleştirmek için demir üçgen ızgara

pirule: hamur işi bir yemek türü, mantı

Piruşiski: Pomak soy ismi

pisa (pisane): yazı

pisa (smola): reçine

pîsam (pisvam): yazmak

pîsan, pîsana, pisanu (pisan, isana, pisano): yazılı, yazılmış

pisana bulka (pisana bulka): süslenmiş gelin

písavom (bt) (pisvam): yazmak

pisiklet, velespit (kolelo): bisiklet

pisilo: dokuma yapılan ip sırası

piska (skırtsane): gıcırtı

piskóto: bisküvi

piskûlçe (piskûlçe): püskülcük

piskun: karışık sesler kaynağı

piskül (piskûl): püskül

pistòle (pistolet): tabanca, pistol

pîşe (pişa): yazmak

pîşe sa (pişa se): yazılmak

pişim (nay-napred, pırvo): peşin, önce

pişka, pişkal (trın, bodil): diken

pişkalçe: dikencik, küçük diken

pişkalof (trınliv): dikenli

pişkam (bodvam, boda): iğnelemek, diken batırmak, karıncalanmak

pişkam (ubojdam): dürtmek

pişkam sa (bodam se): iğnelenmek, diken batırılmak

pişkin, pişkînin (lovık, opraven): pişkin

pişkir (kırpa): peşkir, havlu

pişleme (hlape, malko momçe): peşleme, küçük çocuk

pişlûk (kaymak na mlyako): süt kaymağı

pişmam da stanem: pişman olmak

pişmam sam (): pişmanım

pişmamvam (razkayvaşt se): pişman olmak

pişman (pişman): pişman

pişmanè sa (pişmanya se): pişman olmak

pişmanlık, pişmanlok, pişmanloak (razkayanie): pişmanlık

piştal (piştyal): incik, ayak bileği

piştelka (svirka): düdük

piştisvam se (): pişmek

piştov, piştovi (ç): piştov, tabanca

piştûmal (vılnana tıkana prestilka): yünlü dokuma önlük

pîta (pita): pide

pîtam (pitam): sormak

pîtane pîtanie (bt)(pitane): soru, sorma

pitar: hayvanın sakatatından yapılan sucuk

pîtar: yuvarlak biçimli

piti: çocuğun üçüncü gün yapılan tören, tuzlama töreni, o gün yapılan pide

pitkam sa (butam se): itmek

pîtom (bt): sormak, bak pitam

piturka (?): pidecik

pîye (piya): içmek

pîyem si, piyna si (pivam si, piyna si): biraz içmek

pîyen, pîyena, pîyenu (piyan, piyana, piyano): sarhoş

pîyene (piene): içme

piynal, piynala, piynalu (piynal, piynala, piynalo): içmiş

pizûl: şömine rafı, dik ve sarp yer

plaç (plaç): ağlama

pláçem (plaça): ağlamak

plaçeştim (plaçeyki): ağlayarak

pláden (obyad): öğle

pladnarka, pladnikarka: yiyecek torbası

pladnina (obyad): öğle, bak: duplannina

pladnina (obyad, hrana na obyad): öğle vakti, öğle yemeği

pladninan namaz: öğlen namazı

pladnovam, plannuvam (obyadvam): öğle yemeği yemek

plàkam, plàçe (plakvam, plaça): ağlamak

plaketa: kurutulmuş yufkadan yapılan yemek türü

plàmem, plamna (plamvam, plamna): tutuşmak, alev almak

plàmen, plamin (plamen, plamık): alev

plameneyè (plamenya): alevlenmek

planina (planina): dağ

planinski, -a, -u (planinski, -a, -o): dağlık, dağ (şeyi)

planintsi: dağlılar, dağlık alanda yaşayanlar

plannína, duplannina (obyad): öğle yemeği

plàşa sa (plaşa se): korkmak, ürkmek

plàşa, uplàşe (plaşa): korkutmak, ürkütmek

plaşílka (plaşilo): korkuluk

pláşom (bt) (plaşa): korkutmak

pláştom (bt) (plaştam): ödemek

plat, platu (plat): kumaş

plàta (zaplata): maaş

plàtan, platna, platnu (platen, platna, platno): ücretli

plàtem, plàte (plaştam): ödemek

platnu (platno): bez (platna: bezler)

plaveve (): koyunları yün kırkımından önce sudan geçirerek temizleme

pléçkosvam /plyaçkosvam (krade, otkradva): çalmak

pléfkalo / plyafkalo (): ?

plekénitsa/plekyanitsa (ograda): çit

plèna, (plena): kundak

pléni (plyani, bebeşki peleni): çocuk bezi

plesak (mokır pyasık, kal): ıslak kum, çamur

plesnitsa, plesnisa, plisnitsa (plesnitsa): tokat

plet (ograda): çit, örgü

plète (pleta): örmek

plètene (pletene): örgü

pletenki (pletenki): işlemeler

pletni jorape (pletni çorapi): işlemeli çorap

plétom (bt) (pleta): örmek

plévare (hora ot poleto): ovalılar, ovada yaşayanlar

plevne (plevnya): saman damı

pliçka (prıska za teçnosti): püsküren sıvı, püskürme

plîem (bt) (pluvam): yüzmek

plisnítsa: tokat, bak plesnitsa

plitçitsi: ipler, ip büklümleri

plitka (plitka): örgü, saç örgüsü

plode (dopılnitelen): ilave

plûsak (silen udar, katastrofa): güçlü darbe, çarpma, kaza

plûska (glinesta skala): yumuşak, gri-sarı renkli killi toprak

plûsne (udari): vurmak

plûyem, plüyem, plûye, plüye (plyuvam, plyuya): tükürmek

plünke (plyunka): tükürük

po den: gün gün, birer gün

po malko po malko, pu malku pu malku: azar azar

pò malko, pu malku: daha az, daha küçük

po tura, po tora, tora, potura, patura (doveçera): akşamleyin (muhtemelen trak kökenli)

po, pu, pa (po): daha

poade (pıdya): kovmak

poalan, poalna, poalnu (pılen, pılna, pılno): dolu, eksiksiz, tam

poalneye (pılnya): doldurmak

poalnu, palnu (pılno): dolu, tamamen, tam

poap (pıp): göbek

poapka (): göbekli

poarde (pırdya): yellenmek, osurmak

poaren (parin): az önce

poargam (): becermek

poargavu (pırgav): çevik biçimde

poars, poarst, poarstan (prıst): parmak

poars, poarste (prıst): toprak

poarsne (prısne): ?

poarsten, (prısten, prıstena, prısteno): toprağa ait, toprağın

poarsten, porsten (prısten): yüzük

poarşe: siğil

poarven (pırven): önce, ilkönce

poarvi, poarva, poarvu (prıv, pırvi, pırva, pırvo): birinci, ilk, önceki, ön

poaşka, -i (semka, -i): ?

poaşkam (pışkam): inlemek

poat (pıt): defa, kere, kez, öğün (dıva poati: iki kere)

poat (pıt): yol (poatişta: yollar)

poaten, poatna, poatnu (pıten, pıtna, pıtno): yola ait, yolun

poatnik (pıtnik): yolcu

pobàraç (cepçiya, apaş): hırsız, cepçi, yankesici, gördüğü herşeyi parmakla tadan kimse

pobarunişnik (dete koeto pipa navsyakıde): herşeyi elleyen çocuk

pobebsan (povreden): hasarlı, arızalı, bozuk

pobepsa (povreda): zarar, arıza, bozukluk

pobepsal (razvalil, defektiral) bozulmuş, kusurlanmış

pobivam (stoya prav): doğru durmak

poçekam: biraz beklemek, azıcık durmak

poçèsa: bak. puçèsa

poçuvam (poçakvam): dinlenmek

poçuyka (podsluşvaç): kulak misafiri

pod (pod): alt, altında, altına, altta

podam (podavam): geçiş yapmak, geçmek

podarzak (poltırgays): ?

podberisa, podberitsa: ayaklarını toplamak

podbırnitsa: seçilmiş, ayıklanmış, toplanmış

podbornil (razsırdil): suratını asmış, kızmış, küsmüş

podem (otivam, otida): gitmek

podigravam (podigravam): biriyle oyun oynamak, birine oyun etmek

podkokorosvam (podkokorosvam): kışkırtmak, körüklemek

podkova: nal, “şa ta podkova: seni döveceğim” deyiminde dövmek

podkur (pryakor): lakap

podkvas (podkvasa): süte yoğurt mayalamak için konan maya

podlukosvam sa: istekle bir işe başlamak

podnik (obor): ahır

podpukvam: bir şey yapmaya başlamak

podripka (podskaça): zıplamak, sıçramak, atlamak

podsmivam sa, pudsmivam sa (nadsmivam se): alay etmek

podûsvam (podhlızvam se): yutturmak

podzima, podzime (esen): sonbahar, sonbahar ile kış arasındaki sınır

podziram (nablyudavam): gözetlemek, izlemek

podzur: güneşe elini siper ederek bakış

pogan, poganya/pogané, poganço (nemirnik): sakin durmayan, uslu durmaz

poganyasvam /poganésvam (ne miruvam, buystvam): sakin durmamak, uslu durmamak, acele etmek

po-geç (po-kısno: daha geç

po-gizdavo: çok süslü

poglavam, poglava (): nişanlamak, başını bağlamak

pohapnuval: ısırmış

po-hubavo (mnogo hubavo): çok güzel

pohvalem (pohvalyam): övmek

pohvàlem sa, pohvàle sa (pohvalyavam se, pohvalyam se, pohvalya se): övülmek

pohvàlem, pohvàle (pohvalyavam, pohvalyam, pohvalya): övmek

poizbiram, pozberam (sıbiram): toplamak

pok (pıt): yol

pokalçem sa: oturuvermek

pokırstvam (pohristiyançvam): hristiyanlaştırmak

pokırşvam, pokırşem: sarılmak, belinden kavramak

poklatem sa, poklate sa (poklatya se): kıpırdanmak, hareket etmek

poklonen (smiren): mütevazi, alçakgönüllü

pokray: kenarında

pokrov (pokrivalo, zavivka): kapak, yatak örtüsü

pokûsi (opitay na vkus): tadına bakın

pokuteval: kucaklamış

pò-lanî (po-lani): geçen yıl

po-lanski (po-lanski): geçen yılki

polatka (mlada kokoşka, yarka): genç tavuk

pòle (pole): ova, düzlük

pole netrevno: otsuz alan

poleditsa (zaledyavane): don, kırağı

polégam (polyagam): altına koymak

polh (plıh): sıçan

polnu-malu, polanu-moalnu (gore-dolu, mnogo malko): aşağı yukarı, biraz az, hemen hemen

polôka loka, po leka leka (bavno): yavaş yavaş

polski: ovalı

pòlşişte (golyam plıh): iri sıçan

polug (gnezdo matilo): ?

polübem (tseluvam, tseluna): öpmek

polyana (polyana): açıklık, alan, ova, düzlük

polyubeval, polûbéval: öpmüş

polyubevam/ polûbevam: öpmek

polyuleval / polûleval: sallamış

pomágom (bt) (pomagam): yardım etmek

pomak, pumak (pomak): pomak

pomak, pumak / pomatsi, pumàsi (ç) (pomak): pomak

pomakinka, pumakinka (pomakinya): pomak kızı, pomak kadını

pomakinya (pomakinya): bg. pomak kadını

pomaski, pumaski (pomaşki): pomakın, pomaka ait

pomaşki, -a, -u (pomaşki): Pomağın, pomağa ait, pomak (şeyi)

pomatski baklavo, pumaski baklavo: pomak baklavası

pominam, paminam: gelip geçmek, iyileşmek

pómnem (bt), pomne(pomnya): hatırlamak

pomoaçka: ovalamak

pomod: furunda ekmek hamurunu koymadan önce ıslak bezle közleri temizlemek

pomòlem, pumòlem (pomolvam): dilenmek, yalvarmak

pomolya /pomole: yalvarmak, dua etmek

pomreneni (): ?

po-muçko: daha küçük

pon (tsitskata na vimeto na kravata): ?

po-naprej, po-napreş (predi, po rano): daha önce, daha erken

ponç (greyana rakiya): sıcak rakı

pòne (pone): hiç olmazsa, bari, hele

ponik (obor): ahır

ponuda: çocuk aramak

popadam: atmak, fırlatmak

pòpara (popara): papara, papara çorbası

popèyem, popeye (popyavam, popeya): arasıra şarkı söylemek

pópka emzik

poplüyem, poplüye (poplyuvam, poplyuya): biraz tükürmek

popodam sa (poddavam se): dayanamamak

popràvem sa, popràve sa (popravyam se, popravya se): onarılmak, düzelmek, iyileşmek

popràvem, popràve (popravyam, popravya): düzeltmek, tamir etmek

poprelka: yardımlaşma, imece ?

poprelyam: ?

poprıha (): rüzgarda kar dökülmesi

popribîram, popribera (popribiram, popribera): biraz toplamak

poran (po-rano, predi): çok erken, önceden

po-rano: daha erken

porazika, porezika: deriye takılmış diken

poraznik (): ?

porç (kozel, prıç): ?

porçetina (): keçinin keskin ve fena kokusu

porenka, poranka, porinké/porinkya (predi malko): az önce

porez/poryaz (silen studen vyatır): poyraz, sert soğuk rüzgar

Porézvi: Pomak soy ismi

porgavu (pırgav, pırgava, pırgavo): çevik

porkenitsa (edra moma): iri kız

porkénitsa / porkyanitsa (shvanat çovek): sert kimse

porobvam (porobvam): esir etmek, kendine bağlamak, büyülemek, çok etkilemek

porskam (prıskam): fışkırtma

porskûve (tınki prısti, prıstçeta): ince parmaklar, ayak parmakları

porste (prısti): parmaklar

pórsten (bt): yüzük

porşinçav (driskav): boklanmış, kirlenmiş

porta (dvorna vrata): kapı, avlu kapısı

porteniçka (vratiçka): küçük kapı, kapıcık

porti otvoryam / utvorem: kapı açmak

portokal, portukal, portokale (ç) (portokal): portakal

poruçilo: istemiş

porukvam, purukam (povikvam):seslenmek, çağırmak, bağırmak

pórvî (bt) (pırvi): ilk

porvo goste, porva goska: ilk ziyaret, yeni evli çiftin ilk ziyareti

posadem (posadyam): dikmek, ağaç dikmek

posedelka: oturma

posegna (): dokunmak, uzanmak

posévam, puséyem (posyavam): tohum ekmek

poslagvam (poslıgvam): saygı göstermek

posle, posled (posle, posled): sonra, sonunda, arkasından

posledak (platsentata, posledık): son, doğum sonrası düşen plesenta

posleden, posledna, poslednu (posleden, posledna, posledno): son, sonuncu

poslona (naves): dökmek

posluşam (posluşvam, posluşam): itaat etmek, dinlemek, usulu durmak

posmètem, posmèta (posmitam, posmeta): arasıra süpürmek, biraz süpürmek

posnik (dırvena kofa): ahşap kova

posordem: küsüşmek, birbirine küsmek

pospiem (pospıvam): daha uyumak

posramem sa, posrame sa (posramvam se, posramya se): utandırmak

posràmem, posràme (posramvam, posramya): utandırmak

posreşnam, posreşna: bak pusreştnam, pusreştna

posrû / posryu (poserko): ?

post: post

postal, postali (ç): postal

postar (şaren): renkli, alacalı

postelka, pustelka: yatak, döşek

postoy: dur, bekle

postri, pıstri:?

posudrivam: vurmak

posukvam sa (): kımıldamak

posuvam sa (pomestvam se): kımıldamak

posviynuval: kucaklamış

poşka /pışka (kostilka): inilti, inleme

poşkam (ohkam): ohlamak, inlemek

poştà sa (): susmak, sesi kesilmek

poştàmem sa/ poştamyam sa (spotayvam se): susmak, sesini kesmek

poştamene/ poştamyane (kriene): suskunluk, gizleme

poşté/ poştya (çistya, razdelyam): temizlemek, ayıklamak

poştenliv (): canı herşeyi çeken kimse (özellikle aşeren kadın)

pot (pıt ): yol

potan (balkon): balkon

pótan (bt): istikrarlı

poteştim, potiştim (): yolu düşmüşken

potevnya / putöavne (potımnyavam): kararmak

potişka (pıteçka): yol, küçük yol, patika

poton (pod): altında, -nin altında

poton (salon): salon

poton (vıtreşna terasa): dış balkon, teras

potoplyam /potoplem: gömmek, çökertmek

potrısa, potrésa (avtoritet, respekt, ime): yetki, saygı, isim yapmış olmak

potun (antre): antre, giriş, hol

poutbera sa, potborisa (po ot bera se): toplamak, yukarı çekmek

pòutdelnu (pootdelno): ayrı ayrı, teker teker

povdignam, povdigna / pudignam, pudigna (povdignam): kaldırmak

pòveçe (poveçe): daha çok, daha fazla, artık

poveçko, poveçku (poveçko): biraz daha fazla

poviyaçe (pelenaçe): bebek, kundak çocuğu

povoy (dılga pletena vrıv): bebek kundağı bağlama kordonu

povratkı (sledsvadbeno gostuvane): düğün sonrası ziyareti

poyas (poyas): kuşak

poyas narastem (): kuşak dolamak

poyasnèyem, poyasnèye (poyasnyavam, poyasnya): aydınlatmak, açıklamak

poyeftin (poevtin): daha ucuz

poyeftinèyem, poyeftineye (poevtinyavam, poevtineya): ucuzlamak

póyem (bt) (peya): şarkı söylemek

pozna (vijda se): tanınmak, görülmek

poznava: bak puznayem

pörst (bt) (prıst): parmak

praf (bt) (prav): doğru, düz

prah (prah): toz

prahan (duhalo, myah): körük

prahunka, praunka (praşnika, tsigarena pepel): toz, sigara külü

praktika, prıktika (gnilo dırvo): çürümüş ağaç

pralét (bt): bahar, bak prolet

pràne (prane): yıkamak

prane: çamaşır

prasa (praz luk): pırasa

pràse ( prase): domuz, küçük domuz

praseka, préseka: yol

prasnik, presnik, prâsno (pryasno mlyako, presnak): Süt

pràşa (praşa): tozutmak

praşa: otların kaldırılması, patates sökülmesi

praşen, praşna, praşnu (praşen, praşna, praşno): tozlu

praşif (praşen, zapraşen): tozlu, tozla kaplı

praşilka (kopaçka): bir çapa türü

praşniçavnik (): ?

praşnitsa (raztroystvo):bozukluk

praşnitsa, prışnitsa: ishal, bak parçnisa

práşom: f. kazmak, çapalamak

praşta (praşka): dizmek

praştam / praştem, pràte (praştam, pratya): göndermek, yollamak

prav, pràva, pràvu (prav, prava, pravo): düz, doğru, haklı, dürüst.

pràve mat i maskara ( pravya bıze i kopriva): mat ve maskara etmek

pràve sa (pravya se): yapar gibi görünmek

pravem halal: helal etmek

pràvem, prave (pravya): yapmak

pravî mi sa (struva mi se): bence, bana geliyor ki

pràvu (pravo): doğru, doğrusu, doğruca, düzgün, dik

pravu: hakkıyla, tam anlamıyla, tam olarak

pràzan, pràzna, pràznu (prazen, prazen, prazno): boş

prazneye (praznya): boşaltmak

prazni kesô: boş kese

prebivam (prebivam): şımartmak, bozmak

prebrástom (bt): devirmek

preça (preça): engel olmak

preça sa (preça se): engel olmak, yolunu kapamak

preçka (preçka): engel, mani, arıza, güçlük

pred (pred): ön, evvel

predávom (bt): vermek

predehme (): eğirmek

preden, predna, prednu (preden, predna, predno): ön, ileri

predi (predi): ön, önce

predi malko: biraz önce

prednisa (prednitsa): ön, ön kısım

predoy (kontrolno doene): kontrollü sağım, sağım kontrolu

predplàta (predplata): peşin ödeme

preduşvam (preduşvam): ikna etmek, razı etmek

preforkvam (prehvrıkvam): uçup gitmek, uçuşmak, taşınmak

prefrıkneşto (infektsiozen): bulaşıcı

preglávanye: kontrol

pregrasávanye (bt): ihlal etmek

pregraşta (pregrıştam): kucaklamak

prekalnam, prekalnà (proklinam, proklına): po. yemin etmek, bg. lanet etmek

prekoarşem (prekırşvam): kırmak

prekórşan (prekırşen): kırık

prekriva (bulo, vola, nevestinska kırpa): peçe, örtü, gelin örtüsü

prelu / prelo (prejda): iplik yumağı

premena (premyana): bayramlık elbise, en iyi kıyafet

preménem, proménem (premenyam): değiştirmek

premenil (premenil): değiştirilmiş

premervam (premervam): ölçmek, önlem almak

prepasak, prépaska (prestilka): önlük

prepipka (preskaça): atlamak

prepísano: yazılmış

preplitam, prepleta (preplitam, prepleta): yeniden örmek

presádanie (bt): aşı

preseçam sa, preseka sa (preseçam se, preseka se): kesilmek

preseçam, preseka (preseçam, preseka): kesmek, aşmak, geçip gitmek

preseçènu (preseçen, preseçna, preseçeno): kesik, kesilmiş

préseka/ pryaseka (pıteka): yol

preslup (padinka, ovrag): dağ geçiti

presnik (pryasno mlyako): süt

présnikarke / pryasnikarkya: süt kaynatılan tencere

presnil (): ?

prestıpulka / prestapulka (pitka): pide, çocuğa verilen ekmek parçası

prestiglem (): önüne geçmek

prestîlem, pristele (prestilam, prestelya): örtü ile kaplamak, önlük koymak

prestilka (prestilka): önlük, saç örgüsü

preşan, preşna, preşnu (prejen, prejna, prejno): önce, önceki

preşniçek: önceki

preşnino (predina): öncülük, önderlik, öncelik

preta: el işi örneği

prevádom (bt): göndermek

prévare (izprevarya, vzemam prednina): öne çıkmak, öne fırlamak

previvam (skopyavane na jivotno): hayvanın iğdiş edilmesi

prevívom (bt) (previvam): eğmek, bükmek

preyufka (vıje koeto pristyaga tovara): hayvan yükünü bağlamak için kullanılan ip

prez gora: ormanın içinden

prez, preş (prez): -den, içinden, -nin içinden, arasından süresince

prezyávom (bt): çok esnemek

prısurnal / prasurnal: davetsiz misafir

prışniçıvnik /praşniçavnik (drislô): ?

prışnitsa: ishal, bak parçnisa

pri (pri): yanında, yanına, civarında, -de, -da, üzerinde

pri nas: bizde, bizim yanımızda

pri tebe, pri tebeka: senin yanına

pribàvem, pribàve (pribavyam, pribavya): eklmek, katmak, arttırmak

pribiram sa, pribira sa (pribiram se, pribrera se- pribera sa): eve dönmek, uslu durmak

pribîram, pribîra (pribiram, pribera): yanına almak, toplamak, kaldırmak, seçmek

pribiram, pribira: tespih çekmek

priblîjam sa, priblîja sa (priblijavam se, priblija se): yaklaşmak, yanaşmak

priblîjam, priblîja (priblijavam, priblija): yaklaşmak, yanaşmak

priboarzan (pribırzan): aceleci

priborkvam (preminavam): geçmek, derenin derin yerinden geçmek

priborkvam, priboarkam (prebırkvam, prebırkam): karıştırmak, araştırmak

pribursi (): (pribırjam ?)

priçavets (neposluşnik):laf dinlemez

priçeakam (priçakvam, priçakam): birinin gelmesini beklemek, misafir karşılamak

priçepen (prevzet): çekilen, yakalana, ele geçen

priçervèyem sa, priçerveye sa (priçervyavam se, priçervya se): kızarmak

priçervèyem, priçerveye (priçervyavam, priçervya): kızartmak

priçèsam sa, priçèşa sa (priçesvam se, priçeşa se): taranmak

priçèsam, priçèşa (priçesvam, priçeşa): saçları taramak, taramak

priçistem, priçiste (preçistvam, preçistya): temizlemek

priçoarnèm, priçorneye (priçernyavam, priçernya): gözleri kararmak

priçuvam (priçuvam): duyurmak, çağırmak

priçuvayte sa (obajdayte se): duyurunuz, çağırınız

pridavam (pridadavam): eklemek, takmak, iliştirmek

pridavam sa, pridam sa (predavam se, predam se): teslim olmak

pridavam, pridam (predavam, predam): teslim etmek, vermek

pridàvam, pridam (pridavam, pridam): eklemek, katmak, arttırmak, ilave etmek

pridávom (bt): vermek

pridiplém sa / pridiplyam sa (prehvırlyam se): fırlatılmak

pridoarjam, pridoarja (pridırjam, pridırja): tutmak, desteklemek, uymak, uygun davranmak

pridoarpem (pridırpvam, pridırpam): çekmek, birden çekmeye başlamak

pridrème mi se (pridreme mi se): uyuklamak, uykusu gelmek

priduhòdam, pridoyda (pridohajdam, pridoyda): taşmak, basmak, akın etmek

pridùmvam, pridùmam: kötülemek, dedikodu yapmak, kandırmak

pridupçan, -a, -u: delinmiş, delikli

pridupçem sa, pridupça sa (): delinmek, oyulmak

pridupçem, pridupça (): delmek, oymak

prifatniçav (sprihav): asabi

prifoarnem, prifoarne (prehvırlyam, prehvırlya): atmak, fırlatmak

prigibam (pregrıştam): kucaklamak

priginam: sarılmak, kucaklamak, birinin yanında yatmak

priglatilo sa e (zaoblaçilo se e): bulutlanmak, bulanmak

prigledvam sa, priglöadam sa (gledam da ne se mina, zavijdam): gıpta ile bakmak, imrenmek

prigorşta, prigoaşta / prigışta: avuç

prigràkam, prigrakna (pregarkvam, pregrakna): sesi kısılmak, sesi boğuklaşmak

prigraknalu (pregraknal, pregraknala, pregraknalo): sesi kısılmış

prigraştam sa, prigoarna sa (pregrıştam se, pregırna se): kucaklaşmak

prigraştam, prigoarna (pregrıştam, pregırna): kucaklamak

prigujba (prisyada): iyice çiğnenmediği için lokmanın boğazda kalması

priha (prihvam): po. aksırmak

prîham, prihna (prihvam, prihna): çok gülmek, kahkaha atmak

prihàpem, prihàpe (prehapvam, prehapya): ısırmak, ısırıp koparmak

prihlupam, prihlupe (prihlupvam, prihlupya): kapamak, örtmek

prihodanin (çujdenets): yabancı, gelip geçen biri

prihodem (prehojdam): gelip geçmek, uğramak, uğrayıp geçmek

prihòden, prihodna, prihodnu (prihoden, prihodna, prihdno): geçici

prihodna rabuta: geçici iş

prihrànem sa, prihràne sa (prehranvam se, prehranya se): geçinmek

prihrànem, prihràne (prehranvam, prehranya): geçindirmek, fazla yedirmek

prihrànem, prihràne (prihranvam, prihranya): fazla yedirmek

priiska mi se (priiska mi se): canı çekmek

priiskam (priiaskvam, priiskam): birden ısrarla istemek

prijive (prijive): hayatta iken, sağlığında

prikaçem sa, prikaçe sa (prekaçvam se, prekaça se): atlamak, aktarma yapmak

prikaçem, prikàça (prekaçvam, prekaça): binmek, atlayıp gitmek

prikàçem, prikàçe (prekaçvam, prekaça): geçmek, aşmak

prikàçem, prikàçe (prikaçvam, prikaça): takıştırmak, iliştirmek, takmak

prikaldupvam (pretırkalyam, preobraştam, pravya kılbeta): yuvarlamak, yumak yapmak, döndürmek

prikàlem, prekàle (prekalyavam, prekalya): aşırı gitmek, ileri gitmek, mübalağa etmek

prikàlenu (prekaleno): haddinden fazla, aşırı

prikàlnem, prikalnà (): yemin etmek

prikànem, prikaàne (prikanvam, prikanya): davet etmek, çağırmak

prikàpem, prikàpe (prikapvam, prikapya): damlamaya başlamak

prikàrvam, prikàram (prekarvam, prekaram): geçirmek, çekmek, taşımak, götürmek

prikarvam, prikaram (prikarvam, prikaram): bir yere götürmek, getirmek

prikàzan, prikazna, prikaznu (prikazen, prikazna, prikazno): söylencesel, efsanevi, olağanüstü

prikázavanie davranış

prikazvam (prikazvam): konuşmak, söylemek, demek, anlatmak, bahsetmek

prikiya: evin bir bölümü

prikiya: kader

prikluvilu: filizlenmiş

prikoasam, prikoasna (prekısvam, prekısna): kesmek, durdurmak

prikorşem sa (prekırşvam se) : kırılmak

priköa, priskô (ogınya): ?

prikrîyem, prikrîye (prikrivam, prikriya): örtmek, saklamak, gizlemek, kapatmak, örtbas etmek

prikùpem (prekupuvam, prekupvam): satın almak

prikya, priké (çeiz): çeyiz

prilàyem, prilaye (prilayvam, prilaya): birden havlamaya başlamak, havlamak

prilega (utiva): uygun, münasip

prilègam, prilègna (prilyagam, prilegna): yatmak, uymak, yakışmak

prilegit (krasiv): güzel, uygun

prilèpam, prilèpna (prilepvam, prilepna): yapışmak

prilepka (prilepka): yapışkan şey

prilezal (pribegal): kaçmış

prilika: benzer, onun gibi, denk

priliknal, -a, -u (preliva): ?

priloagam, priloaja (prilıgvam, priloja): aldatmak, kandırmak

prilûtèva mi, prilûteye mi (prilyutyava mi, prilyutee mi): ağzı yanmak, acılık duymak

primàham, primahna (premahvam, premahna): kaldırmak, ortadan kaldırmak, mahvetmek

primajam (primazvam):?

primèna, premèni (ç)(premyana): elbise, giysi

primenèyem se, primènem se (premenyavam, premenyam se): iyi giyinmek, donanmak

primenèyem, primènem (premenyavam, premenyam): iyi giydirmek, donatmak

primenil, -a, -u: değişik, değişmiş, farklılaşmış

primèsam, primesè (primesvam, primesya): karıştırmak, karmak, katmak

primestam sa, primesta sa (premestvam se, premestya se): yerleşmek, taşınmak, nakledilmek

primèstam, primesta (premestvam, premestya): yer değiştirmek, başka yere koymak, yerleştirmek, nakletmek

primètam sa, primètna sa (premyatam se, premetna se): atılmak, devrilmek, yuvarlanmak, takla atmak

primètam, primètna (premyatam, premetna): atmak, devirmek

primînam, primina (preminavam, premina): geçmek, dinmek, geçirmek, aşmak (priminöa)

primiram, primrè (primiram, primra): bayılmak, kendinden geçmek, fenalaşmak

primirel, -a, -u (primryal): baygın, bayılmış

primîrem (primiram): barıştırmak

primîrem, primirè (premiram, premra): bayılmak, çok ıstırap çekmek

primîyem, primîye (premivam, premiya): tekrar yıkamak, fazla yıkamak

primoalçem, primoalçe (premılçavam, premılça): susmak

prinàsem, prinesà (prinasyam, prinesa): taşımak, getirmek

pringa (nestabilen most): sallanan köprü

prinòsan, prinòsna, prinòsnu (prenosen, prenosna, prenosno): nakliyeye ait

prinosem sa, prinesa sa (prenasyam se, prenesa se): taşınmak

prinosem, prinesà (prenasyam, prenesa): taşımak, nakletmek, götürmek

prinòsimu (prenosim, prenosima, prenosimo): taşınabilir

pripàdam, pripàdna (pripadam, pripadna): düşüp bayılmak, düşüvermek, inivermek

pripàlem, pripàle (pripalvam, pripalya): yakmak, tutuşturmak

pripàre mi, pripàri mi (priparva mi, pripari mi): birden yakmaya başlamak

pripàsem, pripàşa (prepasvam, prepaşa): beline bağlamak, bağlamak, kuşanmak, sarmak

pripîsam, pripişa (prepisvam, prepişa): yeniden yazmak

pripiva mi sa, pripîye mi sa (pripiva mi se, pripie mi se): susamak, canı su istemek

priplàkam, priplàça (priplakvam, priplaça): ağlamaya başlamak, ısrarla yalvarmak

priplakva mi se, pri plaçe mi se (priplakva mi se, pri plaçe mi se): ağlayacağı gelmek

pripliknal (prelyal, preliva): taşan, taşkın

priplitam, pripleta (priplitam, pripleta): yeniden örmek

pripomnem si, pripomne si (pripomnyam si, pripomnya si): hatırlamak, aklına gelmek

pripomnem, pripomne (pripomnyam, pripomnya): hatırlatmak, hatıra getirmek

priporştéva / pripırştyava (stomaşno raztroystvo): mide bozukluğu

pripöana sa (spına se): tökezlemek

pripràvem, pripràve (pripravyam, pripravya): tamamlamak, ek bir şeyler yapmak

pripukvam, pripukam (pripukvam, pripukam): patlamak, çatırdamak

pripuşva mi se, pripuşi mi se (pripuşva mi se, pripuşi mi se): sigara içeceği gelmek

priripkam (preskaçam): sıçramak, tepinmek

prirukal (izvikal): çağırmış, seslenmiş

prirûkam, prirukna: çağırmak, seslenmek

prisalmà: nazlanmak, kibarlık yapmak

prisalmil, -a, -u: nazlı

prisèdem, prisöanna (prisyadam, prisedna): biraz oturmak

prisekam poten: yol kesmek, yolunu kesmek

priskaçam (preskaçam): atlamak, sıçramak, aşmak

priskô (postavka na kazan nad ogınya): kazanı ateş üzerine koymak için ızgara

priskoapu (preskıp, preskıpa, preskıpo): çok pahalı

prismètam, prismètna (presmyatam, presmetna): hesap etmek, hesaplamak

prismivam, prismeye (prismivam, prismeya): alay etmek

prisoahvam, prisoahna (presıhvam, presıhna): kurumak

prisoanem sa, prisoane sa (prisınvam se, prisınya se): rüyasında görmek

prisosvam (mezya se v çuzjd razgovor): lafa karışmak

prisosvam (prislagvam, dobavyam): eklemek

prisosvam sa (prislamçvam se): eklenmek, katılmak

prisoyka(yujno slınçevo myasto): güneye bakan güneş alan yer

prispàdem, prispànna (prizpadam, prispadna): düşürmek, çıkarmak, azaltmak

prispîva mi sa, prispî mi sa (prispiva mi se, prispi mi se): uykusu gelmek

prispîvan, prispivna, pristivnu (prispîven, prispivna, pristivno): uyutucu, uyku veren

prispivka (prispivka): bebek uyutma yeri, beşik

prispiyem, prispà (prespivam, prespya): gecelemek, uykuya dalmak, uyumak

prispîyem, prispîye (prispivam, prispiya): uyutmak

prisroaştam, prisroaştna (presreştam, presreştna): biriyle karşılaşmak

pristàvem, pristàna (prestavam, prestana): durmak, sona ermek, dinmek, durudurmak

pristàvem, pristàna (pristavam, pristana): kocaya kaçmak, kocaya varmak

pristàvem, pristàve (pristavyam, pristavya): eklemek

pristègam, pristègna (pristyagam, pristegna): sıkmak, gernek, sıkıştırmak

pristigam, pristigna (pristigam, pristigna): gelmek, varmak, yetişmek

pristiskam, pristisna (pristiskam, pristisna): hafifçe sıkmak

pristiye: üçgen ızgara

pristô (jelyazna skara): ayaklı demir ızgara

pristoapam, pristoape (pristıpvam, pristıpya): ağır ağır yürümek, adım atmak, bir işe başlamk yanaşmak, yaklaşmak

pristoapan, pristoapna, pristoapnu (pristıpen, pristıpna, pristıpno): erişilebilir, yanaşılabilir.

pristoapem, pristoape (prestıpvam, prestıpa): adım atmak, geçmek, aşmak

pristora mi sa, pristori mi sa (pristorva mi se, pristori mi se): öyle gelmek, sanmak

prişèpam, prişepna ( prişepvam, prişepna): fısıldamak

prişîyem, prişîye (prişivam, prişiya): dikerek tutturmak, dikivermek

prişka (prişka): çıban, kabarcık

prişleven (galen, razglezen): şımartılmış, üzerine titrenmiş

priştavu (priştav, priştava, priştavo): çıbanlı

priştipalka: çimdikleyeci, çimdik atan

priştîpam, priştipna (preştipvam, preştipna): çimdiklemek

pritagaré / pritagarya (prehvırlya): taşımak, yerini değiştirmek, nakletmek

priteagam, pritöagna (prityagam, pritegna): sıkmak, sıkıştırmak

pritèsnan, pritèsnana, pristesnanu (pritesnen, pritesnena, pritesneno): daralmış, sıkıntılı, tedirgin

pritesnèyem sa, pritesneye sa (pritesnyavam se, pritesnya se): sıkılmak, üzülmek, canı sıkılmak

pritesnèyem, pritesneye (pritesnyavam, pritesnya): sıkıntı vermek

pritıjno (mıçno, tıjno, tejko): ağır, zor

pritikam (pritıkvam, probutvam, primıkvam): ?

pritiskam (pritiskam): sıkıştırmak, bastırmak

pritiskat: sıkıştırılmış

pritisvam, pritisna (pritisvam, pritisna): sıkmak, sıkıştırmak

prititûnva sa (prislamçva se):

pritkava (namesva se v razgovora): konuşmaya müdahale etmek, lafa karışmak

pritoapçe (pritıpça): tıkamak, tıkıştırmak

pritoarçem, pritoarçe (pritırçavam, pritırça): koşarak gitmek, koşarak yetişmek, varmak

pritoarpem, pritoarpe (pretırpyavam, pretırpya): tahammül etmek, dayanmak, katlanmak

pritomévam/pritonyavam (pritihvam): sakinleştirmek, susturmak, yatıştırmak

pritöagam, pritègna (pretyagam, pretegna): sıkıştırmak, yeniden sıkıştırmak, germek

pritöaglem, pritöagle (preteglyam, preteglya): başından geçmek, çok çile geçmek

pritöavnem, pritöavneye (pritımnyavam, pritımneya): kararmak, karanlık olmak

pritreavam (pritryabvam): lazım olmak, ihtiyacı olmak

pritroasam, pritroase (pretırsvam, pretırsya): heryerde aramak, araştırmak, arayıp taramak

priturem, priture (priturvam, priturya): katmak, eklemek, koymak

priturka (priturka): ek, ilave

priûçem, priûçe (priuçvam, priuça): alıştırmak, öğretmek

priúçenie (bt): tavsiye

privalyam /privalem (provalyam): ölmek

privaresva mi (priloşava mi, prizlyava mi): fenalaşıyorum, kötüleşiyorum

privèçer (priveçer): akşamüstü

privèçeroan, priveçerna, priveçernu (priveçeren, priveçerna, priveçerno): akşamın, akşam (şeyi)

privèdam, privedè (privejdam, priveda): eğmek, yola koymak, sıraya koymak

priveden zot (zavryan zet): ?

privedenik, privdenik (zavryan zet): ?

privîyem, privîye (prpvivam, priviya): eğmek, katlamak

privoarşem, privoarşa (privırşvam, privırşa): bitirmek, sona erdirmek, tamamlamak

privoarzam sa, privoarza sa (privırzvam se, privırja se): bağlanmak, bağlı olmak

privoarzam, privırja (privırzvam, privırja): bağlamak

privoarzam, privoarza (prevırzvam, prevırja): sarmak, bağlamak, yeniden bağlamak

privoarzan, privoarzana, privoarzanu (privırzan, privırzana, privırzano): bağlı, bağlanmış

prîyada: katık, ekmekle yenen yiyecek

priyède mi sa (priyade mi se): bir şey yemek canı istemek, bir şey yiyesi gelmek

prizème (prizeme): zemin kat

prizèmen, prizèmna, prizèmnu (prizèmen, prizemna, prizemno): zemine ait, [prizèmen kat: zemin katı]

priznàvem, priznaye (priznavam, priznaya):1) itiraf etmek, saklamamak, gizlememek 2)kabul etmek, tanımak, saymak 3) takdir etmek

prizuvavam, prizuva (prizovavam, prizova): çağırmak, davet etmek

problem, prublem (problem): problem

proçka (prıçka): çubuk

prodam, proda (prodavam): satmak. (prudam) Bak: prodavam

profukal (izharçil izvednıj, lekomisleno, propilyal): israf etmek, boşuna harcamak

progima, prögima, progûma,próyima, proyma (bt) (zakuska): kahvaltı (yunanca proino: proy)

progròbem, progròbe: mezara koymak

progrobil, -a, -u (): mezara konulmuş, gömülmüş

pròlet (prolet): ilkbahar

prolet pukna: bahar patlamak, bahar gelmek

prolètka (naprolet): ilkbaharda

prolez (myasto za preminavane na plet): çitin geçiş yeri

promèna, ç;promeni (promyana): değişiklik

promenem sa, promene sa (promenyam se, promenya se): değişmek

promenem, promene (promenyam, promenya): değiştirmek

promenlif, promenliva, promenlivu (promenliv, promenliva, promenlivo): kolay değişen, değişken

prorev /proryaf (dumka v plevnyata): samanlıkta ot alınan yer

prosalmil (razligavil, razşlevil): nazlı, salınarak yürüyen, bak prisalmil

prosekine (prosyak): dilenci

prostor: ?

proştavam (proştavam): affetmek

prot (prıt): çubuk

protsevka: pantalon altındaki yarık

prova (proba, repetitsiya): prova

provadam, provòdem, provòde (provojdam, provodya): yollamak, göndermek

provèdem, provède (provejdam, proveda): geçirmek, yürütmek, sevketmek, yapmak, yerine getirmek

prudàvam sa, pròdam sa (prodavam se, prodam se): satılmak

prudàvam, pròdam (prodavam, prodam): satmak

prudotin (razsipnik, piyanitsa): savurgan, ayyaş

prudûmam, prudûma (produmvam, produma): konuşmaya başlamak

prudupçam, prudupça (produpçavam, produpça): delik açmak, delmek

prukoasam, prukoasna (prokısvam, prokısna): yırtmak

prumùşam sa, prumùşa sa (promuşvam se, promuşa se): sokulmak

prumùşam, prumùşa (promuşvam, promuşa): şişlemek, saplamak, sokmak

prupùskam (propuskam): yol vermek, izin vermek, bırakmak, geçirmek, kaçırmak

prusoahvam, prusoahna (prosıhvam, prosıhna): biraz kurumak

prustîram sa, prustra sa (prostiram se, prostra se): yayılmak, gerilmek, uzanmak

prustîram, prustra (prostiram, prostra): yaymak, sermek, germek, uzatmak

psuvam, psovam (psuvam): sövmek, küfretmek

psuvna, psovna (psuvna): sövme, küfür

pşenisa, pşinisa (pşenitsa): buğday

pu pate (po pıtya): yola (koyulmak)

pu, po (po): ile, yoluyla, dolayı, için, -den, -de, üzerine

pubarkan, -a, -u: çıldırmış, korkmuş. (puboarkanu)

pubàve (pobavyam, pobavya): oyalamak

pubeagam, pubeagna (pobyagam, pobyagna): kaçmak

pubiyem, pubiye (pobivam, pobiya): çakmak

puboarjem ( pobırzam, pobırzam): acele etmek

puboarkam (pobırkvam, pobırzam): karıştırmak, engel olmak

puboarkam sa (pobırkvam se, pobırzam se): karışmak, çıldırmak, altüst olmak

pubùtam, pubutna (pobutvam, pobutna): hafifçe itmak, dürtmek

puçàkam (poçakvam, poçakam): biraz beklemek

puçervenèyem, puçerveneye (poçervenyavam, poçerveneya): kızarmak

puçèsam, puçèşa (poçesvam, poçeşa): kaşımak

puçistem, puçiste (poçistvam, poçistya): temizlemek

puçoarnem, puçoarne (poçernyam, poçernya): karartmak, karalamak

puçoarnèyem, puçoarneye (poçernyavam, poçerneya): kararmak, siyahlaşmak

puçüdem sa, puçüde sa (poçudvam se, poçudya se): po. düşünmek, bg. hayret etmek, şaşmak

pudavam, pudam (podavam, podam): el ile uzatmak, vermek, sunmak

pudbeagam, pudbeagna (podbyagam, podbyagna): koşmak, kaçmak

pudbîram, pudbîra (podbiram, podbera): seçmek

pudigam sa, pudigna sa (podigam se, podigna se): kalkmak, doğrulmak

pudigam, pudigna (podigam, podigna): biraz kaldırmak

pudigam, pudigna (podigam, podigna): kaldırmak, biraz kaldırmak

pudigrayem, pudigraye (podigravam, podigraya): alay etmek, alaya almak, eğlenmek

pudkiselèyem, pudkiselèye (podkiselyavam, podkiselya): ekşilemek

pudkoasem, pudkoase (podkısyavam, podkısya): biraz kısaltmak

pudkvàsem sa, pudkvàse sa (podkvasvam se, podkvasya se): mayalanmak

 

pudkvàsem, pudkvàse (podkvasvam, podkvasya): mayalamak

pudmivane (podmivane): yıkama, yıkayış

pudseka (podsiçam, podseka): alttan kesmek

pudsmîvam sa, pusmeye sa (podsmivam se, podsmeya se): alay etmek, alaycı gülümsemek

pudùham, puduhna (poduhvam, poduham, poduhna): biraz üflemek

pudunésa, puduneasa (podonesa): biraz getirmek

pudùyem sa, puduye sa (poduvam se, poduya se): şişmek, kabarmak

pufalil: şişmiş, şişmanlamış

pufka: şişman kadın

pufkalo (): arı kovanına duman püskürtme cihazı

pufkam (udryam, puşa): vurmak, sigara tüttürmek

puglöa: bakış, bakma

puglöannam sa, puglöanna sa (poglejdam se, pogledna se): bakınmak, kendine bakmak

puglöannam, puglöanna (poglejdam, pogledna): bakmak

pugoalnem, pugoalna (poglıtvam, poglıtna): yutmak

pugrèbam, pugrèba (pogrebvam, pogreba): gömmek

pugrèyem, pugreye (pogryavam, pogreya): ısıtmak

pugroznèyem, pugrozneye (pogroznyavam, pogrozneya): çirkinleşmek

puhlapem /puhlapyam (pohlupvam): ?

puhòde (pohodya): biraz yürümek

puhòdem (pohodvam): arasıra yürümek

puigràyem, puigraye (poigravam, poigraya): biraz oynamak

puisçeakam (poizçakvam, poizçakam): biraz beklemek

puiskam, puiska (poiskvam, poiskam): istemek

puistîna (poiztivam, poiztina): biraz soğumak

puk (pık): yine

pukàçem sa, pukaçe sa (pokaçvam se, pokaça se): yükselmek, bindirmek

pukàçem, pukàçe (pokaçvam, pokaça): yükseltmek, bindirmek

pukam (pukam): çatlatmak

pukam sa (pukam se): çatlamak

pukànem, pukàne (pokanvam, pokanya): çağırmak

pukanitsi (pukanki): patlamış mısır

púkanye (bt): çekim

pukàpem, pukàpe (pokapvam, pokapya): biraz damlamak, damlatmak

pukaşlem, pukaşle (pokaşlyam, pokaşlya): biraz öksürmek

pukàzam sa, pukàje sa (pokazvam se, pokaja se): görünmek

pukàzam, pukàje (pokazvam, pokaje): göstermek, işaret etmek

pukîsam, pukisna (pokisvam, pokisna): suya batırmak, ıslatmak

puklàtem, puklate (poklatvam, poklatya): yerinden oynatmak, az kımıldatmak

puknalév / puknaleaf (loş, proklet, vreden): patlayasıca, kötü

puknatu (puknat, puknata, puknatu): çatlak

púknavom (bt): f. ateş etmek

puknitsa (tormoz, pritesnenie): rahatsızlık

pukray (pokray): yanından, dolayında, ile beraber, -nin yanı sıra

pukrîyem, pukriye (pokrivam, pokriya): örtmek, sarmak, kapamak, kaplamak

pukvam sa, pukna sa (pukvam se, pukna se): çatlamak, öfkelenmek

pukvam, pukna (pukvam, pukna): çatlatmak, gebermek, ölmek, hiddetlenmek, kızmak

pul (pul): pul, düğme

pulatka: henüz yumurtlamamış genç tavuk

pulegnal (polegnal, polegnala, polegnalo): yatmış, yanlanmış, yana yatmış

pulitik (politik): politik

pulitika (politika): politika

pulni, poalni (pılno): biraz

pulnik: bir içimlik, bir yudum, bir ölçek dolusu

pulôçka (po-bavniçko): birazcık yavaş

puludèyem, puludèye (poludyavam, poludeya): deli olmak, delirmek

pulvina (polovin, polovina, polovino): yarım, yarısı

pumeatam sa, pumètna sa (pomyatam se, pometna se): vazgeçmek

pumèstam, pumèste (pomestvam, pomestya): yerini değiştirmek

pumètam, pumèta (pomitam, pometa): biraz süpürmek

pumilvam (pomilvam): okşamak

pumoaçem sa, pumoaçe sa (pomıçvam se, pomıça se): zorlanmak, gayret etmek, çalışmak

pumoaçem, pumoaçe (pomıçvam, pomıça): biraz zorlamak, gayret etmek, üzmek

pumoagam, pumoagna (pomagam, pomogna): yardım etmek

pumòlem sa, pumòle sa (pomolvam se, pomolya se): yalvarmak, rica etmek, dua etmek

pumòlem, pumòle (pomolvam, pomolya): biraz yalvarmak, rica etmek

pumpalitsa (pılniçka, apetitne jena): iştahlı kadın

pungé, pungya: küçük kese, tütün kesesi, cüzdan

punidelnik (ponedelnik): pazartesi

punòsem, punòse (ponosvam, ponozya): bazen taşımak, giymek

pupàdam, pupàdna (popadam, popadna): düşmek, isabet etmek

pupàrem, pupàre (poparvam, poparva): sıcak su ile haşlamak

pupaz, pupàzin: papaz

pupelka (sedyanka, tlaka) :

puperka (çuşka): biber, bak: piperka

pupitam (popitvam, popitam): soruşturmak

pupitvam, pupitam (popitvam, popitam): sormak

pupîyem, pupîye (popivam, popiya): emmek, içirmek

pupiyem, pupiyna (popiyvam, popiyna): biraz içmek

puplitam, popleta (poplitam, popleta): biraz örmek

pupun (kamık): kaya, taş

purastem, puraste (porastvam, porasta): büyümek, boy atmak

purazhodem, purazhode (porazhojdam, porazhodya): biraz gezdirmek

pureazam, pureaja (poryazvam, poreja): kesmek

purîtam (poritvam, poritam): poritvam, poritam): arasıra tekmelemek

purtúe (bt): bagaj

purtukal, partikal, portukal (portokal): portakal

puseavam, puseye (posyavam, posya): tohum ekmek

púska(bt): kurşun

puskam, puska, pusna (puskam, puştam, pusna): bırakmak, salmak, salıvermek, koyuvermek.

puslàham (postilam): döşemek, yaymak

pusnuvam (premestvam): kaldırmak

pusram, pusra: sıçmak

pusred, pusredè (posred): ortada, ortasında

pusreştam, pusreştna (posreştam, posreştna): karşılamak (pusreşna)

pust, pusta, pusto, (pust, pusta, pusto): ıssız, tenha

pusta dano si: lanet olasıca

pustal, pustala, pustàlu (postal, postala, postalo): zayıf, sıska

pustareavam, pustareye (podstaryavam, podstarya): ihtiyarlatmak

pustàvem, pustàve (postavyam, postavya): koymak, yerleştirmek

puste: ?

pustèla (postelya): yatak

pustélem (postelyam): sermek

pustèlem, pustèle (postilam, postelya): yaymak, döşeme sermek

pustelka (postelka): minder, yaygı, döşek

pustiçki: lanet olasıca, ıssız olasıca

pustoapem, pustoape (postıpvam, postıpya): davranmak, hareket etmek

pustosva (hoka, rugae): azarlamak, kınamak,

pustovski startsi (kukeri): Kukeri maskelileri

pusulka (belejçitsa): pusula, yazılı not

pùşa (puşa): tüttürmek, sigara içmek, tütmek,

pùşen, puşena, puşenu (puşen, puşena, puşeno): tütsülü

puşèpem, puşèpna (poşepvam, poşepna): fısıldamak

puşilka (puşek, dim): duman

puşiyem, puşiye (poşivam, poşiya): biraz dikiş dikmek, arasıra dikiş dikmek

puşka (puşka): tüfek

puşka sedeflu: sedefli tüfek

puştàmem sa (kriya se, spotayvam se): gizlenmek, susmak

puştina: laf dinlemez

puşvam, puşna (puşvam, puşna): tüfekle ateş etmek

putboarnem, pudboarne, putboarna: dudaklarını sallamak, suratını asmak

putbre sa: sırtını dayamak, yaslanmak

putforlém (podhvırlyam): atmak, laf atmak

putiskam, putisna (potiskam, potisna): sıkıştırmak, bastırmak, baskı altında tutmak, eziyet etmek

putisnatu (potisnat, potisnata, potisnato): baskı altında

putka: dişilik organı

putkisnem, putkisna (): hamur mayalanmak

putplàşe, putplaşna (podplaşvam, podplaşna): korkutmak

putplàşem sa, putplaşna sa (podplaşvam se, podplaşna se): ürkmek, korkmak

putrèsam sa, putrèsa sa (potresvam se, potresa se): sarsılmak, hayret içinde kalmak / deprem olmak

putrèsam, putrèsa (potresvam, potresa): korkutmak, sarsmak, titretmek

putrèsen (potresen, putresna, putresno): dehşet verici, sarsıcı

putroasem (potırsvam): aramak

putroasem, putroase (potırsvam, potırsya): aramak

putròşem, putròşa (potroşavam, potroşa): parçalamak

putsmivam sa, putsmiva sa (): alay edilmek, gülünmek

putsmivam, putsmiva (): alay etmek

putsùnam, putsuna (): kaymak

putsunil, -a, -u (): kaygan

puvikam (povikvam, povikam): seslenmek, haykırmak

puviyem, puviye (povivam, poviya): kundaklamak

puyak: hindi

Puyakufsi: Pomak soy ismi

puznat (poznat, poznata, poznato): bilinmiş, tanınmış, tanınan, bilinen

puznàyem (poznavam): 1. anlamak, ayırt etmek, 2. tanımak, bilmek

püplüvam, püplüye (): bak. poplüyem

püsküvüt: bisküvi

R

ra (ey, ti): ey, sen

rábata (bt)(rabota): çalışma

raboş, rabuş: bir sözleşmenin yazıldığı tahta parçası

ràbuta (rabota): iş

ràbutan, rabutna, rabutnu, ç: rabutni (raboten, rabotna, rabotno): işe mahsus, işe ait

ràbutem (rabotya): çalışmak

rabutnu (trudolyubiv): çalışkan

ràça (iskam): istemek

raçinka, raçinki (ç) (rıçinki, rıçiçki (ç)) : elceğiz

ràdam sa, rudiye sa (rajdam se, rodya se): doğmak, sebep olmak, yaratılmak, bitmek, yetişmek

ràdam, rudiye (rajdam, rodya): doğurmak, yavrulamak, meyva vermek, sebep olmak, yaratmak

radan: bak rudan

rádanie, rátsdanie (bt): doğum

radivo: bak radyo

radvam (radvam): sevindirmek

radvam sa (radvam se): sevinmek, memnun olmak

radyo, radyu (radyo): radyo

raf (raft): raf

ràfal (otpusnat): gevşemiş, gevşek

rahat (rahat): rahat

rahateasam sa (rahatyasvam): rahatlamak

rahlo: gevşek (razhlabvam fiilinden)

rahlöa: rahle

rahuçka (partsal): bez parçası

Raif, Raifa, Raifu: Raif (öa)

rajdá (rıjda): pas

Rajep, Reco, Réjo, Cépe, Cepo: Recep (öa)

ràka (): el, kol

rakáv (bt): kol

rakàvisa, rakávnitsa, rakavnisa (rıkavitsa): eldiven

rakiye (rakiya): rakı

ràlisa (ralitsa): saban demiri

ràlu (ralo): saban

Ramadan, Dàno: Ramazan

ramazan, ramadan (ramazan): ramazan ayı

Rame, Rameyka: Rahmie (öa)

rametliye, rahmetliye: rahmetli, ölmüş kimse

Ramkufsi: Pomak soy ismi

ràmu, ràme (ç) (ramo): omuz

Ramzina: Ramize (öa)

ràna (rana): yara

rànen, ranena, raneno (ranen, ranena, raneno): yaralı

rànen, ranna, rannu (ranen, ranna, ranno): erken, turfanda

ranèvam sa, ranè sa (ranyavam se, ranya se): yaralanmak, kendini yaralamak

ranèvam, ranè (ranyavam, ranya): yaralamak

raniçko: erken

ranko (rano): erken, erkenden

rànu (ran, ràna, ràno): erken

rànu (rano): erkenden, erkence, erken

rásada (bt) (rastenie): bitki

rasfórnenik (bt) (raztoçitelstvo)): israf

raskórşavanie (bt): sırt çantası

rasoardem sa, rasoarse sa (razsırdvam se, razsırdya se): kızmak, öfkelenmek, darılmak.

rástem (bt), raste, rasna (rasta, rasna): büyümek, boy atmak, gelişmek

rastoarçem sa, raztoarçe sa (raztırçavam se, raztırça se): koşuşturmaya başlamak

raşdèl, -a, -u (rıjdyasal): paslı (rıjdyasvam fiilinden)

raşdèlem sa, raşdelna sa (rıjdyasvam se): paslanmak

raşètu (reşeto): kalbur

Raşit, Raşite: Raşit (öa)

raşnitsa (rıçna melnitsa): el değirmeni

ratayçe: ?

ràve (jivot): hayat, ömür, yaşam

ravem (jiveya): yaşamak

raven, ravna, ravnu (raven, ravna, ravno): düz, düzgün, eş, eşit, denk

ravneavam sa, ravneye sa (ravnyavam se, ravnya se): eşitlenmek, aynı hizaya gelmek

ravneavam, ravneye (ravnyavam, ravnya): düzlemek, düzeltmek, eşitlemek

ravnina (ravnina): ova

ravnişte (ravnişte): düzlük, düzey

ravnu (ravno): düzgün, eşit, beraber

razbarçina: ?

razbiram sa, razbera sa (razbiram se, razbera se): uyuşmak, anlaşmak

razbiram, razbera (razbiram, razbera): anlamak, farkına varmak

razboarkvam, razboarkam (razbırkvam, razbırkam): karıştırmak, bulandırmak

razboy (stan): ?

razbranu (razbran, razbrana, razbrano): anlaşılır

razbranu (razbrano):anlaşılır biçimde

razbudem / razbúdom (bt) (razbujdam): uyandırmak

razbudem se, razbude se (razbujdam se, razbudya se): uyanmak

razbudem, razbude (razbujdam, razbudya): uyandırmak.

razbudén (buden): uyanık

razbuleal, -a, -u (razbolyal, -a, -o): hastalanmış

razbuleyem, razbuleye (razbolyavam, razboleya): hasta olmak

razbulvam (razbulvam): çıkarmak

razçepeyno: yavaş kadın

razçeşam (razçesvam): f. dalgalanmak

razçetalem, razçetalyam (razklonyavam): f. çatallanmak

razçokva (razçupvam): bölmek, parçalamak, ara vermek

razçopeno: bölünmüş, parçalanmış

razdàvam, razdam (razdavam, razdam): hepsini vermek, dağıtmak

razdèle (razdelya): ayrılık

razdèlem sa, razdèle sa (razdelyam se, razdelya se): ayrılmak, bölünmek.

razdèlem, razdèle (razdelyam, razdelya): ayırmak, bölmek

razdelen, -a, -u (razdelen, -a, -o): (s) ayrılmış

razderem sa, razderè sa (razdiram se, razdera se): yırtılmak, parçalanmak

razderem, razdere (razdiram, razdera): yırtmak, paralamak.

razdigam, razdigna (razdigam, razdigna): kaldırmak

razdoarpem (razdırpvam, razdırpam): çekiştirmek, kapışmak, yağma etmek

razdranu (razdran, razdrana, razdrano): yırtık

razdrobem sa, razdrobe sa (razdrobyavam se, razdrobya se): parçalanmak, ufalanmak

razdrobem, razdrobe (razdrobyavam, razsdrobya): ufalamak, parça parça etmek

ràzen, razna, raznu, razni (ç) (razen, razna, razno): çeşitli, türlü

razfoarlen, razhvırliven (sopoliv): sümüklü (deyim)

razforlém (razhvırlyam): fırlatmak

razgivasvam (razhvırlyam): ?

razgledka (zanimavka): meşgale, meşguliyet

razguriyem sa, razguriye sa (razgaryam se, razgorya se): alevlenmek, tutuşmak, yanmak

razguriyem, razguriye (razgaryam, razgorya): alevlendirmek, tutuşturmak, yakmak

razhòdem sa, razhude sa (razhojdam se, razhodya se): gezinmek

razhòdem, razhude (razhojdam, razhodya): gezdirmek

razı (dovolen, sıglasen): razı

Razi som (bt): razıyım, kabul katılıyorum

razidam (razhodya): gitmek

razigràyem sa, razigraye sa (razigravam, razigraya se): oynamak, oyuna dalmak, titremek

razigràyem, razigraye (razigravam, razigraya): oynatmak

razjupvam (razçekvam) : parçalamak

razkàlem (razkalvam, razkalyam): çamurlatmak

razkàlem sa (razkalvam se, razkalyam se): çamurlanmak

razkàpem sa, razkape sa (razkapvam se, razkapya se): çürümek, çökmek, yıkılmak

razkaram (razkarvam, razkaram): götürmek, taşımak

razkaşlem sa (razkaşlyam se): şiddetle öksürmek

razkisam, razkisna (razkisvam, razkisna): ıslatmak

razkoartem, razkoarte (razkırtvam, razkırtya): koparıp çıkarmak

razkoasam (razkısvam, razkısam): yırtmak, parçalamak

razkriyem sa, razkriye sa (razkrivam se, razkriya se): açılmak, meydana çıkmak

razkriyem, razkriye (razkrivam, razkriya): açmak, meydana çıkarmak, açıklamak, çözmek

razkupàyem, razkupàye (razkopavam, razkopaya): etrafını kazmak, kazıp açmak

razkùpe (razkupya): hepsini satın almak

razkùsam sa (razkutsvam se, razkutsam se): topallamak

razleditsa: ?

razlikat (razliçen): farklı, değişik

razmèna (razmenya): değişiklik, değiş tokuş

razmènem, razmène (razmenyam, razmenya): değiştirmek

razmıtvam, razmıta (razmoatem, razmoate): bulandırmak

razmoardam (razmırdvam, razmırdam): kımıldatmak, kıpırdatmak

razmoardam sa (razmırdam se): kımıldanmak

razmoate sa (razmıtya se): bulanmak

razmöakam sa, razmöakna sa (razmekvam se, razmekna se): yumuşamak, cıvıklaşmak

razmutàyem, razmutàye (razmotavam, razmotaya): dolaşmış bir şeyi çözmek

raznèsam sa, raznesa sa (raznasyam se, rasnesa se): dağılmak, yayılmak

raznèsam, raznesa (raznasyam, raznesa): götürmek, taşımak

razni (razni): çeşitli, türlü

raznisam (izrazhodvam, harça): (po) harcamak

raznîsam (raznisam): götürmek

raznîzam, raznija (raznizvam, raznija): diziden çıkarmak

razpàlem sa, razpàle sa (razpalvam se, razpalya se): alevlenmek

razpàlem, razpàle (razpalvam, razpalya): alevlendirmek

razpàsem, razpàşa (razpasvam, raspaşa): kuşağı çözmek, kuşaktan çıkarmak

razpènam sa, razpene sa (razpenvam se, razpenya se): köpürmek

razpènam, razpene (razpenvam, razpenya): köpürtmek

razpèyem sa, razpeyè sa (razpyavam se, razpeya se): şarkı söylemek, ötüşmek

razpinam (razpıvam): germek

razpitam (razpitvam, razpitam): sormak, soruşturmak, sorgulamak

razplàkam sa, razplaçe sa (razplakvam se, razplaça se): ağlamaya başlamak, ağlamak

razplàkam, razplaçe (razplakvam, razplaça): ağlatmak

razplàkanu (razplakan, razplakana, razplakano): ağlatılmış, gözü yaşlı

razplàte (razplata): ödeşme, hesaplaşma

razplatem sa, razplate sa (razplaştam se, razplatya se): hesaplarını ödemek

razplatem, razplate (razplaştam, razplatya): ödemek, borç ödemek

razplitam sa, razpleta sa (razplitam se, razpleta se): çözülmek, sökülmek

razplitam, razpleta (razplitam, razpleta):örgüyü çözmek

razplojdam (razrejdam): inceltmek, azaltmak

razpoadem, razpoade (razpıjdam, razpıdya): kovmak, defetmek

razpoaşkam sa (razpışkvam se, razpışkam se): inlemek

razpràvem, razpràve (razpravyam, razpravya): 1) anlatmak, söylemek 2) bozmak

razpujilok: aynısı

razpùkam sa, razpukna sa (razpukvam se, razpukam se, razpukna se): yarılmak, çatlamak, çiçekler patlamak

razpùkam, razpukna (razpukvam, razpukam, razpukna): yarmak, çatlatmak, patlamak

razpukvam (razpukvam, priçinyavam stradanie): acı vermek

razpuskam sa, raspusna sa (razpuskam se, razpuştam se, raspusna se): kendini koyuvermek, disiplini terketmek, gevşemek, işine bakmamak

razpuskam, razpusna (razpuskam, razpuştam, raspusna): salıvermek, koyvermek, salmak, izin vermek

razrèvam se, razrevè sa (razrevavam se, razreva se): bağırmaya ağlamaya başlamak, ulumak

razrîtam (razritvam, razritam): tekmelemek, çifte atmak

razrîtam sa (razritvam se, razritam se): tekmelemek, biriyle kavga etmek

razrovem, razrove (razravyam, razrobya ): eşelemek, kazıp oymak

razsadya: fidan olmak, fidan gibi yetişmek, bitki bitmek

razsahaçka: çatal

razsiçam, razseka (razsiçam, razseka): biçmek

razsîpam, razsipe (razsipvam, razsipya): dökmek, boşaltmak

razsoardam, razsoarde / rasoardem, rasoarde (razsırdvam, razsırdya): kızdırmak, öfkelendirmek

razsurka: ?

razsurnat: ?

raztàpem sa, rastupe sa (raztapyam se, raztopya se): erimek

raztàpem, rastupe (raztapyam, raztopya): eritmek

raztojvam (raztıjvam): inlemek

raztri sa (razmina se): f. yanından geçmek

raztrosen, -sna: ?

raztupam sa (raztupvam se, raztupam se): şiddetle çarpmaya başlamak

raztupèyem sa, rastupè sa (raztopyavam se, rastopya se): erimek

raztupèyem, rastupè (raztopyavam, rastopya): eritmek

razturam sa, razture sa (razturvam se, razturya se): bozulmak, yıkılmak, dağılmak, kaldırılmak

razturam, razture (razturvam, razturya): sermek, paylaştırmak, yıkmak, bozmak

razturenu (razturen, razturena, raztureno): yıkılmış, bozulmuş, feshedilmiş, perişan, dağınık

razturiya (jena s leko povedenie): hafif davranışlı kadın

razturyam: bırakmak, bitirmek

raztvarem (raztvaryam): ?

razustavem sa, razustave sa (razvejdam se): boşanmak

razustavem, razustave (): boşamak

razustavil, -a, -u: boşanmış

razvàle (razvala): bozulma

razvalem sa, razvale sa (razvalyam se, razvalya se): bozulmak, yıkılmak

razvàlem, razvàle (razvalyam, razvalya): bozmak, yıkmak

razvalen, -a, -u, (ç) -i) (razvalen, -a, -o): (s) bozuk, yıkık

razvàrem, razvàre (razvaryavam, razvarya): kaynatmak

razvedem se, razvede se (razvedem se, razveda se): boşanmak

razvedem, razvede (razvejdam, razveda): boşatmak

razvèdem, razvedè (razvejdam, razveda): gezdirmek

razvitu (razvit, razvita, razvito): çözülmüş, sökülmüş, açılmış, gelişmiş

razvivam se, razviye se (razvivam se, razviya se): açılmak, çözülmek, gelişmek

razvivam, razviye (razvivam, razviya): sarılı şeyi açmak, çözmek, paket açmak, yumak çözmek, geliştirmek

razvoarnam, razvoarna (razvırnam, razvırna): geri dönmek

razvoartam sa, razvoarteye sa (razvırtyavam se, razvırtam se, razvırtya se): döndürülmek, savrulmak

razvoartam, razvoarteye (razvırtyavam, razvırtam, razvırtya): çevirmek, vida vs sökmek, savurmak

razvoarzam sa (razvırzvam se): çözülmek

razvoarzam, razvoarza (razvrızvam, razvırzvam, razvırja): çözmek

razyedka (predyastie, meze): iştah açıcı, aperitif, meze

re, rie: be

Reco: Recep (öa)

reçka (bt): kelime

reçnik (reçnik): sözlük

red (red): sıra, dizi

rèdçiş: seyrek, arasıra

redè (redya): sıralamak, düzeltmek

redè sa (redya se): sıralanmak, düzeltilmek

rèden, redna, redno (reden, redna, redno): doğru, düzene uygun

redîsa (reditsa): sıra, dizi, saf

rèdku (ryadko): seyrek

régmava: ısıtıcı

reja uşi: kulağı kesik anlamında bir lakap

rèje (reja): biçmek, kesmek

rèjem, rèjna (ryazvam, ryazna): kesmek

Réjo: Recep (öa)

réjom (bt) (reja): kesmek

rekà (rekà): demek, söylemek

rèka, (ç) rekà (rekà): dere, akarsu

rémen (bt), remin: kemer, deri kayış

Remzina: Remziye (öa)

rençber, reşbér: bak reşbèrin

rendosvam (rendosvam): rendelemek

renk (bt): renk

répanda / ryapanda (zvıçna prıdnya): sesli osuruk

resilka: kuzu çevirmenin içine konan pilav ve ciğer karışımı

resîm (snimka): resim

Resulufsi: Pomak soy ismi

reşà (reşa): taramak

reşà sa (reşa se): taranmak

reşbèrin (zemedelets, fermer): rençber

rétiş / ryatiş, rétçiş / ryatçiş (ryadko): nadir, seyrek

retku (): sulu

rev (rev): feryat, figan, uğuldama, gürleme

revè (reva): feryat etmek, yüksek sesle ağlamak, böğürmek, anırmak

rezillik (posramyavane): rezillik

rıbanik, roabanik (ogrizka): ?

rıbanitsa, roabanitsa : ?

rızalok: rızalık, razı olmak

rîba, rîbi (ç) (riba): balık

ribki (ç): balıklar

rîgan: Origanum ?

rilkam (skaçam): ?

ripam, ripna (ripvam, ripna): sıçramak, atlamak, hoplamak

rîtam (ritam, rita): tekme atmak, tepmek

ritam, ritna (ritvam, ritna): tekmelemek

rîza (riza): gömlek

riza çubuklu: çubuklu gömlek

rizçitsa çubikliena: çubuklu elbisecik

rizçitsa: gömlek, elbise

roabem sa, roaba sa (): kemirilmek

roabem, roaba (): kemirmek

roada (): ağıt

roadem sa, roada (): ağıt söylenmek

roadem, roada (): ağıt söylemek, matem yapmak

roaka, roka, rakà (rıka): el, kol, avuç

rod (rod): soy, cins, nesil, sülale, akraba, aile

roda (rajdane): (po) doğum

rodan, rodna, -nu (roden, rodna, -no): öz, yurt, halk, yerli

roden, -dna, -dnu (roden, rodena, -dno): doğmuş

rodnina (): (bak) runnina

rodop, rodopa, rodopi (ç) (rodopa): rodop

rodopçan, -a, -u, rodopçani (ç) (rodopçan, -a, -o): rodoplu

rodopska pitsa: Rodop pizası. Kaçamak üzerine piza malzemesi konur.

rodopska planina (): rodop dağları

rog, rogve (ç) (rog): boynuz

rogçe (rogçe): boynuzcuk

Rohlyovi: Pomak soy ismi

rôj, roş, roaş (rıj): çavdar

rojba (): evlat

rojdilnitsa, rujdilnisa (rodilka): doğum yapan kadın

romòne (romonya): hafif sesle konuşmak, fısıldamak

ropa: kış mevsimi bitkileri

ropka (yama, zemlyanka): çukur, ağaç kütüğünden tekne

rositsa: çisenti, meltem

rosna kitka: ?

roşan, roşna, roşnu / roaşan, roaşna, -nu (rıjen, rıjena, -no): çavdardan, çavdarlı, çavdar (şeyi)

ròve (rovya): eşmek, eşelemek

roykam (razvalyam, razprıskvam): ?

roynam plitki: ip eğirmek, ip bükmek

roynam: ?

roynato (razpilyano, razhvırlyano): fırlak, fırlamış

rùba (roba): çeyizlik elbiseler, çeyiz

ruba bayremska: bayramlık elbise

ruba nosem: elbise giymek

ruçilo : ?

ruçok (): kahvaltı

rudan (çekrık, rodan): çıkrık

rudeye sa (rodeya se): akraba olmak

rudilen, -lna, -lnu (rodilen, -lna, -lno): doğuma ait, doğum, doğurma

rudilka (rodilka): loğusa

rudina (rodina): yurt, vatan

rudiye: (bak) rada

rugàtu (rogat, rogata, rogato): boynuzlu

ruguvène, -u (): boynuzlu

ruhalniçek (partsalena çerga) :paçavra kilim

ruhalnik: eski kilim, paçavra

ruho: bez parçası

ruhtse: küçük bez parçası

rujdelka (): loğusa kadın

rùkam, rùkna (rukvam, rukna): pomakça bağırmak, bulgarca dalmak, ateş almak, fışkırmak

rukam, rukom (bt) (vikam): haykırmak, bağırmak

rukot sa rukam: bağırış bağırmak

rumune (romonya): şırıldamak, mırıldanmak

runnina (rodnina): akraba

rup: terzi ölçü birimi, 1 rup= 8 cm

rupove: metal düğmeler

rus, rusa, sura, rusi (ç) (rus, rusa, ruso): sarışın, kumral

rusà (rosà): çiy, serpinti

rusa devoyka: sarı kız

rùsan, rusna, rusnu (rosen, rosna, rosno): çiy ile örtülü, nemli

rusè (rosya): çiğ düşmek, serpiştirmek, çiselemek

Ruskuvi: Pomak soy ismi

ruspajilok (razvrat): ?

Ruşenuski: Pomak soy ismi

S

saan: bak sahan

sabah (sutrin): sabah

sabah ildızı, sabahna zvezda: sabah yıldızı

sabàhan: sabah, sabahleyin

sabahlen (sutrinta): sabahleyin

sabahna namaz: sabah namaz

sabàlem (sutrin): sabahleyin

sabárem, sabaré (sıbaryam): atmak

sabe: kılıç, kama

sabır (tırpenie): sabır

sabırliye (tırpeliv): sabırlı

sabırsızin (netırpeliv): sabırsız

sabira (sbiram, sıbiram): biriktirmek

sabori sa (zaborya se): güreşmek

Sabrina, Sibirina, Birina: Sabriye (öa)

Sabrivisa: Sabri’nin karısı

sabude sa (sıbujdam se): uyanmak

sabudem (sıbujdam): uyandırmak

saç (Natrieva osnova): kostik maddesi

saç (plosık glinen sıd za peçene): saç, köfte vs pişirmeye yarar saç

saçak, saçeak (naves, podslon): saçak

sadè (sadya): ekmek, dikmek, tohum atmak

sadıç: sağdıç

sadık: sadık

Sadıkvisa, Sadıkvu: Sadık’ın karısı

Sadifina: Sadife (öa)

Sadifinka: Sadifecik (küçültme şekli)

sadrala: yırtılmış

sadrazam: sadrazam

saf (çist, reditsa, glupav): 1-saf, temiz, 2-saf, sıra, 3- saf, aptal

Safie, Safina, Safe: Safiye (öa)

Safininki: Safiyegiller, Safiyeler

safte: softalar (medrese öğrencileri) suhte kelimesinden softa

saftenem: softalara, medrese öğrencilerine

Saftoaski: Pomak soy ismi

sahan, sahoan (sahan): sahan

sahat, sahate (ç) (ças, çasovnik): saat

sahatçîye (çasovnikar): saatçı

sahîp (gospodar): sahip, bak saybiya

sahne i vehne (s ahna i vahna): ah vah ile

sajek, sajeak (goreştina): sıcak

sajeyak: sacayak

saka (ey taka): böylece

sakàçam (skaçam, skoça): sıçramak, atlamak, zıplamak, hoplamak

sakajie (ribar): serpme ile balık avlayan balıkçı

sakaldisvam (pritesnyavam): sıkılmak, rahatsız olmak

sakandisvam (stıpisvam ): sakınmak

sakantiye (naprejenie): sıkıntı

sakàram (skarvam, skaram): darıltmak, iki kişinin arasını bozmak

sakàram sa (skarvam se, skaram se): bozuşmak, gücenmek, azarlamak, birbirine darılmak

sakàranu (skaran, skarana, skarano): kavgalı, dargın

sakatlok (telesna povreda, nepriyatnost): sakatlık, yaralanmak, uygunsuzluk

sakava (takava): böyle, böylesine

sakıldisvam (pritesniyavam, smuştavam): sıkılmak

sakın (nedey): sakın

Saki, Solyo: İsa (öa)

sakiva (takiva): böyle, bunun gibi

saklet, seklet, sıklet (vıtreşno iznerven): gerilim, sıklet, gerginlik

saksiye (saksiya): saksı

sakul, sakulka (golyam torba): çuval

sàl, sàla, sàlu (tsyal, tsyala, tsyalo): bütün, tam

sala (domaten sos): salça

sàla,salo (salata): salata

salàm (zdrav, yak): sağlam

salampurnik (otnesen): ?

salamuren, -a, -u, -i: salamura

sàlan-noaş (tsyala noşt): bütün gece

salanoa (salhana, kasapnitsa): salhane

salaş (skara, sergiya na kebapçeta, kûfteta): kebap, köfte pişirilen ızgara, sergi

sàlata (salata): salata

sàlça (saltsa): salça

salea rukam: sela verilmek

Salih, Sali: Salih (öa)

Salihovine sokatsi: Salihler’in sokağı

salkoam (salkım): po. salkım, bg. akasya

salmalok, salmalotsi (ç): kapris, naz, salmalık, nazlılık nazlanma, salınma, bak: salminka, salmiçka

salmen: ?

salmîna, salminka, salmiçka: nazlı, nazlıcağız

salmo, salmoa (ligla): nazlı

salòn (salon): salon

salònan (salònen): salona ait, salonun

 

salta sırmena: sırmalı salta

salta: kadın üst giysisi

saltamarka (saltamarka): kısa içi kürklü ceket, yelek

saltanàt (saltanat): saltanat

saltitsa kadifenka: kadife salta

sam (sam): şurası, şuraya, beriye

sam, sàma, sàmu (sam, sama, samo): yalnız, yalnız başına

sam, si, (y)e, sme, ste, sa (sım, si, e, sme, ste, sa): olmak şimdiki zaman [ben, sen, o, biz, siz, onlar]

Samalka: İsmail (öa)

samar (samar, sedlo): semer

samarciye (samarciya): semerci

samarciyski (samarciyski): semercinin, semerciye ait, semerci (şeyi)

samàzvam, samàja (smazvam, smaja): yağlamak

samiçak, samiçka, samiçku (samiçık): yalnız başına

sàmin (samin): yapayalnız

Sàmina: Samiye (öa)

samo (samo): ama, fakat, yalnız

sàmo, sàmu (samo): yalnız başına

sàm-samiçka (sam-samiçık): yapayalnız

sam-tam (sam-tam): oraya buraya [na sam na tam]

sàmutnu (samotno): tek başına olarak

sanceak, sanjak: sancak

sançôk: ?

sandardisva / sındardisva (izkarva izvın nervi, nepriyatno pritesnyava): usandırmak

sandardisvam, sandardisva (pritesnyavam): kaygılanmak (usandırmak ?)

sandık, sandoak, sanduk, sandusi (ç) (sandık): sandık

sandisvam (dotyaga mi): sanmak

sanduçe, sandıçe: küçük sandık, sandıkçık

Sanina: Saniye (öa)

sankim (kato çe li): sanki

Sankovi: Pomak soy ismi

Sànô, Sanço, Sanka: Hasan, bak Asan

santim (santim): santim

Sanuski: Pomak soy ismi

Sanvisa: Hasan’ın karısı

sap (drıjka, stılba): sap

sapuk (izvraten): sapık

sapùn (sapun):sabun

sapùnan (sapunen): sabundan, sabuna ait, sabun (şeyi)

sapunciye (sapundjiya): sabuncu

sapunisam (sapunisvam, sapunisam): sabunlamak

sara, saroa, sari (ç) (red, reduvane): sıra

saràç (saraç): saraç

saraçva halva: un helvası

Saraçvi: Pomak soy ismi, Saraçlar

saradan (podred): sıradan

saràf, saràfin (saraf, sarafin): sarraf, kuyumcu

saralok (lıjtenitsa): sarılık hastalığı

sarávanye (vyara): inanç

saray (saray, dvorets, palat): saray

sarayle (podred): sıra ile

sarbigaznika: bir tür otsu bitki

Sarbuvi: Pomak soy ismi

sarçumi (sıçmi): saçmalar, fişek saçması

sarditku (sırditko) alıngan, çabuk gücenen

sarditu (sardit, sardita, sardito): kızgın, öfkeli / gücenmiş, dargın, küskün

sarditu (sırdito): öfkeyle

sarhoş, sarahoş, serhoş, serhoşin (piyan): sarhoş

sarık, sarıtsi (ç) (sarık): sarık

sarma terlitse: sarma terlik, gümüşlü terlik

sarmoa, sarmi (ç) (sarma): sarma

sarnél: mantar

sarok (dılgo pravo dırvo): sırık

sarpika: bataklık otu

sarse (sırtse): kalp

sarvule (tsarvul, tsırvul): çarık

sas, sıs (s, sıs): ile, beraber

saseçen (): kesilmiş

sasnaa (s nas): bizimle

sasnegu, sasnéga (s, nego, s nega): onunla

sasnoaştan, sısnoaşna, sısnoaşnu (snoşten, snoştna, snoştno): dün akşamki

saspàdam, saspadna (spadam, spadna): azalmak, eksilmek, inmek, alçalmak

saşto (sışt, sışti, sışta, sışto): aynı, tıpkı

satır, satırin, satoar: satır (1-kesme aleti, 2-yazı satırı)

satlamo (çovek s nepravilna pohotka): yasadışı işler yapan kimse, kötü yolda

savoarna (zavırna): dönmek, döndürmek

savuk (mraz): a. soğuk

savuk (stud): soğuk

say dòlu: tam aşağıda

say: bu, asay

sàya (tazi): bu (dişil), bak asoy, asva

saya veçer (tazi veçer): bu akşam

saya, sayoa (saya): saya, ağıl

saya: kadın iç elbisesi

saybiya, saybiye (stopanin): sahip

saydoç (kumets): ?

Sayduno: Saide (hitap)

sàye (bozaya, suça): emmek

Sayit, Saitka: Sait (öa)

sayo (jenska draha): kadın elbisesi

saz (saz, trıstika): saz

sazdràve (sıs zdrave): sağlıcakla

sazmo: sızma, kapta soğumaya bırakılmış et yemeği

sbinisam (raznasyam ot sakatlık): ?

sbiram (sıbiram): toplamak

sblijem sa, sblije sa (sblijavam se, sblija se): yakınlaşmak, yaklaşmak

sblijem, sblije (sblijavam, sblija): yakınlaştırmak, yaklaştırmak

sboarkvam sa, sboarkam sa (sbırkvam se, sbırkam se): yanılmak, şaşırmak

sboarkvam, sboarkam (sbırkvam, sbırkam): karıştırmak, yanlış yapmak, şaşırmak

sbruçkén / sbruçkyan (sbrıçkan): kırışık, kurutulmuş

sbutam sa, sbutna sa (sbutvam se, sbutan se): itişmek

sbutam, sbutan (sbutvam, sbutna): dürtmek

sdélka / sdyalka (vızglavnitsa): yastık

sdrobvam: havanda dövmek, parçalamak

se, sa (se) kendi

sé, sya (sega): şimdi, şu anda

sèbe, sèbe si (sebe, sebe si): kendini, kendi kendi kendine, -m, -im

Sebiyuski: Pomak soy ismi

sèçen, seçena, seçenu (seçen, seçena, seçeno): kesilmiş

sedè (tsedya): süzmek

sedeflu: sedefli

sèdem (sedem): yedi

sèdem, sedna (syadam, sedna): oturmak

sèdemdèset (sedemdeset): yetmişyedi

sèdemdèset gudîşen, sedemdeset gudişna, sedem gudişnu (sedem godişen, sedem godişna, sedem godişno): yetmiş senelik, yetmiş yaşında

sèdemgudîşen (sedemgodişen): yedi senelik, yedi yaşında

sèdemustutin (sedemstotin): yediyüz

sedènka (sedyanka): eğlence gecesi, oturma gecesi

sedennadeset, sedemnayset: onyedi

sedilka, tsedilka: torba

sedka (tsedka): süzgeç

sedmi, sedma, sedmu (sedmi, sedma, sedmo): yedinci

sedminà (sedmina): yedi kişi

sédom (bt) (sedya): oturmak

sedyanka, sedenka (skuçen kupon): gece misafirliği, gece eğlencesi

see (bozaya): emmek

sefér, sefier, safier (pıt): sefer, defa

sefoa (ştastie): sefa

sefte, seftöa (za prıv pıt): siftah, ilk önce yapılan

segmal: sağmal koyun

seir, seyir (zrelişre): seyir, izleme

seka (seka): kesmek, yarmak, doğramak

sékade, sákade (navsyakıde): her yerde

sèkakva, sèkakvu (vsyakakıv, vsyakakva, vsyakakvo): her türlü

sèki, sèka, sèku (vseki, vsyaka, vsyako): her, herkes

sekís (osem): sekiz

sèkoy, fafsèkoy (vsyakoy): herkes

selçe (selçe): köycük

Sele: Selma (öa)

seléhlık / selyahlık (kojen poyas): silahlık, silah taşınan deri kemer

selém, seleam, selâm: selam

selemét, selemiet (spasenie): selamet

selen, selénin (selyanin): köylü

Selenik (Solun): Selanik

Selimçu: Selim (öa)

Selimusa: Selim’in karısı

sèlişte (selişte): meskun yer

Selminka: Selime (öa)

selski (selski): köyün, köye ait, köy (şeyi)

sèlu (selo): köy

sèlu: dikili, dikilmiş

selvíye (kiparis): selvi

sème (sème): tohum

semendrek: mısır vs. kurutma kulübesi

sèmenen, semenna, semennu (semenen, semenna, semenno): tohuma ait, tohumun

semio, seme (glupak): aptal, budala başı dönen koyun

semka (semka): çekirdek

senè (senya): gölgelemek

senét: senet

sènke, sénka (syanka): gölge

sènu (seno): çayır otu, kuru ot

Senyo: Hüseyin (öa)

sèra (): ağız sütü, ilk sütü

serbest, serbes (svoboden): serbest, ücretsiz

serdar: serdar

serdarovskoto konaçe: Serdaroğlu’nun konağı

Serdarovtsi: Pomak soy ismi

serdulinka (): ?

serè: sıçmak

sergiye (sergiya): sergi, gölgelik

serkme (mreja): serpme, balık ağı

sermiye, sermiya (kapital): sermaye

sersem (prostak): sersem

sert (lyut, zıl, izbuhliv, ostır): sert, acı, keskin, şiddet

sertlik (strogost): sertlik

ses (glas): ses

sestra, sestri (ç) (sestra): kızkardeş

sestrin (sestrin): kızkardeşin

sestrinski (sestrinski, sestrinska, sestrinsko): kızkardeşin

sestritsa: kızkardeşçik

séştom (bt)(seştam): hatırlamak

sètam sa, sète sa (seştam se, setya se): sezmek, farketmek, akla gelmek, anlamak

sètam, sète (seştam, setya): po. anlamak; bg. hissetmek, duymak

sètna, sètnu (seten, setna, setno): sonra, sonradan, son, sonuncu

sètre (setre): ceket

seva, ot seva: bu, bundan

sevap, savap (mitsva): sevap

sevda, sevdoa (sevda, lyubov): sevda, sevgi

sevdin: sevdam

sevditsa: sevgili

sevditse: sevdiceğim, sevdiğim

sevgilina: sevgili

seyaç: tohum ekiciler

sèydene: bugünlerde

sèye (seya): tohum ekmek, elemek, yaymak, saçmak

seykam se (pırzalyam se): ?

seymen, ç: seymene (strajari, pazaçi na konak, voynitsi ot eniçarskiya korpus): seymen, seymenler, konak muhafızları, yeniçeri ocağından askerler

seyvant (naves): odun deposu olarak kullanılan sundurma, saçak

sgadam sa (prigotvyam se, opravyam se): hazırlanmak

sgadam, sgajdam (prigotvyam, opravyam): hazırlamak

sgoropaleno (sıbleçeno): soyunmuş, çıplak. bak golugroplu

sgorpalvam- (sıbliçam): f. soyunmak, çıkarmak

sgrevam (zatoplyam, nagryavam): ısınmak

sgribam (bırzam): hızlı olmak, çabuk olmak

sgroçen (sbrıçkan): kırışık

sıbiram, sıbera (sbiram, sbera): toplamak

sıbleçam: elbiselerini çıkarmak, soyunmak

sıbuvam: çıkartmak

sıçak: saçak, odun kulübesi

sıdetinena (bremenna ): hamile

sıdev / sadef, sıdeva / sadeva (nasam): burada, buraya, bak: asadef

sıdrana: yırtık

sıfır (nula): sıfır

sıhat (zdrave): sıhhat

sıhatliye (zdrav, zdraven): sıhhatli

sıjijam (izgaryam, pregaryam neşto do pepel): yakmak, kül etmek

sıjulba (obelva): soymak, ayıklamak (fasulya vs)

sıkırınca, skrınca (stisnat): sıkı, eli sıkı

sıklet (iznerven, nespokoen): iç sıkıntısı

sıklet, saklet (bezpokoystvo): sıklet, rahatsızlık

sıkratenu (sıkraten, sıkratena, sıkrateno): kısa, kısaltılmış, azaltılmış

sılmen, salmen (ohlyuv): salyangoz

sılzi / salzi, soalzi: gözyaşları

sılzi ronvam: gözyaşı dökmek

sındardisva: ?

sıpinam (spıvam): tekere taş koymak

sırbogoz (priştiyavka, izlişno, neneobhodimo udovolstvie): ?

sırça (stıkleno parçentse): cam parçası, sırça

sırçan, sırçanka (metalen şiş): metal şiş

sırmeni çervitsi: sırmalı çevreler, örtüler

sırmeno (sırmeno): sırmalı

sırmoa: sırma

sıroa (red, reditsa): sıra

sırt (ogolen bair, vrıh) sırt, tepe

sısuna sa (svleçe se): ?

sıtmoa (malariya): sıtma

sıva (sva): bu

sıvdo /savdo, sevdo: sevda

sıvoa (gips): sıva

sıvoarşe: tamamlamak, işi bitirmek. bak: voarşe

sıznavam, sıznaye (sıznavam, sıznaya): farkına varmak, tanımak, anlamak

sızreavam, sızreye (sızryavam, sızreya): olgunlaşmak

si (si): kendi, kendine (fiillerle birlikte)

Sibirina: Sabriye (öa)

siçku (vsiçko): her şey

sidè (sedya): oturmak

sifun, tsifun (sifon): sifon

sigà, asiga (sega): şimdi, şimdilik

sîgançe (tsigançe): çingene çocuğu

sîganin (e), sîganka (d), tsigani (ç) (tsiganin, tsiganka): çingene

sîganski, -a, -u (tsiganski, -a, -o): çingenenin, çingeneye ait, çingene şeyi

sigàru, sigari (ç) (tsigara): sigara

sigaşne, asigaşne (segaşen, segaşna, segaşno): şimdiki

sijim, sicim (vrıv): sicim

siktirdosvam (praştam po dyavolite): sövmek, cehenneme göndermek, kovmak

sîla (sila): güç, kuvvet, takat, zor kullanım

silda: ?

silè (silya): zorlamak

silè sa (silya se): zorlanmak

sileah, siléh, sileaha (silyah): silah

sileahlık, siléhlık, seleahlık: deri kuşak, silahlık

siléhan si izpraznem: silahı boşaltmak

sîlen, silna, silnu (silen, silna, silno): kuvvetli, güçlü / etkili

silentiya (poroy): sağanak, şiddetli yağmur

silnu (silno): kuvvetle, şiddetle

silu: zorlukla

silûk (piyavitsa): sülük

sîlum, silom (trudno, edvam): zorla, kuvvetle, cebren,

silumka (trudno): zorlukla, zorla

simit (simit): simit

sin (çedo, galôvno): oğlan, sevgili

sin, sinove (ç) (sin): oğul, erkek evlat

sinama (kino): sinema

sincir (sindjir): zincir

sinçanen kûsteçek: zincirli köstek

sinço, sinçoa (sinçe): oğlum

sindik (kafez): kafes

sindûk / sindyuk: sümdük, yapışkan, yemeğin en güzel yerini başkalarından önce yiyen kimse

sindûrme, sindermio, sindirmio: sindirme, mıhlama. kaçamaka benzer, mısır unu, yağ ve peynirden yapılır.

sîne, sîno, sînu (sino): oğlum

sinek / sinyak (vid guşter): mavi renkli kertenkele türü

sinena volna: ?

sinevitsa (sençesto myasto): gölgede kaldığı için kar ve buzun erimediği yerler.

singûk, singyuk (lakomnik): sümdük, yapışkan, obur. bak sindûk

sinır, sinar, sinor (granitsa): sınır, tarlalar ve mülkler arasındaki sınır

sinir (nerven): sinirli

sinitsi (drebni gorski yagodi): küçük orman çileği

siniye, sinio / sinô (siniya): sini

sinko: oğlum

Sinkufsi: Pomak soy ismi

sinlet (leden): buzlu

sinolyu / sinolû (moy sin): oğlum, oğulcuğum

sinsar, tsintsar (stislio, skıpernik): simsar

sintse (mınista): boncuk dizisi, gerdanlık

sînu, sîni (ç) (sin, sinya, sinio): mavi

sinuven (sinoven, sinovna, sinovno): oğula ait, oğulun

sinuye (sineya): mavileşmek

sipka (şarka): model ?

sipvam sa, sîpam sa, sîpe sa (sipvam se, sipya se): dökülmek

sipvam sa, sipna sa (sipvam se, sipna se): yayılamak

sipvam, sîpam, sîpe (sipvam, sipya): dökmek

siràçe (siraçe): küçük öksüz

sirak (sirak): öksüz

Sirakovi: Pomak soy ismi

siraşki (siraşki): öksüzün, öksüze ait

siren (sıbor): topluluk

sîrene (sirene): peynir

sirîka, tsirîka (plaçe): haykırarak ağlamak

siripuştina (skitosvaşt): boş gezen, işsiz, aylak

sirka, tsirka (gnoyna pıpka): irinli sivilce, kabarcık

sirkio / sirkô (otset): sirke

sirmio / sirmô: sürme, içten sürgülü kapı, pencere kilidi

sirók (bt): geniş, bak şirok

sirvàle: bak: şalvare

sistu (çist, -a, -o): temiz

sisvi: ?

sîten, sitna, sîtnu (siten, sitna, sitno): ince, ince olarak, sık sık

sitna baylamo: ince bağlama, ince saz

sitno (tınık): ince

sîtu (sit, sita, sito): tok, doymuş

sîtu (sito): elek

siv, sif (siv): gri

sivèye (siveya): kırlaşmak

sivi volove (sivi volove): boz renkli sığırlar

sîvu (siv, siva, sivo): kır rengi, kül rengi, kül rengi

siya, syae, sey (tezi): bunlar

skàçem, skàçe (skaçvam, skaça): takmak, iliştirmek

skaharén (bt) (s kahıren): üzgün

skakal (skakalets): çekirge

skakal: çekirge, bak ıskakal

skala (gramada): kaya

skala pokaçvam / skala pukaçem: merdiven çıkmak

skàla, skalka (stıbleşte): merdiven, basamak

skalapésa /skalapyasa: nasıl yapıldığına bakmak, üst üste dizmek, kalıplamak

skandala (preçka): engel

skapva (zapoçva leko da vali): damlamaya başlamak, hafifçe yağmak

skarfitsa (bezopasna igla): çengelli iğne

skaridliv (kaprizen za yedene): mızmız, yemek beğenmez

Skéça, Skéçe (Ksanti): İskeçe

Skeçınskine ayane: İskeçe ayanları, beyleri

skemle (skemlya): bak iskemle, sandalya

skepırne, skepoarne (mırşavo): çok ince şey, zayıf

skılçno (trudno proiznosimo): ?

skırzika (stırje, proskırtsva, skripie): ?

skitasvam (zabelyazvam): çok iyi bilmek, görmek, duymak

skitasvam (zabelyazvam): duyurmak, uyarı yapmak, dikkatini çekmek, açıklamak

skivale (plyava, ostatık pod senoto): anız, saman kalıntısı

sklal (kaçil kilogrami, napılnyal): kilosuna ulaşmış, erişmiş, dolmuş

sklepvam (premigvam): göz kırpmak, sürekli yanıp sönmek

skoartam sa (): bağdaş kurmak

skoasvam sa, skoasam sa (skısvam se, skısam se): yırtılmak, yıpratılmak

skoasvam, skoasam (skısvam, skısam): yırtmak, yıpratmak

skokarca (slab kato ştiglets): kuş kadar zayıf

skokot (gıdel): gıdıklama

skokot ma e (gıdel me e): gıdıklanıyorum.

skokotişkam (gıdeliçkam): gıdıklamak

skolasam (uspyavam): başarılı olmak

skolasvam (svırşvam, priklyuçvam): bitirmek, son vermek

skolufe (bekenbardi): favori, zülüf

skolusfove (bakenbardi): favori

skondaptsam (spıvam se, neşto me spira): durdurmak

skondaptsvam (sbırkam): karıştırmak, yanlışlık yapmak

skopçam sa, skopça sa (skopçvam se, skopça se): tutuşmak, girişmek

skopçam, skopça (skopçvam, skopça): tutturmak, iliştirmek

skópo (bt): pahalı

skopo izleya: pahalı gelmek

skopózin: bekçi

skortsa, skoartsa (skırtsa): gıcırdamak

skortse (glisti): kurtlar

skrabav (mrısen): pis, kirli

skrafísom (bt): tıraş

skrana (mrısotiya): pislik

skreba (povet): ak asma, yaban asması

skrıkav (stisnat): eli sıkı, cimri

skripalets (vid treva): labada bitkisi

skripe (sviri, skırtsa): gıcırtı

skripio golyam si (mnogo si stisnat): elin çok sıkı, çok cimrisin

skripio, skripô (brımbar rogaç): geyik böceği

skuhtôt (drazniyat, sırbyat): diş etleri tahriş olmuş

skukutişkam (gıdeliçkam): gıdıklamak

skumrek (zloyado dete): huysuz çocuk

skundaptsvam (prepıvam se): çelme takılmak, engel olunmak

skupodèsal (sednal): oturmuş, üst üste atılmış

skuráf (bt): jilet

skut (skut): kucak

skutove (skotove): sığırlar

skutsal (vnezapno vloşavane na zadravoslovnoto): ani sağlık bozulması, aniden hastalanma

skvàsem sa, skvàse sa (skvasyavam se, skvasya se): mayalanmak, koyulaşmak

sladkustnik (çrevougodnik): kim nasıl severse, isterse, zevkine göre

sladkustnik (koyto obiça sladko): tatlıyı seven, ağzının tadını bilen

slàgam sa, sloja sa (slagam se, sloja se): yerleşmek, oturmak

slàgam, sloja /uslagam, usloja (slagam, sloja): koymak, yerleştirmek

slàma (slama): saman

slàna (slana): kırağı

slanse (slıntse): bak: sloanse

slátak (bt) (sladık): tatlı

sled (sled): -den sonra

sledvam (sledvam): geçmek, vazgeçmek

Slepovi: Pomak soy ismi

sletal (glupak, govoreşt neleposti): aptal saçma sapan konuşan

sletlah se (zabavih se, zamotah se, obırkah se): unutmak, aklı karışmak

sligura (slab çovek): zayıf kimse

Slimiya kasaba: Selimiye kasabası, Sliven

slisan (): çekinmiş, hayrete düşmüş, becerememiş

slisvam (slisvam): çekinmek, becerememek

slîva, slîvi (ç) (sliva): erik

slizam, sleaza, slezna (slizam, slyaza, slezna): inmek

sloanse, slóntse, slanse (bt) (slıntse): güneş

slujba da slujam: görev yapmak, hizmet yapmak

slùşam sa (vsluşam se): dinlemek, kulak vermek,

slùşam, uslùşam, slúşom (bt) (sluşam): dinlemek, duymak, itaat etmek

Smalya / Smàle: İsmail (öa)

smandrosa: hızla yapmak, hızla yemek, silip süpürmek

Smayıl, Smalya, Samalka, Malyô, Smile: İsmail (öa)

Smayilisa: İsmail’in karısı

Smayuluski: Pomak soy ismi

smeah, sméh (smyah): gülüş, gülme

sméne, smenyé (bt): gülümseme

smèsenu (smesen, smesena, smeseno): karışık

smestvam sa, smeste sa (smestvam se, smestya se): sığmak, yerleşmek

smestvam, smeste (smestvam, smestya): yerleştirmek

smesvam, smesya (smesvam, smesya): karıştırmak, içine katmak

smèşen, smeşna, smeşnu (smeşen, smeşna, smeşno): güldürücü, gülünç

smeşnu (smeşno): gülünç biçimde

smeyé (smeya): gülmek

smidal: bal ismidal

Smile: İsmail (öa)

smisan (oprosten, izryazan, obednen, izblednyal): basit, kesilmiş

smitam, smete / ismitam, ismete (smitam, smeta): süpürmek

smitsam (smıkvam, primıkvam): koparmak

smivam sa, smiye sa (smivam se, smiya se): yıkanmak

smivam, smiye (smivam, smiya): yıkamak, yıkatmak

smlati go (prebi go ot boy): onu döv, ona dayak at, ona tokat yapıştır

smoçindra (golyam smok): büyük yılan

smok: karayılan

smokva, -i, smukîni (smokinya, -ni): incir, yemiş

smômso (bt) (smeya): gülmek

smortsa (sopoliv): sulu

smortsam (podsmırçam): sümüklenmek, sulanmak

smorznal (premrıznal, istinal): ürpermiş, soğumuş, soğuk hissetmiş

smöm (bt) (usmivka): gülümseme

smufkam (smuça): emmek

smuftul (biberon): biberon olarak kullanılan içine şeker konup bağlanmış bez

smuhte (smuçe, izsmukva): emmek

snàga (snaga, tyalo): 1- bel, 2- beden

snaha, snahi (ç) (momiçe, devoyka): kız

snaha: kız

snajçitsa, snaşitsa: vücutçağız, belceğiz

snajka: bel, vücut

sneak leti (vali snyag): kar yağmak

sneak, isneak, sneguve (ç) (snyag, snegove): kar

snejna (dılbok snyag): derin kar, çok kar, kar tozuması

sniknalo (zaoblaçeno za silen valej): her tarafı bulut kaplaması, çok bulutlu şiddetli yağmur

snoaşta (snoşti): dün akşam

snoha (snaha): ?

snoşniçka: akşamki

snova (obikalyam): dolaşmak, gezinmek

snovalka (sovalka): mekik

so (s, sıs): ile, birlikte

soahna (sıhna): kurumak

soalza, soalzi (ç) (sılza): gözyaşı

soalze (sılzya): gözleri yaşarmak

soalzlivu (sılzliv, sılzliva, sılzlivo): gözü yaşlı, göz yaşartıcı

soamvam sa, soamva sa, soamna sa (sımvam se, sımva se, sımna se): şafak sökmek, sabah olmak, gündoğmak

soan vîde: rüya görmek, (faf soan vide: rüyada görmek)

soan, söan (sın): uyku

soanen, soanna, soannu (sınen, sınna, sınno): uykulu, uyku (şeyi)

soanenu (sınen, sınena, sıneno): uykulu

soanlivu (sınlivo): uykulu, dalgın

soanvam (sınuvam): rüya görmek

soarde sa, rasoarde sa (sırdya se): kızmak, öfkelenmek, gücenmek, darılmak, küsmek

soarde, rasoarde (sırdya): kızdırmak, öfkelendirmek

soarna, sorna, sarna (sırna): karaca

soarp (sırp): orak

soarp (sırp): orak

soasakan (sklad): anbar, depo

soaştu (sışto): dahi, da, keza

soavne: gün ağarmak, sabah olmak

sòba (peçka): soba

Sobuta, Soabuta, Sóbata (bt) (Sıbota): Cumartesi

soden, sodin (dnes): bugün

sodevi kori: tereyağlı kalın saç pidesi

sodka, tsodka (pıpka): ?

sodnitsi (jiteli): oturanlar, ahali, bir yerin halkı

sôdnovanitsa (): yeni ev kutlaması

sòfa (zala): sofa

sofra, sufra, sufroa (postavka): büyük tahta sofra

sogradem (sgradyam): inşa etmek

soha, tsoha (): çuha, bir çeşit yünlü kumaş

sokàçe (ulitsa): küçük sokak

sokak, sukak, sukatsi (ç) (ulitsa): sokak

sol (sol ): tuz

solè, suleye (solya ): tuzlamak

sòlenu (solen, solena, soleno): tuzlu

sòlenu (soleno): tuzlu olarak

solko, solkova (tolkova): bu kadar

solmen, solmin (ohlyuv): salyangoz, sümüklü böcek

solnik (solnik): tuzluk

soltokva (leştarka, vid ptitsa): keklik kuşu

sóltza (bt): gözyaşı

soluk, suluk (dıh, vızduh): soluk, nefes

som, sum (bt): olmak, bak sam

somva sa (sımva se): şafak olmak, gün ağarmak, bak sovne

son, söan, sone, sone (sın): rüya

sonkam, tsonkam (zvınya): çınlamak, zil çalmak

sonnal, tsonnal (izpil, piynal): içmiş, zil zurna olmuş (deyim)

sonyam, soném (sınuvam): rüya görmek

sor (kup): demet, yığın

sorbem, soarbem, sórbom (bt) (srıbvam): yudumlamak

sorçitse (glıtka): yudum

sordnal: küskün

sorkam, tsorkam (doya): süt sağmak,

sornek (sırnela, vid gıba): bir geyik türü

sórtse (bt) (sırtse): kalp

sortse yunatsko (sırtse yunaşko): yiğidin kalbi

sovat (): suvat, hayvan sulama yeri

sovna sa (razvideli se utro): gün ağarmak, hava aydınlanmak

sovne, söavne (sımvam): güneş doğmak

soy (poteklo, proizhod, rod): soy

soy den: bugün

soy: bu, bak asoy

soya (tozi): bu (eril)

soyka (soyka): sustalı çakı

soysuzin, seysuzin (mrısnik): soysuz

soytariye (kloun): soytarı

spap (çeiz): çeyiz

spaparosa (udari go mnogo silno i neoçakvano): ansızın hızla vurmak

sparujeno (zaparvane): haşlanmış, pişmiş

spiken / spikyan, spiten (spleskan): basılmış, ezilmiş, basık, ezik

spila (trap, strımna skala): merdiven, tehlikeli uçurum

spírom (bt) (spiram): durdurmak

spirto, ispirtu (kibrit): kibrit

splina (dalak): dalak

spolay (blagodarenie): teşekkürler

spona (kıso vıje): hayvan otlatırken ön ayaklarına bağlanan kısa ip.

sporojda (kolan): kemer

sporojdaş: kemerleri sıkasın, idareli gidesin

spöm (bt) (spya): uyku

spravi mi sa (struva mi sa): bence, bana geliyor ki

spumina (spomena): hatıra, anı

spuminam, spumina, spomnem si (pomnya, spomnyam si): anmak, hatırlamak

spuşeno (izbuyala gısto rastilnost): sık bitki örtüsü ile kaplanmış

spuşi sa: ?

sram, usram (sram): utanç

sràmen, sramna, sramnu (sramen, sramna, sramno): utanç verici, ayıp

sramlif (sramliv, sramliva, sramlivo): utangaç, sıkılgan

sramnu (sramno): utanarak

sramvam sa (sramuvam se): utanmak

srebarno (srebırno): gümüşlü

srèda (sreda): orta, ara

Sréda (sryada): Çarşamba

srèdan, sredna, srednu (sreden, sredna, sredno): orta, ortalama, ortadaki

sredè (v sredata): arasında, ortasında

sredişte (sredişte): merkez

sredişten (sredişten): merkezî

sredni: ortadaki, ortanca

srednono pisilo: dokunan ip sırasının ortası

srednu (sredno): ortalama olarak

sredulka (nay vıtreşnata çast ot glava zelka): lahananın en iç kısmı, ortası

sreştu, sroaştu, srestú (bt) (sreştu): karşı, karşıda, karşıya

sroaşta (sreşta): karşılaşma, rastlantı, tesadüf

sroaştam sa, sroaştna sa (sreştma se, sreştna se): karşılaşmak, görüşmek, buluşmak

sroaştam, sroaştna (sreştam, sreştna): karşılamak, rastlamak, tesadüf etmek

sroaştan, sroaştna, sroaştnu (sreşten, sreştna, sreştno): karşıdaki, karşı

sroaştu, sroştu (sreştu, otsreşta): karşı taraf, üzerine, aleyhine, -ye karşı, -nin arifesi

srovu: bak surovu

srukvam (vikam): bak rukam

staden, stadna, stadnu (staden, stadna, stadno): sürüye ait, sürünün, sürü (şeyi)

stàdu (stado): sürü

staen, stayna, staynu (staen, stayna, stayno): odalı, odanın

stafîdi: üzüm (Yunanca stafila)

Stambul: İstanbul

Stambulski çakır mahmudi: İstanbulun çakır mahmudi’si

stan, stanoan (stan): tezgah

staptal (stıpkal): ezilmiş, çiğnenmiş

stàr (e), stàra (d), staru (n), stari (ç) (star, -a, -o, -i): yaşlı, eski

stareye, ıstareye (stareya): ihtiyarlamak

stargalnik (klin s koçan): rendelenmiş pancar koçanı böreği

staritsa, starisa (): yaşlı kadın

starkove (starite): yaşlılar, eskiler

stavam pişman (razkolebavam se): pişman olmak

stàvam, stàna (stavam, stana): ayağa kalkmak, kalkmak, olmak, yaramak

stavlet: ?

stàya (staya): oda

steagam sa, stegna sa (styagam se, stegna se): hazırlanmak, katılaşmak, biriktirmek

steagam, stègna (styagam, stegna): sıkmak, bağlamak, hazırlamak, kuvvetlendirmek, sertleştirmek

stelba: ?

stevni (stımni, zatımni): loş, karanlık

stılba, stolba, stoalba (stılba): direk

stıptano, stıpkano (otıpkano, stıpkano): ezilmiş, üstüne basılmış

stígnavom (bt) (stigam): gitmek, ulaşmak

stipam (trıgvam, vırvya): gitmek

stipam tuv-tam (vırvya zig-zag): bir oraya bir buraya gitmek, zigzag yapmak

stivasvam (biya): dövmek, vurmak

sto (sto): yüz

stoarnu (struya): akıntı

stobur (stılbo): direk

stol (stol): sandalye

stólba (bt): dal, kol

storya / store kabahat: kabahat etmek

stotin: bak; ustutina

stòye (stoya): ayakta durmak, durmak

stoyni (spri se): durunuz !

strah (strah): korku, endişe

strahlif, strahliva, strahlivu (strahliv, strahliva, strahlivo): korkunç

strahùvam sa (strahuvam se): korkmak

strakina (dılboka gilnena panitsa): derin toprak kase, saksı

stranà (strana): memleket, ülke, kenar, taraf, kıyı

stràşen, straşna, straşnu (straşen, straşna, straşno): korkunç, korkulu, müthiş, çirkin

straşnu (straşno): korkunç surette

stratû / stratyu (): kırmızı çiçekli bir bitki türü

strayvam sa, straye sa (staryvam se, straya se): çekinmek

strıglo (brana): ot toplamak için tırmık

strigosvam, strigosam (rendosvane, udryane, strugovam): rendelemek, dövmek, öğütmek

striko (çiço): amca

stroçek (strıkçe, malko buletçe): küçük buket, çiçek demeti

stroga (proluka v ograda): ?

strogosvam (dırja se strogo): sıkı tutmak

strup (koriçka na raniçka): yara kabuğu

studéno, studenu, ustudenu (studeno): soğuk

stukmaçen (sbit, navit, tejest v stomaha): mide ağırlığı, hamur kalmış, iyice pişmemiş

styag / stég (ukraseno svatbeno zname): süslü düğün bayrağı

styagam (prigotvyam): hazırlamak

styagam sa (prigotvyam se): hazırlanmak

sùça (soça): göstermek, işaret etmek

suça (suça): emmek (dlgz: sukah)

sudrie (da se napasne dobre): halı, kumaş vs. renk ve motifleri birbirine uyumlu hale getirmek

Sufi: Yusuf (öa)

Sufka: Yusuf (öa)

sufro (niska masa, sofra): sofra

sugaf tugaf (ponyakoga): arasıra

sugan (kormid luk): soğan

suganisva (varti se na edno myasto): aynı yerde dönmek, nereye gittiğini bilememek

sugarno (kısno): son olarak, en yeni

sugonisam se (vırtya se): dönmek

suh, suha, suho (suh, suha, suho): kuru, kurumuş

suha veyka: kuru dal

suhar (suh klon): kuru dal

suhu (suho): kuru biçimde

sukak: bak sokak

sukman (sukman): kaba kumaştan kolsuz elbise, önlük, eteklik

Sulacivi: Pomak soy ismi

Sule: Süleyman (öa)

suleneye (soleneya): tuzlanmak

sulin (vid morska riba): bir çeşit deniz balığı

Sultan Seliman zeyman: Yavuz sultan selim

sultan, sultanin, sultanın: sultan, padişah

sultane: sultanım! (hitap)

sultanka: Padişahın karısı

sultilnik (kutiya za sıhraneniya na sol): tuz kabı

suluk (kratka poçivka): soluk, kısa mola

sûlûntiya (poroy, jena s leko povedenie): sağanak yağmur, hafif davranışlı kadın

sumontiya, sumuntiya (beztselno): avare, bozgezen, tembel

sumun (samun): somun

Suna: bak Ayşe (öa)

sûndûk, sündük (mrısnik): sümdük, yapışkan kimse

sûndurme /syundurme: sütlü bir yiyecek

sune (pırzalya se, hlızgavo e): kaymak

sunuve: çözgü

sûnetisvam: sünnet etmek

sûnetisvane: sünnet etme, sünnetleme

suni sa (mrıdni se, premesti se): kıpırdamak, hareket etmek

Sunka: bak Ayşe (öa)

supo (sepiya, oktopod): kalamar, ahtapot

supok (kupçinka, koeto stoy izpraveno): kazık, dik duran şey

sur (rus): sarışın

sur, sura, suru (sur, sura, suro / rus, rusa, ruso): açık gri, sarışın

suradàn (izvednıj): aniden, birdenbire

surat (litse): surat

surav, surava, suravu (surav, surava, suravo): yaş, kurumamış, pişmemiş

sure: (Kuran’dan) sure

surgûn / surgyun (raztroystvo): sürgün, ishal

sûriye, süriye (golyamo stado): sürü

surkam (plızgam, pırzalyam): ?

sûrke / syurkya, sürká (otset): sirke

sûrmô: ? sürme

surna (vlaça): kaydırmak, yuvarlamak, sürüklemek

surna sa (pırzalyam se): emeklemek, sürüklenmek

surna sa (vlaça se): kaymak, yuvarlanmak, sürüklenmek

surnalka (pırzalka): kaydırak

surnalo (çovek koyto se vlaçi): sevilmeyen kimse, sürünen kişi

surnam (nosya, vlaça): taşımak, sürüklemek

surneleşka: sürüngen, yavaş, halsiz adam

suro (sivo): gri renkli

suroaştu (sreştu): karşı, karşıda

surovu (surov, surova, suravo): kurumamış, yaş, pişmemiş, sert, kaba, zalim

surovu (surovu): sert şekilde

sûrtûk: sürtük

susamova banitsa: susamlı börek

sustanu: çöplük

suşa (suşa): kuraklık

suşa (suşa): kurutmak, zayıflatmak

suşavu (suşav, suşava, suşavo): kuru

suşenu (suşeno): kurumuş, kurutulmuş

suşina (suşina): kuru yer

suşka (treska, trınçe): diken

suşki (drebni çastitsi): küçük parçacıklar

suşte (smet): çöp, ıvır zıvır

suşte, suştie (bt) (smet, smetişte): çöplük

suzi: ?

süfür: sahur

süláh: bak silah

Sülçe, Sülço: Süleymancık, Süleyman ismi küçültme şekli

Sülçvitsa: Süleymanın karısı

sülelè (rod): sülale

Sülü, Sülçe, Sule, Manku, Mançu: Süleyman (öa)

Sülüski: Pomak soy ismi

sünét, sûnet (obryazvane): sünnet

sürgünlûk (bt): ishal

Sürina: Süreyya (öa)

sütlaş, sütleaş (syutlyaş): sütlaç (sütlü aş kelimesinden)

süzgèçe (tsedka): süzgeç

sva (tova): bu(nötr), bak asva

svàlem, svàle (svalya): çıkarmak, indirmek, başından atmak

svàrşem, svarşe (svırşvam): bitirmek

svat, ç: svatove (ç): ?

svatba, nesvatba (svatba): düğün

svatban (svatben, svatbena, svatbeno): düğüne ait, düğün (şeyi), düğünün

svatoştina (svatovstvo): yakınlık, yakın akrabalık

sveka, isveka (vseki): herkes

svéşka (svetlina): ışık

sveştilka (lopen, vid rastenie): sığırkuyruğu bitkisi

sveta (svyat): dünya, alem

sveti, isveti (sveti, svetıl): aydınlık

svetilka, sfitílka (bt): ışık veren alet, ışık kaynağı

svetna zvezda: yıldız parlamak

svetna, isvetna: aydın, aydınlık

sveya, isveya (vinagi): her zaman, daima

svíne (svinya): domuz (bak) isfine

svinok (nisık, zakriven): düşük, kavisli, bükülmüş, kısa kalmış, güdük, büyümemiş

svira (svirya): (bak) isfira

svírem (svirya): düdük öttürmek

svírenye, svirene: ıslık, üfleme

svitak: bükülmüş, sarılmış ot balyası

svitu (svit, svita, svito): büzülmüş, kıvrılmış, kıvrık

svoarzam (svırzam, svırja): bağlamak

svoy, svoya, svoye (svoy, svoya, svoe): kendi, kendinin, ,-im, -nin, -imiz, öz, kendine has

svraştam, savoarna (svrıştam, svırna): sapmak, toplamak, bitirmek

svraştam: geri döndürmek

sya (sega): şimdi

syehala (shvanala): sertçe kavramış, tutmuş

syera, syara (kolastra): bak sera

Syulman / Sûlman: Süleyman (öa)

Ş

şa, şı, şo, şe (şte): -ecek, -acak, gelecek zaman yardımcı fiili

şaan (yastreb): atmaca

Şaban, Banya, Bança: Şaban (öa)

Şabanisa, Şabanvitsa: Şaban’ın karısı

Şabanuski: Pomak soy ismi

şádaf (glupav): aptal

Şadina: Şadiye (öa)

şadravan: şadırvan

şahin (sokol): şahin, yırtıcı kuş türü

şahîtin (svidetel): şahit

şaik, şáika (nokıt): tırnak

şakà, şakoa (şega): şaka

şakaciye (şegaciya): şakacı

şalen mavruz krıpa: mavruz şal örtüsü

şalte, şaltya, şiltya (kitenik): şayak, kaba yün kumaş

şalvare canfezeni: canfezen şalvar

şalvàre, sirvàle (şalvar): şalvar

şalyan /şalen (şal): şal

şàmatoa (şum): şamata

şamatosvam: şamata etmek

şàmiye (şamiya): başörtüsü

şamşal (lıjets, izmamnik): şapşal, yalancı, sahtekar,

şankam, şınkam (rovya se): eşelemek, çapalamak

Şanski: Pomak soy ismi

şàp, şeap (stiptsa): şap

şapçak, şapçeak, şipşek, şupşek (çaşa): su tası, sapçık: saplı tas

şapçişta (): şapkacık

şàpka, şeapka (şapka): şapka, ç: şapki

Şapuvitsi: Pomak soy ismi

şarabàtu(): çilli suratlı

şàre (şarya): boyamak, alacalamak, bak şarya

şàren, -a, -u, ç: şàreni (şaren, -a, -o): alacalı, rengarenk

şàreneyè sa (şareneya se): alacalanmak, rengarenk olmak

şarkam (draskam): çizmek, çiziktirmek, karalamak

şarkanitsa (draskanitsa): karalama

Şarkulatski: Pomak soy ismi, Şiroka Laka’lılar

şarlan, şirlan (olio): yağ

şàrt, şeart (uslovie): şart

şarya (pleta ili tıkane neşto şareno): renklendirmek, renkli dokumak yada örmek

şaşardisvam (iznenadvam se): şaşırmak

şáşif (obırkan): şaşkın

şaşiye (krivogled): şaşı

şata (şte): -ecek (varyant)

şavar (vid treva): bir çeşit otsu bitki, minder ve döşek doldurulan ot cinsi.

şavrantiya (uliçnitsa): sürtük, kaltak

şayaçen, şayaçna, -u (şayaçen, şayaçna, -o): şayaktan yapılmış

şayàk, şayeak (şayak): şayak

şayka (piron): çivi

şçava (slaba ovtsa): zayıf koyun

şe (şte): -ecek, -acak, olmak yardımcı fiili gelecek zaman

şebék, şebiek: şebek, iyi beslenmiş kimse, hayvan

Şefketisa, Şevketvitsa: Şevket’in karısı

şegôrçe, şegırçe (pomoştnik, çiraçe): yardımcı, çırak

şehîtin (jertva): şehit

şelka: ?

şelvare: bak şalvare, sirvale

şem (ştyahme): olacaktık, -ecek idik, “şem da kajem: söyleyecek idik”

şen (vesel, radosten): şen, neşeli

Şendufsi: Pomak soy ismi

şenlik (veselba): şenlik

şenliv /şenlif (vedır): şen, neşeli

şepa (şepa): avuç, tutam

şèpna (şepna): fısıldamak

şépovo bile (maşterka): kekik

şeptà (şeptya): fısıltı ile konuşmak

şeptèş (şeptej): fısıltı

şerabat (razliçen): farklı, bak şarabatu

şéran, şérani (şaryan): renkli

şeran-pisan: alacalı-yazılı

şerbèt, şerbiet (şerbet): şerbet

şeremét (zlo): yaramazlık

şerémo (vreden): yaramaz kimse

şeréna gayda, şeryana gayda: renkli, süslü gayda

şerfetka (kırpa za glava): baş örtüsü

şerif (çestit, blagosloven, poçeten): şerif, şerefli, mübarek, kutlu

şerkét (selski kooperativen magazin): köy koopreatifi dükkanı, şirket kelimesinden

şerve (zabradka): baş örtüsü

şès, şest (şest): altı

şèsdeset (şestdeset): altmış

şesdeseti (şestdeseti): altmışıncı

şèsi, şesti (şesti): altıncı

şesnàdeset (şestnadeset): onaltı

şesnàdeseti (şestnadeseti): onaltıncı

şesnayset, şeynayse (şestnayset, şestnayse): onaltı (kısa hali)

şesnayseti (şestnayseti): onaltıncı (kısa hali)

şesta (şesta): altıda bir

şèyka, şayka, şeykya, şeyké (piron, klin): çivi

Şeyka: bak Ayşe (öa)

şeykiya: bak şeyka

şeyset, şeyse (şeyset): altmış (kısa hali)

şeyseti (şeyseti): altmışıncı (kısa hali)

şeytan (dyavol): şeytan

şı (şte): -ecek (varyant)

şikalka, şikalki (ç) (şikalka, şişarka): kozalak, mazı

şikalki (tsareçni koçani): mısır koçanları

şikèr, şikier, şuker (zahar): şeker

şikerçek (): şekercik

Şikire: Şükriye (öa)

Şikirvi: Pomak soy ismi

şíkom, şîpkom (bt): itmek (ştipvam, ştipya: çimdiklemek)

şîle (şile): koyun

şilevya (şilya): okşamak

şilevya sa (ligavya se): okşanmak

şilo (kibritena kleçka): kibrit çöpü

şîlu (şilo): kunduracı bizi

şimirgel (toçilo): bileği taşı

şinik (myarka za zırneni hrani): şinik, tahıl ölçü birimi

şip (şip): diken

şipka (şipka): yabangülü çalısı

şipşek (çaşa): bak şapçak

şirè (şirya): yaymak

şirè sa (şirya se): yayılmak

şîren, şirna, -u (şiren, şirna, -o): geniş

şirinà (şirina): genişlik

şirit (şerit, lenta): şerit

şiròçak, şiroçka, -u (şiroçık, şiroçka, -o): genişçe

şiroçina (şiroçina): genişlik, bak şirina

şirok, -a, -u (şirok, -a, -o): geniş

şiş (şiş): şiş

şişçeta: şişte dizilmiş et.

şişék (nisık): kısa, alçak

şişen sgadam: şiş hazırlamak

şişitsa (butilka): şişe

şişka ma (probojda me): batma şeklindeki ağrı

şişlik: şişlik. şişte köfte yada et.

Şişmanagov: Pomak soy ismi

şişo, şişöa (butilka): şişe

şîyem, şîye (şiya): dikmek, elbise dikmek, terzilik etmek

şiyka (şiya): boyun

şkaf (stenen şkaf): duvar dolabı, duvar gözü

şleva (galenik): hanım evladı, muhallebi çocuğu

şleva (ligavya): ağzı sulanmak

şlevô (ligotya): şımarık

şlevya sa (ligavya se): ağzı salyalanmak, şımarmak

şo (kakvo): ne

şonka (tırsi): aramak

şopòrtka (mıniçe): ?

şopta (tiho govorene): bak şepta

şóptom (bt) (şepna): fısıldamak

şoşa, şose (pıt): şose, yol

şoşone (pleteni çorapi): işlemeli yün çorap

şòtam (şetam): ayıklamak, temize çıkarmak

şoviş (svatben podarık): düğün hediyesi

şta (şte): olacak, -ecek

ştal: ?

ştarnik, ştırnik (lakomets): ağzının tadını bilen

ştarvalatsi /ştırvılatsi (lakomstva): obur kimseler, aç gözlüler

ştarvalok (lakomstvo): oburluk, açgözlülük, ağzının tadını bilmek

şte, şa, şe (şte): -ecek (gelecek z. edatı)

ştene (kuçentse): köpekçik, enik

şterka: ?

şteş i (şte ideş): gideceksin

ştet, iştat: isterler, “ştet da doidat: gelmesini isterler”

ştîna: ?

ştiş (şte, bi): olacak, olur

ştivale (obuvki, patıtsi): ayakkabılar, patikler

şto (şto): niçin?, neden?, neye?

ştoarb, -a, -u (ştırb, -a, -o): dişleri dökülmüş

ştoarkel (ştırkel): leylek

ştolba, ştoalba (ştılba, klonka, reznik): dal

ştolbitsa karamfilova: ştolbitsa karanfili

ştorba (ştırbav çovek): sıska, bir deri bir kemik, iskelet gibi zayıf

ştorkul (hapeşto nasekomo): ısırgan böcekler, muzır haşerat

ştorv (primamka): cazibe, çekim, yemli tuzak

ştòtu (ştoto): ne, ne ki, şu ki (zamir)

ştùr, -a, -u (ştur, -a, -o): aptal, budala

şturavo (ludo): deli

şubelivo (strahlivo): hürmetle, korkuyla saygı göstererek

şugav (krastav): kabuk bağlamış, uyuz, kel, aşağılık

şukadar (tolkova): şu kadar, şu kadar çok

şuklio: gözlerini kısmak, gözlerini süzmek “şuklilo”

Şukrina, Kina, Şikire: Şükriye (öa)

şum (şum): gürültü

şumareno: ?

şumek, şumnik (kopele): evlilik dışı doğmuş çocuk

şumelnik (postelka): mısır yaprak liflerinden dokunan döşek

şumutrak (barbun): barbunya

şupaf, şupava, -u (): aptal

şupek (glupak): aptal

şúşka: çöp

şuşkam (şepna): fısıldamak

şuşulki (natsepeni izsuşeni plodove): doğranarak kurutulmuş meyve, kak

şuşur (okapali plodove): erginleşmiş meyve, dalından sarkmış olgun kiraz

şùta, şùto: boynuzsuz hayvan, boynuzsuz inek, koyun, keçi

Şutofsi: Pomak soy ismi

şuvîş (zestra, çeiz): çeyiz

şüfret: çok güzel (şöhret kelimesinden)

şükür (blagodarnost): şükür

T

ta, to (ta): ve, ile, için, bu halde, o halde, fakat, ki, demek, şimdi, ta ki

tabakoa (sloy, plast): tabaka

tabiat, tabiet, tabiyet, tebeyat (navik): tabiat

tabietlık (navik): tabiat, huy

tàbur (batalion): tabur

tabut (kovçeg): tabut

taç (podkova): at nalı

taç (venets, korona): taç

tadarok (intrument): araç gereç, tedarik kelimesinden

tadîl (poçivka): tatil

tagàva (togava): o vakit

taharcik (kojena torba): deri torba

taharèt: taharet

Tahire, Tahirçu: Tahir (öa)

Tahirisa, Tahirvitsa: Tahir’in karısı

tahoan (tahan): tahan

tahtabit (dırvenitsa): tahtakurusu

takà (taka): öyle

takat (sila): takat

tàke (take): takke

takım (komplekt, kostyum, ekip): takım

takit, tekit, tikit (dali): sakın, öyle mi.

takoaf, takava, takavu, takiva (takıv, takava, takova, takiva): böyle, bunun gibi

taksim (delene, razdelyane): taksim, taksim etmek

Taksimuski: Pomak soy ismi

taksirat, teksarat (premejdie): taksirat, kusurlar, kişinin işledikleri

takvo (taka): öyle

talanmak (zagrabvane, ograbvane): talan etmek, yağmalanmak

talîh (sıdba, ştastie): talih

talîm (instruktsiya, uprajnenie): talim, eğitim

taliygi: ?

tam (tam): orası, oraya, orada

tamàn, teman, tamın (taman, tıkmo, vsiçko e nared): tamam

tàme, atàm, (tame): oracıkta

tamın: bak tamàn

tamoşen, tamuşna, tamuşnu, tamu (tamoşen, tamoşna, tamoşno): oralı, oranın

tantano (veselba): tantana, eğlence

tantéla (dantela): dantel, bak dantela

tàpa (tapa): tapa, tıpa, mecazen kıç

tapan (tıpan, baraban) : davul (yunanca tumpano)

tapiye (tapiya): tapu

tapkana çuşka: fasulyeli biber dolması

taptane (tıpçene): çiğneme, ayaklar altına alma

taptati piperki (pılneni çuşki): biber dolması

taptem, tapte: ayakla ezmek

tàraba (dırvena ograda, stobor): ahşap çit

taràça, daràça (terasa): taraça, teras

taralej (taralej): kirpi

taralisam (dırdorya): dırdır etmek, gevezelik etmek

taralônko (çovek koyto govori prazni prikazki): boş konuşan kimse

taranuda / tırınuda (klog, trınka): karaçalı, çalıdikeni

tarbá, tôrba (torba): torba

tarçi (tiça): koşmak

tarduh / tırduh (çovek sıs silna kaşlitsa): hastalık nedeniyle çok öksüren kimse

tarenik (dete): çocuk

Tarfina, Tarifina, Tarifinka: Tarife (öa)

tarhacik (neprokopsanik, prostak): yaramaz, sonradan görme

tarif (opisanie): tarif

tarîh (istoriya): tarih

tarkalestu (tırkalyast, tırkalyasta, tırkalyasto): yuvarlak

tarkalka / tırkalka (pretırkalya, preobrışta): rulo, dürülmüş şey

tarkalu, tarkala (ç) (tırkalo): tekerlek

tarkòlem sa, tarkòle sa (tırkalyam se, tırkolya): yuvarlanmak

tarkòlem, tarkòle (tırkalyam, tırkolya): yuvarlamak, döndürmek

tarli (neobrabotvaemi): ekilmemiş tarla

tarlo, tarloa, tırlo (niva): tarla

tarnak (kopito): toynak

tarnisa (tırnitsa): dikenli yer

tarpan (): tırpan

tartavanin (lentyay, mırzelivets): aylak, tembel

tàs (tas, sahan s hlupka): tas, kulplu sahan

tasi (tazi): bu (dişil)

tasma, tasmoa, tasmi (ç) (tasma): tasma

tasoa (trevoga): tasa

tastarém / tastaryam (pravya, opravyam): yapmak

tat (vkus): tat

tat to (zaradi tova): bunun için

tatarjik (kozinyav çuval): deri torba, çuval

Tataruvitsi: Pomak soy ismi

tatoarka: dırdır eden kadın

tatoarkam: dırdır etmek

tatralka: ayarsız ses, fena sesli, susmasını bilmeyen, çok konuşan

tatranisa (prikazva mnogo prazni prikazki): çok boş sözler söyleyen, boş konuşan

tatruzi: yükü sarsıla sarsıla taşımak, sallana sallana taşımak

tav (nrav): tav

tava, tavoa, tıvı (tava, tigan): tava, bak tavoa

tavan (tavan): tavan

tavanska: tavanın, tavan şeyi, tavanın

tavaryam / tavàrem (vırvya): gitmek

tavîsa, tavitsa (): tavacık

tavlı (tlıst, ohranen, po-golemki): tavlı erkiç, koyun, iyi beslenmiş hayvan

tay, taya, atay, ataya (tya, ey tya): bu (d)

taya (taya): saklamak, gizlemek

tayare, tayaro, tayaroa, teheré (samolet) : uçak

tayfa, tayfoa (ekip): tayfa, taife, ekip, grup

tayka: ?

tayna (tayna): sır, gizlilik

taynu (taen, tayna, tayno): gizli, kapaklı

taz (tazi): bu

taze (presen): taze

tazeşen, tazéşno (segaşno, pryasno, presen): taze olarak, şimdi, yeni

te (te): işte

te, ta (te): seni, onlar

teb, tebe (teb, tebe): sen, sana

tebeyat saybiya (dobır prilejen stopanin): işini seven, çalışkan çiftçi

teceal, tecal (Antihrist): deccal

tèçen, teçna, teçnu (teçen, teçne, teçno): sıvı halinde, sulu

tef (dayre): def

teftèr (tefter, tetradka): defter

teftîkov (bejav): bej renkli

teglè (teglya): çekmek, tartmak

teglilo (teglo): dert çekme

téh, teah (tyah): onların

tèhan, teahna, teahnu, tehni (tehen, tyahna, tyahno, tehni): onlara ait, onların

tehlükat (tehlüke, tuhlekâ opasnost, opasni): tehlikeler, felaket, zararlı şeyler

téhna, eahna (tyahna): onların

tehnà, tehnoa (tehna): tenha

tejè, töaje (teja): ağırlığında olmak, ağır olmak

tejka bolest (tejık bolest): ağır hastalık

teka(teka): akmak, dlgz: teçe

tekerlek (velosiped, kolelo, volan): tekerlek, bisiklet, direksiyon

tekmil (toçno, pılen): tekmil

tekna: akmak

teknefez: tıknefes, nefes darlığı

teknöa (korito): tekne

teksarat (premejdie): taksirat

tel, telove (ç): tel

tèle (telè): danabuzağı

telè (telya): buzağılamak

telè sa (telya se): buzağılanmak

telemio, telemô: teleme peyniri

telen, telna, telnu (telen, telna, telno): gebe, inek

télense, telentse (telentse): danacık

teleşki (telejki): dananın, danaya ait, dana (şeyi)

telisa, telitsa (telitsa): danacık

teliten, telitna, telitnu (teliten, telitna, telitno): verimli, çok doğuran inek

tellyavi /tellévi kitki: telli çiçek

telvô (utayka): telve, kahve telvesi

telyarmak, tel-yarmag: tel yarmak, gümüş tel işlemeli örtü, gelin teli

tèm (tyam): onlara

teman: bak tamàn

tembélin (leniv): tembel

tèmen (predi malko): demin

temerut (inat, uporitost): temerrüt, inatçı

temna magla (burenosen oblak): kara bulut

ténak (bt) (tınık): ince

tencüra (tendjera): tencere

tencürka: tencerecik

tenekeciye (e), tenekeciyka (d), tenekecii (ç) (tenekeciya): tenekeci

tenekeciyski, -a, -u (tenekeciyski, -a, -o): tenekeci

tenekiye (tenekiya): teneke

tenekiyenu (tenekien, tenekiena, tenekieno): tenekeden

tenekiyka (tenekiyka): teneke parçası

teneşir: teneşir

tenkaç (tınka pitka ot pşeniçno braşno): buğday unundan ince pide

tenkana kule visoka: ince uzun kule

tentiçof (tınık, iztınyal): yıprandığı için incelmiş

tenurka, tenurki (ç): ince pide

tepè, tepöa (tepe): tepe

tepeal (pepel): kül, bak: pepel

teram (tırsya, iskam): aramak, istemek

terasa (terasa): teras, balkon, bak taraça

terbetsîzin (navızpitan): terbiyesiz

terbiyô, terbé (naçin, zakana, damar): terbiye, damar, huy

terekiye (terekiya): tiryaki

tereziye (teglilka): terazi

terkelek (kolelo): tekerlek

terlar (glaşatay): tellal

terliçki: küçük terlikler

terlik, terlisi, terlitsi (ç)(terlik): terlik

tersene (nakrivo): tersine, gereği gibi değil

tertip (red) : tertip, düzen

tertipliye, tertipliya (redoven): tertipli

terziçe: terzicik

terzímovom (bt): terzilik yapmak

terziski, terziska, terzisku (terziyski, terziyska, terziysko): terziye ait, terzinin, terzi (şeyi)

Terziski: Pomak soy ismi

terziye (terziya, şivaç): terzi

tèsam (tesam):yontmak, biçmek, kesmek

tèsan (e), tèsna (d), tèsnu (n), tesni (ç) (tesen, tysna, tyasno): dar, ensiz

tesanitsa (tyasna pıteçka): dar yol, incecik yol

teskerô (teskere, razreşitelno): tezkere, izin tezkeresi

tesla (tesla): keser

teslim (predavane):teslim

teslim sa storya: teslim olmak

tesneyè (tesneya): daralmak, darlaşmak

tésnu, teasnu (tyasno): dar, sıkı sıkıya

tespih, tesbih (broenitsa): tespih

testemel (kırpa za glava, şal): başörtüsü, şal, farsça destmal kelimesinden

testemelçe: küçük örtü

testen, testena, testenu, testonu (testen, testena, testeno): hamurdan yapılmış, iyi pişmemiş

testîye(): testi

testu, teastu, testa (ç) ( testo): hamur

teşka (tejık, tejka, tejko): ağır, bak töşka

teşki, teşkiti: bak keşkim

teta, tetya / teté (lelya, sestra na maykata): teyze, rusça tetya

tété: yalpalamak, bak tyatya

tetenkam (treperya): f. ürpermek

tetô (tatko): babacığım

tetra: bir ağaççık türü

tevno (tımno): karanlık, bak töavna

teyko (başta): baba

teynurka (malka pırjena pitka): küçük kızarmış pide

tezé (lelya): teyze

tezgah, tezgiah (tezgyah): tezgah

tezgerô (nosilka): tezkere, sedye

tezka (tetka): teyze

tezko: teyzeciğim! (hitap şekli)

tèzkutu, tèzkunu: teyzenin

tıdarok, tadarok: alet -tedarik kelimesinden-

tıdev / tadef, tıdeva / tadeva (natam): oraya, ileri geri

tıka, tka (tıka): dokumak

tıkaç (kran): tıkaç, tıkama aleti

tıkaç (tıkaç): dokuyucu

tıkaçen stan: dokuma tezgahı

tıkaçoa: mekik

tırçam (tiçam): koşmak

tırçeşkum / tarçeşkum (bejeşkom, tiçeşkom): koşan, kaçan

tırganigam (drusam, poklaştam): sallamak

tırla (nina): tarla

tırmık (brana): tırmık

tırnak (nokıt): tırnak

tırne / tarne (trıni, bodli): dikenler

tırpan, tripan (kosa): kosa, tırpan

tıy, atıy (tıy): böyle, öyle, böylece

tızmana, dızmana, cızmana: hamurlu bir yemek türü

ti (ti): sen, sana, senin

tifek (puşka): bak tûfek

tigan (tigan): tava (yunanca’dan)

tihiçko: sessizce, fısıldayarak

tiho (tiho): sessiz, sessizce

tiho romone (tiho romonya): hafifçe mırıldanmak

tikane, tıkane, tkane (tikane): dokuma

tikit, (nedey): bak takit, tekit

tikla (pokrivna ploça, golo kamenstvo myasto): tavan, çatı döşemesi, taşlık yer

tikla: kastra, börek, pide pişirme tavası

tikûrt (syara): kükürt

tikva (tikva): kabak

tikvenik (tikvenik): balkabağından yapılan cevizli ve tatlı börek

tikvenik (tvırdoglav çovek): inatçı kimse

tikvenu (tikven, tikvena, tikveno): kabağın, kabağa ait, kabak (şeyi)

tilbô (paraklis): küçük kilise, şapel

timar (boy): dayak atmak, dövmek, tımar etmek

timar (timar): tımar

timar pravem (timar pravyam): timar etmek

timar storem (timar storyam): timar etmek

timarén (postaven na myasto) : yere bırakılmış, yerleştirilmiş

timarepsavam (prebivam): mahvetmek, bozmak

tipalçe (): yeni yürümeye başlayan çocuk, yalapalayarak yürüyen çocuk

tirû, tiryu (sotir): ?

tiruzan (trezven): ağırbaşlı, düzenli, tertipli

titün (tyutyun): tütün

tkayço (sovalka za tıkane): mekik, dokuma mekiği

tkayem, satkayem (tıka): dokumak

to (to): o (nötr)

to (to): o zaman, o halde, meğer

toape (tıpya): körletmek

toapeye (tıpeya): körlenmek, bunamak

toapu (tıp): boğuk surette, şaşkınca

toapu (tıp, tıpa, tıpo): kör, kesmek

toarçe (tırça): koşmak “tarçî: koşuyor”

toarkam (tırkam): sürmek, ovmak

toarkam sa (tırkam se): ovulmak, ovuşturmak

tòça (toça): hamur açmak

tóçem, tòça (toça): bilemek

toçnu (toçen, toçna, toçno): düzenli, düzgün, tan, açık

toçnu (toçno): tamam, tamamıyla, tam olarak

Toçu, Toçvu: Toç ailesi erkeği

Tòçuska: Toç ailesi kadını

Tòçuski: Pomak soy ismi

Toduroske (Yuni): Haziran

tôglene: çekilen sıkıntı, dert

tòka (toka): toka

tokuç, tukuç (debela tuyaga): kalın sopa

tolak (e), tolka (d), tolku (n), tolki (ç) / atolak, atolka, atolku, atolki (tolkova): bu kadar

tolçnik (dırven pribor za çukane na trahana): tarhana dövmek için tahta alet

tolkuva (tolkova): bu kadar

toloz (tolkova): bu kadar, o kadar

tômno (tımno): karanlık, bak töavna

ton (ton): ton

tônbam (dundurkam): ?

tônka-visoçka: ince uzun

tônki kori: kurutulmuş yufka

tônko dariye: ince işlemeli çeyizlikler

top (tıp): top

top, topove (ç): top

topaç, topaçi (ç) (topka kaçamak): top şeklinde kaçamak (yiyecek türü)

tòpal (e), tòpla (d), tòplu (n), tòpli (ç) (topıl, topla, toplo, topli): sıcak

Topalovi: Pomak soy ismi

tòpam, topna (topvam, topna): batırmak, doldurmak

topan, tıpan, tapan (baraban): davul

topçiye: topçu

topem (topvam): top yapmak, kumaşı dokuyup top yapmak

topila: keten, kenevir ıslatma yeri

topka (topka): top, yuvarlak şey

tòplu (topıl, topla, toplo): sıcak, samimi

toporişte (drıjka na bradva): balta sapı

toptam (tıpna): tıkmak

toraman (vid trın): diken

tòrba (torba): torba

torbiçka: torba, torbacık

torçem, tarçi, torçam, torça: koşmak

torkam (çovarkam): kurcalamak

tornal, toarnal (trıgnal): gitmiş

tornam, torna (trıgna): gitmek

tórnava: ayrılış, dönüş

Tornik, fıtornik (vtornik): Salı

tornuvam, toarnem (trıgvam): ayrılmak

torzam (dırpam): çekmek

tosi (e), tasi (d), tva (n) (tozi, tazi, tova): bu, şu

Toskuski: Pomak soy ismi

tôşak (tejık, tejka, -o, -i) : ağır

tôşko (tejko): ağır şekilde, ağırca

tôtka (gırda, gırdi): meme

toy (e), tea (d), to (n) (toy, tya, to): o

toy, atoy, atoya (toy, ey toy): bu (e)

tòya (e), tàya (d), tvà (n) (toya, tya, tova): bu, şu, (tiya: bunlar)

töaglem, da töagle (teglya): çekmek, çile çekmek

töaglu, töagli (ç) (teglo): 1-tartı, ağırlık 2-çile, cefa

töagna, tègna (tegna): 1-ağır olmak, ağırlığında olmak 2-ağırlık yapmak 3- ağırlaşmak

töanak (e), töanka (d), töanku (e), töanki (ç) (tınık, tınka, tınko): ince, narin

töane (tınya): inceltmek

töanki darove: ince hediyeler

töanku / tenko (tınko): ince olarak

töaşka (d), töaşku (n), töaşki (ç) (tejık, tejka, tejko): ağır, sıkıntılı, hamile, yavaş (eril biçimi töaşak olmalı, ancak işitmedim)

töaşki spapove: ağır çeyizler

töavna (tımna): karanlık

töavnan (e), töavnena (d), töavnenu (n) (tımen, tımna, tımno): karanlık olmak, kararmak

töavneye (tımneya): karartmak

töavneye sa (tımnee se): kararmak

töavno (tımno): karanlık olarak

töniçka (tıniçka): incecik

tövbe pravem (pokayvam): tövbe etmek

trafil, trefil (aromatna bairska treva): kokulu, şifalı bayır otları

trahalnik (çasovnik): saat

trahalnitsa (ured za smilane na tsarevitsa): mısır öğütmek için üst üste iki taştan oluşan öğütme aleti

trahana (tsarevitsa): mısır

trahana: bulgur (bazı şivelerde)

trahna (tarhana): tarhana

tràka: saç örmek

tràkam, da traka (trakam): tıraklamak (kapıyı çalmak), gürültü etmek

traktarava: ?

trampa (obmen, obmyana): trampa, değiştokuş

Trampaciyski: Pomak soy ismi

tran (trın): diken

trandrafel (roza): gül

tranlif (trınliv, trınliva, trınlivo): dikenli

trànu: sütlü kuskus yemeği

travnîno (zatrevena mestnost, pasişte): çimlendirilmiş alan, otlak

tràye (traya): devam etmek, beklemek, durmak

trayehnisa, tranu, trana: sütlü hamurlu çorba

trèbe (trebya): ayıklamak, düzene koymak, temizlemek, yok etmek

trébém/ tryabyam (poçistvam): temizlemek, ayıklamak

trepam, trepna (trepvam, trepna): titremek, ürkmek, irkilmek

trèpe, utrèpe (trepya): öldürmek, yok etmek

treperè (treperya): ürpermek

trepkam (trepkam): titremek

trese sa (tresa se): titremek, sallanmak

treska (treska): sıtma, titreme

treskavu (trekav, treskava, treskavo): sıtmalı, heyecanlı, titretici

trèsvam, tresna (tryasvam, tresna): kuvvetle vurmak, yere yuvarlamak, çatırdamak, vurmak

treta (treta): üçte bir

treti (treti, treta, treto): üçüncü

tretipoat (treti pıt): üçüncü kez

tréva (tryabva): gerekli, lüzumlu, lazım

trèva, trevitsa (ç) (trevà): ot

trévam, da tréva (tryabvam): gerekmek, lazım olmak

trevèsam (trevyasvam, trevyasam): otlanmak

trevnu (treven, trevna, trevno): otlu, ottan yapılmış

trıka, trka (trie): ?

tri (tri): üç

triçaf (e), triçava (d), triçavu (n) (triçav, triçava, triçavo): kepekli

tridènen (tridneven, tridnevna, tridnevno):üç günlük

trideset (trideset): otuz

trideseti (trideseti): otuzuncu

trien (trion): testere, bıçkı

trij, triş (trij): üç kere

trimà (trima): üç kişi

trimèseçen, trimèseçna, trimèseçnu (trimeseçen, trimeseçna, trimeseçno): üç aylık

trinàdeset, trinayset, trinayse (trinadeset, trinayset, trinayse): onüç

trinàdeseti, trinayseti, trinayse (trinadeseti, trinayseti, trinayse): onüçüncü

trine: üçü, üç tanesi

trinki dene: üç güncük

tripan (kosa): tırpan

trista (trista): üçyüz

tristrànen, tristranna, tristrannu (tristrànen, tristranna, tristranno): üç taraflı

triş (trij): üç kere

triye (triya): ovmak

triye sa (triya se): ovulmak

tríyem (bt) (triya): ovmak

triyse (triyset): otuz (kısa söyleniş)

triyseti (triyseti, triyseta, triyseto): otuzuncu

troase sa (tırsya se): aranmak, ihtiyacı duyulmak

troase, trosya (tırsya): 1-aramak, araştırmak, 2- sarsmak, silkmek, sallamak

troasem, troasna (trısvam, trısna): sarsmak

troaskam (trıskam): çatırdamak, sarsmak

troen, troyna, troynu (troen, troyna, troyno): üçlü, üç misli

troha, tròhi (ç): kırıntı

trohlô (drislô): ?

tròpam (tropam): vurmak, çakmak, ayaklarını yere vurmak

tropane: gevezelik etmek

tropvam, tropna (tropvam, tropna): vurmak, kakmak, çakmak

trosya (tırsya): bak troase

troşa, truşa (troşa): kırmak, harcamak

tróşom (bt): mola vermek

trotna sa (podhlızna se): kaymak, kaymış

trupal (dıner, otryazano dırvo): kesilmiş odun

truslô, druslô (obidliv çovek): çok asabi kimse, herşeye kızan kimse

truye (troe): üç çift

truyisa (troitsa): üç kişi

truynu (troyno): üç misli

ts (ne): “çık” sesi, hayır anlamında

tsadak (tsedka): süzgeç, cimri manasında

tsala ravna godina: bütün yıl boyunca

Tsankovi: Pomak soy ismi

tsapina (): ?

tsapka (tsepenitsa): kıymık, tutuşturma odunu

tsar (tsar): çar, padişah

Tsarigrad: çar şehri, padişah şehri, İstanbul

tsarsko seymençe: padişahın askerleri

tsarû: çarım, padişahım

tsedilka (torba): torba

tsedka (tsedka): süzgeç

tseliya jivot: bütün hayat

tsepam (tsepvam, tsepya): bölmek, parçalamak, kırmak

tsepyam darva / sépem darvà: odun yarmak, odun kırmak

tsınkam, tsonkam (zvınya, drınkam): çınlamak

tsırkam (doya): süt sağmak

tsırna şamiya: sırmalı örtü

tsırnitsa (çerna borovinka): siyah yaban mersini

tsırv, tsırvçe (çervey, çerveyçe): solucan

tsífte (dvoyno): çifte

tsifun, sifun (sifon): sifon

tsiganski şeyki (golemi çetvırtiti pironi): dört köşeli büyük çivi

tsikalida (prıjka): donyağı tortusu

tsikam, tsika (reva, vikam, kreşya): haykırmak, bağırmak

tsiklô (revlô): bağırgan, feryat eden

tsinkya / sinké (tenekiya): teneke

tsinsur voda sam (mokır da kosti): sırılsıklam oldum

tsintsar, sinsar (skıpernik): simsar, paragöz

tsirigenin, çirigenin (vrabçe, ptiçka): kuş türü

tsirika, sirika (plaçe): ağlamak

tsirka, sirka (gnoyna pıpka, akne): sivilce

tsist (bt)(çist): temiz

tsístem (bt) (çistya): temizlemek

tsitsor (lyubopitko): meraklı

tsoha (vid vılnen plat): çuha, yünlü kumaş türü

tsonkam (zvınya): çınlamak

tsonnal (izpil, piynal): içmiş, sarhoş olmuş

tsonnovam (zvınvam): zil, çan çalmak

tsorkam (doya): süt sağmak

tsotka (pıpka): tomurcuk

tsrikut (vik, voy, kryasık): feryat, çığlık

tsveke: ?

tsvetnalo: çiçeklenmiş

tuç (hlopka): çan

tuçila (toçila): bileyici

tuçilka (toçilka): oklavacık

tuf / tuv (tuka): burası, buraya, bak atuva

tûfek, tüfeka, tifek (tyufek, puşka): tüfek

tûfeska: tüfeğin

tûflek (dyuşek): döşek

tugà, tugàva (togava): o zaman

tugàvaşnu (togavaşen, togavaşna, togavaşno): o zaman ki, o zamana ait

tûh (tyuh): tüh

tuhle (tuhla): tuğla

tuhlenu (tuhlen, tuhlena, tuhleno): tuğlalı, tuğladan

tujér, tûjear, tûtzar, tujére (ç) (tırgovets): tüccar

tûjere (tırgovtsi na vılna): tüccarlar, yün tüccarları, bak tujér

tuk, tuka, atuka (tuk, tuka): burada, buraya, burası

tukaşen, tukaşna, tukaşnu, tukaşni (ç) (tukaşen, tukaşna, tukaşno): buralı, buranın, burasının

tukat (plesnitsa): tokat

tukmak (tokmak, golyam çuk, çovek s tejık harakter): tokmak, ağır davranışlı kimse

tukuç: bak tokuç

tula: tuğla, bak tuhle

tûlbe (byala zabradka): beyaz örtü, tülbent

tulku (tolkova): o kadar, şu kadar

tulumbi (ovçarski paputse): geniş çoban ayakkabısı

tulup (): peynir ve lor süzülmesi için konan bez

tûmbelek, dûmbelek (hlopka): çan, koyun çanı, büyük çıngırak

tûmbelin (debeloglavets): koca kafalı, laftan anlamaz

tumnalo (speşno): acil

tumruk (dırveta, grub): 1-tomruk, 2-kaba insan

tumufil (avtomobil): otomobil

Tuna réka / Tunya ryaka (reka Dunav): Tuna nehri

tunç (çan): çan

tunç, tunçove (ç): tunç

tupal (kuts): topal

tupam (tupam): silkmek, tozunu almak, kalp çarpmak

tuptan (navednıj, na edin pıt): toptan

tupurdiya (tropot): tıkırtı, tıpırtı

tupus (pusto): lanet

tupus (topuz): topuz

tupvam, tupna (tupvam, tupna): silkmek, vurmak/ düşmek, yere düşürmek

tùra: tuğra, tura

turanik, turenik: genç, yeniyetme, serseri

turçe: Türk, müslüman

turçin (kadife): bak: kadife

turçin, turtsi / tursi (ç) (turçin): Türk, müslüman

turem samar: semer koymak

tùrem, tùre (turyam, turya): katmak, koymak, yerleştirmek

turkîne (turkinya): türk kadını

turkulák: daire şeklinde (tırkolyam: yuvarlanmak fiilinden)

tûrlii (asortiment, razliçni): türlü, çeşitli, farklı

turma, turna (puşek, mıgla): duman

turmi, turni (dimi, puşi): dumanlı

tûrmo (zatvor, zandan): karanlık yer, zindan, hapishane

turp (repiçka): turp

Turskay zéme: Türk toprağı, Türk arazisi

turski (turski): Türke ait, Türkün, Türkçe, müslüman işi

turşiye, turşii (ç) (kiselo zele): turşu

turunciçko (bt) (orankevo): turuncu renkli

tusun (mıjko tele do dve godini): tosun, iki yaşına kadar dana

tutak (sumatoha): ?

tutkálo (lepilo): tutkal

tûtûn (tûtûn): tütün

tûtûn sa izpivam: tütün içmek

tûtûnciye (e), tûtûnciyka (d), tûtûncii (ç) (tûtûnciya): tütüncü

tûtûnciyski, -a, -u (): tütüncünün, tütüncüye ait

tuv, tuva, atuva (tuka): burası, buraya, bak atuva

tuyàga (toyaga): değnek, sopa, baston

tuzak (kapan): tuzak, kapan

tuzla (myasto za kırmene na ovtsete): kuzu emzirme yeri

tuzlutsi: tozluklar, pantalonun diz altında gaytan işlemeli yünlü kumaş parçası

tükürt (syara): kükürt

tvoy (e), tvoya (d), tvoye (n), tvoyi (ç) (tvoy, tvoya, tvoe, tvoi): senin, senin ki

tvoyne, tvoyte (): senin, senin ki

tyatya / tété (stoej ili vırvej s klatuşkane): yalpalamak, bebek yürüyüşü

U

u (u): -de, -da

u nas (u nas): bizde

ubàdem sa, ubàde sa (obajdam se, obadya se): cevap vermek, seslenmek, ortaya çıkmak

ubàdem, ubàde (obajdam, obadya): bildirmek, haber vermek

ubásno (bt) (strımna skala): uçurum (opasno: tehlikeli)

ubaventse (hubavko, hubaviçko): iyice, güzelce, hoşça, uygun olan

ubeagam, ubeagna (ubyagam, ubyagna): kaçıp kurtulmak

ubèsam sa, ubèsa sa (obesvam se, obesya se): asılmak

ubèsam, ubèsa (obesvam, obesya): asmak, sarkıtmak

ubèsan, ubèsna, ubèsnu (obesen, obesna, obesno): asılmış

ubîdam, ubîda (obijdam, obida): dolaşmak, gezmek

ubigràvam, ubigràye (obigravam, obigraya): dolanmak

ubikarva (zaobikalya istinata, lıje): gerçeği gizlemek, yalan söylemek

ubikòlem (obikalyam, obikolya): dolaşmak, etrafını dolaşmak, çevirmek

ubikòlenu (obikolen, obikolena, obikoleno): çevrilmiş, sarılmış

ubîtu (ubit, ubita, ubito): öldürülmüş

ubîyem, ubiye (ubiva, ubiya): öldürmek

uboarkam (obırkvam, obırkam): karıştırmak

uboarkam sa (obırkvam se, obırkam se): şaşırmak

uboarsna (brısna): traş olmak

uboarsnam sa, uboarsna sa (obrısvam, obrısna): traş olmak

uboarsnam, uboarsna (obrısvam, obrısna): traş etmek

ubraştam sa, uboarna sa (obrıştam se, obırna se): yüzünü çevirmek, dönmek

ubraştam, uboarna (obrıştam, obırna): çevirmek, döndürmek

ucàk, ucàsi (ç): bak ujeak

ùça sa (uça se): öğrenmek, öğrenmek

ùçan, -a, -u (uçen, -a, -o): okumuş

úçem, ùça (uça): ders çalışmak, öğrenmek

uçina, uçinayka, uçna (vuyna): teyze

uçkur, yuçkur (vrıvçitsa): uçkur, don ipi, don bağlamak için ip

uçûdem sa, uçûde sa / uçüdem sa, uçüde sa (uçudvam se, uçudya se): şaşmak

uçurum, çurum (propast): uçurum

uçüdem, uçüde (uçudvam, uçudya): hayrette bırakmak, şaşırtmak

ud (ot): bak ut, ot

udaciye: odacı

udar (udar): vurma, çarpma, darbe, inme, felç

udàren, -a, -u (udaren, -a, -o): vurulmuş

udàve (davya): boğmak

udàvem sa, udàve sa (davyam se, davya sa): boğulmak

udàvem, udàve (davyam, davya): boğmak

udavnik, udavnitsi (ç) (udavnik): suda boğulmuş

udigo (mahni gu): kaldır onu

udisva (prilyada i): onu uyar, aklını başına getir

udmahnam, udmahna (otmahvam, otmahna): defetmek

udmòrem sa, udmore sa (): dinlenmek

udoa (staya): oda, bak: fudayoa

udol, utdol (otdol): üstünde

udòma si (): kendi evine

udragna (haresa): beğenmek, sevmek, hoşlanmak

udraskam (odraskvam, odraskam): tırmıklamak, tırmalamak, kazımak

udréje (otryazvam): 1-kırkmak, yün kırkmak, 2-kesmek, kesip atmak, 3-sarkmak

udrem (udarvam, udaryam, adryam, udarya): vurmak, isabet ettirmek

udrien (): vurulmuş

udrivam, udrívom (bt) (udryam): vurmak

udurmajiya (zagovornik): uydurmacı, uydurukçu

uduzàt (otzad): arkadan, arkada, geriden

udvan, udvoan, udvoanna, utvan, utuvan (otvın): dışarıdan, dışarısı

udvarzalu (otvırzalo): çözülmüş

udvarzam sa, udvarzna sa (otvırzvam se, otvırzna se): çözülmek, sökülmek

udvarzam, udvarzna (otvırzvam, otvırzna): çözmek, sökmek

udvarzanu (otvırzano): çözük, çözülü durumda

udvrástan (bt): karşılıklı

uem (): değirmenciye verilen öğütme hakkı un

ufçer (e), ufçerka (d) (ovçar, -ka): koyun çobanı

ufçerka: anasından ayrılmış kuzu

ufçerska tuyèga: çoban sopası

ufçerski (ovçerski): çobanın, çobana ait

ufçeruvam (ovçaruvam): çobanlık etmek

ufis (ofis): ofis

ugàdam, ugàde (ugajdam, ugadya): sezmek, farkında olmak

ugasèvam, ugasè (ugasyavam, ugasya): söndürmek

ugasvam sa, ugasna sa (ugasvam se, ugasna se): sönmek

ugizdilo (ukràsen): süslenmiş

ugizdilyam (ukrasyavam se): süslenmek

uglanneyè (ogladnyavam, ogladneya): acıkmak

uglavévam / uglavyavam (sgodyavam): nişanlamak, başını bağlamak

uglavnik (oglavnik): yular, başlık

ugledal (ogledalo): ayna

ugluhnal (ogluşal): sağır olmuş, sağırlaşmış

ugniyem, ugniye (ugnivam, ugniya): çürümeye yüz tutmak

ugnus (gnus): iğrenç, çürümüş, tiksinti verici

ugo se (a taka): öyle mi? gördünmü şimdi? baksen!

ugodiş (da utseliş toçno): tam isabet

ugòlem sa, ugòle sa (ogolvam se, ogolya se): soyunmak

ugoleyè (ogolyavam, ogoleya): çıplak kalmak

ugràda (ograda): duvar

ugràdem, ugràde (ograjdam, ogradya): duvar veya çitle çevirmek, inşa etmek

ugrèyem sa, ugrèye sa (ogryavam se, ogreya se): ısınmak, güneşlenmek

ugrèyem, ugrèye (ogryavam, ogreya): ısıtmak, güneş doğmak

ugribam (ugrebvam): toplamak

ugripka (lopatka): metal spatula, katmer vs çevirmek için alet

ugrizi (ogrizki): artıklar, yemek artıkları

ugulemèvam, ugulemeye (ugolemyavam, ugolemeya): büyütmek

ugurt, agurt (kiselo mlyako): yoğurt

uhal / uhıl (buhal): baykuş

uhàpem, uhàpe (uhapvam, uhapya): ısırmak, dişlemek

uho, uşi (ç) (uho, uşi): kulak

uin (trik, nomer): oyun, hile, numara

ujeak, ujàk, ucak (odjk): ocak

ujène (jenya): evlenmek

ujènem sa, ujené sa (ojenvam se, ojenya se): evlenmek

ujènem, ujené (ojenvam, ojenya): evlendirmek

ujénen (e), ujéna (d), ujéni (ç) (ojenen, ojena, ojeni): evli, evlenmiş

ujina, ujnina (zakuska): kahvaltı

ujivènu (ojiven, ojivena, ojiveno): canlı, yaşayan

ujivèyem, ujivèye (ojivyavam, ojiveya): canlanmak, uzun yaşamak, şifa bulmak

ujkim (vse edno): herbir

ukàçem sa, ukàçe sa (okaçvam se, okaça se): asılmak, takılmak

ukàçem, ukàçe (okaçvam, okaça): asmak, sarkıtmak, takmak

ukaden (opuşen): dumanlı

ukálen (kalen): çamurlu

ukàpem, ukàpe (okapvam, okapya): yere düşmek

ukaşlem sa (okaşlyam se): öksürmek

ukàzam sa, ukàje sa (okzvam se, okaja se): meydana çıkmak, görünmek

ukàzam, ukàje (okazvam, okaja): yapmak, göstermek, etmek

ukazvam, ukaje (ukazvam, ukaja): göstermek

ukénevam / ukyanevam (otslabvam, otınyavam): zayıflamak, incelmek

ukiçem, ukiçe (okiçvam, okiça): süslemek, donatmak

ukiçilo: bezenmiş, çiçeklerle bezenmiş

ukiçilyam: bezenmek, çiçek takmak

ukimen (uçuden): şaşırmış

ukisem, ukisna (okisvam, okisna): suda kalmak, kabarmak

ukosèvam, ukòse (okosyavam, okosya): biçmek, kosalamak

ukòtem (okotvam, okotya): kedilemek

ukòzem, ukòse (okozvam, okozya): keçi yavrulamak

ukràdan, ukradna, ukradno (otkraden, otkradna, otkradno): çalıntı, çalınmış

ukràdem, ukràde (okradvam, okrada): çalmak

ukràdem, ukradna (otkradvam, otkradna): çalmak

ukral (otkradnal): çalmış, soymuş

ukrékam (izdırjam): bir şeyi yapıp durmak, sürdürmek

ukul (uçilişta): okul

ukus (vol): öküz

ukusçek (volçek): öküzcük

ukuş, yukuş (strımno kamenista pıteka): yokuş

ulaf (glupav): aptal

uliçar, uliçare (ç) (skitnitsi, bezdelnitsi): serseriler, boşgezenler

uliçnitsa (uliçna lampa): sokak lambası

ulû /ulyu (çovek koyto ne stava nişto): işe yaramaz adam

uluk (oluk, brazda): oluk

Ulvina, Ulvinka: Ulviye (öa)

um, yum (um): akıl

umagôsam (omagiosvam, omagiosam): sihirlemek

umaknal, -a, -u / umoaknal (otmıknal, -a, -o): po. yolunmuş, bg. çalınmış, aşırılmış

umakvam sa, umakna sa / umoakna sa (otmıkvam se, otmıkna se): po. yolunmak, bg. çalınmak, aşırılmak

umakvam, umakna / umoakna (otmıkvam, otmıkna): po. yolmak, bg. çalmak, aşırmak

umarén (bt), umurén (umoreno): yorgun (umoryavam: yorulmak fiilinden)

umarşevèyem, umarşevèye (omırşavyavam, omırşaveya): zayıflamak

umèkvam, umèkna (omekvam, omekna): yumuşamak

umèsam, umèsa (omesvam, omesya): yoğurmak

umèta (omitam, ometa): süpürmek

umiraçka (): ölürken, ölmek üzere

umîram, umira, umrè (umiram): ölmek

umivam, umiye (umivam, umiya):yıkamak

umoalçem sa, umoalçe sa (umılçavam se, umılça se): susmak

umoarzam sa, umoarzna sa (omrızvam se, omrızna se): bıkmak, usanmak

umoarzam, umoarzna (omrızvam, omrızna): usandırmak

umora (umora): yorgunluk

umorna kafitsa: yorgunluk kahvesi

umöakna sa: yumuşamak

umöaknal, a-, -u / uméknal: yoluk, yolunmuş

umöaknavu / uméknavu (mek): yumuşak, yumuşamış

umrât (mırtıv, mırtvets): ölü

umràza (omraza): kin, nefret

umràzem, umràza (omrazyavam, omraza): nefret ettirmek

umràzen, umràzna, umràznu (omrazen, omrazna, omrazno): iğrenç, nefret verici

umrè (mra): ölmek

umreal, -a, -u (umryal, -a, -o): ölmüş

umru (umira): ölmek

umuren, -a, -u (umoren, -a, -o): yorgun “umuril mi sa: yorulmuşum”

umurèn, umurèna, umurènu (moren, morena, moreno): yorgun

umurèvam, umurè (umoryavam, umorya): yormak, usandırmak

umuril, -a, -u: yorulmuş

umusten (ohlepan): ?

umut, amut (nadejda): umut

Uncufsi: Pomak soy ismi

upàdam (opadvam, opadam): dökülmek, düşmek

upàdam, upàdna (upadam, upadna): düşmek, batmak, sönmek

upàdem, upàde (otpujdam, otpıdya): kovmak,

upadûvam / upıdyuvam (gonya, propıjdam): kovmak, itmek

upàlem, upàle (opalvam, opalya): tutuşturmak, yakmak, ateşe yakmak

upàsem (opasvam, opasam): otlatmak

upàşat, upàşata, upàşatu (opaşat, opaşata, opaşato): kuyruklu

upaşka (opaşka): kuyruk

upazarèvam, upazareye (upazaryavam, upazareya): pazarlık etmek

upèkam, upèka (opiçam, opeka): pişirmek

upèrem, upère (opiram, opera): yıkamak

upetlat (obırkan): şaşırmış

upina (opına): çekmek, asılmak

upina sa (opına se): sarsılmak

upîyem, upîye (opivam, opiya): içirmek

uplàkam, uplàçe, da uplakva (oplakvam, oplaka): ağlamak, dert yanmak

uplàşem sa, uplaşe sa (uplaşvam se, uplaşa se): korkmak, ürkmek

uplàşem, uplàşe (uplaşvam, uplaşa): korkutmak, ürkütmek

uplitam, upleta (uplitam, upleta): örmek

upolçi sa (sıobrazi): konuyu gizlemek, söylemeyi uygun bulmamak

upöana (opıvam, opına): germek, çekmek, asılmak

upratalski kitki (kitka za pokoynik): cenazeye gönderilen çiçek

upràvem, upràve (opravyam, opravya): düzene koymak, düzenlemek, düzeltmek

upràven, upràvna, upràvnu (opraven, opravna, opravno): düzeltilmiş, düzgün

upràzem, uprazna (oprazvam, oprazna): boşaltmak

upreşiham: çapalamak “upreşihme: çapaladık”

upuzun (mnogo bolen): upuzun yatmak, çok hasta olmak

urà (ora): çift sürmek

ùradisvam (): uğramak, çarpılmak

urak (sırp): orak

uràlu (ralo): saban, pulluk

uramà, uramò (glupak): uğramış anlamında aptal, budala

uraspu, urospiya, uruspiya (prostitutka, kurva): orospu

uraştisvam (opitvam): uğraşmak

urda (izvara): çökelek

urdô (çovek, koyto se mnogo hvali): çok öğünen kimse

ureaza, urèja (oryazvam, oreja): kesmek

urel (orel): kartal

urelski (orelski): kartalın, kartala ait

urinvam sa (mahamse, omitam se): defetmek, kovmak

uritam, da urita (ritam): tepmek

uroştisvane: uğraşma, bir iş üzerinde sürekli çalışma

ursuz, ursûzin (namrışten): uğursuz

urta (sreden, sreda, tsenter): orta

urtak (sıdrujnik): ortak

urtalık (polojenie): ortalık, durum

uruç (post): oruç

uruç guveyem: oruç tutmak, bak: guveyem

uruçesvam, uruçèsam (uroçasvam, uroçasam): nazar değmek

uruçesvane (uroçasvane): nazar değme

urumeliyka (): rumelili kadın

Urumeliyski Pomatsi: Rumelinin Pomakları

Urumeliyski, -a, -u: Rumelili

Urúmin (grıtski): Yunan

urumka (grıtska): rum kadın

Urúmtski (grıtski ezik): Yunan dili

uruşmak (golyamu zanimavka): vuruşmak

uruzalki, urzalki: kilim sonuna bağlanan sağlam iplik

Use: Hüseyin (öa)

usenèyem, usenèye (osenyavam, osenya): gölgelendirmek, gölge etmek

usètam sa, usèta sa (useştam se, usetya se): hissedilmek, kendini hissetmek

usètam, usète (useştam, usetya): hissetmek

usilno (trudno, mıçno): zorlukla, güçlükle, kuvvetle

Usinço: Hüseyin (öa)

usinuvèyem, usinuveyè (osinovyavam, osinovya): evlatlık almak

Uska: Hüseyin (öa)

uskoapèyem sa, uskoape sa (oskıpyavam se, oskıpya se): pahalılaşmak

uskoapèyem, uskoape (oskıpyavam, oskıpya): pahalılaştırmak

uskoapu (skıp, skıpa, skıpo): pahalı

uskoasenu (skısen, skısena, skıseno): kısaltılmış

uskoasvam, uskoase (skısyavam, skısya): kısaltmak

uskòru (skoro): çabuk, yakında

uskuta (skut): kucak

uslùşem sa (osluşvam se, osluşam se): dinlemek, kulak vermek

uslùşene (sluşane): dinleme

Usman: Osman (öa)

Usmanliye (e), Usmanliyka (d), Usmanlii (ç): osmanlı

usmihnat, -a, -u (usmihnat, -a, -o): gülümseyen

usmihnatu (usmihnato): gülümseyerek

usmihvam sa, usmihna sa (usmihvam se, usmihna se): gülümsemek

usmina (osmina): sekizde bir

usmîsa (osmitsa): sekizlik

usmîvam, usmeyè (osmivam, osmeya): alaya almak, birine gülmek

usnal (zaspal): yatmış, uyumuş

usnèja (osnejavam, osneja): karla örtmek

usnèja sa (osnejavam se, osneja se): karla örtülmek

usòlem, usòle (osolyavam, osolya): tuzlamak

usosvam (zakısvam): yalıtmak

usoyka (sençesto myasto, sinevitsa): gölgelik

uspivam sa, uspiye sa (uspivam se, uspiya se): uykuya dalmak

uspivam, uspiye (uspivam, uspiya): uyutmak

uspomnem si, uspomnè si (spomnyam si, spomnya si): hatırlamak

uspomnem, uspomne (spomnyam, spomnya): hatırlatmak, anmak

uspùkanu (spukan, spukana, spukano): patlak, çatlamış

uspukvam, uspukam (spukvam, spukam): patlatmak, çatlatmak

uspumina (spomena): hatıra, anı

uspumînam, uspumina (spomenavam, spomena): anmak, hatırlamak, bahsetmek

uspuskam sa, uspusna sa (spuskam se, spuştam se, spusna se): çabuk inmek, inmek, salınmak, sarkmak

uspuskam, uspusna (spuskam, spuştam, spusna): indirmek, uzatmak, salmak

usram (sram): utanç

usràme (sramya): utandırmak

usràme sa (sramya se): utanmak

usràmem sa, usràme sa (osramvam se, osramya se): utanmak

usràmem, usràme (osramvam, osramya): utandırmak

usramvam sa /usràmem sa (sramuvam se): utanmak

ustà (usta): ağız

usta, ustoa (maystor): usta

ustabaşiye (glaven maystor): ustabaşı

ustalık, ustalok, ustaloak (maystorlık): ustalık

ustàna (stana): olmak

ustanal, -a, -u (ostanal, -a, -o): olmuş, olan

ustar, ustra, ustru (ostır, octra, ostro): keskin, sivri

ustareal, -a, -u (ostaryal, -a, -o): yaşlı, yaşlanmış

ustarèyem, ustarèye (ostaryavam, ostareya): yaşlanmak, bayatlamak, eskimek

ustavem gu za setne: sonraya bırakmak, ertelemek

ustàvem, ustàna (ostavyam, ostana): kalmak, bırakmak, olmak, geride kalmak, artmak

ustàvem, ustave (ostavyam, ostavya): bırakmak, terk etmek, salıvermek, sebep olmak, vazgeçmek

usten, ustna, -u (usten, ustna, -o): ağıza ait, ağzın

ustinki (usta, ustin): ağız, dudaklar

ustna (ustna): dudak

ustràha (): korkmak

ustrie (ostrie): keskin taraf

ustrija (ostrigvam, ostrija): koyunları kırkmak, saç kesmek

Ustriski: Ostritsa’lılar

ustriye (sivriltmek, bilemek, keskinleştirmek

ustuden, -a, -u (studen, -a, -o): soğuk

ustudèyem, ustedèye (ostudyavam, ostudya): soğutmak

ustúrevom (bt) (ustroyvam): düzenlemek

usturşa (ustroşa): kırmak

usturşàvam, usturşa (stroşavam, stroşa): kırmak, parçalamak

usturşenu (stroşen, -a,-o): kırık, kırılmış

ustuten, ustutna, ustutnu (stoten, stotna, stotno): yüzüncü

ustutina (stotina): yüz kadar, yüz civarında, yüzlük

Usuf, İsuf, Sufi, Sufka, Cufka: Yusuf (öa)

usukvam, usuça (usukvam, usuça): bükmek, sarmak

usutra, usutre, usutrin (utsutrya, utre sutrinta): yarın sabah

usvetè (osvetlya): aydınlatmak

usveten, usvetna, usvetnu (osveten, osvetna, osvetno): aydınlanmış, aydın

usvetila (trezven): ayılmış, ayık

Usya: Hüseyin (öa)

ùşan, ùşna, -u (uşen, uşna, -o): kulağın, kulağa ait

uşi: kulaklar, bak: uho

uşiyem, uşiye (uşivam, uşiya): dikmek, diktirmek

uşkim (veroyatno): galiba

uşmar (sindirmô): sindirmô

uşniki, uşnitsi (ç) (obitsa, obitsi): küpe

uşonkano (prazno, pusto): boş, ıssız

uştelye (klisura, kanion): kanyon, derin vadi, derin geçit

uştipem, uştipe (oştipvam, oştipya): çimdiklemek, diken batırmak

ùşu (kofa uşi): kepçe kulaklı

ut (ot): -den, -dan

utaliçvam (razkaçvam se): çok şaşırmak, apışıp kalmak

utbàvem / otbavyam (ubivam): öldürmek

utbègam, utbègna (otbyagam, otbyagna): çekinmek, kaçınmak

utblîzu (otblizo): yakından

utçe (kuçe): köpek

utdalèçe (otdaleçe): uzaktan

utdè (otde): nereli, nereden

utdèlem, utdèle (otdelyam, otdelya): ayırmak, bölmek, kenara koymak

utdélen, utdélna, utdélnu (otdelen, otdelna, otdelno): ayrı

utdésnu, utdeasnu (otdyasno): sağdan

utdètu (otdeto): -tiği yerden

utdoahna si (otdıhna si): soluk almak, soluklanmak, dinlenmek

utdòle (otdole): aşağıdan, altından, altında

utdòlu (otdolu): aşağıdan, altında

utelisa (otelisa): (inek) dana doğurmak

utglàdi (otgladi): açlıktan

utglàsem sa, utglasé sa(otglasyam se, otglasya se): yankılanmak, yankı uyandırmak

utgòre (otgore): yukarıdan

utgrèbam, utgrèbe (otgrabvam, otgreba): üstünden almak

utiçam, utèka (otiçam, oteka): şişmek, kabarmak

utirno (sutrin): sabah, sabahleyin

utirnona (sutrinta): sabah, sabahleyin

utivam si, utida si (otivam si, otida si): gitmek

utîvam, utîda (otivam, otida): gitmek

utkàçem sa, utkàçe sa (otkaçvam se, otkaçam se, otkaça se): kurtulmak, asılı olduğu yerden düşmek

utkàçem, utkàçe (otkaçvam, otkaçam, otkaça): askıdan almak

utkadé (otkıde): nereden

utkàk, utkàktu (otkak, otkakto): -den beri, -den sonra

utkàram (otkarvam, otkaram): bir yerden bir yere götürmek, alıp götürmek, taşımak

utklûçem, utklûçe (otklyuçvam, otklyuça): anahtarla açmak

utkoas (otkıs): alınmış bir kısım, parça

utkoasam sa, utkoasna sa (otkısva se): koparılmak

utkoasam, utkoasna (otkısvam, otkısna): koparmak

utkoasan, -a, -u (otkısvan): kopuk, koparılmış, kopmuş

utkòle (otkole): eskiden beri, çoktan

utkòle yéçişte (): uzun zamandan beri

utkòleşen, ıtkòleşna, utkòleşnu (otkoleşen, otkoleşna, otkoleşno): eski, çoktan beri olan

utkos (otkos): bir kosalık miktar, yer

utkray (otkray): baştan, çok eski zamandan beri, en ucundan

utkrîyem sa, utkriye sa (otkrivam se, otkriya se): meydana çıkarmak

utkrîyem, utkriye (otkrivam, otkriya): açmak, keşfetmek, meydana çıkarmak, açıklamak, göstermek

utkugà (otkoga): ne zamandan beri

utkugàtu (otkogato): -diği zamandan beri

utkupàyem, utkupàye (otkopavam, otkopaya): kazmak, kazarak çıkarmak

utleavu (otlyavo): soldan, sol taraftan

utmaham, utmahna (otmaham, otmahna): defetmek, dağıtmak

utmènem, utmène (otmenyavam, otmenyam, otmenya): kaldırmak, değiştirmek

utmètam sa, utmètna sa (otmyatam se, otmetna se): sözünde durmamak, caymak

utmètam, utmètna (otmyatam, mtmetna): çekmek, almak, işaret etmek

utminàvam, utminà (otminavam, otmina): geçmek, geçiştirmek

utmòrem sa, utmòre sa, umurè sa (otmoryavam se, otmorya se): dinlenmek

utnapreş (otnapred): daha önceden

utnas (otnas): bizden

utnèkade, utneakade (otnyakıde): bir yerden

utnèsam, udnèsa (otnasyam, otnesa): taşımak, götürmek, nakletmek

utnîkade (otnikıde): hiçbir yerden

utnòvu (otnovo): yeniden

utolçan, utolçen / utolıçan, utolıçen (izvaden na pokaz): açığa çıkarılmış

utolçi sa / utolıçi sa (pokazala se e): göstermiş

utonal (potınal):çökmüş, çökük

utpàdam, utpadna (otpadam, otpadna): zayıflamak, düşmek

utplàştem sa, utplàte sa (otplaştam se, otplatya se): ödemek

utplàştem, utplàte (otplaştam, otplatya): karşılık vermek

utpoarvu (otpırvo): ilk önce, en başta

utpòsle (otposle): sonradan, ondan sonra

utpreş (otpred): önde, önden, önceden

utpuskam, utpusna (otpuskam, otpusna): kendini bırakmak, gevşemek

utpusnatu (otpusnat, otpusnata, otpusnato): gevşek

utpùşem, utpùşe (otpuşvam, otpuşa): tıkalı bir şeyi açmak

utrànu (otrano): erkenden

utrayem, utraye (utrayvam, utraya): dayanmak, sabretmek

ùtre (utre): yarın, yarın sabah

utrebe: ayıklamak

utreben: ayıklanmış

utren, -a, -u (utren, -a, -o): sabahın, sabah (şeyi)

utrepem sa, utrepe sa (utrepvam se, utrepya se): yorgun düşmek

utrèpem, utrèpe (utrepvam, utrepya): tepelemek, öldürmek, vurmak

utreşnu, utreşni (utreşen, utreşna, -o): sabahki

utrézam, utréje (otryazvam, otreja): kesmek

utrino (sutrin): sabah

utrotkal (osral): helaya gitmiş, sıçmış

utséçem, utseka (otsiçam, otseka): kesmek

utseçen, -a, -u (otseçen): kesik, kesilmiş

utsètne (otsetne): bundan sonra

utséyem (otsyavam): elemek

utsigà (otsega): şimdiden, bundan sonra

utsîpam, utsîpa (otsipvam, otsipya): biraz boşaltmak

utskaçem (otskaçam, otskoça): sıçramak

utskòru (otskoro): az zaman önce, yakınlarda

utsreşta (otsreşta): karşıdan

utsreştan, utsreşna, utsreşnu (otsreşten, otsreştna, otsreştno): karşıdaki

utstoapvam, utstoape (otstıpvam, otstıpya): geri çekilmek

utstrana (otstrana): yandan, yanda

utsurna moma: kız kaçırmak

utsurna: kaçırmak

uttam (ottam): oradan

uttàtak (ottatık): öte, öte tarafta

uttoy: ondan

uttugàva (ottogava): o zamandan beri

uttùk, uttuka (ottuk): buradan

utupis (avtobus): otobüs

utuvan, uduvan: bak udvan

utvàde (otvıde): öte, öte taraf

utvàdem, utvàde (otvajdam, otvadya): bir şeyden çıkarmak

utvàden, utvadna, utvatnu (otvıden, otvıdna, otvıdno): öte taraftaki

utvàdeşen, utvàdeşna, utvàdeşnu (otvıdeşen, otvıdeşna, otvıdeşno): dış taraftan, dışarıda

utvàlem, utvàle (otvalyam, otvalya): yerini değiştirmek, yuvarlamak

utvàrem, utvòre (otvaryam, otvorya): açmak

utvàtre, utvotre, utvoatre (otvıtre): içeriden

utvèçer (otveçer): akşamdan

utvèdem, utvedè (otvejdam, otveda): beraber götürmek, götürmek

utvèyem, utvèye (otvyavam, otveya): alıp götürmek, savurmak

utvisòku (otvisoko): yüksekten

utvoarzam sa, utvoarza sa (otvırzvam se, otvırja se): çözülmek

utvoarzam, utvoarza (otvırzvam, otvırja): çözmek

utvòran, utvòrana, utvòranu (otvoren): açık

utvoren, -a, -u (otvoren, -a, -o): açık, açılmış

utvsèkade (otvsyakıde): heryerden, çepeçevre, her taraftan

utzîmam, utzîma (otzemam, otzema): almak, -den almak

uva, uvo, uvı, uvoa, yuvoa (pole, ravnina): ova, düzlük

uvâdom (bt): yüzden ayrılmak (otvejdam ?)

uvardem (uvardvam): yürümek, gitmek

uvarèm, uvàre (uvaryavam, uvarya): haşlamak, kaynatmak

uvedam sa (otivam): gitmek, uzaklaşmak

uvedot (premahnat, skriyat, otdelyat): kaldırılmış, saklanmış, ayrılmış

uvehnal, -a, -u (uvehnal, -a, -o): solmuş, solgun

uvéhvam, uvehna (uvyahvam, uvehna): solmak, sararmak, sararıp solmak

uves (oves): yulaf

uvèsen (ovesen, ovesena, oveseno): yulaflı, yulaftan yapılmış

uvidam sa (trıgvam si, otdaleçavam, otdrıpvam se): uzaklaşmak, uzaklaştırmak

uvîrem, uvrè (uviram, uvrya): kaynamak

uvîsam, uvîsna (uvisvam, uvisna): asılmak, sarkmak

uvîyem sa, uviye sa (uvivam se, uviya se): sarılmak

uvîyem, uvîye (uvivam, uviya): sarmak

uvoarzam sa, uvoarza sa (uvırzam se, uvırja se): bağlanmak

uvoarzam, uvoarza (uvırzvam, uvırja): sıkı bağlamak, bağlamak

uvoaşkaveyè (ovışkaveya): bitlenmek

uydisvam, uydisam (uydisvam, uydisam): uymak, birinin aklına uymak, yakışmak, uygun gelmek

uydurma (izmama, zagovor): uydurma

uygun (udobno, podhodyaşt): uygun

uygunsuz (nepodhodyaşt): uygunsuz

uyko (vuyço): amca

uyun, uin (trik): oyun

uzdisa (ostana sam, zastoya se na edno myasto): yalnız kalmak, birbaşına kalmak

uzdravèyem, uzdravèye (ozdravyavam, ozdraveya): sağlığına kavuşmak, iyileşmek

uzelenèyem, uzelenèye (ozelenyavam, ozelenya): yeşillendirmek

uzrât (uzryal): olgun

uzreal, -a, -u (uzryal, -a, -o): olgun, ermiş

uzrévam, uzreye (uzryavam, uzreya): olgunlaşmak, ermek

Uzunvi: Pomak soy ismi

uzur (pokoy): bak huzur

uzvikam sa, uzvikna sa (izvikva se): çağırdı, bağırdı

üç (tri): üç

üdünç (zaem): ödünç

üglen (pladnina): öğlen

ümür (jivot): ömür

V

vaar (vyara): inanç, bak véra, vyara

vàda: su bak voda

vadenítsa: su değirmeni, bak vodenitsa

vadîtsa (voditsa): sucağız, biraz su

vàkal, vàkla, vàklu (vakıl, vakla, vaklo): karagözlü

vakıt (vreme): vakit

vakla sûriye: boz renkli sürü

vaklo ovçerçe: yağız çoban, karagözlü çoban, esmer yakışıklısı çoban

valek (svitık seno): ?

vàlem ( valyam, palya): tutuşturmak

valésava: dikkatli

vallayi billayi: vallahi billahi

valmo: yün iplik, iplik demeti

valta: ikinci biçilmiş ot

valzanisa (vızglavnitsa): yastık. bak: voalzanisa

vam (vam): size

vanka (navın): dışarı

vankasní, vónkasna: dıştaki, dışarıdaki

vanlûh / vanlyuh (mirizliv çovek): meraklı kimse

vannoaş (vednaj): bir defa, bir kere

vaportzí (moryak): denizci, vapurcu kelimesinden

vapsvam / vaptsvam (boyadisvam, otsvetyavam): boyamak, renklendirmek

vàra: inanç, bak veara, vyara

varad (dırven uley): değirmene su taşıyan ahşap kanal

vâravom (bt) (vyarvam): inanmak

varbo (vırba): söğüt ağacı

Vardarovi: Pomak soy ismi

varde (nablyudavam): izlemek, seyretmek

vardi (pazi, ohranyava): korumak, tutmak

vàre (vrya): kaynamak, fışkırmak

vareal, vareala, varealu (vryal, vryala, vryalo): kaynamış, kaynar

varela (varel): varil

vàrem, vàre (varya): haşlamak

vàren (e), vàrena (d), vàrenu (n), vàreni (ç) (varen, varena, vareno): haşlanmış

varenyasvam, verenésam (razvalyam): viran etmek, bozmak

varévu: etli pilav, düğün yemeği

vareyka: süt kaynatılan bakır kazan

varga /voarga: kafada şişkinlik

vargijûlen (s vse sila): var gücüylen

vargulat, -a, -u (obıl): yuvarlak

vargulatko (zaoblenko): yuvarlak

varguleam (vırgalyam): yuvarlamak

vargulka, vargulke, vargulkya (obıl kamık): yuvarlak taş

varhu, varh (vırhu): üstünde, üzerinde

varhúşna deríye: üst deri, cilt

vari (vırvi): git (gitmekten emir)

varílnitsa (kuhniya): mutfak

varkuzun (vrıv): ip, bağ, sicim, şalvar bağlama ipi

varkuzunçek (vrıvçitsa): bağlama ipi

varna / voarna, vorna (vırna): dönmek

varna sa (vırna se): dönmek, geri dönmek

varnega: onun üstüne, onun üzerine

varnitsa (varnitsa): kireçlik, kireç ocağı

varşina (vırşina): ağaç dallarının tepe kısmı

varteyè (vırtya): çevirmek, döndürmek

varteyè sa (vırtya se): dönmek

varvea, varvé (vırvya): gitmek

varyos (kovaşki çuk): balyoz

varzàlu / varzalo: ip, bağlaç, bağlama şeyi

varzobal (svitık, vızrop, mreja): bağlanmış ot yığını

vas (vas): sizi

vasayet pravem: vasiyet etmek

vasayet, vasayatçek (zaveştanie): vasiyet

vasenitsa (gısenitsa): tırtıl

vasredé (çrez): yoluyla

vastoapem, vastope (vstıpvam, vstıpya): ayak basmak

vaş (e), vàşa (d), vàşu (n), vaşi (ç) (vaş, vaşa, vaşo): sizin, sizin ki

vàşenski (vaşenski): sizin, sizin ki

vàşi (vaşi): sizinkiler (çoğul)

vaşif (e), vaşiva (d), vaşivu (n), vaşivi (ç) (vışliv, -a, -o, -i): bitli

vaşleasal (vışlyasal): bitlenmiş

vaşti / vışti (tsvili): ?

vatan (rodina): vatan

vatreşen, vatreşna, vatreşnu (vıtreşen, vıtreşna, vıtreşno): iç, içerideki, içteki, iç taraftan

Vayda: Vahide (öa)

vayna (ohkam): vah etmek, inlemek (ohna i vahna deyiminden)

vaz (vız): üzerinde

vaza (pleten şnur za vrızvane): hayvan bağlamak için örgü ip.

vazboarkanu / vazborkano (): sürekli mide yada duygusal karışıklığı hisseden

vazboartse, vazbartse, vazbortse: yukarı

vazbórkovam: karıştırmak

vazdísanie (dişane, vızduh): nefes, bak vazdişane (vazdişvam fiilinden)

vazdráskavom (bt): tırmanmak

vazdumani gu (): dumana boğmak, hızla ve gürültüyle yapmak

vazel (vızel): düğüm, ilmek

vazgàganim (): zorlamak, işe kuvvet vermek

vazgàlem (razlogvam): çıplak olmak, eteği yukarı kaldırmak

vazgaygani (zapuşi se, zapari se ): yanmak, tütmek

vazgeştisam (otkazvam se): vazgeçmek, kabul etmemek

vazgríbom (bt): çok tırmanmak

vazlítom (bt): karşılamak

vazpaporka (): zorlamak

vazrivam: kazıp çıkarmak, topraktan (patates vs) sökmek

vazsôdam, vazsôdna (vızsyadam): oturmak

vazsor: ?

vazstegarka: uzun sopa, sırık

vaztagarka: at veya eşek yüklerken destek olarak kullanılan direk

vaztigarka (çatalesta dırvena podropa): çatallı, çatal şeklinde, çatal ağaç destek

vaztresam (tresa) : titremek, sarsılmak

vazvare (vızvaryavam): kaynatmak, haşlamak

vazvaren, -a, -u (vareno): kaynamış

vazváren: kızgın (deyim)

vazvrel, -a, -u: kaynamış, köpürmüş

vazvren, -a, -u: kaynamış, köpürmüş

vazvreye: kaynamak, köpürmek

vçeplaşovam: birini paniğe sürüklemek, birini korkutmak, ortalığı karıştırmak

vçesa (çeşa, razçesvam): taramak

vçiléçil / vçileaçil, vçilyaçil: adama benzemek, adam gibi olmak

vçostnato (sgısteno): koyulaşmış, kalınlaşmış

vdabanozam (vtvırdyavam): sertleştirmek

vdabanozen (vtvardil): sertleştirilmiş

vdabanozil (vtvardil): sertleştirilmiş, sertleşmiş

vdígom (bt): uyanmak, bak vdigam

veçè (vèçe): artık, bundan sonra

vèçer (veçer): akşam

véçere: akşam yemeği

veçernu: akşamki

veçeroan: akşamleyin

vedritsa: ahşap süt kovası

vejki / veşki (vejdi): kaşlar

veke (veçe): artık, zaten

véke: bak veyke

velespit (kolelo, velosiped): bisiklet

velet (dete): velet, çocuk, yaramaz çocuk

vélû (velyu, veliçko): yüksek, ulu

vençati: yeni düğün yapmış, yeni evli

vençilo (svatba): düğün

venşávanye: düğün

vèra (vyara): inanç

véra kéfirska / vyara kyafirska: kafir inancı

veren, verna, vernu (veren, verna, verno): güvenilir, inanılır

verenöa (ruyna): virane

veresîye (otmetka): veresiye

vergiye (danık): vergi

verúga (veriga): zincir

vèste, vie ste: sizler

vèstiko (şte mi se, imam jelanie): istiyorum, isteğim var

veşka, veşki (ç) / vejka, vejki (ç) (vejda, vejdi (ç)): kaş

véteno (rozov): pembe

vèter (vyatır): rüzgar

veyçitsa trandafilova: gül dalı

veyka, veyki (ç): dal

veyka: fasulya sırığı, sopa, tahta çubuk, sırık

veyke, veyki (veçe): az kalsın, neredeyse

vézeno (morav): mor

vezir, vezirin (vezir): vezir

vıfdigna sa (uttam) (vdigna se): (oradan) kalkmak, göç etmek

vıfléze (vlyaza): girmek, “flézi: gir”

vıgır (obor): ahır

vıgleni: közlü

vırba, vorba (vırba): söğüt

vırga (tsitsina): topak, yumru, şişlik

vırla: sert, keskin

vırv (mesto za jivotnite): hayvan ağılı

vızbırtse, vazboartse (nagore): yukarıya

vi (vi): size

videm sa, vide sa (vijdam se, vidya se): görünmek

videm, vide (vijdam, vidya): görmek

vídvam (bt): karşılamak

vidyuvam /vidûvam: şarap içmek

vie / vé: siz

viem kitka: çiçek toplamak

vikam (vikam): haykırmak, seslenmek

vinar (vinar): şarapçı

vintse: şarapçık, biraz şarap

vir (ezertse): gölet, gölcük, göze

viran (ruyna): bak verenöa

viruga (veriga): ocakta asılı zincir

visok, visoka, visoku (visok, visoka, visoko): yüksek

visòse, visotse (gore): yukarı

viş (vij): gör! görmekten emir. “vişte: görünüz”

vişne (vişna, vişnya): vişne

vişte: kişnemek

viti piturka: Yufkadan yapılan katmer türü

víyem: çığlık atmak (viya)

viynal (navehnal, izkılçil): burkulmuş

vjeje: kokuşmak, sıcaktan vs. bozulmak

vkaçil (piynal, piyan): içmiş, sarhoş

vkaymetvam (otsenyavam): kıymetlendirmek, değerlendirmek

vkirva mi se (vtılpya mi se): ?

vlázenie (vhod): giriş

vlepöat (hvaştat, sgrabçvat): yakalamak, kavramak

vléza v gûnah (vlyaza v gûnyah): günaha girmek

vlûden (sposoben): yetenekli

vlûdna (vlyudna, srıçna i pırgava): usta ve çevik

vlûtnat (vlyutnat, kisel, vkisnat): ekşimiş, ekşi

vnetre (vnetre, -i, vıtre): iç, içerisi, içi, içeri

vnisku: evin alt katı, en altı

voalk, volk, valk (vılk): kurt

voalna, volna, valna (vılna): yün

voalnan (vılnen): yünlü

voalnan, voalnena, voalnenu / vólneno (vılnen, vılnena, vılneno): yünlü

voalnestu (vılnesto): yünlü, kıllı

voalzanisa / volzanitsa, valzanisa (vızglavnitsa): yastık

voan, van, von (vın): dış, dışarısı, dışarıda

voarga, varga (podutina): ?

voarşe, sıvoarşe (vırşa): yapmak, yerine getirmek

voarşi: işe yaramak “nivarşi: işe yaramaz”

voarzam (vrızvam, vırja): bağlamak

voarzan, -a, -u: bağlı

voaşka, vaşki (ç) (vışka): bit

voatre, vatre (vıtre): iç, içine, içinde

voatreşni, voatreşnik: akraba, yakın, içten kimse

voatreşnu, vatreşnu (vıtreşno): içeriden, akraba olan

vòda, vudoa (voda): su

vodaçke (vodaçkya, kobilitsa): boyunduruk, ata takılan koşum

vòde (vadya): çekmek

vòde: göndermek, salmak, izin vermek.

vódem: eşlik etmek

vodenitsa, vudenisa (vodenitsa): su değirmeni

vodeno (): su, şeker ve sirke ile yapılan ateş düşürücü ilaç

voditsa, vudisa (voditsa): az miktarda su, sucağız

vodno (voden, vodna, vodno): sıvı, sulu

vogal (vıglen): kömür

voglavyavam (slagam oglavnik): yular takmak

vòjo (vıje): halat

vol (vol): öküz

volek (vılk): kurt

vòlenika / volyanika (maşterka): kekik

volnènik (volnyanik): sırma ile süslü yünlü rodop kadın kıyafeti

volzanitsa: bak voalzanisa

vòneva: şiddetli fena koku

voor, vorh (vrıh): tepe, zirve, doruk

vore (vorya, vırvya): gitmek

vorga (tsitsina na glavata): ?

vorh (vrıh): zirve, sütün kaymağı

vori, vari (vırvi): git!

vorli haydute: ?

vórşom (bt): tamamlamak, bitirmek

vortka (kran, vırtok): çeşmenin çevrilerek kapatılan kısmı

vortkam (vrıtkam, zavırtam): çevirmek, kıvırmak

vórvem, vòre (vırvya): yürümek, gitmek

vorzvam (vrızvam): bağlamak

vosá (mıh): yosun

vosa (osa): eşek arısı, yaban arısı

vosest (mıhest): yosunlu

voşka: bit, bak voaşka, vışka

voştenîtsa / voştenîsa (sveşt): mum

vov (vav): -de, içinde

voyniçe (voyniçek): askercik

voynişki şinel: asker paltosu

voynitsi sbiram: asker toplamak

voz (varhu): bak vaz

vozbartse / vozbortse (nagore): yukarı, tepeye

vozganitsa (vızglavnitsa): yastık

vozlavnitsa (vızglavnitsa): yastık

voznak (na grıb): geriye

vozvratki: düğünden 1-2 hafta sonra evli çiftin akrabalarını ziyarete gitmesi

vpetuhva mi sa ( vpeçatlyava): beni rahatsız ediyor, bana dokunuyor

vpina (opira): yaslanmak, bir yere dayanmak, uzanmak

vràçe: fal bakmak

vraçina: fal

vraçka (vraçka): falcı kadın

vrag (dyavol): şeytan, kötü güç

vranya (svraka): saksağan

Vrapvi: Pomak soy ismi

vraştam sa, varna sa (vrıştam se, vırna se): geri dönmek

vraştam, varna / vráştom (bt) (vrıştam, vırna): geri döndürmek

vrat, vtratoat (vrat): ense

vratà (vrata): kapı

vratiçka (malka vrata): kapıcık

vrékam / vreakam (kreştya, karam se): azarlamak, bağırmak (vryaskam?)

vreme (vreme): hava

vrème (vreme): zaman, süre

vreştem (vreştya): at kişnemek, at huysuzlanmak

vris (izvor): kaynak, çeşme, musluk

vrit, vrid (vsiçki, vryut): bak vrut

vritçenka (vsiçki, vryut): bütün, her, hepsi, tümü, bak vrut

vritsam (davam obet, kletva, obeştavam): adamak, yemin etmek, söz vermek

vrû (vsiçki): herkes

vrum (navseki): herkese

vrut, vru, vrit, vrid (vsiçki): bütün, her, hepsi, tümü

vruteh (vsiçkite): her, hepsi, bütün

vsakàtam (vskatam, razvalyam): sakatlanmak

vseka, vseki (ç): herkes

vsékni / vseakni: bir kibrit çöpü yakmak, ateşlemek

vsiçko say: heryer

vsitsa: kışın rüzgarın soğukluğu, çok hızlı hareket eden

vsohnat / vsoahnat (izsıhnal): kurumuş, kuru

vsrede (v sredata): ortada

vşatòren: şaşkın, korkmuş, paniklemiş

vşeturévam (panikôsvam): panik yapmak

vşeturévam sa (panikôsvam se): paniklemek, panik olmak

vşeturil (uplaşil, obırkal): korkmuş, paniklemiş, şaşkınlığa düşmüş

vtasvam sa (vtasvam se): hazırlanmak

vtasvam, vtasam (vtasvam, vtasam): bitirmek, hazır etmek, hazır olmak

vtatonka (vtrisa): ?

vtatonkvam sa (studeno mi e): üşümek, titremek

vtengelçil (vtsepenil): ?

vtezma (polzvane na çujdo): yabancıya hizmet etmek

vtikam (vtikam): telkin etmek, kafasına sokmak, takmak

vtoçvam: elle kuvvetle itmek

vtoknat (pıhnat v neşto): bir şeye takılı olan

vtoyajvam sa (vdırvyavam se): ?

vtrivam (trıgvam): ayrılmak

vudisa (voditsa): sucağız, küçük veya az miktarda su

vudoa: bak voda

vulgé, vulgea / vulgya: peynir, un vs. konan kap

vulge: dişilik organı

vune (vonya): kokmak

vunô / vunöa: kötü koku

vurhú: karşı bak varhu

vuterna (sutrin): sabahleyin

vuternu ranu: sabahın erken vakti

vuternu: sabah

vutrin: sabahtan, sabahleyin

vyarna drujino: güvenilir arkadaş

vyayçitsa: ?

Y

ya sam, yé sam, yaz sam: ben …im.

ya, yé, yaz, yas (az): ben

yàbalka, yebalka (yabılka): elma

yabanciya, yabanciye, yabanjiye / abancie, abanciya, abanjí (yabanciya): yabancı (eril)

yabanjiyka, abanciyka (yabanciyka): yabancı kadın (dişil)

yablan (yablan): çınar

yaboa: yaba

yàdene (yadene): yemek, yiyecek şey

yàdeş (yadets): lades kemiği

yadevo, yadivo yaduvo, edûvo (yadene, hrana): yiyecek bir şey

yaglıçek: havlucuk, peşkircik

yaglık, yaglıtsi (ç): yağlık, peşkir, havlu

yagne, yégne (agne): kuzu

yagneşki (agneşki): kuzuya ait, kuzunun

yagneye sa (agneya se): kuzulamak

yak, yaka, yako, yaki (yak): 1-müthiş, harika, muhteşem, 2-güçlü

yaki galeni: birbirini çok seven sevgililer

yakitsa canfezenka: ?

Yakupisa: Yakup’un karısı

yala, yela (ela): gel (yunanca)

yalanji (lıjets): yalancı

yalnîş (greşen): yanlış

yalnişlû (greşen): yanlış

yàlof, yaluf, yaluv, yalva, -u (yalov, yalva, -o ): kısır

yàm (yam): yemek

Yamanskite hayti: Yaman’ın haydutları

Yamansko: Geçmişte haydutları ile ünlü köy

yamoa (yama): yama

yamûr(dıjd): yağmur, bak: doaş

yamurluk (dıjdobran): yağmurluk

yankesiciye / yenkesiciye (e), yankesiciyka (d), yankesicii (ç) (yankesiciya, yankesiciyka): yankesici

yankesiciyski (yankesidjiyski): yankesicinin

yanuvitsa (byal ravnets): civan perçemi, şifalı bir bitki

yar (propast): uçurum

yara (rana): yara

yaràbisa (yarebitsa): keklik

yàre (yare): oğlak

yarı (polovin): yarı

yaro, yarove (ç)(sipey, myasto): kayrak taşı, yassı taş, yarma taş

yarumski kyafire: rum kafirleri

yasadeva: bak asadev

yasakov (takıv): böyle

yasirin (kloşar, bednyak): serseri, bozguncu

yasla, yeasla (obor): ahır

yasnu (yasno): açıkça

yastık (vızglavnitsa): yastık

yaşmak (kırpa za glava): yaşmak, baş örtüsü

yaşten (s dobır apetit, lakom): çok iştahla, açgözlülükle

yatak (leglo): yatak

yato (hrana): gıda

yatse, yatsa, yése, etse, eçko (mnogo): çok, fazla, bak yése

yatsiye, atsîye: yatsı

yavaş kopele: yavaş, durgun genç

yavaş yavaş, avaş avaş (bavno): yavaş yavaş

yaváşka (bavno): yavaşça

yayçenik (): bak obarnik

yaygiye (lıç): yaygı

yayik: yayık

yayla: bak ayloa

yaytse, yaytsa (ç) / yayse, yaysà (ç) (yaytse, yaytsa (ç)): yumurta

yazık (yazık): yazık

yazîye (pisane): yazı

ye, e (e): -dir, -dır. Olmak fiili geniş zaman

yeadam, yeadna (yadvam, yadna): az ve acele yemek

yealvu (): kısır

Yedi (sedem): yedi

yeftin (eftin): ucuz

yeftinu (eftino): ucuzlukla

yégne: bak yagne, agne

Yegus (Avgust): Ağustos

yèham, yahna (yahvam, yahna): binmek

yejak, ejak, ejek (ejık): kirpi

yek, yak (zdrav, silen): sağlam, sağlıklı, güçlü, bak yak

yemíş, imiş (smokini): yemiş

yemişlik (plodovi gradini): yemişlik, meyve bahçesi

Yemka: Emine (öa)

yenge (lelya): bak ingöa

yenkehaya, yankehaya (zamestnik kehaya): yankahya, kahya yardımcısı

yénkesiciye: bak yankesiciye

yérabiça (yarebitsa): keklik

yeranó (kran): vinç

yerbap: bak erbapin

yerebat: kekliğe benzer kırçıl tüylü tavuk

yergene (ergen): ergen

yése lafçiye: çok lafçı, geveze

yése mlogu: çok fazla

yése: çok, bak yatse

yesiy yeniy: hem öyle hem böyle

yestilif / yestiliv: her zaman iştahlı kimse

yéş (yaj): ye! yemekten emir, “yeşte: yiyiniz”

yetarva (etırva): elti

yétse: bak yatse

yevaş yevaş /avaş avaş (bavno): yavaş yavaş

yide (ida): gelmek, gitmek, varmak

yidem (idvam): gelmek

yima (ima): var

yimam (imam): sahip olmak, var olamk

yioprate: yola geçirmek

yo (eto): işte

yoçi (ç) (oçi): gözler

Yoçku (May): Mayıs

yodar/ yodır (e), yoadra, yodra (d), yoadri, yodri (ç) (edır, edra, edro): iri, büyük

yofsa: bak. ofse (ovtse)

yola (ela): gel, bak yala, ela

yoldaş, yoldaşe, yoldaşlar(spıtnitsi): yoldaş, yoldaşlar

Yomka: Emine (öa)

yomvam, yomna (trıgvam po, napadam): yola düşmek, yola koyulmak

yonitsa (mlada krava): genç inek, henüz doğurmamış inek

yora (hora): halk

yorumenbiya (çujdenets, çuzdentsi): yabancılar, ecnebiler

yoşte: bak oşte

yot: ot

yovno, yovnove (ç): keçi

yoz(): öz

yoz: yoz

Yöriçiti: Pomak soy ismi

yuda (buriya, hala): fırtına, bora

yudaren: bak udaren

yudi (samodivi): periler. Efsaneye göre dağlarda gençleri kandırarak güzel kızlara dönüştürdüğü söylenir.

yududol: aşağıdan

yufkà (yufka): yufka

yug (yug): güney

yulare (oglavnik): yular

yume / yumya (vimeto na kravata, vime): inek memesi

yumruk, yumrutsi (ç): yumruk, bak kukuda

yunaçe (yunaçe): yiğit, yiğitçik

yunaçen, yunaçna, -u (yunaçen, yunaçna, -o): yiğitin, yiğite ait, yiğit (şeyi)

yunak (yunak): yiğit, kahraman

yunaşki (yunaşki): kahramanca

yunaşki, -a, -u (yunaşki, -a, -o): yiğite ait, yiğitin, yiğit şeyi

yunena basma (): yıkanmış basma

yunitsa (mlada krava): henüz dana doğurmamış genç inek

yurdek, yurdeçka (d) (patitsa): ördek,

yurgan (yurgan): yorgan

yurganciye (e), yurganciyka (d), yurgancii (ç)(yurgandjiya yurganciyka): yorgancı

yurganciyski, -a, -u (yurganciyski, -a, -o): yorgancının

yurganski (yurganski): yoganın, yorgana ait

yurùk, yurùtsi, yurusi, yurutse (ç) (yuruk, yurutsi (ç)): yörük

Yurukovi: Pomak soy ismi

yurùski (yuruşki): yörüke ait, yörükün

Yurutse (Yurutsi): Yörükler

Yus (sto): yüz

Yus godíni (sto godini, vek): yüzyıl

Yusmenvi: Pomak soy ismi

Yusufisa, İsufisa: Yusuf’un karısı

yuvoa: yuva bak: gnezdu

yuzçe (stogramovo şişentse): yüzlük, meyhanede yüz gramlık rakı şişeciği, 100 cc lik şişe

yuzina (turbina, dinamo): türbin, dinamo

yüme, yûme (ime): ad, isim

yürnek (proba): örnek

Z

za (za): için, -ye,-ya, hakkında

za kak: neden, niçin

za oti: çünkü

za tèbe: senin için, sana

za vrut: herkes için

za vse (za postoyanno): sürekli olarak

zabarávem (bt): unutmak

zabàrem / zabaryam (zabravyam): unutmak

zabataçvam (zabataçvam): batırmak, iflas etmek

zabàva (zabava): gecikme

zabàvem, zabàve (zabavyam, zabavya): gecikmek, yavaşlamak

zabavenu (zabaveno): gecikmiş, yavaş

zabayhùtvam sa (zabazganyam): fırlatmak, atmak, beyhude atmak, boşuna atmak (beyhude kelimesinden)

zabazganem, zabazganyam (zahvırlyam): fırlatmaya başlamak

zabela (zaprıjka): kızarma, kızarıklık

zabela, zabele (maznina, zaprıjka): pişmeye başlamak

zabélen (zabyalen): pişmeye başlamış

zabelvam (zaprıjvam): kızartmak

zabeyhutil sa e (): neden geldiğini unutmak

zabıhtava ma (zaduşava me): beni boğuyor

zabızganil, zaboazganil (hvırlil, zahvırlil): atılmış, fırlatılmış

zabildisvam (razvalyam, pohabyavam): ? (zabayıldisvam)

zabişta (zıb): diş

zabit (naçalnik): zabit, subay

zabliyávam (bt): istihdam etmek

zaboarkam (zabırkam): karıştırmak

zaboril, zaburil (zabravil): unutmuş

zabrajdulvam (zadrıstvam): ?

zabranén (zabranen): yasak

zabràvem (zabravya): unutmak

zabulèvam, zabulèye (zabolyavam, zaboleya): hastalanmak

zabulî ma (zaboli me): ağrımaya başlamak

zabulka (zabradka): ?

zabun (elek): zıbın, yelek, üst elbise

zabureava (razseyan): unutkan

zàburem, zàbura (zabravyam): unutmak

zaburi sa (zaborya se): unutmak

zaçeakam (zaçakam): beklemeye başlamak

zaçerneyè sa (zaçernya se): kararmak

zaçerveyè sa (zaçervya se): kızarmak

zaçûde (zaçudvam, zaçudya): po. düşünmek, bg. şaşırtmak

zaçûdem sa (zaçudvam se): po. düşünmek, bg. şaşmak

zaçukam (zaçukvam): kapı çalmak

zaçùye (zaçuya): duymak, işitmek

zad (zad): arka, arasında, öte, ötede

zadadem, zadam: ?

zadeavam sa (zadyavam se): yardımlaşmak, bakınmak, konuşmaya başlamak

zàden, zadna, zadnu (zaden, zadna, zadno): arkadan, geriden, arkadaki, gerideki

zadenvam (natovarvam na grıb): ?

zadnitsa (): atın vs. terkisi

zadrazén (ştastliv): mutlu

zaedem / zayedem, zaede / zayede (zayajdam): yemek, yemeğe başlamak

záek (zaek): tavşan, bak zayek

zafàtem / zafatam (zapoçvam): başlamak

zafátom (bt): başlamak

zafçera (zavçera): önceki gün

zafçéraşnik: önceki gün

zaftárem (povtaryam): tekrarlamak

zaftásavom (bt): yetişmek

zagagulvam (prikrivam, potulvam): gizlemek, konuşmaktan kaçınmak

zagalil (zalyubil): sevmiş

zagaratesvam (otslabvam): zayıf düşmek, zayıflamak

zagarçe sa (gırça se): kıvrılmak

zagárenie: susuzluk, içi susuzluktan yanmak

zageçih (zamrıknah): ?

zaglaveye (): başgöz etmek, nişanlanmak

zagledvam sa (zabavyam se, zakısnyavam): gecikmek, geç kalmak

zaglöadvam, zaglöada: avunmak

zagniye (zagnivam): çürümeye başlamak

zagoarçem, zagarçem, zagarçe (): kıvırmak

zagràde (zagrajdam, zagradya): çevirmek, duvar örmek, inşa etmek

zagrèyem (zagryavam, zagreya): ısınmak, ısıtmak

zagrîbam (hvaştam, zagrebvam): ?

zagùba (zaguba): kayıp, zarar

zagùbem sa, zagubi sa (zagubyavam se, zagubya se): kaybolmak

zagùbem, zagube (zagubvam, zagubya): kaybetmek

zaguben, zagubena, zagubenu (zaguben, zagubena, zagubeno): kaybolmuş, kayıp

zagubóvom(bt): kaybetmek

zahapem, zahape (zahapvam, zahapya): ısırmak

zahiröa / zahirô: zahire

zahlebî (otvleçe se, bolestno sıstoyanie): ?

zahlupvam, zahlupam (zahlopvam, zahlopam): kapıyı vurmak, kapıyı çarpmak, kapatmak

zaho dnitsa (bremenna jena): hamile kadın

zahoarkam (zahırkam): horlamaya başlamak

zahod (bremennost): gebelik

zahodam (karam bremennost): hamilelik geçirmek

zahràne (zahranya): beslemeye başlamak

zahuten : ?

Zaimovi: Pomak soy ismi

zakàçem (zakaçvam, zakaça): takmak, asmak

zakaçulen: hayvan örtüsü, çul

zakálom (klane): katliam yapmak

zakanvam / zakanem: tehdit etmek

zakıpa, zakoapa (krıpka): ?

zakırfiçva, zakoarfiçva (): ?

zakırpa, zakoarpa (krıpka): ?

zakıtina, zakoatina (zakıtano): ?

zakiçem sa, zakiçe sa (zakiçvam se, zakiça se): çiçeklenmeye başlamak

zakiçem, zakiçe (zakiçvam, zakiça): çiçeklenmek

zakiçvam (): süslemek

zakimen (zamislen): düşünceli, düşünceye dalmış

zakipem, zakipeye (zakipyavam, zakipya): kaynamaya başlamak

zakitem, zakiteye (zakitvam, zakitya): süslenmek

zaklàn, zaklàna, zaklànu (zaklan, zaklana, zaklano): kesilmiş, öldürülmüş

zaklûçem, zaklüçem (zaklyuçvam): kilitmek

zaklyuçena /zaklûçena, zaklûçenki: kilitli

zakoalnam (zaklevam, zakılna): yemin ettirmek

zakoalnam sa (zaklevam se, zakılna se): yemin etmek

zakoarpem, zakoarpe (zakırpvam, zakırpya): yama yapmak

zakoasem (zakısvam, zakısam): yırtmak

zakoasem sa (zakısvam se): yırtılmak

zakolem kurban: kurban kesmek

zakòlem, zakòle (zakolvam, zakolya): boğazlamak, bıçaklamak, kesmek

zakopçano: düğmelenmiş

zakoreneyal (zakorenyal): kökleşmiş

zakrèpen (staratelen): ?

zakrèpenu / zakryapeno (izpipano): ?

zakritu (zakrit, zakrita, zakrito): gizli, örtülü, saklı

zakriveno: eğri, yamuk

zakriyem sa, zakriye sa (zkrivam se, zakriya se): örtülmek, gizlenmek, saklamak

zakriyem, zakriye (zakrivam, zakriya): örtmek, gizlemek, saklamak

zakupàvem, zakupàye (zakovam, zakopaya): ölü gömmek, defnetmek

zakuraveyè (zakoraveya): sertleşmek, kartlaşmak, katılaşmak, kurumak

zakuravyeal (zakoravyal, zakoravyala, zakoravyalo): sertleşmiş, kurumuş, katılaşmış

zakuvagu sa şeyka: çivi çakmak

zalàye (zalaya): havlamak

zaledèyem (zaledyavam, zaledya): buzlanmak

zalégam / zalyagam (zalyagam): ?

zalègna (zalegna): yere yatmak

zalepem (zalepvam): tokat yapıştırmak, tokatlamak

zalèpem (zalepvam, zalepya): yapıştırmak

zalepenu: yapışkan

zalepna (zalepna): yapışmak

zalımin (jestok): zalim

zaloşka (zalıçe): lokmacık

zaluga, zaloga (zalıg): lokma

zamahna (zamahna): sallamak

zaman (vreme): zaman

zamàzam (zamazvam, zamaja): sürmek, badana yapmak

zameata, zametna (zamyatam, zametna): fırlatmaya, atmaya başlamak

zamen, zamene: bana, benim için

zamesam, zamesè (zamesvam, zamesya): hamur yoğurmak

zametam (zamitam, zameta): süpürmeye başlamak / zamítom (bt): süpürmek

zàmi, zoami, zima (da vzema): almak

zaminam, zamina (zaminavam, zamina): yola çıkmak, hareket etmek, bir yerden geçmek

zamoaçem se, ızmoaçe se (zamıçvam se, zamıça se): üzülmek, çok uğraşmak

zamoaglen, ızmoaglen (zamıglen, zamıglena, zamıgleno): sisli, bulanık

zamoçvam: ?

zanas: bize, bizim için

zanayàt (zanayat): zanaat, meslek

zanayatçiye (zanayatçıya): zanaatçı

zandraba (otnesen, zamaen): ?

zanega, zanegu, zaneya: onun için

zanésam, zanesa (zanasyam, zanesa): götürmek, taşımak, getirmek

zánik (zapad): batı

zanizam (zanizvam, zanija): dizmeye başlamak

zanolka, za anolka (): o kadarcık

zanosem, zanose (zanosvam, zanosya): taşımaya başlamak

zaobraştam ( zaobrıştam): çevirmeye başlamak

zaostrem (zaostryam): sivriltmek, bilemek, keskinletmek

zapàdam, zapàdna ( zapadam, zapadna): düşmek, gerilemek

zapadnal, zapadnala, zapadnalu (zapadnal, zapadnala, zapadnalo): düşmüş

zapalem sa, zapale sa (zapalvam se, zapalya se): tutuşmak, yanmak

zapàlem, zapàle (zapalvam, zapalya): tutuşturmak, yakmak, ateşlemek

zapalen (zapalen): yanmış

zapalka (zapalka): çakmak

zaparastil (zainatil, zapınal): ?

zaparli (paleşt, goryaşt): yakıcı

zapàzan, zapàzana, zapàzanu (zapazen, zapazena, zapazeno): korunmuş

zapàzem (zapazvam, zapazya): korumak

zapàzem sa (zapazvam se, zapazya se): korunmak

zapeka (zapiçam, zapeka):kızartmak, pişirmek

zapènam sazapenè sa (zapenvam se, zapenya se): köpüklenmek

zapènan, zapènana, zapènanu (zapenen, zapenana, zapenano): köpüklü, köpüklenmiş

zapenka (spınka): engel

zapèyem, zapeyè (zapyavam, zapeya): şarkı söylemeye başlamak, kuş ötmeye başlamak

zapina (zapıva): ?

zapîsam sa, zapişe sa (zapisvam se, zapişa se): yazılmak

zapîsam, zapîşe (zapisvam, zapişa): yazmak, kaydetmek

zapîtam (zapitvam, zapitam): sormak

zaplàkam, zaplàçe (zaplakvam, zaplaça): ağlamak, ağlamaya başlamak

zaplàşem (zaplaşvam, zaplaşa): korkutmak

zaplàta (zaplata): po. ödemek, bg. aylık maaş

zaplàtem, zaplàte (zaplaştam, zaplatya): ödemek

zaplètam, zaplèta (zaplitam, zapleta): örmeye başlamak

zaplüyem, zaplüye (zaplyuvam, zaplyuya): tükürmek, rezil etmek

zapoalne (zapılvam, doldurmak): doldurmak

zapomnem (zapomnyam, zapomnya): hatırlamak

zapöanatu, zapionato (trudno): asılarak, zorla, güçlükle

zapréye (zapreçvam): durdurmak, engellemek

zapreye sa (zapreçvam se): durmak, engellenmek

zaptisam, zaptisa (zapazil, zael): zaptetmek, yer işgal etmek

zaptiye (zaptie, politsiya): zaptiye

zapuşem, zapuşa (zapuşvam): tıkamak

zaradî (zaradi): için, sebebiyle, nedeniyle, onun için

zaradi Allah (zaradi Allah): Allah için

zaran rano: sabah erken

zaran: sabah

zarar (vreda): zarar

zaravneye (zaravnyavam, zaravnya): düzlemek, düzeltmek

zareazam, zarèja (zaryazvam, zareja): kesmeye başlamak

zaredè sa (zarejdam se, zaredya se): dizilmek, sıralanmak

zaredèye (zarejdam, zaredya): dizmek, sıralamak, düzenlemek

zarevè (zarevavam, zareva): bağırmaya başlamak

zarf (plik): zarf

Zarifina: Zarife (öa)

zaròvem, zaròve (zaravyam, zarovya): gömmek, defnetmek

zarukam: bağırmak, haykırmak, seslenmek

zarusî (zarosi): çiselemek

zasekà (zaseka): kesmeye başlamak

zasemi sa (pbırka se): ?

zaseyè (zasyavam, zaseya): tohum ekmek

zasgada: ?

zasigà (zasega): şimdilik

zaslùşem (zasluşam): dinlemeye başlamak

zasmeat, -a, -u (usmihnat): güleç, güleryüzlü

zasmènu (zasmyan, zasmyana, zasmyano): güleç

zasmeyè sa (zasmeya se): gülümsemek, gülmek, gülmeye başlamak

zasoahna (zasıhna): kurumak

zaspàlu (zaspal, zaspala, zaspalo): uyumuş

zaspîyem, zaspeye, zaspa (zaspivam, zaspya): uykuya dalmak

zasramvam (zasramvam): utanmak

zastáem (spiram): durdurmak

zastaga (kopçe): kopça

zastigam, zastigna (zastigam, zastigna): yetişmek

zastîna (zastivam, zastina): soğumak

zastiskam (zastiskvam, zastiskam): sıkmaya başlamak

zastopem, zastoape (zastıpvam, zastıpya): basmak, ayak basmak

zastrug (gavanka): ?

zastruga (solnitsa): tuzluk

zasùçe (zasuça): emmeye başlamak

zasugançil (zahvırlil): ?

zasuşî sa (zasuşi se): kurumak

zasuşten (): örtülü, üstü kapalı, gizli

zasuştvam (zakrivam): örtmek, gizlemek, üstünü kapamak

zasvàle / zasvalya (sıbliçam): elbise çıkartmak, soyunmak

zasvîrem, zasvîre (zasviram, zasvirya): çalmaya başlamak

zaşipçeno: dikenli çalılardan yapılmış yer

zaşîyem (zaşivam, zaşiya): dikmek

zaştim: neden

zaştîpem (zaştipvam, zaştipya): çimdiklemek

zaşto (zaşto): niçin, neden

zaştotu (zaştoto): çünkü

zaşùpilu se: dalgın

zaşùpiluye sa(): bunamak, aptallaşmak

zatlaçvam (zadrıstvam): ?

zatoamneyè (zatımnya): karartmak

zatoamneye sa (zatımnya se): kararmak

zatoknovam (zadelyam, sbiram): ?

zatoy (zatuy):bunun için

zatrala (dosadnik): rahatsız edici

zatràlem (zatralyam, dosajdam): rahatsız etmek

zatreaskam (zatryaskam): çarpmaya başlamak

zatreavam (zatryabvam): lazım olmak

zatrepeye (zatrepeya): titremeye başlamak

zatresam (treperya): titremek

zatroase (zatırsya): aramaya başlamak

zatùlen (skrit, pokrit): örtülü, gizli

zatumuruçenu: siyah fırtına bulutları ile kaplanmış

zatvà (zatova): bunun için, bundan dolayı, bu nedenle

zatvòran, zatvòrana, zatvòranu (zatvoren, zatvorena, zatvoreno): kapalı, hapsedilmiş

zatvòrem (zatvaryam, zatvorya): kapatmak

zatvorena, zatvorenki (zatvoren): kapalı

zaudrem (zaudryam): vurmaya başlamak

zauràt (zapınat, truden): sert mizaçlı

zaustrenu (zaostren, zaostrena, zaostreno): bilenmiş.

zautreşnik (v drugi den): yarın için, yarına

zavalliye (e), zavalliyka (d), zavallii (ç) (beden,okayan): zavallı

zavarteyè, zavarti (zavırtya): döndürmeye başlamak, sıkıştırmak

zaviya, zaviye (zavivam): çevirmek, sarmak

zavoarne (vızel): düğüm

zavoarşan (zavırşen): bitmiş, tamamanmış, tükenmiş

zavoarşem, zavarşî (zavırşam, zavırşa): bitirmek, tamamlamak

zavoarzam (zavırzvam, zvırja): bağlamak

zavrate (obırna, navi): dönmek, çevirmek

zavtarem, zavtaryam ( povtaryam): tekrarlamak

zavtasvam (uspyavam, na vreme sım): ?

zavtıkna: ?

zayàdem sa (zakaçam se, nerviram nyakogo): öfkelenmek

zàyak, zayek, zaek (zaek): tavşan

zaydi (zalez): gün batımı

zayédem (zayajdam, zayam): yemeğe başlamak

zayenkas (falşiv, na şega): yalancıktan, şakadan

zayif (slab): zayıf

zaznuen (izpoten) : terlemiş

zaznuevam sa (izpotyavam se): terlemek.

zbíranie (sıbirane): toplama

zbírom (bt) (sıbiram): toplamak

zdim (sedim): oturmak

zdrave, ızdrave, zdrávie: sağlık

zdrubem sa, zdrobe sa: doğranmak, kendini doğramak

zdrubem, zdrobe: doğramak

zdumvam, ızdumvam (nagovaryam): konuşmak

zdyalka (vızglavnitsa): yastık

zebil pravem: zebil etmek

zebil: zebil

zefk (udovoltsvie): zevk

zehir (otrova): zehir

zehirli (toksiçen): zehirli

zehtin (zehtin): zeytin

zekeyat: zekat

zèle (zele): lahana, bak: lahna

zelen bosilek: yeşil fesleğen

zelèn, zelèna, zelènu (zelen, zelena, zeleno): yeşil

zelen: ham, olgunlaşmamış, ermemiş

zeleneyè (zeleneya): yeşillenmek

zeleneyè sa (zeleneya se): yeşillenmek

Zelina, Zelinka, Zeliş, Zelişka: Zeliha (öa)

Zeliş, Zelişka: Zeliha (öa)

zembil (koşnitsa): zenbil

zemleak /zemlâk (zemlyak): aynı toprak, hemşeri

zemôna: yer, zemin, toprak

zemöa /zemé/. Yer, toprak

zemöa/ zemé (zemya): yer, arazi, toprak

zemöan, zemöana, zemöanu (zemen, zemna, zemno): toprak, yere ait

zemzem: zemzem

zemzemska voda: zemzem suyu

zengii (stremena, streme): ?

zengínin (bogat): zengin

zenkôrin (pakostnik, prokletnik): ziyankar, zararcı

zenzele (zemetresenie): zelzele

zepam (gledam): bakmak

zerdelína (kaysiya): kayısı

zere, zari (poneje): zira, herhalde, galiba, tevekkeli

zerzevat (zelençutsi): zerzevat, sebzeler

zerzevatçiye (e), zerzevatçiyka (d), zerzevatçii (ç): zerzevat

zevzek (prikazliv, bıbriv): zevzek

zeyeret (poseştenie): ziyaret

zgádanye: barış

zgláva mi: öyle düşünüyorum

zıbın: zıbın

zırnık: zırnık

zifçek (smola): zift, asfalt

zigáro, zigàru, sigàru (tsigara): sigara

zîgna (zavi zad): arkasına dönmek

zil (zvınets): zil

zîma, zime (ç) (zima): kış (yunanca cheimona: simona)

zîmam, zîma (zemam, zema): almak

zimay: al ! (almaktan emir)

zimna (zimen, zimna, zimno): kışlık, kışın, kışa ait

zímom (bt): almak, bak zimam

zindanin, zandan (tımnitsa): zindan

zînvam (otvaryam usta): ağzını açmak

zinvam (otvaryam usta, zyapvam): ağzını açmak

zitín: yağ, bak zehtin

ziyanciye (e), ziyanciyka (d), ziyancii/ ziyencii (ç) (): ziyancı

zlan mésto (loşo myasto): kötü yer

zlaten prısten /zlatan poarsten: altın yüzük

zlatnu (zlatan, zlatna, zlatno): altından

zlatu (zlat, zlata, zlato): altın

zmíya: yılan bak izmiye

zmiyka usoyna: yılan zehiri

znayem, znaye (znaya, znam): bilmek

znaynitsa: şifalı bitkilerle tedaviyi bilen kadın

znoy (pot): ter

znoyvem, znoyva (potya se): terlemek

zoab, zoaba, zob (zıb): diş

zoaban, zoabna, zoabnu (zıben, zıbna, zıbno): dişe ait

zoabest, zoabesta, zoabestu (zıbest, zıbesta, zıbesto): dişlek

zob: diş bak zoab

zóbava fúrça (çetka za zıbi): diş fırçası

zobilnik (): dişlik, at dişliği

zobilnitsa: diş torbası, atın ağız torbası

Zoguvitsi: Pomak soy ismi

zolba (sestra na sapruga): baldız

zólezo: demir, bak jelézu

zolum: bak zulum

zomam (vzemam): almak

zonitsa: bak zunitsa

Zonvi: Pomak soy ismi

zor (zor): zor

zor zaman (krayna nujda): kara gün için saklanan

zòra: şafak

zorla: bak zorlem

zorlan dovedam: zorla götürülmek

zorlan: zorla

zorlem (zorlem): zorla

zornu: zor şekilde

zöat (zet): damat

zubilnitsa: atın diş torbası

zuknal (huknal da byaga): kaçmaya çalışmak

zukum: zakkum

zulenitsa (zelena muha mesarka): yeşil sinek

zulum (pakost, belya): zulüm

zunitsa (gorska yagoda): dağ çileği

zunitsa / zonitsa, zunitsi (ç): yabani çilek, orman çileği

zunka, zûnke (zyunkya, nebesna dıga): gökkuşağı

zurnoa, zurni (ç): zurna

zutruşnik, za utreşnik: yarına, yarın için, yarınki gün

zuvà sa (zova se): denilmek, isimlenmek

zuveye (aksent): aksan, şive, konuşma tarzı, deyiş biçimi

zuveye (zova): denmek

zúvi zdrávi: hoşça kal (bt)

zümbül (syumbyul): sümbül

zvezda, zveazda, zvezdi (ç) (zvezda): yıldız

zvezdan, zvezdana, zvezdanu (zvezden, zvezdena, zvezdeno): yıldızlı

zviska: henüz kuzu doğurmamış koyun

zvizdarka: oğlak doğurmamış keçi

zyan (vreda): ziyan, kötü durum

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s